Filistin 15 yıl sonra seçime hazırlanırken! – Hediye Levent (Evrensel)

“El Fetih bölünecek mi?” gibi henüz iddialı sayılabilecek tartışmalara da yol açan 3 farklı listenin El Fetih’i bölmese de oylarını böleceği kesin

Filistin 15 yıl sonra seçime hazırlanırken! – Hediye Levent (Evrensel)

Filistin 22 Mayıs’ta sandık başına gitmeye hazırlanıyor. 15 yıl aradan sonra yapılacak olan bu seçimlerin Filistinli gruplar arasındaki husumetleri azaltması, dağınık haldeki siyasi fraksiyonları tek çatı altında olmasa da bir araya toplaması ve uluslararası toplumun dikkatini Filistin meselesine çekmesi umuluyordu. En azından seçim kararının duyurulduğu ilk günlerde Filistinli çevrelerin beklentileri bu yöndeydi.

Ocak ayından beri bir taraftan seçim çalışmaları devam ederken diğer taraftan Filistinli gruplar arasındaki tartışmalar ve bölünmeler de büyümeye başladı.

Bu tartışmalar sadece ezeli rakipler El Fetih ve HAMAS arasındaki husumetleri gün yüzüne çıkarmakla kalmadı; El Fetih içinden de 3 farklı liste çıkardı.

“El Fetih bölünecek mi?” gibi henüz iddialı sayılabilecek tartışmalara da yol açan 3 farklı listenin El Fetih’i bölmese de oylarını böleceği kesin.

3 listenin biri Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın yardımcısının; diğer iki listeden birinde Mervan Barguti, diğerinde ise Muhammed Dahlan var.

Mervan Barguti, Yaser Arafat’ın yeğeni ancak intifadalara liderlik etmesi ve İsrail karşıtı silahlı ve siyasi hareketlerdeki rolü sebebiyle sadece Filistin’de değil Arap dünyasında ‘kahraman’ olarak görülen isimlerden biri. Uzun süredir hapiste olan Barguti’nin serbest bırakılması için takas niyetiyle İsrail askerinin kaçırılması, uluslararası platformda İsrail’e baskı yapılması için kampanyalar düzenlenmesi dahil birçok girişimde bulunuldu. Barguti’nin 22 Mayıs’ta yapılacak seçimde kazanma ihtimali oldukça yüksek ancak seçim zaferi serbest bırakılmasının garantisi değil!

El Fetih içinden çıkan ikinci güçlü listede yer alan Muhammed Dahlan ise, genel olarak Birleşik Arap Emirlikleri başta olmak üzere körfez ülkeleri ile yakın ilişkileri olan bir isim. Filistin içinde de siyasi söylemlerinin ve eylemlerinin yanı sıra giderek artan ekonomik ve siyasi blokajın kırılmasını sağlayabilecek bir isim olarak görülüyor.

Özellikle İsrail ile normalleşme sürecinin öncüsü olan Birleşik Arap Emirlikleri’nin Filistin sorununun çözümü konusunda oldukça istekli ve inisiyatif almaya hazır olduğu yönündeki sinyalleri ile birlikte Muhammed Dahlan’ın seçim sürecinde şansı daha da yükseliyor.

Batı Şeria’yı yöneten El Fetih’te durum buyken Gazze’de güçlü olan HAMAS seçime tek liste ile girmeye hazırlanıyor. El Fetih’teki bölünme ve harekete yönelik yıllar içinde giderek artan suçlamalar ve memnuniyetsizlik HAMAS’ın ‘lehine’ olarak değerlendiriliyor.

Ancak HAMAS örgüt içindeki çatlaklar, ABD-AB ve İsrail cenahının örgüte bakışı, Arap Ayaklanması dönemindeki politikası sebebiyle en büyük destekçileri olan İran ve Suriye ile ilişkilerinin kopması gibi oldukça ciddi krizlerle karşı karşıya.

Daha şimdiden İsrail, “HAMAS kazanırsa seçimleri tanımayız” demeye başladı.

Diğer taraftan seçim konusunda sessiz kalan Biden yönetiminden resmi açıklama olmasa da, ismini vermek istemeyen kaynaklar üzerinden HAMAS’ı işaret eden ‘uyarılar’ gelmeye başladı. Buna göre ABD Filistin seçimlerinden memnuniyet duysa da “İki devletli çözüme itiraz eden, şiddet yanlısı yöntemlerden vazgeçmeyen, ABD ve İsrail karşıtı söylemlerde ısrarcı taraflara” bakışını değiştirmeyecek.

HAMAS’ın en azından Gazze’de seçimi kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Peki bu durumda HAMAS seçimi kazanırsa ne olacak?

Bu soru Filistin siyasi çevrelerinde de soruluyor ki, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın seçimi erteleyebileceğinden de bahseden senaryolar yazılır oldu.

Bu arada seçim kararının ocak ayında duyurulmasından bu yana bu kararın ABD ve AB ülkelerinin baskısı ile alındığına dair iddiaların da ardı arkası kesilmedi.

Bu iddialara göre, ABD ve AB ülkeleri seçim yoluyla HAMAS’ın gücünün zayıflatılabileceğini düşünüyor. Bu görüş, zaten Arap Ayaklanması döneminde Suriye başta olmak üzere bölgede Müslüman Kardeşler çizgisindeki ayaklanmaları açıkça destekleyen, silahlı çatışmalarda taraf olan, Suriye’de silahlı grupların bir kısmını eğiten HAMAS’ın İran ve Suriye ile ters düşmesine rağmen körfez ülkelerinden de ‘beklediği’ desteği bulamadığı için iyice zayıfladığı yorumuna dayanıyor.

Gazze’ye yönelik yaptırımların HAMAS üzerindeki baskıyı iyice artırdığı ve olası seçimlerde bütün bu faktörlerin HAMAS’ın gücünü törpüleyeceği ‘öngörülüyor.’

“Mahmut Abbas ABD ve AB baskısı ile seçim kararı aldı” diyenlere göre, seçim yapılmasına karşılık Trump döneminde durdurulan insani yardımların yeniden başlayacağı sözü de verildi.

Bu arada seçimlere ilişkin tek tartışma siyasi hareketlere ve El Fetih-HAMAS mücadelesine dair değil. Eğer iptal edilmezse mayıs sonunda sandığa gidecek oy verenlerin yüzde 40’ını gençler oluşturuyor. Ağır şartlar ve Filistinli gruplar arası sert çekişmeler altında büyüyen bu neslin tepkilerinin sandığa nasıl yansıyacağı da henüz belirsiz.

Bir başka önemli belirsiz ise Kudüs’e dair. ABD Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasından bu yana İsrail tarafı “İsrail Kudüs’ün başkentidir” kabulü ile hareket ediyor. Filistinliler Kudüs’te de seçim yapabilecek mi hâlâ belirsiz. İsrail tarafı da seçim çalışmalarına sert müdahalelerde bulunmaktan geri durmuyor. Kısa süre önce seçime dair konuları görüşmek üzere bir araya gelen 3 aday tutuklandı.

Filistin seçimlerinin Kudüs’te yapıl(a)maması Kudüs’ün statüsü konusunda önemli sembolik gelişmelerden biri olacak gibi görünüyor.

Seçim yapılsa da yapılmasa da seçimleri HAMAS kazansa da kazanmasa da, seçim sonuçları ABD cenahınca kabul edilse de edilmese de Filistin’i Trump döneminden kalma çok ağır bir bakiye bekliyor.

Kaynak: Evrensel

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur