EŞİK: “Toplumun tüm kesimlerine çağrı: 1 Temmuz dönüm noktası!”

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), yaptığı açıklama ile 1 Temmuz’a kadar, toplumun her kesiminin bu hukuksuz gidişe itirazını yükseltmesi çağrısında bulundu

EŞİK: “Toplumun tüm kesimlerine çağrı: 1 Temmuz dönüm noktası!”

İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye bakımından 1 Temmuz’da sona ereceğine ilişkin kararın Resmi Gazete’de yayımlanması üzerine seslerini bir kez daha yükseltecek olan kadınlar Sözleşme’ye sahip çıkma çağrısı yapmaya devam ediyor. Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), yaptığı açıklama ile 1 Temmuz’a kadar, toplumun her kesiminin bu hukuksuz gidişe itirazını yükseltmesi çağrısında bulundu.

Yapılan çağrıda, “Şu andan başlayarak 1 Temmuz’a kadar, toplumun her kesimini İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya, demokratik ve yaratıcı bir yöntem, söylem, eylemlilik sürecine, birlikte değiştirmeye çağırıyoruz. Aksi takdirde kaybedeceklerimiz İstanbul Sözleşmesi’yle sınırlı kalmayacak!” denildi.

“İstanbul Sözleşmesi mor çizgimizdir” diye devam eden EŞİK, “Öldürüldük, sokak ortasında öldüresiye dövüldük. İşsiz kaldık, daha da yoksullaştırıldık. Evde, işte, sokakta, emeğimiz yok sayıldı. Kadın ve LGBTİ+ hareketi açık hedef haline getirildi” diyerek hayati bir öneme sahip olan İstanbul Sözleşmesi tek kişinin kararıyla feshedilmek istendiği belirtildi. Kararın yok hükmünde olduğuna vurgu yapan EŞİK, “Bu gerekçe ile kadın örgütlerinin ve demokratik kitle örgütlerinin açtığı sayısız dava var. Soruyoruz: Danıştay yürütmeyi durdurma kararı vermek için ne bekliyor?” dedi.

1 Temmuz’un dönüm noktası olduğunu söyleyen EŞİK, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin kararın 1 Temmuz itibariyle kesinleşeceğini hatırlatarak şunları söyledi:

Böylece devlet, kadına karşı şiddeti önleme görevinden vazgeçme kararını tescillemiş olacak. Bu aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası insan hakları hukukundan kopması demek; çok yönlü olumsuz etkileri olacağı kesin ve toplumun tüm kesimlerince öncelikli sorun olarak görülmesi gerekiyor. Yani yalnızca kadın hareketinin değil tüm Türkiye’nin meselesi.

“Tehlike hepimiz için büyük” denilerek şunlar söylendi:

Çünkü İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kadınların haklarına göz dikenlerin ilk adımı olacak ama son olmayacak. Kadın erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik kazanılmış tüm hakların tek tek kaybedilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalacağız. Sıra nafaka hakkına, çocuk istismarından ceza alanların affına, 6284 sayılı yasaya, çocukları istismardan koruyan Lanzarote Sözleşmesi’ne ve belki de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne, Medeni Yasa’ya gelecek.

Bu ülkenin demokrasiye inanan, yaşananları geride bırakmayı isteyen bireylerinin sayısının hiç de az olmadığını biliyoruz. Biz çok’uz; bir araya gelerek, hayatlarımızı, geleceğimizi, çocuklarımızın mirasını korumak için bu gidişe izin vermemeliyiz.

Açıklamanın devamında “Sen de harekete geç” denilerek İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkma çağrısı yapıldı:

Her gün en az 3 kadın erkekler tarafından öldürülürken; kadınlar toplum yaşamından soyutlanırken-yoksullaşır ve ev içi işlere mahkûm edilirken; çocuk istismarcıları için af girişimleri gündemdeyken; şu andan başlayarak 1 Temmuz’a kadar, toplumun her kesiminin bu hukuksuz gidişe itirazını yükseltmesini, tek kişi kararının geri alınması için Hükümet’e çağrı yapmasını, Sözleşme’de kalma ve etkin uygulama talep ve kararlılığını dile getirmesini talep ediyoruz.

1 Temmuz tarihi bütün Türkiye için yakın gelecekte dönüm noktası olarak adlandırılacak bir tarihtir. Bu hukuk dışı karardan geri dönülmesi için her bireyin ve kurum/kuruluşun yapabileceği ne varsa ortaya koyması günü bugündür.

Biz kadınlar ve LGBTİ+’lar, hep birlikte sislerin içinde kaybolmadan, sizi de demokratik ve yaratıcı bir yöntem, söylem ve eylemlilik sürecine, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkmaya, birlikte değiştirmeye çağırıyoruz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur