Bağımsız Lubunyalar’dan çağrı: “Bizi yalnız bırakmayın”

İstanbul Sözleşmesi'nin feshine karşı mücadelede iktidarın hedef gösterme ve saldırıları karşısında yalnız bırakıldıklarını belirten LGBTİQA+'lar, "Bizler iktidarın saldırılarına karşı kimseyi yalnız bırakmayacağız. Bizi iktidarın saldırılarına karşı yalnız bırakmayın!" diyor

Bağımsız Lubunyalar’dan çağrı: “Bizi yalnız bırakmayın”

Bağımsız Lubunyalar adlı LGBTİQA+ topluluğu, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine karşı mücadelede iktidarın hedef gösterme ve saldırıları karşısında yalnız bırakıldıklarını belirterek, “Bizler iktidarın saldırılarına karşı kimseyi yalnız bırakmayacağız. Bizi iktidarın saldırılarına karşı yalnız bırakmayın!” dedi.

“İstanbul Sözleşmesi’ni ‘Sözleşme LGBTİQA+lığı meşrulaştırmıyor’ diyerek savunmaya çalışanların bizi geride bırakmalarını kabul etmiyoruz. Varlığımız her haliyle meşrudur, sözleşme bağlamında tartışmaya açılamaz” diyen Bağımsız Lubunyalar, İstanbul Sözleşmesi’nin feshine karşı çıkan herkesi bildirilerine imzacı olmaya çağırdı.

Çok sayıda kişi ve kurum da sosyal medyada paylaşılan bildiriyi alıntılayarak “İmzacıyız” notuyla paylaştı.

 

Bağımsız Lubunyalar’ın bildirisinin tam metni:

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasına karşı çıkan herkese açık çağrımızdır

Biz, 12. Cumhurbaşkanı ve iktidarının, kabulünden sonra da uygulamadığı İstanbul Sözleşmesi’ni tartışmaya açması ile başlayan ve 20 Mart 2021’de sonuçlanan fesih sürecinin takipçileri olan LGBTİQA+larız. İktidar ve kurumlarının tüm hedef göstermelerine ve saldırılarına karşın sözleşmenin LGBTİQA+ özneleri olarak mücadele ediyoruz. Bizlere yönelik hedef gösterme ve saldırılar devam ederken, birlikte mücadele ettiğimiz hak savunucuları, dernekler, topluluklar, örgütler ve özneler tarafından söz üretiminde ve alanlarda yalnız bırakılıyoruz.

Sözleşmenin kaldırılmasına karşı çıkanlar da iktidarın saldırma ve feshetme nedeni olarak öne sürdüğü LGBTİQA+ların meşruiyet tartışmasını devam ettirdiler. Sürmekte olan Boğaziçi Direnişinde yeniden hortlayan bu söylemleri mücadele tarihimizden biliyoruz. İktidara karşı makul görünme kaygısının şiddete dönüştüğünün farkındayız. Bu kaygıyla İstanbul Sözleşmesi’ni “Sözleşme LGBTİQA+lığı meşrulaştırmıyor.” diyerek savunmaya çalışanların bizi geride bırakmalarını kabul etmiyoruz. Varlığımız her haliyle meşrudur, sözleşme bağlamında tartışmaya açılamaz.

Eylem çağrılarında, bildirilerde, basına verilen söyleşilerde, yazılan yazılarda sözleşmenin öznesinin ve alanlarda bulunanların sadece kadınlar olduğu algısı yaratılıyor. En başından beri alanlarda kadınlarla yan yana olan, birlikte mücadele eden LGBTİQA+lar görünmez kılınıyor. Sloganlarımız, gökkuşağı bayraklarımız, varlığımız düşmanlaştırılıyor, canavarlaştırılıyor ve eylemlerden açıklamalara, bu mücadelenin her yerinde yalnızlaştırılıyoruz. Kapsayıcı olması gereken, kapsayıcı olduğunu iddia eden kurumlar tarafından yalnız bırakıldığımız alanlarda güvende hissetmiyoruz.

“İstanbul Sözleşmesi hepimizin!” dediğimiz alanlara girerken, özellikle kadın atanmayan LGBTİQA+ların hem alandakilerle hem de polisle mücadele etmek zorunda bırakılması ve kimliklerinin sorgulamaya açılması cis-hetero patriyarkal sistemin feminist mücadeleye ve alanlara sinmiş olduğunun göstergesidir.

6 Mart İstanbul Büyük Kadın Buluşması gününde alana girerken ve alandan çıktıktan sonra faşist iktidarın işkenceci polisi tarafından gözaltına alınan Kürt trans+ların “Bizi yalnız bırakmayın!” söylemi maruz bırakıldığımız ötekileştirmenin ve taleplerimizin özetidir. Trans dışlayıcı politika ve transfobi üreten natrans beyaz feministlerin oluşturduğu, hareket içi iktidar, polis şiddetini beslemektedir. Görünmez hisseden, yalnızlaştırılan, söz hakkı verilmeyen, alan açılmayan LGBTİQA+’lar olarak “Bizi yalnız bırakmayın!” söylemini çağrımız haline getiriyoruz.

Var olan mücadele alanlarında kendilerine yer bulamayan bir grup LGBTİQA+ olarak burada söz üretmeye çalışıyoruz ama biliyoruz ki, biz bütün LGBTİQA+lar adına söz üretemeyiz. Bu sebeple isteyen her LGBTİQA+nın söz üretebileceği bir alan açılmasını talep ediyoruz. LGBTİQA+lar da sözleşmenin öznesidir, aksini belirten her söylem hakkımızın gaspıdır.

İktidarın “Eşcinsellik meşrulaşıyor.” söylemi üzerinden tartışıp, onların dilini devam ettirerek LGBTİQA+ görünürlüğünü iktidarla el ele yok sayıyorsunuz. “Eşcinsellik”, LGBTİQA+nın çatı terimi değildir, bu şekilde kullanılmasına karşıyız. Özne deneyimlerini, söylemlerini göz ardı ederek söylem üretmek yerine özneleri duymanızı, dinlemenizi ve söylemlerini esas almanızı ve dolaşıma sokmanızı talep ediyoruz.

Gökkuşağı bayrağının fotoğrafını paylaşarak değil; eylemlerin öncesinde, sırasında ve sonrasında bizi yalnız ve güvensiz bırakmadan, sloganlarımızı susturmadan, LGBTİQA+larla dayanışabilirsiniz. Mücadelemiz sadece LGBTİQA+ derneklerinin değil, insan hakları mücadelesi veren her kişi, kurum ve kuruluşun sorumluluğudur. Mücadelemiz, mücadelenizden bağımsız değildir.

Eylemler öncesinde, sırasında ve sonrasında beyan polisliği yaparak bizi sorgulayamazsınız, bize kimlik ve yönelim atayamazsınız. Transfobi başta olmak üzere tüm LGBTİQA+ fobinizle, nefretinizle, ırkçılığınızla, ayrıcalıklarınızla yüzleşin ve mücadele edin.

Bizler iktidarın saldırılarına karşı kimseyi yalnız bırakmayacağız. Bizi iktidarın saldırılarına karşı yalnız bırakmayın!

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur