Rosa Kadın Derneği’ne yönelik saldırılara karşı kadınlar İzmir’de eylemdeydi

Kadınlar İzmir'de Rosa Kadın Derneği'ne yönelik saldırılara ve gözaltılara karşı bir araya geldi. "Kadın mücadelesini engellemeye gücünüz yetmez!"

Rosa Kadın Derneği’ne yönelik saldırılara karşı kadınlar İzmir’de eylemdeydi

Kadınlar İzmir Karşıyaka’da Kadınlar Birlikte Güçlü’nün çağrısıyla Rosa Kadın Derneği’ne yönelik saldırılara ve gözaltılara tepki göstermek için bir araya geldi. “Kadın mücadelesini engellemeye gücünüz yetmez!” diyen kadınlar gözaltıların serbest bırakılmasını talep ederek, Rosa Kadın Derneği’nin yanında olduklarını söyledi.

Diyarbakır’da, 5 Nisan 2021 tarihinde Rosa Kadın Derneği ve birçok adrese polislerce düzenlenen operasyonlarda aralarında siyasi parti temsilcilerinin de bulunduğu 22 kadın gözaltına alınmıştı. Kadınlar 3 gündür gözaltında.

Kadın mücadelesinin en önemli kazanımı olan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin (İstanbul Sözleşmesi) imzaya açıldığı 2011 yılı, son 10 yılın en az şiddet ve katliamların yaşandığı yıl olarak tarihe geçtiğini belirten kadınlar, şiddet ve katliamların durmadığını ve 121 kadının yaşamını yitirdiğini ancak sonraki yıllara oranla yarı yarıya bir düşüşün söz konusu olduğunu bunda ise cinsiyetçi politikalar yerine kadından yana bir tutum izlenmesi, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 sayılı yasa için yapılan hazırlıklar ve konunun sık sık kamuoyunda gündeme gelmesinin etkili olduğunu söyledi.

AKP-MHP kadınların örgütlülüğünden korkuyor

Açıklamayı Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir adına sırayla okuyan Mehtap Alişan ve Müberra Derin, AKP/MHP’nin kullandığı cinsiyetçi dil keskinleştikçe kadın kazanımlarına saldırıların sertleştiğini ve erkek şiddeti arttıkça yaşamını yitiren kadın sayısının katlandığını vurgulayarak şu açıklamalarda bulundu:

En son 20 Mart gecesi yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği duyuruldu. Bu haberin ertesi günü 6 kızkardeşimiz sırtını iktidarın cezasızlık politikalarına yaslayan erkekler tarafından katledildi. İnfial yaratan karar, kadınlar cephesinden hiçbir şekilde tanınmadı. Saldırılara karşı sokakları terk etmeyen kadınlar, bir kez daha direnişi kuşandı ve alanlarda hem haklarına hem de hayatlarına sahip çıkıyor. Sözleşmenin geri çekilmesi hukuksuzdur, bunu isteyen zihniyeti tanıyoruz. Hiçbir saldırı kadınların bir araya gelmesini ve mücadele etmesini engelleyememiştir, engelleyemeyecek de.
Kadınların örgütlülüğünden, birlikteliğinden korkan AKP-MHP ittifakı bu gücü nasıl bölerim kaygısıyla kendi milli feminizmini ilan etmeye kadar gidebildi. Kadın mücadelesi olacaksa da erkek egemen zihniyetin güdümünde olmalıydı.

“İlk hedef yine Kürt kadınları oldu”

Bu da yetmedi 10 Nisan’da İstanbul Sözleşmesi Bizimdir demek için kadınlara sokağa çıkma çağrısı yapan Rosa Kadın Derneği’ne 5 Nisan günü sabaha karşı kapısı kırılarak baskın yapıldı. Tüm evrak ve dökümanlarına el konuldu. Oysa ki yakın zamanda dernek zaten rutin denetimden geçecekti. Amaç neydi peki? Derneği ve faaliyetlerini terörize etmek, eylem ve etkinliklerini engellemek tabii ki. Bir yandan da eşzamanlı ev baskınları yaparak 22 kızkardeşimizi gözaltına aldı ve dosyaya gizlilik kararı koydu. Çünkü açıklayacağı gerekçeler suç kapsamına girmiyordu. Kadın katilleri elini kolunu sallayarak sokakta cinayet işlemeye devam ederken yaşatmayı esas alan faaliyetleri suç saymak kamuoyu nezdinde biraz zorlayıcı olabilirdi.

Gözaltına alınan arkadaşlarımızın da yaptığı tıpkı bizler gibi daha fazla kadın ölmesin, şiddet, kadın cinayeti, taciz, tecavüz, istismarın önüne geçilsin diye mücadele etmek…Ama erkek egemen iktidar toplumda ırkçılık politikalarıyla yol alacaklarına güvendiği için saldırıya her zaman Kürtler tarafından başlamanın işe yarayacağını düşündü. Bu yüzden ilk hedef yine Kürt kadınları oldu.

“Son zamanlarını yaşayan bir iktidarı, hiçbir erkek egemen ittifak bozamaz”

 

Yine Denizli’de “İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz!” eylemine katıldıkları gerekçesiyle le 4 İranlı mülteci arkadaşımız “Kamu düzenini bozmak” gerekçesiyle gözaltına alındı. Mülteciler hakkında sınır dışı kararı verildi. İktidarın rkçı, ayrımcı ve kadın düşmanı yaklaşımı bura da bir kez daha karşımıza çıkıyor. Kadın mücadelesi, yaşam mücadelesi yürüttüğü için baskı, zulüm gören hiçbir kızkardeşimiz yalnız değildir, direnişleri direnişimizdir. Kadın mücadelesi evrenseldir dili, inancı, rengi ne olursa olsun…

 

Şunu iyi bilin ki, bunlar son çırpınışlarınız. Artık ayrıştırıcı politikalarınız biz kadınlar üzerinde işe yaramıyor. Bizler yaşamak için kendimize ve birbirimize güvenmeyi, dayanışmanın önemini bizzat deneyimleyerek öğrendik. Birbirimizin acılarını, sevinçlerini yüreğimizin en derinliklerinde hissedebiliyoruz. Sözde değil özde bir kadın yoldaşlığı, duygudaşlık bizimkisi. Bunu anlamaya ne aklınız ne de yüreğiniz yetebilir! Bu birlikteliği, bırakın son zamanlarını yaşayan bir iktidarı, hiçbir erkek egemen ittifak bozamaz.

Tüm kararlılığımızla, inancımızla, birlikteliğimizle şiddetsiz, özgür, eşit ve demokratik bir yaşamı inşa edinceye kadar, bir kişi daha eksilmeyene kadar mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Haklarımıza, hayatlarımıza, kazanımlarımıza ve birbirimize sahip çıkıyoruz. Bir kez daha tekrar edelim: Gücümüzü birlikteliğimizden ve dayanışmamızdan alıyoruz, birlikte güçlüyüz! Yaşasın kadın dayanışması!

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur