MEB ve özel öğretim kurumları sahiplerine geç kalmış bir teşekkür

Öğretmenini her fırsatta kutsal görmekle övünen Türkiye’de bu sürecin kutsala saygının tam hakkı verilerek, net biçimde bir dokunulmazlık altında, öğretmenin doğal bağışıklığının en iyi örneklerinin sergilenmesi için imkânların sonuna kadar kullanıldığı, hiçbir tedbirsizlikten kaçınılmadığı, her durumda meslek grubunun doğal dayanıklılığına halel getirecek bir tedbir niyetli müdahaleye izin verilmediğini özellikle belirtmek gerekir

MEB ve özel öğretim kurumları sahiplerine geç kalmış bir teşekkür

Ay’da yapılan bir araştırmanın sonuçları NASA tarafından açıklandı. Bu araştırmada amacın, “pandemi karşısında sosyal ve fiziksel bakımdan her türlü etkileşim içinde olduğu halde virüse karşı dayanıklılık gösteren meslek gruplarının belirlenmesi” olduğu belirtildi. Bu araştırmaya göre “insan davranışları üzerinde istendik değişiklikleri” kalıcı biçimde yaratan eğitim-öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin pandemi karşısında binlerce yıldır bu alanda çalışan eğitimcilerin biriktirdiği evrimsel seviye olarak kazanılmış ya da doğuştan getirdiği “eğitme ve öğretme erdemi” sayesinde doğal bir bağışıklık sistemine sahip olduğu saptandı. Bu belirlemede, bir kanıt örneği olarak Türkiye’deki eğitim sürecinde Mart 2020-Mart 2021 arasında gerçekleşen faaliyetlerin önemli olduğu vurgulandı.

Öğretmenini her fırsatta kutsal görmekle övünen Türkiye’de bu sürecin kutsala saygının tam hakkı verilerek, net biçimde bir dokunulmazlık altında, öğretmenin doğal bağışıklığının en iyi örneklerinin sergilenmesi için imkanların sonuna kadar kullanıldığı, hiçbir tedbirsizlikten kaçınılmadığı, her durumda meslek grubunun doğal dayanıklılığına halel getirecek bir tedbir niyetli müdahaleye izin verilmediğini özellikle belirtmek gerekir. Bu açıdan Mili Eğitim Bakanlığı ve Özel Eğitim ve Öğretim Kurumları sahiplerine “Ay’da yapılan bilimsel çalışmaya” katkılarından dolayı ne kadar teşekkür edilse azdır. Teşekkür edilecek konular bununla sınırlı değildir tabiî ki.

Üç kere teşekkür

Birincisi, 17 Ağustos’ta özel okulları açmak için dahiyane bir buluşla 8. ve 12. sınıfların kurs adı altında açılmasına izin verilmesi, bu sahada çalışan emekçiler için tam anlamıyla bir yaz tatili hediyesiydi ki, kesinlikle teşekkürü hak eden bir uygulamaydı. Bu sayede “online eğitim”den bunalmış, yüksek düzeydeki maddi birikimiyle okulu adına yaptığı eğitimin internet maliyetlerini karşılayıp tatile harcamayarak örnek olmuş, hem de dünya da çok az insanda olan “doğal bağışıklık”a sahip olduğu halde eve tıkılmış eğitim emekçisi için dayanıklılığını sahada gösterme şansını yakalamaktı… Sonsuz teşekkür…

İkincisi, kısa çalışma ödeneğine sokulmasını patronuyla bir dayanışma imkânı olarak değerlendirdi eğitim emekçisi. Böylelikle gelecek öğretim yılında anlaşma yapılmasının önünün açılması, teşekkürü hak eden bir uygulama idi. Gerçekten ilk defa eğitim emekçisi, patronuna katkı sunmanın imkânını yakalamıştı ki bu az bir şey değildir. Ödeneğin adını kısa çalışma diye duyunca hemen patronlara dendi ki “ödenek kısa olsun ama bizim doğal bağışıklığımız var çalışma süreleri uzasın” Bunu söyleyebilme ve bu desteğin gururlu bir parçası olma şansının verilmesine ne kadar teşekkür edilse azdır.

Üçüncüsü, pandemi sürecinde doğal bağışıklığı olmadığı için tedbir talep edenlerin işten çıkarılmasına, süreci gerekçe göstererek kapatılan kurumlardaki çalışan kötü öğretmenlerin seslerinin duyulmasının engellenmesini bizzat yasalarıyla sağlayanlara, bizim doğal bağışıklığa dayanan “doğal huzurumuz”u bozmadıkları için teşekkür etmek gerekir. Çünkü bu durum, bize has olan doğal bağışıklık niteliğimizi taşımayan örneklerin temizlenmesi için bir fırsat olmuştur… Teşekkürler…

Bir teessüf

Burada bir teessüfümüzü bildirmek gerekir: Bakanın aşı konusunda “‘yüz yüze eğitim’e geçen öğretmenleri, öncelik grubu yapacağız” açıklaması utanç vericidir. Acilen bu karardan vazgeçilmesi gerekir. Neyse ki utanç verici öncelik kararından pişman olmuş ve birkaç öğretmeni aşılattıktan sonra bu kararından dönerek öğretmenleri aşılatmamıştır. Bizler “sahip olduğumuz doğal bağışıklık yetimizin tartışılmaya açılmasını istemiyoruz.”

Bizler her şartta çalışmaya yatkın zihinsel ve bedensel donanıma sahip olmanın haklı gururu içindeyiz. Yeter ki, piyasanın tanrısı MEB ve özel öğretim kurumları patronlarına zeval vermesin. Onlarsız bir yarın bizim için karanlık.

Beş talep

Pandemi sürecinde kanıtladığımız doğal bağışıklığımızın bizim için meşru olan birtakım talepleri de geliştirmesi doğal bir sonuç olarak okunmalıdır. Bu taleplerimiz şunlardır:

  1. Pandemide zarar görme ihtimalimiz olmadığı için tüm kademelerde yüz yüze eğitime geçilmesi, mesai saatlerinin haftanın her günü için 07.00-22.00 olarak düzenlenmesi.
  2. Aşı sıralamasından acilen çıkarılarak, bize yapılacak aşıların bize özgü doğal bağışıklığa sahip olmayan gruplara yapılması. (Burada önceliğin genetik olarak öğretmenlik soyundan gelmeyen özel öğretim kurumları sahipleri ve MEB bürokrasisine verilmesi.)
  3. Bizlerin sahip olduğu doğal bağışıklığın öğrencilerimize de kazandırılması için “maskesiz, mesafesiz” yaşamın öğretmenlere hak olarak tanınması.
  4. Bizler için planlanan her türlü önlemin, bizim açımızdan anlamlı bulunsa da gerekli olmadığı için başka alanlara kaydırılması.
  5. Kurumlarda alınan tedbir amaçlı maske ve alkol bazlı temizlik malzemelerinin maaşlarımıza fatura edilmesi.

Açın önümüzü

Bizler için doğal bağışıklığımız sayesinde bu salgınla mücadele sürecine yapacağımız tüm katkılar için önümüzün açılması anlamlı olacaktır. Aksi durumda, biz bu doğal bağışıklığımızın gücü, MEB ve Özel Öğretim Kurumları sahiplerine olan sevgimizle tüm şehirlerin meydanlarında “maskesiz, mesafesiz” dayanıklılığımızı göstermekten ve bunu yakın zamanda “Ay’da çalışma yapacak” bir ülkenin eğitim emekçileri olarak yapmaktan geri durmayacağız.

O “an”da soracağız, biz dayandık siz de bize dayanabilir misiniz?


Timurhan Yalçın, Özel Öğretim Kurumunda “doğal bağışıklık” sahibi bir çalışandır.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur