Hulusi Akar: “NATO, Türkiye’nin kendi güvenliğinin merkezinde; işbirliğimiz F-35’lerden, S-400’lerden çok daha derin ve kapsamlı”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı (MARSEC COE) açılışında konuştu. Akar, NATO'nun varoluş gerekçesini koruduğunu ve Türkiye'nin kendi güvenliğinin merkezinde olduğunu söyledi. Türkiye-NATO işbirliğinin F-35'lerden, S-400’lerden çok daha derin ve kapsamlı olduğunun altını çizen Akar "Türkiye’nin içinde olduğu NATO, daha anlamlı ve daha güçlüdür ve geleceğe daha emin adımlarla ilerleyecektir" dedi. Öte yandan Akar'ın NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı açılışında yaptığı konuşmadan bir gün önce Türkiye'nin NATO güçlerinin çekildiği Kabil Havaalanı'nı koruma ve işletme önerisi Taliban tarafından reddedildi

Hulusi Akar: “NATO, Türkiye’nin kendi güvenliğinin merkezinde; işbirliğimiz F-35’lerden, S-400’lerden çok daha derin ve kapsamlı”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı (MARSEC COE) açılışında konuştu. 27 mükemmeliyet merkezinin 14’üne sponsor olmanın yanında böyle bir kuruluşa ev sahipliği yapmaktan dolayı da mutluluk duyduğunu belirten Akar, mükemmeliyet merkezlerini NATO’nun dönüşüm çalışmalarının temel taşı olarak nitelendirdi.

“NATO, varoluş gerekçesini koruyor”

NATO’nun varoluş gerekçesini koruduğunu ve öneminin giderek arttığını belirten Akar, Türkiye’nin NATO’nun yükünü paylaştığını ve NATO’yu kendi güvenliğinin merkezine koyduğunu vurguladı.

Türkiye’nin NATO’ya kuvvet katkısında birinci; NATO misyon, harekat ve karargahlarına yaklaşık 3 bin personel ile iştirak ederek sıralamada ilk beş ülke arasında olduğunu hatırlatan Akar, NATO’ya katkılarını şöyle sıraladı:

Bunun yanı sıra gayri safi milli hasılasının yaklaşık yüzde 2’lik oranı ile askeri bütçeye en fazla katkı sağlayan ilk 8 ülke arasında yer almaktadır. Özellikle belirtmek isterim ki Türkiye, bölgesindeki risk, tehdit ve tehlikeler ile meşguliyetine rağmen İttifak’ın tatbikatlar, kuvvet yapısı ve kadrolarına kesintisiz bir şekilde katkı sağlamaya devam etmekte, NATO ve Avrupa’nın sınırlarını teröre, kaçakçılığa ve insan kaçakçılığına karşı korumak için ne gerekiyorsa yapmaktadır.

“Suriye’deki ‘güvenli bölge’ mutabakatının gereği yerine getirilmedi”

“NATO müttefiklerimiz, dünyanın birçok bölgesinde terör örgütlerine karşı kararlılıkla mücadele etmişlerse de maalesef PKK/YPG terör örgütüne karşı aynı kararlı duruşu göstermemiştir” diyen Akar, Suriye’deki “güvenli bölge” mutabakatının da yerine getirilmediğini belirterek şöyle devam etti:

Defalarca NATO müttefiklerimize Suriye’de bir güvenli bölge oluşturulmasını önerdik ve birlikte bazı planlar üzerinde mutabık kaldık. Ne var ki bu mutabakatların gereği yerine getirilmedi ve Türkiye terörle mücadelede yalnız bırakıldı. Türkiye, Suriye halkının acılarını dindirmek için en büyük yükü omuzlamış NATO ülkesidir ve Türk Silahlı Kuvvetleri de DEAŞ ile göğüs göğüse çarpışan tek NATO ordusudur. Beklentimiz, terörle mücadele konusunda müttefiklerimizin bizimle ortak hareket etmeleri, Türkiye’nin ciddi güvenlik kaygılarına birlikte çözüm aramaları ve yanımızda durmalarıdır.

“İşbirliğimiz F-35’lerden, S-400’lerden çok daha derin ve kapsamlı”

Türkiye-NATO işbirliğinin F-35’lerden, S-400’lerden çok daha derin ve kapsamlı olduğunun altını çizen Akar “Türkiye’nin içinde olduğu NATO, daha anlamlı ve daha güçlüdür ve geleceğe daha emin adımlarla ilerleyecektir” diyerek şunları kaydetti:

Ülkemize yönelik risk ve tehditlerin en üst düzeye yükseldiği bir dönemde hava savunma sistemlerinin temini için müttefiklerimizle görüşerek ABD’den Patriot, Fransa-İtalya’dan SAMP-T alma girişimlerinde bulunduk. Ancak bu, çeşitli nedenlerle mümkün olmadı. Bunun üzerine istediğimiz şartları sağlayan Rusya’dan S-400 hava ve füze savunma sistemlerini satın aldık. Bunları gizli saklı yapmadık, gizli bir gündemimiz hiçbir zaman olmadı. Bu sistemleri almaktaki temel amacımız, ülkemizi ve 84 milyon vatandaşımızı havadan gelecek muhtemel tehditlere karşı savunmaktır. Muhataplarımızın bu konuda teknik anlamda kaygısını ele almaya hazır olduğumuzu da defalarca belirttik. Görüşmelerde açık ve şeffaf davranıyoruz. Makul ve mantıklı çözümler her zaman mümkün. Türkiye’nin NATO’ya katkısı ve NATO’nun Türkiye ile iş birliği, F-35’lerden, S-400’lerden çok daha derin ve kapsamlıdır. Bunu, NATO Genel Sekreteri Sayın Stoltenberg de açıkça ifade etmiştir.

“Türkiye askerlerini Afganistan’dan çeksin”

Öte yandan Akar’ın NATO Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi Komutanlığı açılışında yaptığı konuşmadan bir gün önce Türkiye’nin NATO güçlerinin çekildiği Kabil Havaalanı’nı koruma ve işletme önerisi Taliban tarafından reddedildi.

Reuters’te yer alan habere göre, Taliban sözcüsü dün (10 Haziran) yaptığı açıklamada, Ankara’nın NATO güçlerinin ayrılmasından sonra Kabil Havaalanı için yaptığı öneriyi reddederek, Türkiye’nin ABD güçlerinin çekilmesine ilişkin 2020 anlaşması uyarınca askerlerini Afganistan’dan çekmesi gerektiğini söyledi.

Doha’daki Taliban sözcüsü Süheyl Şahin Reuters’e verdiği demeçte şöyle dedi:

Türkiye son 20 yılda NATO güçlerinin bir parçasıydı, bu nedenle 29 Şubat 2020’de ABD ile imzaladığımız Anlaşma temelinde Afganistan’dan çekilmeliler. Aksi takdirde Türkiye büyük bir İslam ülkesidir. Afganistan’la tarihi ilişkileri vardır. Gelecekte ülkede yeni bir İslami hükümet kurulduğu için onlarla yakın ve iyi ilişkiler kurmayı umuyoruz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur