Gazeteci Hafız Akdemir katledildiği sokakta anıldı: Gerçekler karanlıkta kalmadı

Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Hafız Akdemir’in katledildiği sokakta gerçekleştirilen anmada konuşan DFG Eş Başkanı Serdar Altan, “29 yıl geçti ama gerçekler karanlıkta kalmadı, ardılları onların mücadelesini bugünlere getirdi” dedi

Gazeteci Hafız Akdemir katledildiği sokakta anıldı: Gerçekler karanlıkta kalmadı

Özgür Gündem Gazetesi Diyarbakır Bürosu muhabiri Hafız Akdemir, 8 Haziran 1992’de Sur ilçesindeki evinden çıktıktan sonra düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), gazeteci Akdemir’in katledildiği ve daha sonra ismi verilen sokakta anma etkinliği düzenledi.

Anmada konuşan DFG Eşbaşkanı Serdar Altan, Hafız Akdemir’in katledilmesinin üzerinden 29 yıl geçtiğini hatırlatarak, “Hafız gerçekleri yazıyordu, gerçeklerin karanlıkta kalmaması için mücadele ediyordu” dedi.

“Ardıları mücadeleyi sürdürüyor”

Hafız Akdemir ve 1990’lı yıllarda yaşananları gazete manşetlerine taşıdığı için katledildiğini ifade eden Altan, “1990’lı yıllarda kan dökenler, bu gerçeklere tahammül edemedi. Faili meçhul olaylar açığa çıkmasın, karanlıkta kalsın diye önce Cengiz’i (Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Cengiz Altun), sonra Hafız’ı katletti. Hafız bu sokakta katledildi. Katledilmeden önce birçok kez tehdit edildi, Hafız’ı yolundan geri çevirmek istediler. Ancak Hafız her şeye rağmen sonuna kadar gerçeklerin peşinden koştu. 29 yıl geçti ama gerçekler karanlıkta kalmadı, ardılları onların mücadelesini bugünlere getirdi” diye belirtti.

“Olayın tek tanığıydım dinlenmedim”

Akdemir katledildiğinde yanında olan yeğeni Veysi Polat ise şöyle konuştu; “Hafız Akdemir neden öldürüldü? 1990 yıllarda mevcut şuandaki iktidarın bile karanlık dönem diye tanımladığı o dönemdeki yanlışları, gazete sayfalarına konu ettiği için katledildi. Biliyorsunuz 2000 yılında Beykoz’da ele geçirilen CD’ler vardı. Yani bugün Sedat Peker’in arşivinde yer alan bir takım bilgi ve dokümanlar, o dönemde derin devletin kullanmış olduğu tetikçilerin kayıtlarında yer alıyordu. Yapılan cinayetlerin, kim tarafından işlendiği tek tek yazıyordu. Peki devlet ne yaptı? 2009 yılında Avusturya Viyana kentinde kırmızı bültenle aranan bir şahsı yakaladı ve Türkiye’ye getirdi. Bu şahıs kimdi? Cihan Yıldız. 6 cinayet 2 yaralama olayından 4 kez müebbet hapisle yargılandı. 10 yıl sadece hapis yattı ve cezaevinden tahliye edildi. Yani bugün Gaziantep’te baklava çalan çocuk ile 6 cinayet ile 2 yaralama olayını gerçekleştiren fail aynı cezayı yattı ve şuanda aramızda. Dolayısıyla Akdemir’in ailesi olarak, aradan 29 yıl geçmesine rağmen olayın tek görgü tanığı (yani gözüm gördü, beynim kaydetti, hiç unutmam) olmama rağmen yıllarca mahkemelerde yargılama yapılmasına rağmen, tek bir celse duruşmaya davet edilmedim. Dolayısıyla sağlıklı bir yargılama yapılamadı.”

“Salih Şarman’a sormak gerek”

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in son dönemdeki kayıp silahlar ile ilgili açıklamalarına değinen Polat, “Mehmet Ağar’ın yükümlü olduğu dönemde İsrail’den getirilen Uzi silahlar vardı. Biliyorsunuz Mehmet Ağar’ın mahkemesi bozuldu yeninden yargılanacak. Şimdi o dönemde İsrail’den getirilen Uzi tipi silahlarla, Behçet Cantürk ve Av. Yusuf Ekinci öldürüldü. Bölgedeki cinayetleri de Rus silahlarıyla işlemişler. Bu bölgede Hizbullah tarafından işlenen tüm cinayetlerde kullanılan silahlar aynı silahlar. Batı tarafını, yani Hendek-Bolu-Sapanca üçgenindeki cinayetleri Ağar’a, bu bölgedeki cinayetleri de dönemin Batman Valisi Salih Şarman’a sormak lazım. 3 milyon dolar örtülü ödenekten gelen bu silahlar, acaba Hafız dayım dahil, diğer gazetecilerin ve bu bölgede ‘faili meçhul’ kalan diğer cinayetlerde mi kullanıldı? Bunun da sorgulanması gerekir. Batman Valisi Salih Şarman, TC’de ilk kez rüşvetten 16 ay hapis yatan bir validir aynı zamanda. Bu insanları neden öldürdünüz? Hafız Akdemir’i neden öldürdünüz?” diye sordu.

“Kalemini yerde bırakmayacağız”

Akdemir’in o dönemdeki köy boşaltmaları, işkenceleri, haksız uygulamaları yazdığı için öldürüldüğünü vurgulayan Polat, şunları söyledi: “Morgtan cenazesini kaçırdılar. Müslüman bir ülkedeyiz. Hastane morgunda ağabeyimi dövdüler, götürdüler Mardin Kapı Mezarlığına gömdüler. Yıllarca annesinin yanına gömülmek istiyordu. Annesine şunu demişti, ‘Anne sen veya ben birbirimize hasret kaldık. Öldüğümüzde bari yan yana gömülelim.’ Mezarlığa götürdük, izin vermediler, ya bir cenaze defnedeceğiz. Biz bu adamı kanlı kefenle gömdük. Helallik isteyemedik, namazını kılamadık. Üzüldük hepimiz, içimizde bir dert oldu. Özgür Gündem’in kapısına ‘Sıra sizde, sizin kaleminizi kıracağız’ diye yazdılar. Daha iki ay önce bizi tehdit ettiler. 7 Haziran’da yeğenim ‘silah alacağım bunlar rahat bırakmıyorlar bizi’ diyordu. Sonuç olarak Akdemir, kalemini satmadı, kalemini kırmadı. Bizler ardılları olarak hiç bıkmadan mücadelesini, kalemini yerde bırakmayacağız.”

Konuşmaların ardından Akdemir’in vurulduğu sokağa gazeteci arkadaşları karanfiller bıraktı.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur