Tasfiye edilenlerle göz bebekleri atışıyor, devletin pisliği ortaya saçılıyor: Peker ne dedi, ne yanıt aldı?

12 Temmuz 2016'dan sonra uzun süre iktidarın kıymetli ve saygın bir iş insanı muamelesi yaptığı, muhalefete yönelik aleni tehditlerine ve çete faaliyetlerine göz yumduğu faşist mafya lideri Sedat Peker, kontrgerilla ilişkilerinden tasfiye edildikten sonra konuşmaya başladı. Ancak Peker'in oldukça iddialı bir şekilde dile getirdiği suçlamalarla ilgili tek bir soruşturma açılmadı. İddiaların muhatapları da ya suskun kaldı ya da muhalefetin ve medyanın zorlamasıyla kamuoyunu tatmin etmekten uzak, konuyu gündeme getiren muhalefeti ve medyayı suçlayan, yer yer çelişkili ve kaçamak yanıtlar verdi. Zaman ilerledikçe Peker'in Ağar'ı hedef alan sözlerinin basit bir mafya atışması olmaktan çok devletin gayrimeşru ilişkiler alanına dikkatleri çeken bir iç gerilimin yansıması olduğu görüldü. Bugüne kadarki ithamları ve yanıtları Sendika.Org okurları için derledik

Tasfiye edilenlerle göz bebekleri atışıyor, devletin pisliği ortaya saçılıyor: Peker ne dedi, ne yanıt aldı?

Kontrgerilla ilişkilerinden tasfiye edilen faşist mafya lideri Sedat Peker yayımladığı 3 video ile bu tasfiye sürecini yürütmekle suçladığı ve “derin devletin başı” dediği Mehmet Ağar ile Pelikan grubu hakkında birtakım ithamlarda bulundu. Peker, bugünkü iktidarın gayri resmi ortaklarından Mehmet Ağar ve oğlu  AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar başta olmak üzere bir dizi ismi hedef tahtasına koydu.

Tolga Ağar’ın işlediği öne sürülen tecavüz, uyuşturucu partisi ve silahlı tehdit suçlarından 90’lı yıllarda TEM’de gerçekleşen işkencelere, Ağar’ın büyük pay sahibi olduğu öne sürülen uyuşturucu ticareti ağından Mübariz Mansimov’un mallarına el koyulmasından Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümüne birçok olayı yayımladığı videolarda anlattı.

Yıllar önce avukatı aracılığıyla reddettiği darp olayını da kendi beyanı ile üstlenen Peker, AKP’nin eski milletvekillerinden Feyzi İşbaşaran’ı şu anda AKP MKYK’de bulunan bir isimle diyalog içinde karakolda dövdürdüğünü söyleyerek “Kemiklerini kırdırdım” ifadelerini kullandı.

CHP, İyi Parti ve DEVA partisinden, bu iddialar ışığında gerekli adli soruşturmaların açılması talebi geldi. Ancak Süleyman Soylu bu çağrılar karşısında muhalefeti ve medyayı suçlayarak Peker’in kırmızı bültenle arandığını söyledi. Ancak özellikle 15 Temmuz 2016 sonrasında AKP’nin saygın iş adamı olarak öne çıkardığı ve muhalefete yönelik ağır tehditlerde bulunmasını bir tür dokunulmazlık zırhı ile desteklediği Peker’in dile getirdiği iddialar hakkında henüz bir soruşturma açılmadı.

Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümü ve hala süren örtbas çabası

Peker’in yayımladığı ikinci video ile beraber muhataplardan ilk yanıt geldi. O da Yeldana Kaharman’nın şüpheli ölümü ile ilgili olarak Ağarları savunmaya yönelikti. Jandarma Genel Müdürlüğü, Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuya dair açıklamalarda bulundu.

Peker açıklamalarında Yeldane Kaharman’ın Tolga Ağar tarafından tecavüze uğradığı yönünde şikayette bulunduğu iddialarını hatırlatmış, jandarmanın bu şikayeti hasır altı ettiğini söylemiş ve bunun sorumlusunun Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin olduğunu öne sürmüştü. Peker yine Tolga Ağar’ın bulunduğu yerden babası Mehmet Ağar’ın gönderttiği bir helikopterle alındığını ve kısa süre sonra da Kaharman’ın evinde ölü bulunduğunu söylemişti.

Sıcağı sıcağına ilk açıklama Jandarma Genel Komutanlığı’ndan geldi. Komutanlığın internet sitesinde yer alan açıklamada “Suç örgütü lideri ve halen yurt dışında kaçak olarak bulunan S.P. isimli şahsın sosyal medya hesaplarından 06 Mayıs 2021 günü yayımlanan videolar ile bazı internet sitelerinde ‘Yeldana Kaharman simli Kırgız ya da Kazak Uyruklu bir kadının Jandarmaya giderek Tolga Ağar’ı şikâyet ettiği, daha sonra kadının helikopterle aldırıldığı, ertesi gün ise ölü bulunduğu’ şeklinde haberler yer almıştır. Yeldana Kaharman isimli kadının, jandarmaya herhangi bir müracaatının kesinlikle söz konusu olmadığı gibi, helikopterle aldırılması iddiası da tamamen gerçek dışıdır” dedi.

Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı’nın açıklamasında da Kaharman’ın ölümü ile ilgili 2019 tarihli “kovuşturmaya yer olmadığı” yönündeki karar hatırlatıldı: “Kazakistan uyruklu Yeldana Kaharman’ın ölümüyle ilgili paylaşımlar üzerine kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla basın açıklaması yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur. Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan olay yeri incelemesi, ölü muayene ve otopsi işlemi ve dinlenen tanık beyanları sonucunda müteveffa Yeldana Kaharman’ın asıya bağlı gelişen asfiksi sebebiyle vefat ettiği, müteveffayı intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren veya intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kimsenin bulunmadığı tespit edilerek 16/10/2019 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair karar verildiği anlaşılmıştır.”

İktidar cephesi savunmaya geçiyor

Ana muhalefet lideri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu konuya dair “Bir başka mafya lideri, bir ülkenin siyasal partisinin lideri olan bir kişi tarafından hapishanede ziyaret edildi mi? Edildi. Serbest bırakıldı mı? Bırakıldı? Onunla ilgili özel düzenleme yapıldı mı? Yapıldı. Eski bir İçişleri Bakanı bunlarla beraber bir fotoğraf verdi mi? Verdi. Şimdi kendi aralarında kavga var ve devlet seyirci. Garip olanı bu. İçişleri Bakanı, bu tartışmalara sadece seyirci” diyerek iktidarı suskunluğunu bozmaya zorladı.

Bu açıklama üzerine de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dan ikna edicilikten uzak bir yanıt geldi. İktidarın yıllardır el üstünde tuttuğu, muhalefete yönelik aleni tehdit ve çete faaliyetini dokunulmazlık zırhıyla desteklediği Peker için “organize suç örgütü yöneticisi” tabirini kullanan Soylu, Kılıçdaroğlu’nu da Peker’in iddiaları karşısında devletin sessizliğini sorguladığı için hedef aldı:

Bir ülkede Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı, Kırmızı Bülten talep edilen organize suç örgütü yöneticisinin, güvenlik güçlerimize yönelik iftira ve akla sığmayan ithamlarına sığınarak siyaset yapar mı? Acizlik, çürümüşlüktür. 15 Temmuz sonrasında 1738 operasyon yapılmış, 22 bin 636 şüpheli gözaltına alınmış, 8414’ü tutuklanmış; 31 ulusal düzeyde, 13 bölgesel düzeyde ve 304’ü de yerel düzeyde olmak üzere toplam 348 organize suç örgütü çökertilmiştir. Hakkında Kırmızı Bülten talep edilen organize suç çetesi sözde yöneticisi S.P., dönem dönem çeşitli iletişim mecraları aracılığıyla ‘iş insanıyım, bu işlerden çekildim’ demesine rağmen, yine organize suça yönelik faaliyetleri tespit edilmiştir. Konu adliyeye sevk edilmiş ve neticesinde bu süreç, operasyona dönüştürülmüştür. Anılan kişinin, yurt dışından sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği yayınlardaki iftira ve ithamları, güvenlik güçlerimiz ve devletimiz üzerine yeni bir organize suç faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, anılan kişi ülkemize getirilip adalete teslim edilinceye kadar sürecin takibi sağlanacaktır. Güvenlik güçlerimiz, bugüne kadar yaptığı gibi bundan sonra da halkımızın huzurunu bozacak tüm suç örgütleriyle mücadelesini, bu yapılar hareket edemeyecek duruma gelinceye kadar sürdürecektir. Ayrıca 15 Temmuz’dan sonra art arda yapılan operasyonlarla büyük darbe vurduğumuz organize suç örgütlerinin son kalıntılarını da 2021 yılında tamamen bitirme kararlılığında olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

Jandarmanın açıklamasındaki çelişki

Peker ise jandarmanın açıklamasına sosyal medya hesabından yanıt verdi. Peker şu ifadeleri kullandı:

Jandarma Genel Komutanlığı gibi nadide bir kurumun kamuoyunda yapılan bu tip tartışmalara savcılık yazısı olmadan dahil olması bence çok doğru bir davranış değil. Ben öldürülen kız kardeşimizin helikopterle alındığını iddia etmedim. Derin devletimizin başı Mehmet Ağar’ın oğlunu helikopterle aldığını söyledim. Ayrıca Yeşil’in jandarma karakolundan 6 sivili alıp yok ettiği gerçeği ve bunun gibi birçok olay ortadayken öldürülmüş bir kızın bir gün önce verdiği şikayet dilekçesinin yırtılarak yok edilemeyeceğine inanmak safdillik olur, hele ki Mehmet Ağar gerçeği ortadayken.

Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin kimdir?

Sedat Peker’in iddiasına göre Kaharman’ın tecavüze uğradığına dair beyanda bulunduğu şikayetini, Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin ortadan kaldırdı. Yayımlanan videonun ardından Çetin’in, Mehmet Ağar ile beraber samimi pozları ortaya çıktı ve Ağar’larla aile dostu olduğu bazı haber sitelerinde belirtildi. Fakat tek bağlantıda olduğu kişinin Ağar olmadığı ilerleyen günlerde ortaya çıktı. Alaattin Çetin’in, Çakıcı’nın sağ kolu olduğu iddia edilen Selahattin Yılmaz’la da fotoğrafları ortaya çıktı. Ayrıca Selahattin Yılmaz’ın, Emniyet’in “Çete” raporunda adının geçtiği belirtiliyor.

Yayımlanan videolardan günler sonra Tolga Ağar’dan açıklama

Tolga Ağar cinayet iddialarına yönelik “Uzun süredir yurtdışında kaçak yaşadığı anlaşılan suç örgütü mensubu S.P. isimli kişi tarafından şahsıma yönelik iftiraları şiddetle reddediyorum. Hangi karanlık hesaplar için bu şeref ve itibar suikastına giriştiğinin açığa çıkması için hukuki işlemleri başlatacağım. Şaibe yaratarak, ima yoluyla beni suçlamaya çalıştığı adı geçen gazeteciyi (Yeldana Kaharman) tanımam. Konu adli makamlarca soruşturulmuş ve hukuki süreç tamamlanmıştır” dedi.

Kaharman’ı tanımadığını savunan Ağar, ölümünün ardından başsağlığı mesajı yayımlamış, hakkındaki iddiaları haberleştiren Sendika.Org dahil pek çok haber sitesinin haberlerine, erişim engeli getirtmişti.

Peker’in Tolga Ağar’a dair bir diğer iddiası ise Emir Sarıgül’ün evinde geçen tehdit olayı oldu. Anlatılana göre Tolga Ağar, kız arkadaşı ve Sezgin Baran Korkmaz kokain kullandıktan sonra Ağar, et lokanlarıyla tanınan Nusret’i arayıp tehdit ediyor ve silahını çıkararak havaya ateş açıyor, Mehmet Ağar’ın emniyete verdiği talimat ile beraber söz konusu hadise  hasıraltı ediliyor ve deliller karartılarak Emir Sarıgül’ün şoförünün suçu üstlenmesi sağlanıyordu. Ağarlardan bu konuya dair bir açıklama gelmedi.

Partisinin bu süreçte Tolga Ağar’a kuvvetli bir destek vermemesi de ayrıca dikkat çekti.

Peker’in asıl hedefi, “Derin devletin başı” olarak tanımladığı Mehmet Ağar oldu. Ağar’ın Pelikancılarla işbirliği yaptığını ve Erdoğan’ı yalnızlaştırarak etrafında aşılmaz bir duvar örüp ülke gündeminden soyutladıklarını söyleyen Peker, bu işte Pelikancıların beyninin ise Turkuaz Medya Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak olduğunu savundu.

Kolombiya’da yakalanan tonlarca kokain

Kendisine yönelik operasyonda narkotik polisinin görevlendirilmesinin yanlış bir algı yaratmaya yönelik olduğunu savunan Peker, Mehmet Ağar’ı uyuşturucu ticaretiyle suçlayarak, Kolombiya’da Türkiye’ye gönderilmek üzereyken yakalanan 4 ton 900 kilo kokainin asıl pay sahibinin Mehmet Ağar olduğunu söyledi: “Mehmet Ağar, narkotik ve narkotik köpeklerini nereye göndereceklerini pek bilmiyor. Ama Pelikancılar biliyor çünkü bu koordinasyonu onlar yapıyorlar. Ama ben size uyuşturucunun nerede satıldığını da söyleyeceğim. Kolombiya limanında içişleri bakanı, emniyet genel müdürü, istihbarat başkanı, devlet erkanı 4 ton -900kg- kokain yakalamış. Ama kimin teslim alacağına dair açıklama veya operasyon yok. Uyuşturucunun geldiği adres belli bunun sahibi Mehmet Ağar.”

Yalıkavak Marina nasıl Ağar’ın eline geçti

Peker, Ağar’a hitaben “Tek cezaevinde yattın. Cezaevi boşaltılmadı mı sen tek yatmadın mı? Koruma polislerin seninle kalmadı mı? Havuzun yok muydu Mübariz Mansimov yaptırmadı mı? Helikopter pistin yaptırılmadı mı ? TC deki önemli iş adamları sen yalnız hissetme diye Mübariz helikopteri ile taşımadı mı? Mübarezi FETÖ’ye sen getirdin tanıştırmaya. Fethullah Gülen’le sen tanıştırdın adamı FETÖ’cü diye içeri attırıp mallarını aldın” diyerek, Ağar’ın bu şekilde Mansimov’un sahibi olduğu Yalıkavak Marina’ya el koyduğunu söyledi. Söz konusu yat limanının bölgedeki en büyük liman olduğunu söyleyen Peker, uyuşturucu trafiğine de oldukça müsait olduğunu savundu.

Bunlar devletin bilgisi dahilinde

Sedat Peker’in dile getirdiği iddialarla ilgili olarak Sözcü’den Saygı Öztürk’e konuşan Mehmet Ağar, her adımının devlet tarafından bilindiğini vurgulayıp “Devlet benimle ilgili istediği araştırmayı istediği zaman yapar” dedi.

Öztürk’e yaptığı açıklamalarda Kaharman olayına değinmeyen Ağar, ağırlıkla Yalıkavak Marina ile ilgili konuşurken, burada profesyonel yönetici olduğunu ve marinayı mafyaya karşı koruduğunu, attığı bütün adımların devlet tarafından bilindiğini söylüyor.

“Devlet araştırmayı istediği zaman yapar”

Öztürk’ün köşesinde Mehmet Ağar’dan aktarılanlar şöyle:

Devlet hizmetinden ayrılalı 25 yıl, siyaseti bırakalı da 15 yıl oldu. Dokunulmazlığım yok. Devlet benimle ilgili istediği araştırmayı istediği zaman yapar. Bunun için herhangi bir engel yok. İnsan yaptığından korkar, yapmadığından değil. Benim çok şükür korkacak hiçbir şeyim yok.

Ben alnı açık gezerim. Böyle olduğumu devlet de, millet de bilir. Benden, ehli namus olan, ehli vatan olan kimse şikayetçi olmaz. Ama son dönemlerde Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve PKK siteleri marina ve benimle ilgili yalan haberler üretiyor. Bunlar karşılık bulmuyordu. Şimdi farklı taktikler uygulanıyor. Beni gündeme getirmelerinin asıl nedeni de bizi buradan uzaklaştırmak.

Bizi buradan uzaklaştırınca yapılacak olan da belli: Buraya mafya çökecek. Bugün eğer mafya buraya giremiyorsa bizim burada olmamızdandır.

“Burası döviz makinası”

Burası, dünyanın, Akdeniz’in en önemli marinasıdır. Bu marina döviz makinesidir. Buraya gelen yatlarda prensler, devlet başkanları, dünyanın bilinen iş insanları var. Dünyanın sayılı milyarderleri gelip Türkiye’de bir ay kalıyorlar. İngiltere’nin ünlü yat dergisi, en iyi mega yat marinası olarak burayı seçti.

Buraya gemi değil, yatlar geliyor. Prensler, dünyanın sayılı zenginleri mi uyuşturucu taşıyor? Roman Abramoviç mi, Katar prensi mi, Suudi yetkililer mi kaçakçılık yapacak, uyuşturucu sokacak. Kimin geldiği belli. Devletin polisi, sahil güvenliği var.

“Burada yöneticiyim”

Ağar, Mübariz (Mansimov) Gurbanoğlu’na ait Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı’na tehditle el koyduğu iddiasına dair şunları söyledi:

Madem tehditle el koydumsa, bu kişinin tehdit davası açması gerekirdi. Madem tehdit, zorlama varmış niye dava açılmamış. Bu marinanın biz bir tarafında yokuz. Rica üzerine profesyonel yönetici olarak buradayım. Devletin bütün kayıtlarında buradaki konumum bellidir.

Utanç verici, saçma sapan iddia ve isnatlarla suçlama konusu yapmak utanç vericidir. Yıllarca terörle mücadele etmiş, bütün terör örgütlerinin hedefinde olan, her adımı devlet tarafından bilinen, 24 saat korunan kişiyim. Bu kadar kör gözle bakan insanlarda mantık diye de bir şey yok.

Ağar, Gurbanoğlu’nun kendisini Fethullah Gülen’e Mehmet Ağar’ın götürdüğü iddiasına ilişkin olarak da şunları söyledi:

Mübariz Gurbanoğlu, Fethullah Gülen’e bir kez değil, devamlı gidiyordu. En az 10 sefer gittiğini ben biliyorum. Benim uçağım yok. Fethullah Gülen’le bağlantım yok. Onun Fethullah Gülen’e yakınlığı biliniyordu.

Feyzi İşbaşaran: “Seni fazla öttürmezler, kullanılma süren doldu”

AKP’nin eski Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran, 2014 yılında Twitter’da, Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alındığı polis merkezinden çıkışta AKP’li kalabalık bir grubun protestosuyla karşılaşmış, daha sonra ifadesinin alınması için adliyeye götürülürken başka bir grubun saldırısına uğramıştı. Peker videolarında yaptığı açıklamada, daha önce avukatı aracılığı ile yalanladığı saldırıyı “Kemiklerini kırdırdım” diyerek üstlendi.

İşbaşaran ise konuya dair cevabı Twitter üzerinden verdi:

Sen benim muhatabım değilsin ama videoda adım geçtiği için bir iki şey yazmak istedim. Senin muhatabın, hizmet ettiğin Erdoğan, Mehmet Ağar, Korkut Eken ve seni yıllarca kullanan polis teşkilatıdır. -Eşine, çocuklarına yapılanan üzüldüm ama sen de onları bırakıp kaçmayacaktın! Sen nasıl bir delikanlısın ki; Bir AKP milletvekili (Metin Külünk), parti teşkilatı ve polisle anlaşarak bir tetikçini gönderip gözaltında elleri kelepçeli birine saldırıyorsun? Benim kemiklerim falan kırılmadı ama bir polisin parmağı kırıldı, o polise üzüldüm.

“Türkiye’de polis olmadan mafya olmaz”

Türkiye’de polis olmadan mafya olmaz. Polisin kanatları altında yıllarca çetecilik faaliyetlerinde bulundun, sana mafya da denilmez. Mafyanın, İtalya’da olduğu gibi kurumsal kimliği var, polisle, istihbarat ile işbirliği yapmaz ama sen polis işbirlikçisisin ve kullanılma süren doldu. Bir de ‘Feyzi İşbaşaran beni şikayet ediyor’ diyorsun. Seni kime şikayet ettim veya ediyorum? Şikayet etmem gereken kişi ve kurumlar senin sahiplerin zaten. Erdoğan ve ailesini tehdit ediyorsun, seninle onların meselesi, beni hiç ilgilendirmez! İstediğin kadar Hakan Fidan’a güzellemeler yap, seni oralarda daha fazla öttürmezler, gerisini Mit/polis abilerine anlatırsın. MİT/polis himayesinde mafyacılık oynamanın ömrü bu kadar! Umarım adil yargılanırsın ve cezaevinde başına bir iş getirmezler

İlgili haberler:

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur