Karadenizli tarım işçilerinden Erdoğan’a yanıt: “Nereden güzel haber alıyormuş, biz başka bir ülkede miyiz?”

Tayyip Erdoğan'ın, AKP grup toplantısında "Milletimizden gayet güzel haberler alıyoruz ama bunlar çıkmış, 'Millet aç' diyor. Ben Rizeliyim ve Rize'deki çay müstahsilinin davranışını iyi bilirim" sözlerini, Karadeniz'li tarım işçileri Sendika.Org'a değerlendirdi: "Karınları tok, koltukları sıcak olanlar, ‘millet aç’ haykırışlarını anlamıyorlar anlayamayacaklarda"

Karadenizli tarım işçilerinden Erdoğan’a yanıt: “Nereden güzel haber alıyormuş, biz başka bir ülkede miyiz?”

Ülkenin dört bir yanında üreticilerin “geçinemiyoruz” protestoları devam ederken, üreticilerin sorunlarına kulak tıkayan iktidar ülkede açlık ve yoksulluğun olmadığı yalanını da daha yüksek sesle söylemeye devam ediyor.

Erdoğan dün (9 Haziran 2021) partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, üreticilerden bahsederek  “İşte daha yeni hububat fiyatlarını, çay fiyatlarını açıkladık; şimdi fındık fiyatlarını açıklayacağız. Milletimizden gayet güzel haberler alıyoruz ama bunlar çıkmış, ‘Millet aç’ diyor. Ben Rizeliyim ve Rize’deki çay müstahsilinin davranışını iyi bilirim. Aynı şekilde Trakya’dan oradaki üreticilerin, bu noktada çeltik üreticisinin yaklaşımının ne olduğunu da gayet iyi biliyorum. Ama bunlardan bihaber olanlar, kalkıp da çeltik üreticisi ne üretir, bunu diyemez ki, bundan anlamaz ki. Çeltik üreticine ne verilmiş sorsak inanın bunu da bilmezler. Bizler bütün bunları, oradaki kooperatiflerin yöneticileriyle de görüşerek adımlarımızı yaptık. Hububatta, çayda aynı şekilde adım attık, atmaya da devam edeceğiz” dedi.

Son dönemlerde Doğu Karadeniz’de tarım işçilerinin “Kota ve kontenjana son” protestoları üzerine Erdoğan’ın yaptığı açıklamayı, Karadeniz’li tarım işçileri Sendika.Org’a değerlendirdi.

“Karınları tok, koltukları sıcak olanlar, ‘millet aç’ haykırışlarını anlamıyorlar anlayamayacaklarda”

“Sarayında oturup ‘halkın’ davranışını iyi bilirim diyen Cumhurbaşkanına söyleyecek tek söz var aslında” diyen çay üreticisi Seçil Yağmur Muti tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

Çok değil bundan 10 gün önce Doğu Karadeniz bölgesindeki bütün çay üreticilerinin, çay fabrikalarından ve meydanlardan yükselttiği taleplere kulak tıkamanın, üç maymunu oynamanın gerçekleri değiştiremeyeceğini söyleyebilirim. Halkla arasında 1000 odalı saray kadar mesafe olan bir Cumhurbaşkanının halkın ihtiyaçlarını karşılayamayacağı da aşikar. Bu noktada da karınları tok, koltukları sıcak olanlar, “millet aç” haykırışlarını “anlamıyorlar” anlayamayacaklarda. Enflasyondan, artan işsizlikten, gelir-gider arasındaki dengesizlikten, çarşıda-pazarda sepeti dolduramamaktan bihaber olanlar tabii ki 3.87 liralık fiyatın hiçbir şeye yetmeyeceğini bilmez. “Adım attık” diye lütfettiklerini sandıkları fiyatlar üreticiye değil, özel sektöre yaradı. Biz, kâr bir yana dursun giderlerimizi karşılayamaz duruma düştük. Kısaca sermaye ve kendi kârları için “atılan adımlar” halk için atılsın. Bize fazlasını değil emeğimizin karşılığını versinler.

“Tayyip Erdoğan’ın üreticiye çözüm gördüğü jop ve gaz”

“Tayyip Erdoğan hangi Rize’den bahsediyor bilmiyorum ancak çay fiyatı sadece Rize’yi değil tüm bölgeyi ilgilendiriyor”  diyen çay üreticisi Atakan Asılbay şunlara dikkat çekti:

Rize ve Artvin’de çaya dair bir çok eylem ve tepki meydana geldi. Üreticiler özel sektöre mahkum edilmelerine emeklerinin boşa gittiğini söyledi ancak karşılarında polis şiddeti vardı. Tayyip Erdoğan’ın üreticiye çözüm gördüğü jop ve gaz oldu. Belki bu bölgede gelip çay toplarsa konuyu daha iyi anlayabilir. Bugün üreticiye üstten bakan Erdoğan ve şürekası bir şeyi bilmiyor. Çay fiyatı 4 lira değil 10 lira olsa ne olacak. İnsanlar kontenjan yüzünden çayını satamazken özel sektöre 3 liradan çay vermek zorunda bırakılıyor ve çay bu bölgenin en önemli geçim kaynağı. Bu geçim kaynağını talan etmek zarar ettirmek için ellerinden geleni yapıyorlar üreticiye. Üstten bakıp yorum yapmak AKP iktidarının alışkanlığı. Bugün üretim alanında hiç bir adım atmayan aksine üretim tesislerini kapatan özelleştiren tarafta oldukları için üreticiyi anlamalarını beklemiyoruz. Erdoğan ve şürekası sürekli tüketim alanında varlar o yüzden üreticiden taraf bugüne kadar olmadılar olamayacaklarda. Görüştükleri insanlardan bahsederken kimle görüşmüş mesela, üst yönetimden insanlarla görüşüp onlara açıklama yaptırmak üreticiyi çiğnemektir. Bugün çay sorununu çözmek istiyorlarsa sadece kooperatif, oda vs değil çay üreticisiyle görüşmek zorundalar. Geldiğimiz nokta da bugün bile insanlar alım yerlerine çay satmakta zorlanıyor ve özel sektöre çay satarak zarar ettiriliyor. ÇAYKUR’u zarar ediyor diyerek özelleştirme çabasında olduklarını gayet açık ve net biliyoruz.

Önce ÇAYKUR, şimdi FİSKOBİRLİK

“Fındık fiyatı bu senede üreticiye müjde olmayacak” diyen Giresun’lu fındık üreticisi Abdullah Aydın şunları söyledi:

Erdoğan nereden güzel haber alıyormuş? Biz başka bir ülkede miyiz? Üretici perişan halde. Erdoğan ancak sermayenin taleplerini çok iyi bilir ve yerine de getirir. Memleketi beşli çeteye, fındığı da Ferrero’ya peşkeş çektiler. Her sene hasat dönemi öncesinde devlet fındık fiyatı açıklar ama biz bu fiyatın altında satarız. Devletin açıkladığı fiyattan TMO son 3 yılda toplam 223 bin ton fındık aldı. Sadece geçen seneki fındık rekoltesi 665 bin ton. Çay üreticisine şuan uygulanan şey bize yıllardır yapılıyor. ÇAYKUR’a yapılan zarar ettirme olayının aynısı FİSKOBİRLİK’e yapıldı ve battı. Üretici ise sahipsiz kaldı. Fındık piyasası tamamen İtalyan Ferrero’nun elinde. Üreticiden en ucuz fiyattan fındığı toplayıp bizi mağdur ediyorlar. O yüzden bizim fındık fiyatına değil derli toplu bir fındık politikasına ihtiyacımız var. Bu politikanın içeriği başka bir konu ama hedefi fındık üreticisine söz hakkı taşımalı.

Yüzü gülecek olanlar belli: Tüccar, Ferraro, Ferraro ile iş tutan iktidar yanlısı üç beş kişi.

“Benim tapulu herhangi bir arazim yok. Ancak aileden kalan fındık arazilerinde yıllardır fındık toplarım” diyen Erkan Şenel şunları söyledi:

Bu AKP’li yıllar öncesine dayansa da hatırlayabildiğim fındık ıstırabının en kötü hali AKP’nin ilk yıllarından itibaren uyguladığı fındık politikaları ile alakalıdır. Bundandır bütün Karadeniz halkı gibi ben de fındığa küstüm. Fındık artık kimsenin geçim kaynağı değil. Ben de bizim köylerdeki herkes gibi üniversite okudum ancak okumanın da faydası yokmuş. Üstüne bir de yandaş şirketlere geri ödemesiz kredi sağlayan Ziraat Bankası’na KYK borçlusu olduk. Erdoğan açıklamasında, açıklayacağımız fındık fiyatları ile üreticinin yüzü gülecek demiş evet yüzü gülecek birileri var onu da biz açıklayalım; tüccar, Ferraro, Ferraro ile iş tutan iktidar yanlısı üç beş kişi.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur