İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önüne yürüyen sağlık emekçilerine polis barikatı: “Siyasi ve ekonomik çıkarları değil insanı önceleyin”

Sağlık emek ve meslek örgütleri COVID-19 vakalarındaki artışı tersine çevirmek, "Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun" demek için bugün (15 Nisan) İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önüne bir çağrıda bulundu. 12.15'te Çemberlitaş Tramvay Durağı önünde toplanan sağlık emekçileri il sağlık müdürlüğü önüne yürümek istedi. Polis durak önünde sağlık emekçilerinin yolunu kesti. Sağlık emek ve meslek örgütleri temsilcileri açıklama yaptı

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önüne yürüyen sağlık emekçilerine polis barikatı: “Siyasi ve ekonomik çıkarları değil insanı önceleyin”

COVID-19 pandemisinin üçüncü ve en büyük piki yaşanıyor. Günlük vaka sayıları altmış bini aştı, can kayıpları gerçek rakamların ancak üçte birini yansıtan resmi rakamlara göre bile üç yüze yaklaştı. COVID-19 salgının geldiği aşama, Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı derecelendirmeye göre en ileri aşama olan 4. aşamaya ulaştı. Buna göre, salgın kontrolsüz bir şekilde yayılmakta ve sağlık sisteminin salgının yükünü karşılamakta zorlanmakta.

Sağlık emek ve meslek örgütleri bu tabloyu tersine çevirmek için bugün (15 Nisan) İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü önüne bir çağrıda bulundu. 12.15’te Çemberlitaş Tramvay Durağı önünde toplanan sağlık emekçileri il sağlık müdürlüğü önüne yürümek istedi. Polis durak önünde sağlık emekçilerinin yolunu kesti.

“Salgını yönetmek yerine algıyı yönetmeye çalışıyorlar”

Ellerinde “Yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz, ölümleri durdurun” yazılı pankart taşıyan sağlık emek ve meslek örgütleri üyesi sağlık emekçileri Sultanahmet’te açıklama yapmaya başladı. İktidarın salgını yönetmek yerine algıyı yönetmeye çalıştığını da ifade eden İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Doktor Güray Kılıç açıklamayı okudu.

Açıklanan “tedbirler” için “İktidar bilimin, meslek örgütlerinin sesine kulağını tıkamakta, sermayenin çıkarlarına uygun kararları uygulamaktadır. Bu tedbirler paketi halkı oyalama paketidir” diye Kılıç sözlerini şöyle sürdürdü:

Yaşadıklarımız, GabrielGarciaMarquez’in “Kırmızı Pazartesi” romanındaki gibi her şeyin herkesin gözü önünde olmasını andırıyor. Böyle olacağını başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere bütün yönetenler biliyordu. Ancak tüm uyarılarımıza rağmen gereken önlemleri almak yerine tabloyu seyretmekle yetindiler. Baştan beri yaptıkları gibi hala salgını yönetmek yerine algıyı yönetmeye çalışıyorlar; “aşı umudu tacirliği” yaparak insanları oyalıyorlar. Mızrak çuvala sığmayınca da “Maske, Mesafe, Hijyen” tekerlemesiyle suçu vatandaşlara atıyorlar.

Bir yıldır her zaman olduğu gibi mesleğimizin ve meslek örgütümüzün üzerimize yüklediği sorumlulukla söylenmeyeni söylemeye, görünmeyeni görünür kılmaya çalıştık. Halk sağlığını önceleyen bilimsel bilgiler ışığında salgının ilk gününden itibaren Sağlık Bakanlığı ile görüşmeler talep ettik, randevu taleplerimize yanıt gelmedi. 50 metreye varan yazılar yazdık, cevap alamadık, medya aracılığıyla uyardık yapılması gerekenleri söyledik ama duyulmadık. Bugün buradayız çünkü duymama görmeme şansınız yok, bugün buradayız çünkü ölümleri görmeye tahammülümüz kalmadı, meslektaşlarımızın tükendiğine tanıklık etmeye tahammülümüz kalmadı!  Bugün geldiğimiz noktada, eksik, yanlış, tutarsız politikalar, başarısız salgın yönetimi neticesinde kontrol altına alınamayan COVID-19 pandemisi üçüncü ve en büyük pikini yapıyor. Günlük vaka sayıları 60 bine dayandı, can kayıpları gerçek rakamların ancak üçte birini yansıtan resmi rakamlarda bile 250’yi aştı.

TTB olarak iktidarı bir kere daha uyardıklarını ifade eden Kılıç “Geç kaldınız, önlenebilir ölümleri önlemediniz! Her gün yüzlerce insanımızı kaybettiğimiz son durumda acil adımlar atılmalıdır” sözlerinin ardından şu önlemlerin alınması gerektiğini ifade etti:

  • Mevcut sağlık politikalarının başarısız olduğu artık kabul edilmeli; sağlığa bütüncül bakan toplum ve sağlık örgütlerinin katılımıyla dayanışma içerisinde yeni bir sağlık sistemi kurulmalıdır.
  • Pandemi ile mücadele, derhal geniş katılımlı yerel pandemi kurullarına devredilmelidir. Bu kurullara yerel yönetimler, sağlık emek ve meslek örgütleri ve toplum dahil edilmelidir.
  • Bilimsel kriterlere uygun filyasyon çalışmalarına hızla başlanıp salgının ilk kaynağına ulaşılmalı, bireyler hastalanmadan veya hastaneye gelmeden gerekli adımlar atılmalıdır.
  • Çalışanlar sosyal ve ekonomik hiçbir kayba uğratılmadan; AVM, fabrika, lokanta, atölye, şantiye gibi kalabalık ve kapalı alanlar derhal kapatılmalıdır. En az 14 gün, tercihen 28 gün zorunlu üretim alanları dışında çalışanlar hiçbir şekilde mağdur edilmeden çarklar durdurulmalıdır. Zorunlu üretim alanlarında çalışanlar için işyerine ulaşmada ve iş yerlerinde fiziksel önlemler alınmalı, dönüşümlü çalışma modelleri ile çalışma ortamlarında bulunan sayısı azaltılmalıdır.
  • Uluslararası dolaşım en aza indirgenmeli ve yalnızca çok gerekli şartlarda olmalı, yurtdışı seyahatlerinde 14 gün karantina uygulanmalıdır.
  • Aşılamada hedef toplumsal bağışıklık olmalıdır. Etkili bir aşılama programı uygulanmalıdır. Aşı temini ile ilgili süreç şeffaf bir biçimde kamuoyu ile paylaşılmalı, toplumun önüne net bir aşı takvimi konulmalıdır. Mevcut durumda hızlı aşılama salgınla mücadelenin en önemli parçasıdır. Aşıda patenti ortadan kaldıracak uluslararası adımlar atılmalıdır.
  • Sağlık çalışanlarının mevcut pandeminin yükü yetmezmiş gibi iktidarın vurdumduymazlığıyla daha da tükendiği görülmelidir. COVID-19’un meslek hastalığı kabul edilmesi gibi basit bir adımın bile atılmaması halen bir ayıp olarak ortada durmaktadır. Halen atanmayı bekleyen ve KHK ile gerekçe gösterilmeden ihraç edilmiş tüm sağlık çalışanları hızla salgınla mücadelede yerlerini almalıdır. Sağlık çalışanları artık dinlenebilmelidir.

Açıklamanın imzacısı olan sağlık oda ve dernekleri ise şunlar:

İstanbul Tabip Odası, İstanbul Dişhekimleri Odası, İstanbul Eczacı Odası, İstanbul Veteriner Hekimler Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul Şubeleri, Devrimci Sağlık İşçileri Sendikası, Tüm Radyoloji Teknisyenleri ve Teknikerleri Derneği.

Sağlık emekçileri, okunan ortak basın açıklamasının ardından “Yaşamak, yaşatmak istiyoruz” sloganları attı. Sloganların ardından polis barikatına, engellemelere tepki gösteren sağlık emekçileri, “İstanbul Türkiye’nin Vuhan’ına döndüyse bunun sorumlusu sağlık il müdürlükleridir, Sağlık Bakanlığı’dır, iktidardır” dedi.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur