İran sandığa giderken! – Hediye Levent (Evrensel)

Seçim yarışına katılan adayların profilleri, muhafazakarların sesinin daha gür çıkıyor olması, İran’ın sıkışıp kaldığı iç ve dış kronik sorunların çözümüne yönelik etkili çözüm önerisinde bulunanın olmaması dahil mevcut manzara bu seçimin İran için kesinlikle “dönüm noktası” niteliğinde olmayacağı yönünde…

İran sandığa giderken! – Hediye Levent (Evrensel)

İran 18 Haziran’da cumhurbaşkanlığı seçimi için sandığa gitmeye hazırlanıyor.

Bölge ve yabancı basın yaklaşan seçime dair yorumlarda ağırlıklı olarak İran içindeki reformist-muhafazakar çekişmesine vurgu yapıyor.

İran usulü reformist-muhafazakar mücadelesi üzerinden tahminlere değinmeden önce İran’ın sandığa gitmeye hazırlandığı dönemin iç ve dış şartlarına göz atmakta fayda var.

Ekonomik kriz, yolsuzluk

İran içinde giderek derinleşen bir ekonomik kriz yaşandığı aşikar. Küçüklü büyüklü grupların sık sık gösteriler yaparak değişim talep ettiği, sesini duyurmaya çalıştığı İran’da ekonomik krizin yanı sıra her yeri sarmış olan yolsuzluk ağı da en büyük rahatsızlık sebebi.

Ülke üzerindeki ekonomik yaptırımlar, siyasi baskılar elbette ekonomik krizin başlıca sebeplerinden ancak kötü ekonomi yönetimi, kaynakların kamu yararına değil korkunç boyutlara ulaşmış olan yolsuzluk çarkına akıyor olması ülke içindeki huzursuzluğu büyüten en büyük faktör denilebilir.

İnsan hakları ihlalleri, şeffaflıktan çok uzak yargılama sistemi, muhalifleri avlamak üzere her daim hazır tutulan söylemlerin huzursuz kitlelerin rahatsızlığını büyüttüğü de bir gerçek.

Dış politikanın iç politikaya eklemlendiği ülkelerin başında gelen İran’ın, Trump döneminde birçok cephede sıkıştığı bir cendereye girdiğini söylemek yanlış olmaz.

Trump’ın nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi, İran’a yönelik yaptırımları genişletip ağırlaştırması, bölgede Arap ülkeleri ile İsrail’in normalleşme sürecine girmesi, Arap ülkeleri ile ABD arasındaki bağların güçlendirilmesi, enerji başta olmak üzere birçok dosyada İran’ı oyun dışı bırakmak üzere atılan adımlar, İran’ın Suriye ve Irak’taki varlığına yönelik darbeler İran’da iç politikayı, ekonomiyi, yönetimin pozisyonunu doğrudan ve derinden etkiledi.

Ancak ABD’de başkanlık seçimleri yarışı ile birlikte Biden’ın nükleer anlaşmaya geri dönülmesi, her an sıcak çatışmaları tetikleyebilecek sert manevralar yerine diplomatik müzakerelerin önünün açılması gerektiği gibi söylemler İran’ı rahatlatmaya başlamıştı.

Sonrasında İran-Suudi Arabistan arasındaki temasları, Çin ile yapılan anlaşma, bölgede Rusya ile ortak çıkara dayalı birlikte hareket etmeyi gerektiren gelişmelerin iyi değerlendirilmesi gibi hamleler İran’a manevra alanları açtı.

Reformistler, muhafazakarlar

İran seçimlerine dair değerlendirmelerde vurgu yapılan reformist-muhafazakar mücadelesi vurgusuna geri dönelim…

Öncelikle bu değerlendirmelerde sıkça zikredilen reformistlerin İran içindeki tanımı ile ülkeye dışarıdan bakanların yükledikleri anlamlar birbirlerinden tamamen farklı.

İran’daki gösteriler genelde “Batı yanlısı, mevcut düzenin tamamen değiştirilmesi gerektiğini talep eden” tek bir muhalif profili varmış gibi yansıyor dünya basınına.

“İran seçimleri reformistlerle muhafazakarlar arasında mücadeleyi tetikledi” gibi iddialı tespitler içeren değerlendirmelerde zikredilen reformistler sokaklara inip gösteriler yapan kitle değil!

Yapısal değişim, şeffaf yönetim, adil yargı, yolsuzlukla etkili mücadele, ekonomik krizden çıkış için yol haritaları isteyen kitleyi kısa süre sonra kurulacak seçimlerde temsil eden bir aday olmadığı gibi seçimlere katılmaları da mevcut sistemde mümkün de değil.

Günümüzde reformist olarak adlandırılan kesimdeki birçok isim eskiden muhafazakar kesimin önde gelen isimleri arasındaydı. Mesela Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın bugünlerde ‘sert söylemlerle öne çıkan muhalif reformist’ olarak görüldüğü göz önüne alındığında reformist ve muhafazakar kelimelerinin İran içindeki karşılığını anlamak oldukça güçleşiyor.

Seçim yarışına katılması onaylanan 7 adaydan ikisi reformist olarak adlandırılıyor. Muhafazakar adaylara göre yolsuzlukla mücadele, kadınların toplumdaki yerinin genişletilmesi, dışa açılma konusunda esneklik gibi konularda söylemleri biraz daha öne çıksa da yapısal dönüşümden bahseden aday yok!

Kaldı ki, İran’da cumhurbaşkanlığı dahil her şeyin, herkesin, bütün kurumların üstündeki tek kurum olan Ruhani Rehberliğin varlığı “yapısal dönüşüm, topyekün reform” için yola çıkan, planı programı, azmi ve cesareti olanların da aşamayacağı devasa bir paradoks olarak duruyor!

Muhafazakarlar olarak adlandırılan kesimin bütün adayları mevcut sistemin ayakta durmasını sağlayan esas kurumlardan gelme isimler.

Reformist kanat olarak tanımlanan Ruhani yönetimi döneminde ağırlaşan yaptırımlara, derinleşen ekonomik krize ek olarak İsrail’in Tahran’ın eteklerinde suikastlar yapması, İran gemilerini hedef alması, Suriye ve Irak’ta sık sık saldırılar düzenlemesi muhafazakarların daha yüksek sesle konuşmaya başlamasının da önünü açtı.

Ruhani yönetiminin hem ülke içini doğru düzgün yönetemediğini hem de ülke dışında “ülkenin onurunu” hedef alan saldırılara karşı sessiz kaldığını söylüyor muhafazakar kesim.

İran içinde reformistler-muhafazakarlar ve diğer kronik huzursuzlar ayrımı yüzlerce alt başlığı ile çok derin ve çok boyutlu bir konu olsa da dışarıdan bakanların farkı anlaması oldukça güç!

Peki seçimler İran’ı dönüştürür mü?

Seçim yarışına katılan adayların profilleri, muhafazakarların sesinin daha gür çıkıyor olması, İran’ın sıkışıp kaldığı iç ve dış kronik sorunların çözümüne yönelik etkili çözüm önerisinde bulunanın olmaması dahil mevcut manzara bu seçimin İran için kesinlikle “dönüm noktası” niteliğinde olmayacağı yönünde…

Aksine, İran’ı yakından izleyenler seçime katılım oranının çok düşük olacağını söylüyor.

İran’ın Z kuşağı!

Türkiye’de bütün siyasi hareketlerin gözünü diktiği Z kuşağı İran’da da var. İran’daki siyasetçiler, reformistler-muhafazakarlar, öne çıkan kanaat önderleri Z kuşağını hâlâ dikkate almıyor gibi görünüyor.

Mevcut siyaset ve siyasiler 59 milyon seçmenin büyük kısmını oluşturan gençlere ve Z kuşağına ilgilerini çekecek bir şey söylemiyor!

Bu kesimin gelecek yıllarda İran iç ve dış siyasetini nasıl etkileyeceği bilinmez ancak birkaç gün sonra yapılacak seçimlerde sandığa gitmeyeceklerine kesin gözüyle bakılıyor.

Kaynak: Evrensel

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur