Burjuva devletinin tefessüh hali! – Cihan Soylu (Evrensel)

Tefessüh sözcüğü bilindiği üzere çürümüşlükte dibe vurma anlamında kullanılır. Son iki hafta boyunca yoğunluk oluşturacak şekilde devlet-mafya ilişkileri üzerine yapılan haber ve yorumlar burjuva devletinin bu halini resmediyor. Çürüme, yine bilinir ki canlı oluşla bağlı değişim işareti olup kokuşmayı haber verir ve içerir. Bu çürüme ve kokuşmuşluk sınıf karakteriyle de bağlıdır.

Burjuva devletinin tefessüh hali! – Cihan Soylu (Evrensel)

Tefessüh sözcüğü bilindiği üzere çürümüşlükte dibe vurma anlamında kullanılır. Son iki hafta boyunca yoğunluk oluşturacak şekilde devlet-mafya ilişkileri üzerine yapılan haber ve yorumlar burjuva devletinin bu halini resmediyor. Çürüme, yine bilinir ki canlı oluşla bağlı değişim işareti olup kokuşmayı haber verir ve içerir. Bu çürüme ve kokuşmuşluk sınıf karakteriyle de bağlıdır. Mali sermaye ve tekellerin egemenliği, rantiye tabakaların, asalak bürokrasi ve aristokrasinin beslenme kaynaklarının artan oranda varlığı, zenginliğin ve yoksulluğun iki zıt tarafta birikmesi, artan işsizlik ve bütün bunlarla birlikte toplumsal çözülüşteki yaygınlık, bir baskı ve egemenlik aygıtı olan devletin çürümesini de haber verir ve mümkün kılarlar. Çürüyen burjuva devletidir ve bu çürüme, bu tefessüh etme hali, bu kokuşmuşluk ve mafyalaşma, mali sermaye ve mali oligarşinin egemenliğiyle dolaysızca bağlıdır. Daha çok kâr için birbirinin başını yemek dahil hiçbir araç ve yöntemden kaçınmayan sermaye grupları ve tekelcilerin dünyasında başlıca hedef kendisi dışındaki herkesten daha fazlasına sahip olmaktır ve bunun için baş vurulmadık alçaklığın bırakılmadığı toplumsal pratiğin kaydıdır. Bu durum ve bu hal, sömürücü egemen sınıfın baskı aygıtı burjuva devletin işleyiş mekanizmasının önemli etkenidir. “Toplumsal düzen sağlama” iddiasıyla toplumun tüm kesimlerine, ancak özellikle de sömürülen ve ezilen sınıf ve kesimlere varlığı ve rolü zorunlu gösterilip itaat edilmesi istenen bu devlet aygıtı, siyasal askeri gücün ekonomik, mali tüm üretim ve zenginliğin hakim sınıf ve asalakları yararına düzenlenmesinin sopası, kılıcıdır.

Bu kılıç veya tüfek veya gelişmiş biçimleriyle teknolojik araçlar, üretim, dolaşım ve bölüşüm ilişkilerinin egemen burjuva ve tekelci kesimin çıkarları doğrultusunda düzenlenmesi için kullanılır. Tekelleşme ve mali oligarşinin artan etkinliği bu rolün daha merkezi ve yoğunlaşmış şekilde kullanımını olanaklı kılar. Rantiyerlik, rüşvet, yolsuzluk, iltimas, uluslararasılaşmanın gelişmesiyle birlikte uluslararası kapsama da genişleyerek daha fazla olanaklı hale gelir.

Onlarca-yüzlerce milyar dolarlık kaçakçılığın (vergi, uyuşturucu, silah vb. gibi) yol açtığı paylaşım kavgaları bu zemin üzerinde gerçekleşir. Burjuva devletleri çeteleşirken çeteler devletleşir ya da birbiri içinde “erir”ler! Herhangi kapitalist ülkede bir devlet yöneticisinin mafya liderlerinden biri gibi konuşması ve davranmasının ya da mafya çetelerinden birinin liderinin devlet yöneticisi kürsüsünden tehditler savurması, ya da birbirlerinin kolunda meydan okuyucu olarak ‘fotoğraf vermeleri’ bundandır. Bu ABD’de de böyledir, İtalya’da da, Türkiye’de de!

Ve gerçek o ki, mali sermaye ve tekellerin uluslararası faaliyetindeki muazzam gelişme, bu çeteleşmenin uluslararasılaşmasına da söz uygunsa sınıf atlatmıştır! Bundandır ki Azerbaycan’dan Panama’ya, Kolombiya’dan Türkiye’ye, İtalya’dan Afganistan’a, ABD’den Ukrayna’ya dolaşımdaki uyuşturucunun bir kapıda “ele geçirilip” diğer kapıdan sürüme girmesi de, “Ro ro trafiği”nin Türk marinalarından okyanuslara açılarak yarattığı dalgaların sesinin kıtalar arası duyulması da, devletlerin otoritesi altındaki ve elindeki uçakların, gemilerin ve trenlerin Escobar…veya Türk “ülkücü mafya çeteleri”nin emrine amade olması da “küreselleşmiş”tir! Ulusal sektörlerin başına kimlerin oturacağı kavga nedenidir. Bu kavga, paylaşılacak meblağ büyüdükçe keskinleşiyor. Azeri SOCAR’ın patronlarından Zarrab, Ağar ve Peker’e, devlet yöneticisi filo sahiplerinden çeşitli ülkelerin jandarma-emniyet şebekelerine uzanan ağların yayıldığı bataklık sahası genişledikçe, çürümüşlük daha keskin koku yayıyor. Çete başları karşılıklı atışmalarla yağmadan aldıkları payları artırmanın yanı sıra işledikleri cinayetlerin üstünü de kapatmaya çalışıyorlar. Sözün kısası, sermaye devletinin bu çetelerle ilişkisi ayrıksın, tesadüfi, münferit ve dışsal olmayıp organik-yapısal özellik gösteriyor.

Kaynak: Evrensel

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur