Çocuklarını istismar eden adamı bir türlü tutuklamıyorlar: “İstanbul Sözleşmesi uygulanıyor olsaydı çoktan cezalandırılmış olacaktı”

Adana'da 5 ve 6 yaşlarındaki çocuklarına cinsel istismarda bulunan M.A.K.'ye verilen 35 yıl hapis cezasının istinafta bozulması üzerine tekrar başlayan yargılama Adana 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. M.A.K.'nin tutuklanması talebi bir kez daha reddedildi. Adana Kadın Platformu bu davanın peşini bırakmayacaklarını söyledi

Çocuklarını istismar eden adamı bir türlü tutuklamıyorlar: “İstanbul Sözleşmesi uygulanıyor olsaydı çoktan cezalandırılmış olacaktı”

Adana’da 5 ve 6 yaşlarındaki çocuklarına cinsel istismarda bulunmak suçundan yargılanan M.A.K.’ye verilen 35 yıl hapis cezanın istinafta bozulması üzerine tekrar başlayan yargılama Adana 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün (8 Nisan) görüldü.

“Nitelikli cinsel istismar” suçundan açılan davanın karar duruşması 1 Ekim 2020 tarihinde görülmüş; hakkında “çocuğun cinsel istismarı” suçundan 30 yıl, “müstehcen içerik üretmekte çocukların kullanılması” suçundan 5 yıl ve “çocuğun görebileceği yerlerde müstehcenlik” suçundan 7 ay 15 gün hapis cezası verilen M.A.K.’nin avukatı, karara itiraz ederek, istinafa başvurmuştu.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12’nci Ceza Dairesi’ne götürülen dosya, 20 Ocak’ta karara bağlanmış, istismarın tanığı olmadığı ve suçlamaların ispatlanmadığı gerekçeleriyle kararı bozan mahkeme, dosyayı tekrar Adana 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti.

“Buyrun hakim bey işte babamın bütün yaptıkları bu mektupta yazıyor”

Yeniden başlayan dava sürecinin bugün görülen ilk duruşmasına, mağdur çocuklar, katılan vekilleri, sanık ve vekilleri katıldı. Sanık vekilleri duruşma başlamadan dosya hakkında gizlilik kararı ve yayın yasağı verilmesini talep etti. Ancak bu talepleri mahkeme tarafından reddedildi.

Duruşmada Adli Görüşme Odasında sosyal hizmet uzmanı eşliğinde beyanı alınan mağdur çocuklar, yaşadıkları istismarı açık ve detaylı olarak anlattılar.

Katılan vekilleri, mağdur çocuk tarafından baba ile çocuk arasında yapılan şahsi ilişki tesisinin ardından çocuklardan büyük olan tarafından mahkemeye hitaben yazılan mektubu mahkemeye sundular. Çocuğun annesinin anlatımına göre çocuk, babası ile gitmek istemediği halde kişisel ilişki kararı nedeni ile görüşmesinin ardından bu mektubu yazarak annesine vermiş. Çocuk tarafından zarf şekli verilen mektubun üzerinde “Buyrun hakim bey işte babamın bütün yaptıkları bu mektupta yazıyor” şeklinde bir yazı bulunuyor.

Tutuklama talebi yine reddedildi

Katılan vekilleri duruşma sırasında sanığın katılanı, mağdurları ve tanıkları korkutmaya çalıştığını, sosyal medya üzerinden sürekli paylaşım yaparak rahatsız ettiğini anlattı. Katılan vekilleri, çocukların tedavi gördüğü Ruh Sağlığı Hastanesindeki uzman psikiyatristlerin, Kozan’da görev yapan sosyal hizmet görevlilerinin ve çocukların kreş öğretmenlerinin tanık ve bilirkişi olarak dinlenilmesini talep etti. Ancak bu talep mahkeme tarafından kabul edilmedi.

Mahkeme sanığın tutuklanması yönündeki talebi de istinaf mahkemesinin beraat kararı verilmesi gerektiği şeklinde görüş bildirmesi nedeni ile reddetti.

Sanık ve vekilleri ise çocukların beyanlarının çelişkili olduğunu, beraat kararı verilmesi gerektiğini savundular.

Mahkeme duruşmayı eksikliklerin giderilmesi için 27.05.2021 günü saat 13:00’e erteledi. Dava 27 Mayıs günü saat 13.00’e ertelendi.

İstanbul Sözleşmesi uygulanıyor olsaydı…

Duruşma öncesi Adana Kadın Platformu, Adana Adliyesi Taş Bina önünde saat 10.00’da bir araya gelerek açıklama yaptı. Kadınlar ellerinde “Erkek adalet değil! Gerçek adalet” yazılı pankart taşıdı. Basın metnini Avukat Sevil Aracı Bek okudu. Aracı ilk olarak “İstanbul Sözleşmesi uygulanıyor olsaydı istismar zanlısı hak ettiği cezayı çoktan almış olurdu” dedi.

Aracı şöyle konuştu:

İstismara uğrayan çocukların annesi, 6 yıldır evli olduğu ve sürekli şiddet gördüğü eşinden boşanmak üzere dava açmıştı. Boşanma davası sürerken Aile Mahkemesi çocukların velayetinin kime verileceği hususunda Sosyal İnceleme Raporu düzenlenmesini istedi. Sosyal hizmet uzmanının yaptığı görüşmede çocukların babaları tarafından istismar edildiği ortaya çıktı.

Yerel mahkemenin cezalandırma kararı vermesinde çocukların gerek ÇİM’de, gerekse duruşmada alınan beyanlarının birbirleri ile uyumlu olması, sosyal hizmet uzmanlarının, mağdurların olayı kurgulamalarının mümkün olmadığını, anlatımlarının kendi yaş grubu çocuklarının cinsel bilgisinin üstünde olduğu ve bu anlatımların hayal ürünü ya da ezberletilmiş olamayacağı şeklindeki görüşleri etkili olmuştu. Tüm kanıtların sanık aleyhine olmasında rağmen, istinaf mahkemesi olağan dışı bir hızla kararın kaldırılmasına ve sanığın tahliyesine karar verdi.

Sanığın ceza almasına kadar oldukça zorlu bir hukuk mücadelesi verilmişti. Öyle ki şikayetin ilk yapıldığı dönemde savcı tarafından “Boşanma aşamasındasınız, aranızda husumet var” denilerek takipsizlik kararı verilmiş, itiraz üzerine takipsizlik kararı kaldırılmıştı. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12’inci Ceza Dairesinin verdiği karar ile yargı sürecinde başa dönülmüş oldu. İstinaf Mahkemesi verdiği kararda çocukların velayeti konusunda çekişme bulunduğuna değindi ve katılan anne B.’nin, çocukların anneannesinin ve çocukların anlattıklarını hayatın olağan akışına aykırı buldu.

“Amaçlanan erkekleri korumak olunca yargının ne kadar hızlı hareket edebildiğini gördük”

İstinaf Mahkemesinde 16 Aralık’ta açılan dosyanın 20 Ocak tarihinde, yani 35 günde karara bağlanması ve sanığın alelacele tahliye edilmesi ise adalet mücadelesinin uzun zamana yayılmasına alışık olan bizler için şok edicidir. Bu durum bize amaçlanan erkekleri korumak olunca yargının ne kadar hızlı hareket edebildiğini de göstermiştir.

İstinaf Mahkemesi kararında olayın tanığının bulunmadığından bahsedilmiştir. Ancak zaten taciz, tecavüz, istismar gibi suçlar özellikle tanıkların olamayacağı durumlarda işlenen suçlardır.

Üstelik burada babanın istismarı söz konusu olduğundan tanık olmaması anlaşılabilir bir durumdur.

İstinaf Mahkemesi ayrıca dosyaya sanık vekilleri tarafından sunulan ilgisiz her türlü delile de gerekmediği kadar itibar etmiştir. Öyle ki çocukların mutlu göründükleri fotoğraflar dahi istismarın olmadığına delil sayılmıştır.

Kadınların yargılandığı dosyalarda sunulan uzman görüş ve mütalaalarının asla karara dayanak alınmamasına rağmen, yine bu dosyada sanık vekilleri tarafından uzman görüşü adı altında sunulan mütalaanın da gerekçeli kararda yer bulmasını çifte standarttır.

Öte yandan sanık, istinaf mahkemesi kararından sonra iki haftada bir pedagog eşliğinde çocuklar ile şahsi ilişki kurmaya da başlamıştır. Geçtiğimiz Cumartesi günü yapılan çocuk görüşmesinin ardından çocukları teslim ederken çocukların annesine sataşan sanık, 1,5 saat evin önünden ayrılmamış, bunun üzerine anne polis çağırmak durumunda kalmıştır. Polisler geldiğinde katılan, sanığın da kendisinden şikayetçi olmak üzere polis çağırdığını öğrenmiş, polis her iki tarafa da karakola gitmeleri gerektiğini söylemiştir. Karakola giden katılana, şikayetçi olarak değil, şüpheli olarak ifadesinin alınacağı söylenmiş, hatta kendisine uzaklaştırma tedbiri uygulanmıştır. Katılanın şikayeti ise ancak avukatının gelip ısrar etmesi sonucunda alınabilmiş, koruma talebi de yine uzun uğraşlar sonunda alınabilmiştir. Karakolda kadına, artık koruma başvurularının Aile Mahkemeleri kanalı ile yapıldığı, karakollardan başvuru alınmadığı bildirilmiştir. İstanbul Sözleşmesinden çıkılmasının ardından henüz çıkma kararının yürürlüğe girmemiş olmasına ve 6284 sayılı yasanın da yürürlükte olmasına rağmen, kadınlar aleyhine uygulamalar anlattığımız örnekte olduğu üzere hız kazanmıştır.

“Adana Kadın Platformu olarak davanın tarafıyız”

Aracı, dosyanın kapatılıp M.A.K.’nin cezasız bırakılmasını istemediklerini bu yüzden de davanın takipçisi olacaklarını ifade ederek şunları söyledi:

Biz biliyoruz ki, İstanbul Sözleşmesi hakkıyla uygulanıyor olsaydı, çocukları ve kadınları defalarca mağdur eden yargı süreci bu şekilde işlemez, zanlı hak ettiği cezayı çoktan almış ve çekiyor olurdu. Ancak bildiğimiz bir şey daha var ki yargı süreci henüz bitmedi. Biraz sonra Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek olan davanın tarafları sadece istismar edilen çocuk ve anneleri değildir, biz Adana Kadın Platformu olarak davanın tarafıyız.

Adana Kadın Platformu olarak yargılamayı bozma öncesi süreçte olduğu gibi yakından izleyecek, adaletin sağlanması, istismarcının hak ettiği cezayı alması için sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağız. Bu dosyanın kapatılıp zanlının cezasız bırakılmasına, istismar mağduru çocukların sesinin kısılmasına, istismarı ortaya çıkarmak için mücadeleye atılan kadınların umudunun, cesaretinin kırılmasına asla izin vermeyeceğiz.

 

Duruşma sonrasında Adana Kadın Platformu yazılı bir açıklama yayımlayarak şunları söyledi:

Adana Kadın Platformu olarak yargılamayı bozma öncesi süreçte olduğu gibi yakından izleyecek, adaletin sağlanması, istismarcının hak ettiği cezayı alması için sonuna kadar bu davanın takipçisi olacağız. Bu dosyanın kapatılıp zanlının cezasız bırakılmasına, istismar mağduru çocukların sesinin kısılmasına, istismarı ortaya çıkarmak için mücadeleye atılan kadınların umudunun, cesaretinin kırılmasına asla izin vermeyeceğiz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur