“Hayati zorunluluk olarak sosyalizm”

Baş’ın geleceğe bakışında günümüzün sorunlarını ertelemek bulunmuyor. Ona göre; önemli olan bugünkü sorunlarla devrim sorunsalını, gündelik mücadelelerle birbirine yakınlaştırabilmek

“Hayati zorunluluk olarak sosyalizm”

Heyecan bilinçle, bilinç eylemle, eylem de hedefle birlikte var olabiliyor. Türkiye İşçi Partisi’nin hedefini de çok yalın olarak ifade etmiştim: İşçi sınıfının iktidarı yani sosyalizm. Sosyalizm hedefi bizi güncel mücadelelerden, yakıcı gündemleri ele almaktan, kısa-orta-uzun vadeli amaçlara sahip olmaktan alıkoymuyor. TİP’in kısa vadedeki en önemli hedefi başladığı işi bitirmek. Toplumun en geniş kesimlerine erişebilen, seslenebilen, yaşamlarına ve politik tercihlerine tesir edebilen bir parti haline geleceğiz.”

Erkan Baş

Toplumsal çöküşün hızlanarak büyüdüğü tuhaf zamanlardayız. İçinde yaşadığımız kapitalist sistem toplumun çok büyük bölümünü insanca yaşamdan mahrum bırakmakla kalmıyor, doğaya da zarar vererek bütün insanlığı yok oluşa sürüklüyor. Doğası gereği insani ve çevresel duyarlılık gözetmeyen, sadece karını artırmayı amaçlayan kapitalist sistem reel sosyalizmin 1990’larda çözülmesiyle birlikte hakimiyetini ve ebediliğini ilan ettiği günümüzde aslında en büyük krizini yaşıyor. Periyodik krizlerden devlet desteğiyle çıkan ve sosyal devlet anlayışıyla hegemonya sağlayabilen sistem artık bu kaynağının da sonuna gelmiştir. Refah devletinin geçerli olduğu en güçlü merkezlerde bile işsizlik ve yoksullaşma hızla büyümektedir. Halkın yaşam koşullarını geriletici müdahaleler büyük toplumsal hareketlere yol açmaktadır. Tüm dünyada geçerli olan sermayenin amansız saldırısı hayatı yaşanmaz hale getirmektedir. Artık geçerli slogan Rosa Luxemburg’un yıllar önce söylediği gibi “ya sosyalizm ya barbarlık değil”, ya sosyalizm ya yok oluş haline gelmiştir. Tek çözüm: Toplumsal hayatın öznesi olan güçlerin örgütlü bir biçimde sistemi yıkarak eşit ve özgür bir dünya yaratmasıdır.

Erkan Baş, “Yaşamak İçin Sosyalizm” kitabında dünyayı herkes için güzel, yaşanılır bir yer haline getirmek için devrimci bir proje sunuyor. Sosyalizm hedefini hep birlikte; düşünerek, konuşarak, tartışarak, yazarak, eğlenerek, dövüşerek gerçekleştirebileceğimizi vurguluyor. Yaşadığımız çağı düzen sahipleri açısından intikam çağı, siyasal mücadeleler açısından ise sosyalist devrimler çağı olarak niteleyen Baş’a göre; kapitalistler Sovyetler Birliği ve sosyalist iktidarların var olduğu 70 yıllık dönemde yapamadıklarının intikamını almaya çalışıyor. Ancak bu intikam sadece sosyalist değerlere karşı değil, bütün insanlığa karşı gerçekleşiyor. İnsanlık ise bu emperyalist-kapitalist düzene direniyor ve direndikçe insanlaşıyor. Yaşadığımız çağın yani içinde bulunduğumuz kapitalist sistemin analizini yapan Baş, daha sonra gereksinim olarak sosyalizm bölümünde sosyalizmin zorunluluğuna ve hayati önemine değiniyor.

Yaşamak İçin Sosyalizm’de toplumsal hayatın tüm veçhelerine değiniliyor, sosyalizme ilişkin yanlış bilinen ya da spekülasyon konusu yapılan konulara ilişkin açıklamalar getiriliyor. Özellikle öğrenciler ve gençler için kaleme alındığı söylenen kitap Türkiye’de sosyalizm sorunlarına ve devrim sürecine ilişkin yeni bakış açıları ortaya koyuyor. Sovyetler Birliği’nde Ukraynalı atletin sırıkla yüksek atlamada her sene rekorunu geliştirmesini eleştiren Baş, sosyalist bir ülkede kapitalist sistemin yıldız sporcu yetiştirmesine yönelik olan böylesi bir rekabetin olmaması gerektiğine vurgu yaparken sadece spor kültürü değil sosyalist sistemdeki insan-insan ve insan-doğa ilişkilerinin nasıl olması gerekliliğine dair de bir ipucu veriyor. Lenin dönemindeki kapitalist sistemin bir yönetim aracı olan Taylorizm’in yeni ekonomi politikası adıyla uygulanması ve Stalin dönemindeki “yakala ve geç” anlayışıyla özetlenen en büyük kapitalist ülke Amerika ile rekabet hem savaş harcamalarında hem de diğer konularda ülkeyi gereksiz bir yarışa itmiştir. Baş, geçmişte kapitalist sistemle girilen üretim rekabetinin sorgulanması gerekliliğini altını çizerek, gıda sağlığı, enerji politikaları gibi alanlarda gezegenimizin geleceğini ve tüm canlı türlerinin yaşam hakkını merkeze alan bir yaklaşımın gerekliliğine değiniyor.

Baş’ın geleceğe bakışında günümüzün sorunlarını ertelemek bulunmuyor. Ona göre; önemli olan bugünkü sorunlarla devrim sorunsalını, gündelik mücadelelerle birbirine yakınlaştırabilmek. Birbirlerini tamamlamalarını sağlayan şey, yani okları birbirine bağlayan tutkal ise siyasi mücadele. Yok olmaya giden gezegenden, kadın ve LGBTİ + düşmanlığına, sığınmacı sorunundan Kürt meselesine, gri yakalılardan (beyaz yakalı gibi çalışan ama mavi yakalı gibi çalışmak zorunda bırakılan katman) aydın meselesine, dinci-dindar ayrımından, öğrenci direnişine dek pek çok alanda bugüne dair de söylenecek ve yapılacak şeyler olduğu ve sınıf merkezli bakış açısıyla insanları özgürleştirmek ve toplumsal ilişkileri insanı özgürleştirecek şekilden düzenlemek isteği ortaya koyuluyor.

Süpermenlerin ön plana çıkarıldığı kapitalist sistemdeki yönetim anlayışı yerine toplumun büyük çoğunluğunu oluşturan emekçilerin karar alma ve uygulama süreçlerine katılımını ön plana çıkaran Baş, hedefini ve arayışını sıradan insanların kahramanlaşması ya da kahramanların sıradanlaşması olarak formüle ediyor. Hayatımızın tüm alanlarını belirleyen siyaset iktidara giden yolu gösteriyor ve bunun için de siyasi parti en önemli araçlardan biri. Toplumsal yaşamı belli bir program etrafında düzenlemek, bozuk düzeni yıkıp yenisini inşa etmek, değiştirmek, dönüştürmek istiyorsak Parti etrafında örgütlenmek gerekiyor. Yalnız Baş’ın önerdiği siyasi parti ve siyaset anlayışı benimsediğimiz bir partinin iktidara gelmesi için 4 yılda bir sandık başına gidip oy verme ile sınırlı değil. Türkiye’yi değiştirmek, dönüştürmek için yaşanılan işyerinde, mahallede, okulda ve ilgili olunan herhangi bir alanda yaşanan sorunları çözebilmek, yeni önerilerde bulunmak, başkalarını dinleyip daha gelişkin olana ulaşabilmek için örgütlenmek gerekir. Bu parti, dernek veya sendika olabilir. Günümüzde hem iktidar tarafından desteklenen hem de çeşitli oda, dernek ve siyasi partileriyle çok gelişkin bir örgütlenme ağına sahip olan sermayenin karşısına ancak güçlü ve kitlesel bir sosyalist parti ile çıkılabilir ve iktidar mücadelesi verilebilir. Baş’a göre; sosyalistler bugün toplumun en geniş kesimleriyle buluşmaya odaklanmak durumundadır ve Türkiye İşçi Partisi bunun adı, adresi, partisi, örgütü olması iddiasına sahiptir.

Kitabın son bölümü Erkan Baş’ın kişisel dünyası ve siyaset ile ilişkisine odaklanan röportajdan oluşuyor. Erkan Baş’ı sosyalist görüşe yönelten nesnel ve öznel durumlar ile devrimci mücadele pratiği Türkiye’ni tarihsel toplumsal koşulları ışığında kısaca özetleniyor.

Öncelikle işçilerin ve gençlerin okuması ve tartışması için yazıldığı belirtilen kitap, kapitalist sistemin dünyamızı nasıl bir çıkmaza doğru sürüklediği ve bu gidiş durdurulmazsa yaşamın yok olacağı vurgusu ile beraber bu süreçte sosyalizmin hayati ihtiyacı ve bunun için de toplumun çok büyük çoğunluğunu oluşturan emekçi halkın başta parti olmak üzere her alanda örgütlenmesi gerekliliğinin altını çiziyor. Erkan Baş’ın sade bir dille yazdığı, yeni bir aydınlanma çağının arifesinde olduğumuz saptamasını yaptığı, pek çok konuda ezber bozduğu, sosyalist devrim için örgütlenme çağrısı yaptığı “Yaşamak İçin Sosyalizm” kitabı umudu yükselten bir pusula olma niteliğine sahip.

Erkan Baş, Yaşamak İçin Sosyalizm, İleri Kitaplığı Yayınevi, Şubat 2021, 167 Sayfa.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur