Paris Komünü’nde fotoğrafın öteki yüzü

Barikat önünde dizilen komünarların daha sonra idam mangasının önünde dizilmesi talihsizliğine neden olan ya da türlü türlü manipülasyonlara alet olan fotoğraf…

Paris Komünü’nde fotoğrafın öteki yüzü

Paris ateşi tüm zaafları gizleyecek kadar büyüktü. O ateşte yanmayan birinin bunu anlatması mümkün değildi. Romantik Komün gazeteleri bile bu ateşin yanında sönük kalmıştı.[1]

(Lissagaray)

Paris Komünü 150 yaşında ve bizlere farklı alanlardan güncel okumalar imkânı veren dersler sunmaya devam ediyor. Egemenlerin manipülasyonları ve toplulukların kendi medyalarını yaratmada neden ısrarcı olmaları gerektiği belki de bu derslerden birisi olabilir.

Burjuvazinin elinde olan basın, neredeyse tüm dönemlerde egemenlerin ideolojik aygıtına dönüşmüş bir propaganda aracıdır. Paris Komünü sırasında da sadece Fransa’da değil dünyadaki pek çok basın kuruluşu Komün karşıtı bir pozisyon alarak yayın yaptı. Ezcümle ile bu kuruluşların Komün hakkındaki görüşleri; vahşi kızılların kenti yağmalayarak, terör ve korku ile cumhuriyeti ve özgürlükleri yok etmek istedikleri yönündeydi. Hatta bu gazetelerden biri olan Le Gaulois kara propaganda da sınır tanımıyordu. Gazete, “Paris Devrimi Londra’dan örgütleniyor” başlıklı haberinde Marx’ın, hapisteki Blanqui ve biri İngiliz diğeri ise İtalyan iki önemli hükümet görevlisi ile gizli toplantılar yaptığını belirtiyor ve bu ekibin talimatları ile Fransa aleyhine komplo ve suikast düzenleneceğini iddia ediyordu.[2]

Burjuva basınının Komün sürecinde oynadığı rol, medyanın burjuvazi için en önemli ideolojik aygıtlardan birisi olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serer. Nitekim Komün süreci ve sonrasında yaşananlar, günümüzdeki medya ve gözetim tartışmalarına referans olacak türden örnekleri içerisinde barındırıyor.

Fotoğrafın tanık olduğu ilk büyük isyan

Paris Komünü insanlık tarihi açısından en farklı deneyimlerden birini ortaya koyarken, baştan sona süreci kaydedebilecek Komün tarafından görevlendirilmiş bir fotoğrafçı ne yazık ki bulunmuyordu. Ancak Komün dönemi dünyada foto-muhabirliğin ilk örneklerinden birisi olarak da kabul edilmektedir. Komün sürecinin başlaması ile bazı fotoğrafçıların soluğu Paris’te aldığı bilinmektedir. Özellikle mayıs ayının kanlı haftasında işçi sınıfının dörtte birinin hayatına mal olan katliamlar ve toplu infazların ardından, fotoğrafçılar Paris’in ıssız kalıntılarını kaydetmek için yola çıktılar. Bu fotoğrafçılar arasında Andre-Adolphe-Eugène Disdéri, Agusta Hippolyte Collard, Agusta Bruno Braquehais ve Gandenzio Marconi gibi isimler bulunmaktadır. Kuşkusuz fotoğraf, sürece dair görsel olarak sunulan en önemli belge niteliğini de taşımaktadır. Özellikle Braquehais kanlı haftadan önce de Paris’te fotoğraflar çekmiş ve Komün’e ilişkin pek çok detayı fotoğraflayabilmişti. Bu yüzden Braquehais’ın çektiği bazı fotoğraflar Komün’e dair en çok bilinenler arasındadır.

Komünarlar 8 Mayıs 1871’de Vendôme Sütunu’nun yıkılmasının ardından devrilmiş Napolyon heykeliyle (Fotoğraf: Agusta Bruno Braquehais)

Voltaire Lenoir Barikatı (Fotoğraf: Agusta Bruno Braquehais)

Bu ve benzeri pek çok fotoğraf bizler için hem tarihsel hem de nostaljik izler oluşturuyor. Ancak o dönemde barikatların önünde poz veren komünarlar için durum bundan çok daha fazlası… Paris Komünü, fotoğrafın tarihte tanık olduğu ilk büyük isyandı. Bununla birlikte fotoğraf, tarihte ilk kez egemenler tarafından toplumsal bir olayda “delil” olarak kullanılmıştı.[3] Konu hakkında Roland Barthes şöyle diyor: “Bazı komünarlar barikatlarda poz verme konusundaki memnuniyetlerini pahalıya ödediler: Yenilince, Thiers’in polisleri tarafından teşhis edildiler ve çoğu kurşuna dizildi”.[4]

1871 Paris Komünü, fotoğrafın Fransa’da etkili bir rol oynaması için dönümdü. Komünarlara ait şiddet görselleri ve yıkılmış bir Paris görüntüsü… Bu fotoğraflar, polis tarafından dikkatlice seçilmiş ve duygusal olarak yüklü görsel bilgiler sağlayarak insanların Komün hakkındaki politik bilgilerine yön veren mesajlar içeriyordu. Komün’ü yerinde deneyimlemeyen nüfusun çoğunluğu için bu tür bilgiler, kuşkusuz süreç hakkında değer ve tutumlarını şekillendirmede etkili oldu.

“Bazıları gururla poz verdi”

28 Mayıs 1871’de Paris Komünü’nün fiili olarak sona ermesinin ardından Versay güçleri hızlıca cadı avına girişerek birçok insanı tutuklamaya başladı. Paris Komünü’nden önce de bazı devletlerin tutuklulara ilişkin fotoğraflama faaliyetleri biliniyordu. İlk olarak 1843 yılında Belçika’da kolluk tarafından saklı tutulan suçluların fotoğrafları, özellikle mahkûmların tahliye edilmesinden sonra başka suçlara karıştıkları zaman onların daha kolay bir şekilde teşhis edilmesini amaçlıyordu. Fotoğrafın icadının 1826-27 yılı olduğu düşünüldüğünde, kişileri fişlemek için bu yöntemin kullanılmasında devletler hiç de geç kalmamış ve fotoğraftan bir güvenlik aracı olarak faydalanmaya başlamışlardı. 1840’lı ve 50’li yıllara gelindiğinde ise artık İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’nde de bu tür uygulamalar hız kazanmıştı.[5]

Versay yönetimi de kendilerini günlerce zor durumda bırakan bu isyancıların fotoğraflanmasını istedi ve böylece tutuklanan komünar mahkûmların portre fotoğraflarının çekilmesi işi Ernest Eugène Appert’e verildi.[6] Modern anlamda mug shot olarak ifade edilen bu fotoğrafçılık örneği Türkçede “polis, sabıka ya da kayıt fotoğrafı” anlamlarına karşılık geliyor. Birçok Amerikan filminden de hatırlanacağı üzere bu fotoğraflar, şüphelilerin belirli ölçülerle ön cepheden ve profilden fotoğraflanması olarak da ifade edilebilir. Ayrıca Komün’den 10 yılı aşkın bir süre sonra 1883’te Alphonse Bertillon isminde bir polis memuru, Appert’in bu çalışmasından esinlenecek ve fotoğrafı ile istatistiksel verileri antropometrik bir sistem aracılığıyla tanımlayarak geniş bir suçlu arşivi oluşturacaktı. Sonraki süreçte bu yöntemin ismi bertillonnage (bertiyonaj) olarak ifade edildi. Bu yöntemle suçluları tanımlama ve yakalama süresi hızlanmış, o dönem polis ve cezaevleri için en önemli araçlardan birisi olmuştur.[7]

Ernest Eugène Appert’in Pré Prefecture de Police de Paris (Paris Emniyet Müdürlüğü) adına fotoğrafladığı tutuklu komünarlardan bazıları.

Bu karelerdeki kahraman komünarlar için pek çok şey söylenebilir. Ancak Éric Fournier’in yorumu tam olarak konuyu özetliyor: “Şüphesiz ki bazıları, son eylemlerinde uysal bir gururla poz verdi”[8].

Fotoğrafçıların en Versaylısı

Kuşkusuz Appert, Komün sürecinde Versay Hükümeti’ne gönülden bağlılığını ilan etmişti. Appert’in Komün’den sonra mahkûmları fotoğraflamakla görevlendirilmiş olmasından ziyade başka bir neden onu bu yazının konusu haline getirdi. Appert, 1872 yılında Les Crimes de la Commune [Komün Suçluları] adında 9 adet “fotoğraftan” oluşan bir albüm yayımladı. Bu fotoğraf albümü adından da anlaşılacağı üzere Paris Komünü’nün “suçlularını” ortaya koyan ve komünarları açıkça hedef haline getiren bir çalışmaydı. Ancak bu albümdeki fotoğraflar Komün sürecinde Appert tarafından çekilmemişti. Pekâlâ, nasıl oldu da Appert, Komün’e ait fotoğrafları içeren bu albümü kendi imzasıyla yayımladı?

Bu sorunun cevabı hem ilginç hem de günümüz açısından önemli bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Ancak biz şimdilik Appert’in fotoğraf sergisini nasıl açtığından söz edelim. Appert, Versay Hükümeti’nden aldığı izinle tutuklu devrimcileri fotoğraflamıştı. Hâlihazırda elinde ciddi sayıda portre fotoğraflarından oluşan bir arşiv oluşturdu. Elde ettiği bu fotoğrafların kullanım ve çoğaltma hakkı da tabii ki kendisine aitti. Komünarların portre fotoğraflarını çekmesinin ardından onları gerçekliğin temsili yerine büyük bir manipülasyonun ana unsuru olarak değerlendirdi Appert. Albümde yer alan fotoğrafların bir kısmı gerçek olaylara dayandırılsa da, esasında hiçbirisi orada çekilmemiş ve Appert de orada bulunmamıştı. Bu fotoğraflar iddia edilen olaylara ilişkin Appert’in çizimleri ve kurduğu canlandırmalarla çekilen fotoğraflardı ve arşivinde bulunan komünarların portrelerini kendi mizansen fotoğraflarına yerleştirmişti. Sahneler oluşturdu ve ardından figürleri kesip onlara uygun arka planlar ekledi. Yani fotoğrafların hepsi fotomontaj şeklinde ifade edilen yöntemle ortaya çıkmıştı. Komünarlar, devlet nezdinde hâlihazırda birer suç makinesiydi ancak bu görsellerle birlikte komünarların ne derecede katil ve acımasız olduğunu dünyaya şikâyet ediyordu Appert. Bu yüzden Jean-Claude Gautrand, Appert için “fotoğrafçıların en Versaylısıydı” diyordu.[9]

Appert’in hazırladığı bu tezgâh, fotoğraf tarihinde siyasi amaçla yapılan ilk manipülasyonlardan birisi olarak geçti. İşin tuhafı bu manipülasyon Versay Hükümeti’nin direkt talimatı olarak gerçekleşmedi, bu durum Appert’in devlete olan kör fanatizminin fotoğraftaki ifadesiydi.  Komün’de kurulan idam mangalarının mizansenini oluşturdu ve çeşitli aktörleri kiralayarak fotoğraf karelerini ortaya çıkardı. Buradaki aktörlerin yüzlerini ise hapishanedeki komünarların portre fotoğraflarındaki yüzleri ile değiştirdi[10].

Fotomontaj

Appert’in hazırladığı fotomontaj albümünde en dikkat çekici olan iki kareye bir göz atalım. Bakalım ne göreceğiz?

Georges Darboy ve diğerlerinin idamı (Fotomontaj: Ernest Eugène Appert)

Paris Başpiskoposu olan Georges Darboy, komünarlar tarafından tutuklanır ve Mazas Hapishanesi’ne gönderilir. Komünarlar, Versay Hükümeti’ne Darboy ve beraberindeki birkaç rahibin esir tutulan Louis Auguste Blanqui ile takas edilmesini teklif eder. Ancak bu teklif Versay Hükümeti tarafından reddedilir. Bir de üstüne ele geçirdikleri Komün destekçilerini infaz ederler. Versay orduları Paris’e doğru ilerlemeye devam ederken Komün tarafından Darboy ve beraberindekiler kurşuna dizilir. Appert, Komün tarafından hakkında idam kararı alınan Darboy ve 5 kişinin infaz edilme görüntüsünü yukarıdaki karede işlemektedir.[11]

Satory Ovası’nda Rossel, Bourgeois, Ferré’nin infazı (Fotomontaj: Ernest Eugène Appert)

Bu görselde ise komünarların infazını görüyoruz. Rossel, Bourgeois ve Ferré düzenli ordu tarafından idam edilmeden hemen öncesi… Tarihler 28 Kasım 1871’i gösteriyor. Sağ tarafta dizilmiş idam mangaları üç mahkûma karşı nişan almış vaziyette. Her iki fotoğrafta da ilk etapta görsel düzenleme açısından bir farklılık yokmuş gibi duruyor. Yani Appert hem komünarların hem de Versay Hükümeti’nin infaz kararlarına ilişkin fotoğraflarda olabildiğince ölçülü yaklaşmış gibi. Sahi durum gerçekten de öyle mi? Tabii ki hayır.

Appert, herkesin konumunu ayırarak karedeki tarafların net bir şekilde farklılaşmasını gösterir. İlk görselde ön planda sırtlarını bize dönmüş olan silahlı infaz mangası düzensiz bir birliği temsil eder. Uç tarafta ise hapishanenin duvarına dizilmiş olan altı infaz mahkûmu bulunmaktadır. İki grup arasındaki bağı sağlamak üzere fotoğraf karesinin soluna idam kararında etkisi bulunan dört kişi yerleştirilir. Bunların arasından sadece bir kişi tam olarak teşhis edilebilir bir görüntüdedir. O da sağdan üçüncü olan kişi olan Théophile Ferré. Mahkûmlar ise vurulmak üzereyken çeşitli jestler yapmaktadır. En soldaki Darboy, sanki tetiğin başındakileri yaptıkları kötülükten dolayı affediyormuş gibi elini yukarıda tutmakta, diğer mahkûmlar da benzer şekilde jestler yaparak bağışlayıcılığını göstermektedir.[12]

İlk görselde rahiplerin infaz talimatını veren Ferré, ikinci görselde ise idam mangasının kurbanı olur. İlk görselde infazcılar ve kurbanlar arasında Ferré bulunurken, ikinci görselde infazcılar ve kurbanlar arasında kimse bulunmaz. İlkinde rahiplere yönelik idam kararı verenler arasında tek kişi net bir şekilde tanınabilir, Ferré. Yine aynı görselin sol tarafındaki komünar liderleri (Ferré ve diğerleri), fotoğrafta yargılamalar üzerindeki küstahça tavırları ile infazı seyretmektedir. Görselde infazı gerçekleştirecek olan ekip, ulusal muhafız üniforması giymiş ve yüzleri görülmeyecek biçimde sırtlarını dönmüşlerdir. Bu uydurma kompozisyonda dikkat çeken başka bir konu ise arka sıradaki idam mangasının, mahkûmlara ateş etmekten ziyade idam mangasının ön sırasında kalanlara ateş ediyormuş gibi görünmesidir. Ayrıca Ferré gerçekte idam kararı veren komitenin içerisindeydi ama infaz sırasında orada bulunmamıştı. İnfaz sırasında mangayı komuta eden kişi Sicard’dı ve emri vermeden önce duvar dibinde sıralanan mahkûmlara şöyle seslendi: “Ölümlerinizin suçlusu biz değiliz, bizimkileri öldüren Versay’dır”.[13] Ancak Appert’in fotomontajında Ferré özenle ilgili kareye yerleştirilmiş ve olabilince irite eden bir ifade ile görselleştirilmiştir.

Appert’in tek doğru seçimi

İkinci görsel ise Louis Rossel, Pierre Bourgeois ve Theophile Ferré üçlüsünün idamını konu edinir. Louis Rossel, Versay kuvvetlerine karşı Ulusal Muhafızların yöneticilerinden biriydi.  Pierre Bourgeois de Ulusal Muhafızlarda çavuş olarak görevliydi. Theophile Ferré ise Comité de vigilance de Montmartre [Montmartre Teyakkuz Komitesi] üyesiydi ve Başpiskopos Darboy’un ile diğer rahiplerin infaz kararını veren kişilerden birisiydi.

Bu görüntünün sağ köşesinde bir rahip bulunuyor ve önceki karede din görevlileri infaz edilirken burada mahkûmlara karşı son görevi onlar yerine getiriyor. Sol kısımdaki tepelikte iki rütbeli askerin süreci sakince izlediklerini görüyoruz, muhtemelen talimatları onlar verecek. Ayrıca belirli aralıklarla yan yana dizilmiş olan idam mahkûmları ve karşısında nişan alan düzenli orduya ait idam mangaları bulunuyor. Her şey olabildiğince düzenli ve titiz bir şekilde işliyor. İdam mahkûmlarından ikisinin gözleri bağlı ancak Ferré’ninki değil. Çünkü Ferré infazı sırasında gözlerinin bağlanmasını reddetmişti. Appert’in sürece dair belki de tek doğru seçimi bu olsa gerek.

İşte Paris Komünü ve fotoğraf arasındaki ilişkinin bir kısmı bu şekildeydi. Barikat önünde dizilen komünarların daha sonra idam mangasının önünde dizilmesi talihsizliğine neden olan ya da türlü türlü manipülasyonlara alet olan fotoğraf… Tarihin hemen her aşamasında gücü elinde bulunduran kişi ya da kurumların gerek kendileri gerekse çıkar sahipleri tarafından çeşitli yöntemlerle gerçeğe olan müdahalesi sıklıkla görüldü, görülmeye de devam edecek. Günümüzde bir yandan ana akım medya, gözetim ve manipülasyon ilişkisini tartışırken diğer yandan devrimcilerin kendi gerçekliğini güçlü biçimde ortaya koyacak alternatif medyalarını yaratması gerekliliğinde ısrar ediyoruz. Belki de bu tartışmanın köklerinden birisinin çok daha eskide olduğunu hatırlamak gerek. 150 yıl öncesinde, Paris Komünü’nde.

Dipnotlar:

[1]Lissagaray, P. O. (2015). 1871 Paris Komünü Tarihi, çev. Şule Ünsaldı, Ankara: NotaBene.

[2]Güvenç, S. (2018). Burjuva basını ‘görev’de! Paris Komünü, I. Enternasyonal ve Marx hedefte!. https://haber.sol.org.tr/yazarlar/serpil-guvenc/burjuva-basini-gorevde-paris-komunu-i-enternasyonal-ve-marx-hedefte-231988.

[3]Freund, G. (1980). Photography and Society. Boston: David. R. Godine.

[4] Barthes, R. (2011).  Camera Lucida Fotoğraf Üzerine Düşünceler. İstanbul: Altıkırkbeş.

[5]Randy. K. (2006). Grifters and Goons, Framed (and Matted). https://www.nytimes.com/2006/09/15/arts/design/15mugs.html?pagewanted=all

[6]Raymond, P. (2010). Mug Shots: An Archive of the Famous, Infamous and Most Wanted. New York: Harry N. Abrams, Inc. ISBN 9780810996120.

[7]Przyblyski, J. M. (2001). “Revolution at a Standstill: Photography and the Paris Commune of 1871”. Yale French Studies, No. 101, Fragments of Revolution, s.57.

[8]Fournier, E. (2018). “La Commune de 1871: un sphinx face à ses images”. Sociétés & Représentations,‎ février DOI: 10.3917/sr.046.0245.

[9]Bajac, Q. (2000). “Commissaire de l’exposition au musée d’Orsay”, La Commune photographiée. Réunion des musées nationaux, s.127.

[10]Selwyn-Holmes, A. (2013). “Crimes de la Commune”. https://iconicphotos.wordpress.com/2013/07/13/crimes-du-commune/

[11]Tillier, B. (2021). Les otages de la Commune de Paris Histoire par l’image [en ligne], consulté le. http://histoire-image.org/fr/etudes/otages-commune-paris

[12]English, D. E. (1983). Political photography and the Paris Commune of 1871: the photographs of

Eugène Appert. History of Photography. 7:1, 31-42, DOI: 10.1080/03087298.1983.10442745.

[13] Lissagaray, P. O. (2015). 1871 Paris Komünü Tarihi, çev. Şule Ünsaldı, NotaBene: Ankara.


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur