Eskişehir Demokratik Kadın Platformu: “Derya Yanık istifa!”

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu'nun çağrısıyla Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde bir araya gelen kadınlar “Derya Yanık istifa” dedi

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu: “Derya Yanık istifa!”

Eskişehir Demokratik Kadın Platformu saat 19.00’da Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü önünde bir araya geldi. Burada yapılan açıklamayı Platform adına Özge Akgül Ayaz okudu. Akgül şöyle konuştu:

Kadınlar her gün evde, işte, sokakta şiddetle burun buruna yaşamlarını sürdürürken; can güvenliklerinin olmadığı bu ortamda iktidar kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadın kazanımlarını geliştirmek yerine, kadın düşmanı politikalarını sürdürüyor. Geçtiğimiz günlerde TBMM “Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Belirlenmesi Araştırma Komisyonu”nun toplantısında konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık pandemi döneminde, kadına yönelik şiddet olaylarındaki artışın “tolere edilebilir” düzeyde olduğunu ve artan şiddetin nedenlerini kendisinin de merak ettiğini söyledi. Bakan Yanık’ın temsilcisi olduğu iktidar anlayışının kadın düşmanı politikalarını teşhir etmek ve artan şiddetin nedenlerini konusundaki “merakını gidermek” için buradayız.

Açıklamanın devamında Akgül şunları söyledi:

Sayın Bakan; aile yaşamı ile iş yaşamını uyumlaştırma politikaları adı altında kadınlara güvencesiz, esnek çalışma alanlarının dayatılması, Diyanet’in kadınlarla ilgili verdiği fetvalar, müftülüklere nikah kıyma yetkisinin verilmesi, nafaka hakkının tartışmaya açılması, kadın siyasetçilerinin hedef haline getirilmesi, kadınların eylem alanlarında polis şiddetine maruz bırakılması, kadınların, gözaltında ve hapishanelerde çıplak aramaya, taciz ve işkenceye uğramasına izin verilmesi, pandemi döneminde ev içi şiddetin artması karşısında virüs bahanesiyle şiddet konusundaki zayıf önlemlerin bile artık alınmaması, infaz yasasıyla kadınlara karşı suç işleyen fail erkeklerin serbest bırakılması, yargı eliyle cezasız bırakılması, ekonomik krizin ve pandeminin en çok kadınları yoksullaştırması, kadınların emeğini gasp eden kapitalizmin güçlendirilmesi, Kod 29 denilen bir garabet ile kadınların ahlak kisvesi altında ayrımcılığa uğraması, en çok da kadınların işsiz ve güvencesiz kalması, belediyelere atanan kayyımların önce kadın kurumlarına saldırması, sığınakların kapatılması ve kadınlar her gün erkekler tarafından katledilirken bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının alınması şiddetin sebeplerini de sorumlularını da açıkça göstermektedir.

Kadın düşmanlıkları dillerine vuruyor

Kadınların hakları, eşitlik ve özgürlüğü için politika üretmesi beklenen ancak ne yazık ki isminde bile kadının adının olmadığı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın yaptığı bu açıklama iktidarın kadına yaklaşımını da bir kez daha gözler önüne sermiştir. Aynı iktidarın bir başka temsilcisi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun girdiği yolsuzluk, uyuşturucu, mafya-çete üçgeni içerisinde karşı karşıya geldiği Sedat Peker’e cevaben kadını aşağılayan ifadeleri de yine aynı kadın düşmanı politikalarının bir başka görüntüsüdür. Bu kadın düşmanı politikaların ve saldırıların yarattığı sonuç, daha fazla kadının şiddete uğraması, öldürülmesi, daha çok çocuğun istismar edilmesidir. Derya Yanık’a buradan sesleniyoruz: Kadına yönelik şiddeti münferit ve meşru gören anlayışınıza ve kadın düşmanı politikalara biz kadınların daha fazla tahammülü kalmadı! Kadına yönelik şiddet tolere edilemez! Bizim bir kişi daha eksilmeye tahammülüz yok! Yaptığınız açıklamaları savunmak yerine, kadınlardan özür dilemeli ve derhal istifa etmelisiniz!

“İstanbul Sözleşmesi tüm maddeleriyle etkin bir şekilde uygulanmalı”

Siyasi iktidarların gerici, militarist, kadın ve LGBTİ+ düşmanı ayrımcı politikaları şiddeti besleyen en büyük sebeptir. Yılmadan ve bıkmadan yıllardır her alanda söylediğimizi buradan bir kez daha ifade ediyoruz; “Kadına Yönelik Şiddet Münferit Değil, Politiktir”. Bu şiddeti önlemenin en önemli yoluysa şiddete karşı toplumsal ve bütünlüklü politikalar üretmekten geçer. İstanbul Sözleşmesi tüm maddeleriyle etkin bir şekilde uygulanmalı, caydırıcı yargı kararıyla cezasızlığa son verilmeli ve yeterli sayıda sığınma evini açılmalıdır.

“Tolere etmiyoruz”

Biz Eskişehirli Kadınlar olarak, kadına yönelik şiddetteki artışı tolere edilebilir olarak gören zihniyete karşı, İstanbul Sözleşmesi’nden haklarımızdan, hayatlarımızdan, eşit ve özgür yaşam mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz. Kadına yönelik şiddeti de, şiddeti meşrulaştıran zihniyeti de tolere etmiyoruz. Yaşamın her alanında kadın mücadelesi ve kadın dayanışması ile eşit ve özgür bir toplumu hep beraber inşa edeceğiz.

Eylem “Yaşasın kadın dayanışması” sloganlarıyla sona erdi.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur