Malatya Çevre Platformu: Paranın gücüne tapanlar, yaşam alanlarımızı yağmayarak bizleri ücretli köleliğe mahkum etmek istiyor

Çoğunluğu maden projeleri için olmak üzere 735 ÇED başvurusunun yapıldığı Malatya’da köylüler maden projelerine karşı direniyor. Maden şirketlerinin yaşam ve üretim alanlarını gasp ederek, kendilerini asgari ücretli köleliğe mahkum etmek istediklerini belirten köylüler, hafta sonu yapacakları direniş etkinliklerine bugün yaptıkları açıklama ile başlattı. Malatyalı köylülerin direnişini Sendika.Org muhabiri Ceylan Bulut yerinde takip ediyor

Malatya Çevre Platformu: Paranın gücüne tapanlar, yaşam alanlarımızı yağmayarak bizleri ücretli köleliğe mahkum etmek istiyor

Dünya kuru kayısı ihtiyacının yüzde 85’ini karşılayan, kayısının yanı sıra üzüm, ceviz, kiraz başta olmak üzere meyve tarımının gelişkin olduğu Malatya, 354’ü endemik olmak üzere toplam bin 890 bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda Hititlerden Selçuklulara binlerce yıllık tarihi bir mirasa da sahip olan kentin doğası ve tarihi varlıkları patlatmalı ve siyanürlü madencilik tehdidiyle karşı karşıya.

Çoğunluğu maden projeleri için olmak üzere 735 ÇED başvurusunun yapıldığı Malatya’da köylüler doğaya ve yaşama sahip çıkmak için mücadelelerine devam ediyor.

“Doğanın siyaseti, partisi yok”

Malatya Çevre Platformu (MAL-ÇEP), Arguvan ilçesi Şotik (Atma) köyü, Aşağı Konak, Emir Hasan mezrasına yapımı planlanan maden sahasında bir basın açıklaması yaptı. Açıklamayı MAL-ÇEP adına Arguvan Temsilciliği yürütme kurulu üyesi Muharrem Bayram okudu.

“Doğanın siyaseti, partisi yok. Dili, dini, ırkı, etnik kimliği de yok” yok diyen Bayram, şöyle konuştu:

Bu vahşi kapitalist politikalarla son yirmi yıldır yurdumuzun her yerinde doğa hunharca talan edilip, tüm yeraltı ve yerüstü kaynaklarımızı sonlandırarak, sürdürülebilir yaşamı ve doğanın ekosistemini yok ediliyor. Hayati öneme sahip bu değerli kaynakların talanı, aynı zamanda başta içinde yaşadığımız doğa olmak üzere tüm yaşam alanlarımız da bir bir yok ediyor. Yeraltı sularımız kullanılan kimyasallarla zehirleniyor, patlatılan dinamitlerle kayaçlarından ayrılıyor, tatlı ve acı sular birbirine karışarak içilemez hale geliyor ya da tamamen kuruyor. Ülkemizdeki tüm su kaynaklarımız maden şirketleri tarafından ya zehirlenerek kullanılmaz hale geliyor ya da kurutuluyor.

İnsanlar üretimden men diliyor

Köylülerin üretim alanlarından yakınlarında çok sayıda maden alanının bulunduğuna dikkat çeken Bayram, “Her türlü denetimden uzak bu maden ocakları köyün, köylünün ortak merasını, yaylasını, otlak alanlarını, tapulu arazisini, bağını, bahçesini bazen zorlayarak bazen de kamulaştırma ile yok pahasına satın alarak insanları üretimden men ediyorlar” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Yüzlerce yılda ancak yetişen en değerli ormanlarımız, dağlarımız, tepelerimiz, meralarımız, otlaklarımız, en değerli tarım arazilerimiz, topraklarımız emperyalist sermaye şirketlerine ya doğrudan yok pahasına satılıyor ya da 49 yıllığına, 99 yıllığına devrediliyor. Çıkarılan tüm madenler başta altın olmak üzere, hammadde olarak yurt dışına sorgusuz sualsiz götürülüyor.

Sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre, sağlıklı ekosistem ile bir bütündür

İçinde yaşadığımız doğanın, yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin hoyratça kullanılmasına, talan edilmesine, yok edilmesine, geri dönüşü mümkün olmayan çevre felaketlerine yol açmasını istemiyoruz. Sağlıklı yaşam, sağlıklı çevre, sağlıklı ekosistemle bir bütündür.

Doğamız, yaşam alanlarımız, ülkemizin tüm il ve ilçeleri maden şirketleri ve onların işbirlikçi maden lobilerince soyguna, vurguna, talana çevre felaketine maruz kalıyor. İlimiz Malatya ve tüm ilçeleri de aynı durumdan nasibini almış olup, ilçemiz Arguvan’da ise 29 adet ÇED başvurusu yapılmış durumda.

Bu maden sahaları Şotik, Göçeruşağı, Çakmak (Sığırcıuşağı), Yoncalı (Birik), Alhasuşağı, Bellikler, Gökağaç, Kömürlük, Kuruttaş, Ermişli köylerimizi kapsamaktadır.

Şu an bulunduğumuz bölge Arguvan ilçemizin Şotik (Atma) köyü, Aşağı Konak, Emir Hasan mezrasıdır.

Ağustos 2020 yılından itibaren 200 adet sondaj yapılmakta olup, yeni numaralandırmalar her geçen gün artarak devam etmektedir.

Hem maden sahası hem baraj su havzası

Açıklamanın yapıldığı maden alanının aynı zaman da Yoncalı sulama barajının su havzası içinde olduğunu ifade eden Bayram, “Eğer bu sondajları engelleyemezsek, sondajlardan dökülen atık zehirli sular baraj isale kanalları ile sulu tarım yapılacak olan tüm arazilerimizi zehirleyecek, dolayısıyla ekilen ürünlerden sağlıklı mahsul alamayacağız, aldıklarımızı da yiyemeyeceğiz” diyerek şöyle devam etti:

Oysa Arguvan karasal iklimi ve susuz coğrafyasıyla, yeşili çok az, en çok tarım yapılan ilçelerimizden biridir. Atalık tohumlarımız olan sarıbursadan unlarımızla, kundurudan bulgurumuzla, nohutumuzla, mercimeğimizle, fasülyemizle coğrafi işareti alınmasa da kaybedilecek tohumlar değildir. Daha nice atalık tohumlarla her türlü çiftçilik yapılmaktadır.

Yaşadığımız vahşi kapitalizm sürecinde kaybolmanın sürecine ramak kalmış doğal atalık tohumlarımızı zehirli topraklarla, sularla yok etmek yerine onlara sahip çıkıp, köylünün çiftçinin yatırım teşvikleri ile desteklenerek üretim yapmasının önünü açmak, yetiştirilen ürünlerin aracısız doğrudan tüketicilerle buluşturmak için başta yerel yönetimler olmak üzere üretim kooperatiflerini hayata geçirmeliyiz.

 354’ü endemik, 1890 bitki

Yine şu an bulunduğumuz bölge Yama Dağları Platosu.

1890 tür bitki çeşitliliğinin olduğu, bunlardan 354’nün endemik bitkiler olarak tescillendiği, diğer yaban hayatı içerisinde soyları tükenmekte olan canlı hayvanlarımızın, meşe ormanlarının, tarihi kültürel varlıklarımız olan köprülerimizin olduğu bakir bir coğrafi alandır.

Her türlü endemik bitkileri ile hayvancılığa, arıcılığa, tarıma hizmet eden doğa harikası yerleri vahşi madenciliğe kurban ederek, doğayla birlikte kendi yaşamımızı yok edemeyiz.

Ücretli köleliğe mahkum etmek istiyorlar

Mevcut maden ocakları yüzünden halı hazırda suların arsenikle zehirlenmesi, arıcılık, hayvancılık ve tarım faaliyetlerinin zarar görmesi, su kaynaklarımızın kuruması, yaban hayatının ortadan kalkması gibi sorunlardan mustaribiz.

Nitekim Nisan 2021 tarihinde bu olumsuz duruma resmi başvuru yapmamıza rağmen cevap verilmemiş olup, kendileri derenin diğer temiz suyundan tahlil yaptırarak halkımızı kandırmışlardır.

Paranın gücüne tapanlar, doğamızı, yaşam alanlarımızı yağmalayarak, bakir dağlarımızı, derelerimizi, ormanlarımızı istila ederek, bizleri yersiz yurtsuz bırakarak, doğup büyüdüğümüz yerlerden göçe zorlayarak, işsiz aşsız, ekmeksiz olarak, soyguncu madencilerin insafsız asgari ücretli köleliğine mahkum ederek zehirli madenlerde çalışmaya zorluyorlar.

Sendika.Org/Malatya (Ceylan Bulut)

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur