Cüret, emek, irade

Politik spektrumun herhangi bir yerindeki herhangi bir partinin uzantısında tanımlanmak, kendisinin ve örgütünün varlığını partiye eklemlenmiş kabul etmek, işçi cüretinin katilidir. İşçiyi fikirsiz, iradesiz, muhakeme yeteneğinden mahrum kalmış bir kütle olarak gören, kimliksiz ve kişiliksiz bir zümre olarak tanımlayan bu insanlarla işimiz var

Cüret, emek, irade

Çankaya Belediyesi’ne bağlı ÇANPAŞ işçilerinin TİS süreci, Genel İş Genel Merkezi’nin imzasıyla sona erdirildi. Pazarlık ve müzakerenin devam etmesinin beklendiği bir ortamda işçinin iradesinin temsil gücünü elinde bulundurması gereken şube yönetimi ve etrafına kenetlenmiş işçiler yok sayılarak imzalandı sözleşme.

Neden böyle oldu?

Çankaya Belediyesi işçileri olarak, yetiştirilme tarzı ve kişilik yapılarımız gereği, sosyal ve medeni insanlar olmanın gereği olarak, muhatabımız ya da paydaşımızın beyanını esas kabul ederiz. Bize “Böyle olacak” dendiğinde, hele bunu söyleyen yan yana olduğumuz insanlarsa bunu gerçek kabul ederiz. Diğer türlüsü ahlaki erdemleri, beşeri ilişkilerimizi, varlığımızı ve irademizi tartışmaya açmak olacaktır. Sana “yoldaş” olması gerekenin yalan da olsa beyanına itibar etmek gafletine tutulmuşuz. Bireysel olarak buna uymasam da genel olarak durum budur.

İmkân ve ihtimallere dair geçmiş öngörüler ve sonuçlar

Her işin başı cürettir. Cüret edilen her hamle bir fırsatla doğar. Bu fırsat, emek hareketi içinde iradeyle katmerlenir. İşçi iradesiyle buluşmuş bir cüreti yükseltmeye çalıştık. Bu cüret, gelenek haline gelmiş bir ilişki düzlemine itirazla yükseldi. Bu itiraz, işçinin iradesi, mücadele azmi ve kararlığını verili olanı yıkma üzerinde yükseldi.

Birbirinden farklı özgül ağırlıkları olan birçok politik, idari ve bürokratik güç odaklarıyla mücadele ve müzakere ederken kurulması gereken denge, “devam etmek için” kurulur. Yoksa emek hareketinin içindeki bireyler, politik çıkar ilişkisine göre şekillenen bir düzleme uyum sağlamaya çalışmaz. Bu tespitin herkes için geçerli olmadığını idrak ettik.

Emeğini satarak geçinen işçinin, alın terinin karşılığı olarak aldığı parayı, siyasi, idari ve bürokratik mevki sahiplerinin “ihsan” olarak değerlendirdiğini biliyoruz.

Politik spektrumun herhangi bir yerindeki herhangi bir partinin uzantısında tanımlanmak, kendisinin ve örgütünün varlığını partiye eklemlenmiş kabul etmek, işçi cüretinin katilidir. Çarpık bir aidiyet duygusu cüreti öldürdü.

Ne istiyoruz?

Bürokrasiye bağlı gelişen durumlara uyum sağlayan bireyler, kurumlar ve örgütler düzeni değiştirip dönüştürme iddiasını kaybeder. Düzlemi değiştirme iddiasını yeniden kurmak, ferah nefes alınan yeni bir atmosfer yaratmak için mücadele etmek gerekir. İşçiyi tebaa olmaya koşullayan “siyaset simsarlarını” uzaklaştırmak ilk hedeftir. Bu simsarların tutturduğu söylem, takındığı tavır, yarattığı iklim emek hareketini boğar. İşçiyi parya gören, alın terinin karşılığını istemesini hakir gören, orta sınıf kibrine kapılmış bu insanları yalıtmak tek seçeneğimiz.

İşçiyi fikirsiz, iradesiz, muhakeme yeteneğinden mahrum kalmış bir kütle olarak gören, kimliksiz ve kişiliksiz bir zümre olarak tanımlayan bu insanlarla işimiz var.

Çankaya Belediyesi ÇANPAŞ işçileri olarak şunun bilinmesini isteriz. Kimse bizim karnımızı doyurmuyor, biz emeğimizle geçiniyoruz! Biz kimsenin, hiçbir parti ya da kurumun “ekmeğini yemiyoruz”, karşılığını alın terimizle fazlasıyla ödediğimiz ekmeğimizi yiyoruz!

* E. Ali Aydın: Çankaya Belediyesi İşçisi

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur