İSİG Meclisi: “Kod 29 ile işten atılan işçi sayısı yüzde 70 arttı, işe iade davalarının yüzde 80’i de Kod 29 kaynaklı”

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi,"İşçi sınıfına dönük saldırılara ve Kod 29'a karşı mücadeleyi büyütelim" sloganıyla Dev Turizm-İş Sendikası Marmara Şubesi'nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısında taşeronlaşmaya, güvencesizliğe ve Kod 29'a karşı direnen işçiler mücadele pratiklerini anlattı

İSİG Meclisi: “Kod 29 ile işten atılan işçi sayısı yüzde 70 arttı, işe iade davalarının yüzde 80’i de Kod 29 kaynaklı”

İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi,”İşçi sınıfına dönük saldırılara ve Kod 29’a karşı mücadeleyi büyütelim” sloganıyla Dev Turizm-İş Sendikası Marmara Şubesi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısında taşeronlaşmaya, güvencesizliğe ve Kod 29’a karşı direnen işçiler mücadele pratiklerini anlattı.

Basın toplantısından önce İnşaat İş Sendikası’ndan Yunus Özgür, pandeminin bir yılının geride kaldığını bu süreçte patronların pandemiyi fırsata çevirdiğini ifade etti. Özgür, Kod 29 saldırısının had safhalara ulaştığını, İSİG Meclisi olarak bu saldırılara set çekmek için yola çıktıklarını belirtti.

“Ekmekçioğlu’nda işveren sendikayı tanımadı”

Birleşik Metal İş Sendikası Trakya Şube Sekreteri Rıfat Codura, buraya davetli işçi arkadaşlarının eylemlerden ötürü gelemediklerini belirterek söze başladı.

Çorum’daki Ekmekçioğlu Metal Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. Fabrikası’nda süren direnişe de değinen Codura şunları kaydetti:

Çorumda 90 tane arkadaşımızı Kod 29 ile işten attılar. Orada 5 yıllık bir örgütlenme var. Direnişimiz 25 Aralık’ta başladı. Grevimiz hala sürüyor. Ekmekçioğlu’nda yetki alındı ve işveren sendikayı tanımıyorum dedi. 25 işçi dışında herkesi işten attı.

“Vali ile görüşmemizin ardından işten atıldık”

70 gündür direnişte olan Migros depo işçisi Ümit Güler de kötü koşullara karşı mücadele ettiklerini, 52. günde tüm arkadaşlarının  işten atıldığını aktardı. Güler şunları kaydetti:

Direnişimiz sürerken Kocaeli Valisi Seddar Yavuz ile görüştük. Taleplerimizi ilettik. Vali bizden sonra işverenle görüşeceğini ifade etti. Bu görüşmeden bir hafta sonra hepimiz Kod 29 ile işten atıldık. Depo, Liman, Tersane ve Deniz Taşımacılığı işçilerinin sendikası DGD-Sen ile 70 gündür Anadolu Grubu önünde direniyoruz. Patron eski sendikacı bu sebeple işçiyi yıldırmanın yolunu iyi biliyor. Patron Veysel Cingöz, kıdem tazminatımız üzerinden grevimizi kırmaya çalıştı. İşçi arkadaşları grevden vazgeçirmeye çalıştı. Ama biz yine de patronla görüştük. Aradan 15 gün geçti hala bir dönüş yok. Kod 29 ve ücretsiz izin kaldırılmadığı sürece direniŞe devam edeceğiz. 8 Mart’ta arkadaşlarımızı darp ederek gözaltına alındı. Her türlü polis gücünü üzerimizde deniyorlar.

“Kod 29’un kaldırılması için mücadele ediyoruz”

Sinbo direnişinden Dilbent Türker, kötü çalışma koşullarına karşı sendikalaştıklarını, 2 işçi arkadaşının da iş cinayetinde yaşamlarını yitirdiğini ifade etti. Fabrikada temizlik personelinin dahi olmadığını kaydeden Türker, şunları ifade etti:

Patron, Tüm Otomotiv ve Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) üyesi 6 işçiyi ücretsiz izne çıkardı. Sürekli sendika üyesi işçiler ücretsiz izne çıkarılıyor. Kod 29 yalancı şahitler eliyle işten atılmaya sebep oluyor. Kod 29’un kaldırılması için mücadele ediyoruz. İşten çıkarmak yasak ama ücretsiz izin hukuksuz şekilde kullanılıyor. Bu maddeler kalıcı hale de gelebilir. Ya da Kod 29 hukuksuz şekilde devam edebilir.

“PTT, sendikamızı tamamen lağvetti”

PTT Kargo Sen Genel Sekreteri PTT’deki direnişlerinin 78. gününde olduklarını ifade ederek sözlerine başladı. PTT içerisinde birçok taşeron olduğunu ve paraların şirketlere değil işçilerin cebine girmesi için çalıştıklarını belirten Kargo Sen Genel Sekreteri şunları kaydetti:

4200 tane üyemiz var. Biz sendikanın tamamı işten çıkardı. PTT sendikamızı tamamen lağvetti. Dayanışmaya ihtiyacımız var, bağımsız bir sendikayız. PTT kamu olduğu için bizim işimiz daha zor. Patronlar eziyet çekmiyor,hep işçiler eziyet çekiyor. İşçiler ancak birlik olunca kazanabiliyor.

“Patron mahkeme gibi işçiyi yargılıyor”

Mapfre Sigorta bünyesindeki Tur Assist’te çalışırken Kod 29 ile işten çıkarılan Mesut Toprak da mücadelesinin hedefinde Kod 29 olduğunu kaydederek şunları ifade etti:

2,5 yıldır Tur Assist’te çağrı operatörü olarak çalışıyordum. İş yerimden Kod 29 ile atıldım. Hiçbir hakkımı alamadım. İftiraya uğradım. Bu ekonomik krizde hiçbir işçi haklı fesihe maruz kalacak şekilde bir tutum alamaz. Patronlar işçiye karşı çok güçlü silahlara sahip. Kod 29 patronlara altın tepside sunuldu. Patronlar adeta mahkeme gibi işçileri yargılıyor. Kod 29 bir anti emek yasasıdır. İşten atıldığınızda bu süreçte yalnızsınız ve elinizde olan tek şey dayanışma ve direniş oluyor. Bu süreçte zaten çalışırken de güvencesiz olan işçinin kıdem ve ihbar tazminatına çökmüş olunuyor. Üstüne bir de damga ile mücadele ediyorsunuz. İş başvurularım oluyor tamamı Kod 29’dan dolayı reddedildi. Ne yapmamızı bekliyorlar. Güvencesi olmayan işçi ne yapabilir? Dönüştürüceğiz veya kaldıracağız bu yasayı, başka yolu yok.

“SML Etiket işçileri olarak 41 gündür direnişteyiz”

SML Etiket işçisi Seçil Arı da 41 gündür taşeronlaştırmaya karşı fabrika önünde direndiklerini ifade etti. Patronun “Devlete, sizi işten çıkarmamız karşılığında ödeyeceğimiz miktarı size ödeyelim, istifa edin” dediğini ve 3100 lira teklif ettiğini ifade eden Arı, iktidar patron işbirliği ile işçi haklarından her gün biraz daha kırpıldığını ifade etti.

“Kod 29 ile işten atılan işçi sayısı yüzde 70 arttı”

İSİG Meclisi adına basın metnini Dev Turizm İş Marmara Şube Başkanı Turgay Özdemir okudu. Kod 29 ile işten atılan işçi sayısında yüzde 70 artış olduğunu ve işe iade davalarının da yüzde 80’inin Kod 29 kaynaklı olduğuna dikkat çeken Özdemir şunları kaydetti:

Salgın sürecinin birinci yılı sona erdi. Bu süreçte çarkların döndürülmesi için işyerlerinde tedbirler alınmadı ve işçiler ölesiye çalıştırıldı. Binlerce işçi arkadaşımız hastalandı, yüzlerce işçi arkadaşımız hayatını kaybetti. Diğer yandan işçi sınıfı birçok saldırıyla karşı karşıya kaldı. Bunlardan birisi de ‘ücretsiz izin’ uygulaması. Ücretsiz izin ile işçilere aylık 2020 yılında 1168 Lira ve 2021 yılında 1420 net ücret İşsizlik Fonu’ndan karşılanarak ödenmekte ve bir ay boyunca işçinin bu ücretle geçinmesi beklenmektedir. Yine bu uygulamayla işçilerin kıdem, ihbar tazminatı hakları dondurulmakta ve SGK emeklilik primleri ödenmeyerek daha geç emekli olmaları da dayatılmaktadır. İşten çıkarmaların yasak olduğu salgın sürecinde milyonlarca işçi patronlar tarafından ‘ekonomik koşullar’ gerekçe gösterilerek ücretsiz izne çıkarıldı. Oysa asıl amaç işçi sınıfının her türlü itirazını engellemeye ve sendikalaşmanın önüne geçilmesine dayalı sermaye politikalarının uygulanmasıdır.

Ücretsiz izin uygulamasını takip eden diğer saldırı ise işten atmalardır. Salgın sürecinde sözde işten atmaların yasaklandığı açıklamalarıyla tazminatsız işten atmaların önü açıldı. İş Kanunu’nun 25/2 Maddesi kapsamında işten çıkarmanın “yasal” olması ile birçok işçi çıkış kodu 29 olarak işaretlenerek, haksız-hukuksuz bir şekilde tazminatsız olarak işten çıkartıldı. Yani bu süreçte Madde 25/2’de sıralanan “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” işten çıkarma yasağı kapsamının dışında tutuldu. Böylece bir yandan işten atmalar yasaklandı denirken diğer yandan tazminatsız işten çıkarmaların önü açıldı. Bir yıllık salgın döneminde Kod-29 ile işten atılan işçi sayısı yüzde 70 artarken süren işe iade davalarının yüzde 80’i de Kod-29 kaynaklı.

Eğer patronlar geçici madde ile tanınan istisnalar dışında işçi çıkartırsa da bunun bir cezası var: “Çıkarttığı her işçi için, işten çıkarttığı tarihte geçerli olan aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası ödeyecektir.” Yani 2020 yılı için 2943 Lira olan ceza, asgari ücrete gelen zam ile 3557 Lira olmuştur. Caydırıcılığı olmayan trajikomik bir durumdur bu. Nitekim bazı işyerlerinde direnişe çıkmadan evvel patronlar işçi arkadaşlarımıza “Gelin anlaşalım, tazminatınızın yanında devlete vermem gereken cezanın parasını da size vereyim” diyebiliyor.

Kod-29 ile işçi çıkartmada patronun beyanı yeterli, hiçbir ispat yükümlülüğü yok. İşçi dava açarsa, arabulucu sürecinin ardından 2-3 yıl süren mahkeme sürecinde işten çıkarmanın gerekçesi tartışma konusu olabiliyor. Zaten Madde 25/2 yoruma açık. “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” içinde bulunan “işverenin güvenini kötüye kullanmak”, “doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar” ifadeleri keyfi işten atmaların önünün açılması anlamına geliyor.

Kod-29’dan atılan işçinin kıdem tazminatı gasp ediliyor, işsizlik maaşına da hak kazanamıyor. Ayrıca “ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” nedeniyle işten atıldığı için fişleniyor ve iş bulması imkansız hale getiriliyor. Oysa bu dönemde sadece salgında ölümüne çalıştırma koşullarına karşı çıkan, haklarını isteyen ve bu yüzden sendikalaşan işçiler Kod-29 nedeniyle işten atıldı. Yani Kod-29 bir sermaye keyfiyetidir ve temel olarak işçilerin haklarının baskı altına alınması ve örgütlenmesinin engellenmesinin bir ifadesidir. İşçiler bir yanda ölümüne çalıştırma diğer yanda işsizlik-açlık cenderesine alınırken, Kod-29 da bu baskının temel aracı haline gelmiştir.

Bugün iktidarın salgın yönetimi adı altında işçi sınıfına karşı saldırıları sürerken itirazlar, örgütlenmeler ve direnişler de filizleniyor. Migros Depo, Sinbo, Baldur, Ekmekçioğlu, PTT, TÜVTÜRK, Yasin Kaplan Halı ve Güven Boya, Kaynak İplik, Döhler, Oral Ambalaj, Termokar, Mapfre Sigorta Tur Assist, İzmir Büyüykşehir Belediyesi, Ak Nişasta ve birçok işyerinde işçilerin hak aramasına, sendikalaşma saldırısına karşı Kod-29 saldırısı devreye sokuldu. Ancak direnişler kararlılıkla sürüyor. (Ayrıca işten atılmalara karşı veya haklarını almak için direnen Cargill, Uzel, SML Etiket, CPS Otomotiv Tekstil, HSK, Cem Bialetti, A-Plas işçilerini de buradan selamlıyoruz.)

Bizler bu noktada “Kod-29 kaldırılsın!” şiarını yükseltirken diğer yandan da Kod-29’a karşı direnen tüm direnişlerin koordinasyonunu sağlamalıyız, işçi sınıfının bütününe bu saldırının tekil olmadığını anlatabilmeliyiz ve ortak-birleşik bir mücadeleyi örebilmeliyiz.

Açıklamaya Baldur, Migros Depo, Sinbo, PTT, Mapfre Sigorta Tur Assist ve SML Etiket direnişçileri; Dev Tekstil, DGD-Sen, DİSK Basın-İş, DİSK Birleşik Metal-İş, DİSK Dev Turizm-İş Marmara Bölge Şubesi, DİSK Dev Yapı-İş, DİSK Enerji-Sen, DİSK Limter-İş, Eğitim Sen İstanbul 6 Nolu Üniversiteler Şubesi, İnşaat-İş, Kafe-Bar Çalışanları Dayanışması, PTT-Sen ve TOMİS katıldı.

Sendika.Org (Uğur Cucu)

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur