Nuri Günay’la “Abdullah Aydın: Bir sıra neferi” üzerine…

Abdullah hocanın kitabı O’nu kahraman ilan etmek için yazılmadı. Kitabın sonuna doğru kendisi “Ben kendi adıma devrimciliği ve devrimcileri, yoldaşlarımı seviyorum. Birçok eksiğim olduğunu da biliyorum. Kendimi ilerletmek için özeleştirel bakmaya gayret ediyorum” diyor. Bu aynı zamanda her insana yapılmış bir öneridir

Nuri Günay’la “Abdullah Aydın: Bir sıra neferi” üzerine…

Halkevleri Onursal Başkanı Abdullah Aydın’ın, namı diğer Abdullah hocanın hayat hikayesini anlatan biyografik kitap “Abdullah Aydın: Bir sıra neferi”, Nota Bene yayınlarından çıktı.

Bu uzun ve özenli çalışmanın altında Halkevleri önceki dönem Eş Genel Başkanı Nuri Günay’ın imzası var. Günay’la kitabın öyküsü ve sıra neferinin genç kuşaklara mesajı üzerine konuştuk.

Berivan Bila: Kitabın öyküsünü anlatır mısın? Böyle bir kitap yapma fikri nasıl açığa çıktı?

Nuri Günay: Uzun zamandır biyografik eserler ilgimi çekiyor. Genel bilgisine hakim olduğunuz bir konuyu, bir dönemi iyi yazılmış biyografilerle derinlemesine görebiliyorsunuz. Bununla birlikte birçok biyografiyi roman okumak kadar keyifle okuyabiliyorsunuz. Yalnızca devrimci önderlerin biyografilerini kastetmiyorum. Hayatın her alanında pek çok insana dair yazılmış çok güzel kitaplar var.

İnsan hayatlarının değişimlerini, kırılmalarını ve onun toplumsal yaşam içindeki rolünü gözlemlemenin hem öğretici hem de dediğim gibi eğlenceli bir tarafı var.

Bunun yanında son yıllarda canlı tarih çalışması denilebilecek nehir söyleşiler oldukça yaygınlaştı. Biyografiden farklı olarak soru cevap şeklinde yapılan bir çalışma. Kişisel tarihlerin, tanıklıkların, muhataplıkların izinde toplumsal tarihe dair pek çok şey konuşulabiliyor.

Özellikle yakından tanıdıktan sonra Abdullah hocamla böyle bir çalışma yapma isteği hep aklımın bir köşesinde vardı. Yanılmıyorsam üç yıl önce bunu kendisiyle konuştum, uygun buldu ve çalışmaya başladık. Fakat biraz meşguliyetlerden, biraz teknik talihsizlerden, biraz da acemilikten sonuçlanması bugünlere kalmış oldu. Kitabın hazırlanış sürecinde, farklı zamanlarda ve mekânlarda yaptığımız sohbetlerle güzel anılar birikti. Uzayan sürecin olumlu yönü de bu oldu diyebilirim.

Yönteme dair iki seçeneğim vardı. Ya biyografi şeklinde kaleme alacak, hocamın dışında da kişilere ve kaynaklara yönelecektim, ya da doğrudan kendi anlatımını kitaba aktaracaktım. Hocamın anlatması daha güzel ve doğru bir seçenek gibi geldi. Tabiî kendisiyle fikir alışverişinde bulunarak ikinci yöntemi hayata geçirdik.

Diğer yandan da kolay okunabilir, çok küçük ayrıntılarda boğulmayan bir iş çıkartmaya çalıştık.

Abdullah Aydın’la yıllardır birlikte mücadele ediyorsun ve tanıyorsun. Kitabı tamamladığında, zihnindeki Abdullah Aydın imgesinde neler değişti?

Elbette gündelik hayatın ya da mücadelenin akışı içinde pek çok şeyi konuşmadan geçip gidiyoruz. Çocukluk yılları, ailesinin hikayesi oldukça ilgimi çekti. Sosyalist olmasının öyküsünü ayrıntılı bilmiyordum. Hep mücadelenin içinde olduğunu biliyordum ama ayrıntılarını bilmiyordum.

Halkevleri tarihine dair epey okuyup yazmış olmama rağmen bilmediğim çok ayrıntı olduğunu fark ettim. Aynı şekilde eğitim emekçilerinin mücadelesi ve hocanın durumuna ve aldığı sorumluluklara dair ayrıntılı bilgim yoktu.

Sonuç itibariyle tanıyan hemen herkesin hocayı neden çok sevdiği kafamda biraz daha oturmuş oldu. Abdullah Aydın mücadele insanı olmasının yanında iyi yoldaş, iyi insan, iyi eş, iyi arkadaş olmayı da başarabilenlerden.

Kitabın yazarı/editörü olarak yanıtlamanı istesek, Abdullah Aydın’ın yaşam öyküsünün genç devrimcilere anlattığı nedir?

Öncelikle şunu ifade edeyim, bu kitap geçmişin muhasebelerine dair bir söz daha söyleyelim diye yapılmadı. Yalnızca hocamın anılarını anlatmak için de yazılmadı. Hayatı boyunca iyinin, doğrunun, haklının tarafında olan, bu yüzden sosyalist olan, devrimci mücadele için elini taşın altına koyan bir insanın öyküsü izinden mücadele tarihimize bakmaya çalıştık.

En önemlisi, kitap, köşesinden geçmişe dair anlatımlar yapan birisiyle konuşarak hazırlanmadı. Abdullah hoca hala bir çabanın içinde ve kitabın sonuna doğru bunları da konuştuk. İçinde olduğu çalışmaları, çabalarını anlattı.

Kısacası Abdullah hocanın kitabı O’nu kahraman ilan etmek için yazılmadı. Kitabın sonuna doğru kendisi “Ben kendi adıma devrimciliği ve devrimcileri, yoldaşlarımı seviyorum. Birçok eksiğim olduğunu da biliyorum. Kendimi ilerletmek için özeleştirel bakmaya gayret ediyorum” diyor. Bu aynı zamanda her insana yapılmış bir öneridir.

Yine doğrudan kendi sözlerini aktararak soruyu cevaplamış olayım: “Genç arkadaşlarım bu düzenin şu ya da bu biçimiyle çarklarında ezilmek istemiyorlarsa, kirlenmek istemiyorlarsa mücadelenin bir parçası olsunlar. Fazlasını yapabileni takdir ederiz, ardından yürürüz. Az olur, çok olur. Birisi on metre koşar, birisi beş metre koşar. Birisi üç kilo yük kaldırır, birisi on üç kilo kaldırır. Devrimci mücadelenin, fikirlerin dışına ne olursa olsun düşmemek gerekir. Benim naçizane önerim budur.”

* Kitabı Halkevleri şubelerinden, notabene.com.tr’den ve kitapçılardan edinebilirsiniz.

Söyleşi: Berivan Bila

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur