İngiltere seçimleri: İşçi sınıfı dalgalı ve öfkeli

Toplam oylara bakıldığında ise görünen gerçek İşçi Partisi’nin oy kaybettiği ama muhafazakarların da oy kazanmadığı, tam tersine toplam sağ oyların da azaldığı. İngiliz işçi sınıfı, parlamenter sisteme olan inancını, seçimlerin ilaç olacağı inancını hızla kaybediyor. Hartlepool’da seçimlere katılma oranı iki yılda yüzde 57’den yüzde 42’ye düşmüş durumda

İngiltere seçimleri: İşçi sınıfı dalgalı ve öfkeli

Geçen hafta İngiltere’de yapılan yerel seçimlerin gösterdiği tek bir şey var; merkezde yer alan partiler çöküyor. Ana akım medya ve bazı sol yorumcular olayı İşçi Partisi’nin hezimeti ve muhafazakâr sağ partinin zaferi olarak verdi ancak, gerçek her iki partinin kitle tabanının hızla kaybolmakta olmasıdır. 2008 krizi orta sınıfların hızla yoksullaşması, bazılarının ise hızla en alttaki güvencesiz işçi sınıfına katılması ile sonuçlanmıştı ve bu süreç hâlâ ve hızlanarak devam ediyor.  Bunun sonucu, kapitalizmin direğini oluşturan merkez partiler hızla güç kaybediyor, seçmen ise sürekli dalgalanmakta. Kapitalizm için büyük bir istikrarsızlık kaynağı olan bu durum sosyalist politikalar için en avantajlı koşulları sunuyor. Tabii bu ‘avantajlı’ koşulların analizini doğru yapıp politikalarını doğru analizler temelinde belirleyebilirlerse.

İktidardaki sağcı muhafazakâr parti, pandemiyi oldukça kötü yönetmesine rağmen (pandemi sırasında 120 binden fazla insan öldü, ekonomi ciddi olarak küçüldü ve milyonlarca insan işsiz kaldı) oy oranını yalnızca korumakla kalmadı, bu oranı artırdı. Ancak oy oranına odaklanmak asıl resmi görmemizi engeller. Toplam oylara bakıldığında ise görünen gerçek İşçi Partisi’nin oy kaybettiği ama muhafazakarların da oy kazanmadığı, tam tersine toplam sağ oyların da azaldığı. İngiliz işçi sınıfı, parlamenter sisteme olan inancını, seçimlerin ilaç olacağı inancını hızla kaybediyor. Hartlepool’da seçimlere katılma oranı iki yılda yüzde 57’den yüzde 42’ye düşmüş durumda. Olaya şöyle de bakabilirsiniz, kazanan aday 70 binden fazla seçmenin sadece 15 bin civarında oyunu alarak seçimi kazandı.

Hartlepool’da ne oldu?

Bu durumu Hartlepool ara seçimleri özelinde tartışalım. Bir cinsel saldırı suçlaması altında olduğu için mevcut vekilin istifa etmek zorunda kaldığı Hartlepool’da ara seçimler yapıldı. Bu seçim bölgesinde İşçi Partisi daha önce hiç seçim kaybetmemişti. Ama geçen haftaki seçimlerde nerdeyse yüzde elliye yakın oy kaybederek seçimi kaybetti ve bir işçi kenti olan bu şehirde oyların çoğunluğunu alan Muhafazakâr Parti vekilliği kaptı.

Şimdi de oy sayılarına bakalım. İşçi Partisi 2019’da bu şehirde 15 bin oy almış. 2017’de aldığı oy ise 22 binden biraz fazlaydı. Bu arada şehirde toplam oy sayısının 70 binden biraz fazla olduğunu yeniden belirtelim. İşçi Partisi’nin 2015 seçimlerinde aldığı oy 14 bin idi. İşçi Partisi geçen haftaki seçimlerde ise sadece 8 bin 589 oy aldı ve seçimleri kaybetti.

Yukarıdaki sayıların kısa bir analizini yaparsak İşçi Partisi’ne oy veren seçmen kitlesi oldukça dalgalı ve öfkeli. Oyların biraz arttığı tek seçim 2017 seçimleri idi ve bu seçimlerde Corbyn daha solda, sosyal demokrat bir programı utangaç olarak dillendirmiş ve bu kadar utangaç bir savunma bile oyları yüzde elli artırmıştı. Ciddi sosyalist bir programın bu bölgelerde ve genel olarak işçi sınıfı içerisinde fırtınalar yaratacağı açık. Aslında bu olgu sadece İngiltere için değil ama Türkiye dahil dünyanın tüm kapitalist ülkeleri için geçerli.

Bir de muhafazakâr oylara bakalım. Önce şunu belirtelim, İşçi Partisi’nin bir önceki seçimlerdeki zaferinin bir başka sebebi, Brexit ve UKIP kanalı ile sağ oyların bölünmesiydi. 2015 seçimlerinde sağın toplam oy oranı İşçi Partisi’ninkinden çok daha fazla idi. Toplam sağ oyların 19 bin olduğu şehirde bu oylar Muhafazakârlar ve Brexit Parti arasında bölündüğü için İşçi Partisi 14 bin oyla seçimleri kazanmıştı. 2017 seçimlerinde ise Corbyn faktörü ile İşçi Partisi, UKIP ve Muhafazakâr Parti toplamından 3 bin civarından daha fazla oy almıştı. 2019 seçimlerinde de sağ oylar fazla idi ama o zaman da sağ seçmen Muhafazakârlar ve UKIP arasında bölünmüştü. Bu bölünme sayesinde sadece 15 bin oy alan İşçi Partisi, 22 bin civarında sağ oya rağmen (Muhafazakâr Parti 12 bin ve Brexit Parti 10 bin civarında oy almıştı) seçimleri almayı başarmıştı. Ama şunu unutmayın, bu şehirde sağ oylar 2017 hariç aslında çoğunluk idi ama bölünmüştü. Yani İşçi Partisi’nin kaleleri denilen bölgeler uzun zamandan beri sağın güçlendiği yerlerdi. Bu bölgelerde emekçi halk Muhafazakârlar ile İşçi Partisi arasında bir fark görmediği için doğrudan Muhafazakârlara akmasa bile, İşçi Partisi’nden uzaklaştığı için oransal olarak sağ güçlenmiş gözüküyordu. Ama asıl resim, işçi sınıfının parlamenter sistemden ve İşçi Partisi’nden umusunu kesmesiydi. Corbyn yüzünden bir ara umutlanmışsa da onun kendi programına sahip çıkmayışı ve Brexit konusunda aldığı tutarsız tavır yüzünden ondan yine hızla uzaklaştı, bu durum devam ediyor. Bu arada not olarak şunu belirtelim, İngiliz işçi sınıfı AB projesini anti-demokratik görür ve AB’ye karşıdır. Hartlepool’da da Brexit oylamasında halk yüzde 69 ile AB’den çıkılmasını istemişti.

Bu yüzden 2019 seçimlerinde İşçi Partisi bu sefer ancak 15 bin oy alabilmiş ancak sağ oylar bölündüğü için seçimi almıştı.

İşçi Partisi çöktü, sağ da geriledi

Bu seçimlerde İşçi Partisi sadece gerilemedi, çöktü. Oyları 8 bin 500’e geriledi, ancak Muhafazakâr Parti’nin zaferi de ölü bir zaferdir. Seçimi ancak 15 bin 529 oyla kazanabildi, üstelik bu sefer UKIP ya da Brexit Parti gibi oyları bölen bir parti de yokken. Yani seçim kazanmasına rağmen sağ oylar yüzde elliye yakın geriledi. Seçimlere katılma oranı yukarda da belirttiğim gibi 2019 da yüzde 57’den, son seçimde yüzde 42’lere kadar düştü.

2008 krizi hala sürüyor, üstelik te pandemi ile daha da derinleşerek. Bu krizin en büyük sonuçlarından birisi kapitalist dünyada orta sınıfların ekonomik olarak hızla çökmesi. Burjuvazi krize çözüm getiremiyor. Daha doğrusu bulduğu tek çözüm finans tekellerini para manyağı yapmak. (İngiltere hükümetinin QE ile finans tekellerine verdiği para miktarı sadece 2020’de 900 milyar sterline yakın.) Tabii bu kadar paradan emekçi sınıfların payına düşen işlerini kaybetmek, daha az ücrete ve güvencesiz işlere razı olmak, önceden parasız olan birçok hizmet için para ödemek, evsiz kalmak, babalarının dedelerinin kolayca alabildiği evleri alamamak ve açlık sınırında yaşarken birkaç kuruş sadaka almak. Geliştirilen tüm politikalar zengini daha fazla zengin etmekten ve toplumun yüzde 80’ini yoksullaştırmaktan başka bir işe yaramıyor.

Krize burjuvazinin yanıtı işçi sınıfına, emekçilere, orta sınıflara, ama daha da önemlisi dünyanın emekçi halklarına Üçüncü Dünya’ya azgın bir saldırı olarak şekilleniyor. 20. yüzyıl sosyalizmin ve emekçilerin yüzyılı idi. Dünyanın dört bir yanında sosyalist mücadeleler hızla yükselmiş, birçok ülkede sosyalizm zafere ulaşmış, kapitalist ülkelerde ise emekçiler, bugün ancak kırıntıları kalmış birçok ekonomik, sosyal ve politik haklar kazanmışlardı. Ancak ne yazık ki geçen yüzyılı yenilgiyle kapadık. 21. yüzyılın faşizmin mi yoksa sosyalizmin mi, kimin yüzyılı olacağına emekçilerin örgütlenme ve mücadele düzeyleri karar verecek.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur