Ülkemin size ihtiyacı var: Myanmar’da askeri cunta ile işbirliği yapmayın, onu tanımayın, ticareti sonlandırın! – Khaing Zar Aung

Myanmar halkı, demokrasi ve özgürlükler için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır. Bunun için askeri diktatörlük üzerinde mümkün olan en yüksek basıncı hızla oluşturmamız gerekli. Dünyanın dört bir yanındaki işçiler, yurttaşlar, iş insanları ve hükümetler; size ihtiyacımız var. Bize yardımcı olun

Ülkemin size ihtiyacı var: Myanmar’da askeri cunta ile işbirliği yapmayın, onu tanımayın, ticareti sonlandırın! – Khaing Zar Aung

Myanmar ordusu, 1 Şubat 2021’de tarihinde Ulusal Demokrasi Birliği önderliğindeki sivil hükümeti devirdi; seçilmiş parlamenterlerin mazbatalarını almalarını ve sivil bir hükümet kurmalarını engelledi. Ordu, o günden beri halka yönelik bir savaş açmış durumda. Generaller, zamanı geriye almak ve diktatörlüğün karanlık zamanlarına dönmek istiyorlar. Onların ülkenin geleceğine dair hiçbir vizyonları yok. Myanmar halkının genciyle yaşlısıyla, her kesimden insanıyla bir gelecek hayali var: özgürlük, demokrasi ve insan hakları! Myanmar halkının bu hedeflere ulaşmak için ne gerekiyorsa vermeye hazır olduğunu tüm dünya görüyor. Ancak uluslararası toplumun ve küresel iş dünyasının yanlarında durmasına ihtiyaçları var.

Khaing Zar Aung

Cesur ve barışçıl: Sivil itaatsizlik hareketi

Her geçen gün büyüyen katılım ile, öğrencilerin, işçilerin, memurların ve özel girişimcilerin de dahil olduğu, her kesimden gençlerin önderliğindeki yüzbinlerce protestocu, hükümet başdanışmanı Aung San Suu Kyi ve devlet başkanı Win Myint dahil demokratik olarak seçilmiş liderlerin serbest bırakılması ve demokrasinin yeniden inşası için sokakları dolduruyor. Bu talepler etrafında 22 Şubat 2021 tarihinde ülke genelinde yaklaşık 8 ila 10 milyon insan genel greve ve kitlesel gösterilere katıldı. Ülke çapındaki geniş sivil itaatsizlik hareketinin bir parçası olarak memurlar, pilotlar, makinistler, doktorlar, tekstil işçileri ve daha pek çokları artık işe gitmiyor.

Myanmar Ordusu sıkıyönetim ilan etti ve barışçıl biçimde demokrasi talep eden göstericilere karşı şiddetini giderek artırdı; tazyikli su, biber gazı, sapan, plastik mermi ve hatta gerçek mermi kullandı. En az dört protestocu ordu tarafından vuruldu. Mandalay kentindeki gösterilerde yaralılara yardım etmek isteyen 16 yaşındaki bir protestocu vuruldu. Onlarcası ciddi biçimde yaralandı. İlkyardım gönüllüleri, yaralı insanlara yardım etmek istedikleri için hedef alındıklarını bildirdiler.

Rejim, şu anda kundaklama, su kaynaklarını zehirleme ve geceleri insanları tehdit etme yoluyla halkı terörize eden 23,000’den fazla suçluyu hapishaneden serbest bıraktı. Sivil itaatsizlik hareketine katılan insanlar, polisler ve askerler tarafından her gece düzenlenen operasyonlar ile tutuklanıyor. Facebook, Instagram ve Twitter yasaklı; telekomünikasyon sağlayıcıları interneti kapatmaya zorlanıyorlar. Ülkenin demokratik olarak seçilmiş liderleri dahil, 600’den fazla politik tutsak var. Ordu, fabrika sahiplerinden işçi önderlerinin ve sendikacıların isim ve adreslerini bildirmelerini istiyor ve onları tutuklamak için kapı kapı dolaşıp işçi yatakhanelerini ve pansiyonları arıyor. Myanmar İşçi Sendikaları Konfederasyonu(CTUM)’nun ve bağlı sendikaların merkez yürütme kurulu üyeleri ile kimi işçi önderleri, Ordu’nun yakın zamanda değiştirdiği Ceza Kanunu’ndaki 505. maddeye göre cezalandırılmalarına yönelik 27 kişilik bir gizli liste yayımlamasının ardından saklanmak zorunda kaldılar (Ceza Kanunu, 505. Madde: “Askeri personelin ve devlet çalışanlarının motivasyon, disiplin, sağlık ve davranışlarını engelleme, rahatsız etme, zarar verme ve orduya ve hükümete karşı nefret, itaatsizlik veya sadakatsizliklerine neden olma girişimleri”).

Bunların hiçbiri, destek için dünyaya güvenen barışçıl demokrasi hareketini durduramadı. Ordu, bir yandan açık bir diktatörlüğe dönmek, diğer yandan uluslararası ticareti sürdürmek; yani çıkarlarını korumak ve zenginleşmeye devam etmek istiyor. Şimdi uluslararası toplumdan, hükümetlerden, iş dünyasından ve uluslararası sivil toplumdan net ve sarsılmaz bir işarete ihtiyacımız var: Cuntayı diplomatik olarak tanımayın, işbirliği yapmayın ve ticareti durdurun!

Şirketlere düşen: Cunta ile ticarete son!

Myanmar İşçi Sendikaları Konfederasyonu CTUM ve Myanmar Sanayi İşçileri Federasyonu IWFM olarak dünyanın dört bir yanındaki sendikalardan ve sivil toplum örgütlerinden, Myanmar’da faaliyet gösteren küresel şirketlere yönelik çağrımızda aşağıdaki maddelerde bize katılmalarını rica ediyoruz:

  • Şirketler darbeyi kamuya açık şekilde kınamalıdır! Ordu, anayasayı korumak ve seçimlerin adil olmasını sağlamak için hareket ettiğini açıklasa da bunlar bariz yalanlardır ve Myanmar’da 1 Şubat’ta olan bir askeri darbedir.
  • Şirketler, askeri darbenin sürmesinin gelecekteki uluslararası yatırımları, Myanmar ekonomisini ve sosyal kalkınmayı olumsuz şekilde etkileyeceğine dair bir basın açıklaması yapmalıdır. Ordu, insanları acımasız bir güç kullanımı ile susturabileceğini ve uluslararası iş dünyasının Myanmar’da para kazanmaya devam etmek isteyeceğini düşünüyor. Küresel şirketlerin bunu kabul etmeyeceğini yüksek sesle ve açık biçimde söylemesi gereklidir. Şirketler, Myanmar’da ticarete devam etmeleri için insan haklarının ve özgürlüklerin güvence altına alınması gerektiğini açıkça belirtmelidirler. Eğer darbe sürecek olursa uluslararası yatırımların ülkeden çıkacağını Ordu’ya göstermeleri gerekmektedir.
  • Şirketlerin Myanmar’daki tedarik zincirinde doğrudan orduya ait olan veya orduyla ilişkili hiçbir iş veya yatırım bağı olmamalıdır. Tüm şirketlerin titiz bir durum değerlendirmesi yapmasına ve bu tespitlerin gerekliliklerini yerine getireceğini deklare etmesine ihtiyacımız var. Şirketlerin kurumsal sosyal sorumluluk hakkında konuşmaktan fazlasını yapmalarının tam zamanı!
  • Şirketlerin ve tedarikçilerinin ticari aktiviteleri, insan hakları ihlallerine destek olmamalı ve bunun sonuçlarını ağırlaştırmamalıdır. Şirketler, darbeye karşı gösterilere katılan hiçbir işçi veya sendika liderinin cezalandırılmamasını garanti altına almalıdır. Küresel şirketler, tedarikçilerinden hiçbir işçinin gösterilere katıldığı için işten atılmaması veya başka bir biçimde cezalandırılmaması konusunda teminat istemeli; ayrıca, tedarikçilerin işçileri veya sendika liderlerini polise veya askeri güçlere ihbar etmelerinin kabul edilemez olduğunu açıkça belirtmeleri gerekir.
  • Küresel şirketler, tedarikçilerinin geç teslimattan veya gösterilerle ilgili diğer sözleşme ihlallerinden dolayı cezalara veya diğer ekonomik sonuçlara maruz kalmayacağına dair bir açıklama yayımlamalıdır. Tedarikçi firmalar, işçileri gösterilere katıldıkları için cezalandırmaktan ancak küresel alıcıları tarafından cezalandırılmayacakları garanti edildiğinde kaçınacaklardır. Küresel alıcıların COVID-19 pandemisi sırasındaki davranışları, tedarikçi firmaların bu alıcıların satın alma uygulamalarına duyduğu güveni zayıflattı. Tedarikçilerin doğru olanı yapabilmesi için küresel şirketlerin bunu açıkça taahhüt etmesi gerekiyor.

Myanmar halkı bugün şirketlere karşı değil; ülkenin ve halkın geleceğini tehlikeye atan askeri bir cuntaya karşı grevde. Eğer hareket başarılı olursa, bu aynı zamanda Myanmar’ın küresel bir üretim bölgesi olarak entegre olmasını da sağlayacaktır.

Küresel şirketlerin en azından bu beş maddeyi hayata geçirmelerine ihtiyacımız var. Onların sessizliği, ordu tarafından maliyetler cazip kaldığı müddetçe ülkeyi askeri diktatörlük ile yönetilebilecekleri şeklinde yorumlanıyor. Bu sessizlik kabul edilemez!

Hükümetlere düşen: Tanımayın, işbirliği yapmayın!

Myanmar İşçi Sendikaları Konfederasyonu CTUM tüm hükümetleri, ulusal ve uluslararası sendikaları ve sivil toplum örgütlerini 2020 Kasım ayında düzenlenen demokratik seçimlerde oy kullanan işçileri şu şekilde desteklemeye çağırıyor:

  • Ordu’nun her türlü gelirini durdurmak için geniş kapsamlı bir ekonomik yaptırım uygulanması;
  • Avrupa Birliği’nin “Silahlar Hariç Her Şey” (Everything but Arms, EBA) Anlaşması’ndan Myanmar’ın “tercihli ticari statüsü”nün kaldırması
  • Uluslararası finansal kuruluşlarının -bakanlıklar ile yürüttükleri tüm faaliyetler Ordu’yu desteklemek anlamına geleceğinden- Myanmar içindeki tüm faaliyetlerini durdurması;
  • Myanmar’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki sandalyesinin seçilmiş temsilciler bir parlamento ve hükümet kurana kadar boş bırakılması.

Hükümetlerin, uluslararası örgütlerin, iş dünyasının ve sivil toplumun, askeri darbenin tüm ticaret tercihlerini ve dış ilişkileri riske attığını Ordu’ya göstermeleri gerekmektedir. Avrupa Birliği’nin Silahlar Hariç Her Şey Anlaşması, demokrasiye ve insan haklarına saygı duyan ve bunları destekleyen gelişmekte olan ülkelere tercihli ticaret statüsü verir. Myanmar bu statüden 2012 yılından beri yararlanmaktadır ve bu statü sayesinde yüz binlerce tekstil işçisi için istihdam yaratılmıştır.

En büyük sektörel sendikalardan biri olan sendikam, Myanmar Sanayi İşçileri Federasyonu IWFM, önceki diktatörlük döneminden sonra, ülkeye geri dönmemize izin verildiği 2012 yılından beri hazır giyim işçilerinin ve ailelerinin haklarını korumak ve hayatlarını iyileştirmek için durmaksızın çalıştı. Ulusal düzeyde kayıtlı tek işçi sendikaları konfederasyonu olan CTUM; tarım, imalat, inşaat, ağaç, maden, ulaşım, gıda ve enerji gibi alanları kapsayan yedi sektörel federasyonda örgütlü 67,000’den fazla üyesi ile en geniş temsiliyete sahiptir.

Myanmar İşçi Sendikaları Konfederasyonu CTUM ve Myanmar Sanayi İşçileri Federasyonu IWFM demokratik hakları için barışçıl biçimde direnen üyelerimiz ve tüm Myanmar halkı ile birliktedir. Silahlar Hariç Her Şey Anlaşmasının iptali ülkemize ciddi zarar verebilir, istihdamı azaltabilir ve hatta hayatta kalmamız dahi risk altına girebilir. Ancak hayatımızı ve geleceğimizi diğer her şeyden daha fazla tehlikeye atan asıl şey askeri diktatörlüktür. Bunu daha önce gördük ve ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz.

Myanmar halkı, demokrasi ve özgürlükler için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır. Bunun için askeri diktatörlük üzerinde mümkün olan en yüksek basıncı hızla oluşturmamız gerekli. Dünyanın dört bir yanındaki işçiler, yurttaşlar, iş insanları ve hükümetler; size ihtiyacımız var. Bize yardımcı olun.

Myanmar halkı ve uluslararası toplum demokrasiyi birlikte geri getirebilir. Sivil itaatsizlik yoluyla, protestolar ve grevler ile, Myanmar halkı net biçimde ve yüksek sesle konuşuyor. Uluslararası toplumun da bunu yapmasına ihtiyacımız var. Bu darbeyi çökertmek için yanımızda durmanız gerekiyor.


Khaing Zar Aung, Myanmar Sanayi İşçileri Federasyonu IWFM başkanı ve Myanmar İşçi Sendikaları Konfederasyonu CTUM merkez yürütme kurulu üyesidir. 16 yaşındayken hazır giyim sektöründe işçiliğe başlayan Zar, 2007 yılında bir önceki askeri diktatörlüğe karşı (o zamanki adıyla) Burma İşçi Sendikaları Federasyonu (FTUB) liderliğinde yürütülen siyasi harekete katıldı. Ülkesine dönebildiği 2012 yılından sonra özgür ve demokratik sendikal hareketin büyümesine yardımcı olan kilit isimlerinden biri oldu. Khaing Zar, şu an Almanya’daki Global Labour University’de, Labour Policies and Globalisation programındaki yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.

[Global Labour Column’deki İngilizce orijinalinden Can Kaya tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur