Bulvarların sonu nereye çıkar? Meydanlardaki Paris Komünü hayaleti

Halk artık iktidar tarafından dayatılan mekâna karşı harekete geçmiş ve yaşadığı mekânı dönüştürmeye başlamıştır. Bu mekânsal dönüşüme ilişkin; Lefebvre mekânın toplumsal bir üretim olduğunu söyler. Sermayenin ürettiği mekânın en büyük niteliğini de çelişik olmasında bulur. Bu çelişkileri görebileceğimiz yer olarak bize gündelik yaşamı işaret eder. Dönüşümün gündelik yaşamda başladığını ve bittiğini, hatta başka bir var olma yolunun da olmadığını söyler

Bulvarların sonu nereye çıkar? Meydanlardaki Paris Komünü hayaleti

Bir şehrin katliama hangi noktaya kadar direnebileceğini,
onun kökünü kazımanın ne kadar güç olduğunu Paris gösterir.

(Lefebvre, 1974)

Bugünün Paris’inde Komün’ün mekânsal izlerini aramaya kalkarsanız yolunuz büyük ihtimalle, Komünarların kanlı haftanın sonunda kurşuna dizildiği “Komünarlar Duvarı”na düşecektir.

Duvarın içinde bulunduğu Père Lachaise Mezarlığı, Paris’in en büyük mezarlığı olmasının yanı sıra, içinde gömülü olan yazarlar, şairler, müzisyenler sebebiyle de oldukça meşhurdur. O kadar meşhurdur ki, ziyaretçilerin işini kolaylaştırmak için “turizm seviciler” bir ünlüler mezarlığı haritası bile yapmıştır.

Mezarlığın girişine vardığınızda ise bir yanda size bir turist gezisi vaat eden bir satıcıya, diğer yanda da kullandığı haritayı mezarlığa yeni giren bir başkasına teslim etme telaşıyla sağa sola bakınan birinin gözlerine rast gelebilirsiniz.

Bu formül, içeride çok fazla devrimci olduğu için mi gelişti bilmiyoruz ama kapitalizmin tüm cazibesine rağmen yine de kendini gösteren bu dayanışma inceliği, bize eski zamanlardan, 150 yıl öncesinden bir şey fısıldıyor gibi…

Bu yazı Paris Komünü’nün nasıl bir Paris’te meydana geldiğini ve bugünün Paris’ine mekânsal, tarihsel nasıl izler bıraktığına dair bir arayış yazısıdır.

Bugünün Paris’ine 1848 yılından bir bakış

Paris Komünü’ne geçmeden, sosyalist hareket açısından önemli bir aşama olan 1848 Devrimleri ruhunu anmakla başlayalım. 1789 sonrası yurttaşlık ve özgürlük kavramlarının güçlenmesi ve kapitalizme karşı yükselen işçi mücadeleleri özellikle 1848’de en somut halini almıştı. 1848’de Avrupa’nın pek çok yerinde yaşanan devrimler, bu devrimci tohumları oluşturmakla kalmayıp etrafa yayılmalarını da sağlamıştı.

Paris proletaryası için bu tarihin biraz daha önceye, 1830’a kadar gittiğini söylemek mümkün. 1830, Paris sokakları için başkaldırının simgesi barikatlar ve oradan yükselen isyan demekti. Napolyon’un 1830 ve 1848’de yaşanan bu halk ayaklanmalarına cevabı Haussmann’ın kente vali olarak atanması oldu. Haussmann’ın Paris’te, temiz hava ve su vaadiyle başlattığı kentsel dönüşümün en önemli simgesi bulvarlardı, kentin ortasından geçen, genişliği 120 metreyi bulabilen bulvarlar.

Bulvarlar için, 19. yüzyılın en gösterişli kentsel icadı ve geleneksel şehrin modernleşmesinde en belirleyici kopuş noktası diyebiliriz.

Sıkı bir Bonapartçı olan Hausmann’ın kentsel dönüşüm çalışmasına ilişkin, temiz hava ve sudan daha çok önemsediği şey ise elbette kentin askerî açıdan kontrol edilebilir olması ve sermaye lehine metalaştırılmasıydı. Tam da bu sebeple, dönüşüme, 1830 ve 1848 ayaklanmalarının öğrettikleriyle, barikatlar kurmaya elverişli organik Paris sokaklarının üzerine geniş bulvarlar açmak ile başlamıştı. Bu bulvarlar, gelecekteki barikatlar ve halk ayaklanmaları karşısında askeri birliklerin ve topçuların daha hızlı hareket edebileceği uzun ve geniş koridorlar yaratacaklardı.

Haussmann dönüşümlerinden önce ve sonra Opera Caddesi[1]

Marshall Bermann Katı olan Her Şey Buharlaşıyor kitabında bu bulvarları şöyle betimliyor:

… Napoléon ve Haussmann, yeni yolları kentin dolaşım sistemindeki atardamarlar olarak tasarlamışlardı. Bugün orta malı olmuş bu imgeler 19. yüzyıl kent yaşamında bir devrimi ifade ediyordu. Yeni bulvarlar trafiğin şehrin merkezinden akmasını sağlayacak ve bu nedenle bir uçtan bir uca uzanacaktı – o zaman için Don Kişotça ve akıl almaz bir girişimdi bu. Buna ilaveten kenar mahalleleri temizleyecek, karanlık ve boğucu iltihaplı yığınlar arasında “nefes alacak yer” açacaklardı. Her düzeyde yerel iş hayatının gelişmesini teşvik edecek ve böylece muazzam ölçülerdeki yerel tahribatın giderilmesine yardım edecek, onbinlerce insanı -şehrin işgücünün dörtte biri kadar bir nüfusu- sonuçta özel sektörde de binlerce yeni iş alanı açacak uzun dönemli kamusal işlerde istihdam ederek kitleleri pasifize edeceklerdi. (s. 205-206)

Bu Don Kişotça diye tasvir edilen hayali, Haussmann 1830’lar ve 40’larda öne sürülen demokratik ve sosyalist planları çöpe atarak büyük bir titizlikle gerçekleştirdi. Elbette bu dönüşüm sonunda, orada yaşayan halk yerinden edilmiş oldu. Tüm bu yıkımlar Paris’in merkezini bir kesim için daha sağlıklı, temiz ve güvenli bir hale getirirken, diğer yandan da Paris’in merkezinde yaşayan çok büyük bir işçi kesiminin, şehrin dışına sürülmesine neden oldu.

Haussmann önce Paris’in %60’ını istimlak etti, sonra da değerlenen yeni yerleri dönemin burjuvalarına sattı. Hausmann görevinden ayrıldıktan sonra istimlak borçları yıllarca ödenmeye devam etti; asli görev yerine getirilmiş kent merkezi böylece burjuvalaştırılmıştı.

Paris’in merkezindeki bu yeni geniş yollarda, tarihte ilk kez sürücüler ve biniciler şehrin ortasında, atlarını son hız kamçılayabiliyorlardı. Yol boyunca devasa kamusal binalar yapılıyor, burjuva sınıfına dönük yeni mekânlar kurgulanıyordu. Bulvarlar Parisli yayalar için yepyeni zorlu ve ürkütücü bir tecrübe dayatıyordu.

Paris Komünü’nde devrimcilerin yanında yer alan Charles Baudelaire değişen Paris’e ilişkin Kayıp Hale hikâyesinden şöyle bir ses ulaştırıyor bize: “Dostum, bilirsiniz atlardan ve arabalardan ne kadar korktuğumu. İşte telaş içinde, çamura bata çıka, devingen bir kaosun ortasında, her yanımda ölüm dörtnala koştururken karşıdan karşıya geçiyordum…”[2]

Paris’in yaklaşık yirmi yıl süren bu yıkım ve inşa dönemi, tam bir “vinçler şehri” görüntüsündedir. 1848 sonrası Haussmann, imarcılar, spekülatörler ve kapitalistler kentin piyasa güçleri olurlar ve toplumun geri kalanını bir kayıp ve mahrumiyet duygusu içinde bırakırlar.

Opéra Bulvarı’nın delinerek düzleştirilmesi (1877)[3]

1960’lı yıllarda yaşayan ünlü yönetmen Jean-Luc Godard da Paris’te şehrin ve bireylerin karakteristik özelliklerini kaybettiğini söyler ve mekânsal değişimle toplumsal dönüşüm arasındaki ilişkiye dikkat çeker. Godard bu durumu ayrıca “…Mekân’dan kopuş aslında modern dünyada mekânın paylaşılmış olmasının bir sonucudur. Bireye kalan hiçbir şey yoktur...”[4] diyerek tarifler.

Haussmanlaştırma

Paris’te tarihi kent merkezinin yıkımı, kamulaştırma faaliyetlerinin aşırıya kaçması, fakirlerin şehir merkezinden sürülmesi ortaya yeni bir kavram çıkaracaktır: Haussmanlaştırma. Engels bunu şöyle tarifler: “Gerçekte, burjuvazi barınma sorununu kendi usulüne göre yalnız bir çözme yöntemine sahiptir -yani onu öyle bir şekilde çözer ki çözüm sürekli olarak sorunu yeniden üretir. Bu yönteme ‘Haussmann’ denir.” [5]

Haussmann’ın yeniden tasarladığı Étoile bölgesine odaklanan Paris’e genel bir bakış[6]

Bir yandan şehir içindeki büyük mekânsal değişim, diğer yanda da şehrin içindeki sınıfsal değişim sürmektedir. Bu harekete ilişkin; Henri Lefebvre, bize proletaryanın tarihini şehirle ilişkisi içinde hatırlatır ve “Paris Komünü’nün, Haussmann’ın düşündüğü kentsel denetim politikasına proletaryanın cevabı olduğunu vurgular.”[7] Komün, Haussmann’ın modernitesine bir tepki olarak anlaşılsa da bir yandan Fransız başkentinin devrimci tarihine ait bir deneyim, yani 1848 demokratik ve sosyal cumhuriyetinin yeniden dirilişi ve büyük bir meydan okumayı temsil eder.

Paris Komünü ilanı

19 Mart 1871’de yayımlanan Paris Komünü Manifestosu şu cümlelerle bitiyor: “Bize, Paris’in yurttaşlarına, gelince, amacımız tüm tarihi aydınlatmış olan diğer devrimler arasında en büyük ve yaşamsal yaratıcılığa sahip modern devrimi tamamlamaktır. Savaşmak ve kazanmak bizim görevimizdir.”[8]

72 gün süren direniş, kentin toplarının Montmartre tepesinde ele geçirilmesi ile başladı. Bulvarların temsil ettiği modernizm/kapitalizm karşısında Parisliler, Baudelaire’in bahsettiği şaşkın bir yaya değil, yollarına çıkan arabaları ters çevirip, bir yandan da bulvarın parçaları ve kaldırım taşlarından oluşan yıkıntılar ile barikatlarını kuran, Paris halkını oluşturdular. “Sokaklar halka aittir” diyerek şehrin unsurlarına el koyup onları halka ait kıldılar.

Halk artık iktidar tarafından dayatılan mekâna karşı harekete geçmiş ve yaşadığı mekânı dönüştürmeye başlamıştır. Bu mekânsal dönüşüme ilişkin; Lefebvre mekânın toplumsal bir üretim olduğunu söyler. Sermayenin ürettiği mekânın en büyük niteliğini de çelişik olmasında bulur. Bu çelişkileri görebileceğimiz yer olarak bize gündelik yaşamı işaret eder. Dönüşümün gündelik yaşamda başladığını ve bittiğini, hatta başka bir var olma yolunun da olmadığını söyler.

Kızıl kuşak “işçi sınıfı banliyöleri”

Paris’in yaşadığı yıkım ve yapım süreci sonunda kentin çevresinde kızıl kuşak denilecek olan “işçi sınıfı banliyöleri” oluşur. Paris’in doğusu işçiler, batısı ise daha lüks, burjuva yaşamı için ayrılır. Zaten Paris Komünü’nün oluşmasında, Haussmann’ın Paris’i yeniden düzenlemesi sonucu ortaya çıkan bu kentsel ve toplumsal ayrışmanın da etkisi vardır.[9]

Bu ayrışmanın Paris Komünü boyunca mekânsal yansımasını, Belleville’deki son barikata kadar, en çetin mücadelelerin işçi mahallelerindeki seslerine kulak vererek anlayabiliriz.[10] Versay ordusunun Komün’ü sonlandırmak için 21 Mayıs’ta başlattığı ve Kanlı Hafta olarak da adlandırılan saldırısında Paris’e burjuva mahallelerinden ve Haussmann’ın tasarımına uygun olarak geniş bulvarlardan girmesi elbette bir tesadüf değildir.

Kanlı Hafta boyunca Versay ordusunun hareketlerini gösteren harita[11]

Komün süresince, Paris’teki mekânsal kararlara ve dönüşümlere baktığımızda sokakların dışında meydanlardan da örnekler vardır. Örneğin, Vendôme Meydanı’nda bulunan, I. Napolyon’un zaferlerini kutsayan ve bir şovenizm sembolü olan Vendôme Sütunu’nun yıkılması kararında bunu görebiliriz.[12]

“Meydanı kontrol eden, kenti kontrol eder”

Meydanlar, her zaman iktidar ve halk arasında bir mücadele alanı olmuştur. Komün günlerinden bugüne hâlâ varlığını koruyan meydanlardan birkaçına kısaca değinerek, günümüze gelebiliriz.

Vendôme Meydanı

Vendôme Sütunu’nun yıkım kararı, aslında enternasyonalizme inanan Komün’ün, iktidarın tüm geçmiş temsiliyetlerine ve despotizme karşı bir irade koyuş hareketiydi. Vendôme Sütunu’nun bulunduğu Vendôme Meydanı’nın adı da Enternasyonal Meydanı olarak değiştirildi.

Törensel yıkımından sonra Vendôme Sütunu[13]

Concorde Meydanı

Bu meydan Fransa’nın en büyük ikinci, Paris’in ise en büyük meydanı. 1789 Fransız Devrimi zamanı ismi Devrim Meydanı olan bu meydan, halkın gözünün önünde 119 kişinin giyotin ile idam edildiği bir meydan haline geldi. Devrim meydanından idam meydanına dönüşen Concorde Meydanı, Komün günlerinde, kendini giyotin yakılması eylemi ile bize hatırlatır.[14]

Kanlı Hafta boyunca Concorde Meydanı’nın büyük barikatı olan Chateau Gaillard isimli barikat[15]

Cumhuriyet Meydanı

Fransız Devriminin ardından Cumhuriyet Meydanı ismini alan bu meydan, Paris’in batısında işçi mahallelerinin hemen altında yer almaktadır. Konumu itibariyle, Kanlı Hafta boyunca en güçlü direnişleri kendi tarihine yazmıştır. Bugün de toplumsal hareketlerde hâlâ bir aktör olarak mücadele içinde kendi tarihini yazmaya devam ediyor.

Komün’ün ışığı günümüze sızıyor

Bu yazıda, Komün günlerinden modern şehirler tarihinin başat örneği Paris şehir merkezinin yeniden inşaa günlerini hatırladık. O gün yaratılan bulvarların sonu kapitalizmin kentlerine çıksa da, şehir değişirken içinde aynı anda bir sınıf mücadelesinin kültürü de inşa edildi.

Son yıllarda Paris’teki ayaklanmalara baktığımızda 2016 yılında, Fransa’da çalışma yasası tasarısına karşı başlayan ve hükümet karşıtı gösterilere dönüşen Nuit Debout [Gece Ayakta] eylemleri ve 2018 yılında yükselen akaryakıt fiyatları, yüksek yaşam maliyetlerine karşı başlayan Sarı Yelekliler eylemlerinde Paris Komünü’nün izlerini görüyoruz.

 

Gece Ayakta eyleminde Cumhuriyet Meydanı metro durağı Komün adını alıyor [16]

Cumhuriyet Meydanı’ndaki Sarı Yelekliler eyleminden bir kare[17]

Gece Ayakta eylemlerinden bir kare[18]

Gece Ayakta ve Sarı Yelekliler eylemlerinde olduğu gibi, günümüz eylemlerinde Paris halkı, Paris Komünü’ne sıkça gönderme yapmaya devam ediyor. Bu duruma ilişkin eleştirel bakışlar olsa da, Komün hâlâ bir “hayalet” sureti olarak bir kaldırım taşında, Père Lachaise Mezarlığı’ndaki bir duvar yazısında ya da eylem pankartlarında kendini gösteriyor. Geçmişten gelen tüm bu bilgiler, bugünün toplumsal hareket repertuvarında[19] bizler için bir eylem haritası olarak durmaya devam ediyor.

Dipnotlar:

[1] Fabrizi, M. ve Lucarelli, F. (2014, Ocak 29) Mapping the ‘Bloody Week’: The Last Days of the Paris Commune in a Cartographic Narrative. Dijital Görsel. Alıntıdır. https://thefunambulist.net/history/history-chronological-cartography-of-the-1871-paris-commune

[2] Charles Baudelaire, Paris Sıkıntısı, İş Bankası Kültür Yayınları, 2006.

[3] Web Sitesi. https://medium.com/in-good-measure/%C3%A9loge-de-la-hauteur-45dca9f5d537

[4] Hatice Gökçe’nin Michel Carmona’nın Paris’in Kentsel Dönüşümü, Haussmann Uygulamaları kitabı için yazdığı, “Haussmann’ın Paris’i İhya mı? İmha mı?” makalesinden alınmıştır.

[5]  Engels, F. (2020), Konut Sorunu, çev. Erkin Özalp, İstanbul: Yordam.

[6] (2016, Mart 31). Story of cities #12: Haussmann rips up Paris – and divides France to this day

DigitalGlove/Rex. Digital Görsel. Alıntıdır. Web Sitesi. https://www.theguardian.com/cities/2016/mar/31/story-cities-12-paris-baron-haussmann-france-urban-planner-napoleon

[7] Lefebvre, H. Mekânın Üretimi kitabında; alıntının “Espace et politique” dergisi “İşçi Sınıfı ve Mekân” bölümünden (a.g.e., s. 1 68) olduğunu belirtmiştir.

[8] Paris Komünü Manifestosu, çev. Hilal Eyüpoğlu. Kaynak: https://baslangicdergi.org/paris-komunu-manifestosu-1871/

[9] Yrd. Doç. Dr. Meral Özbek, WALTER BENJAMIN OKUMAK -III, Mimar Sinan Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültesi

[10] “…Versaylılar girdiler! Ve şimdi? Dün söylediğimiz gibi bizim onlardan beklediğimiz tam da budur. Onların pozisyonu önemlidir. Parislilerin oldukça çetin olduğu, cadde ve barikat dövüşüyle karşı karşıya kalmaları gerekiyor. Cüret edecekler mi?” (Vurgular bize ait, 23 Mayıs 1871, Paris Libre)

[11]Fabrizi, M. ve Lucarelli, F. (2014, Ocak 29) Mapping the ‘Bloody Week’: The Last Days of the Paris Commune in a Cartographic Narrative. Dijital Görsel. Alıntıdır. https://thefunambulist.net/history/history-chronological-cartography-of-the-1871-paris-commune

[12] 14 Nisan 1871’de “Place Vendome sütunu yıkılacak.” kararı alınıyor ve  17 Mayıs günü 14.00’te Vendôme Sütunu yıkılıyor. Paris Libre

[13] Fabrizi, M. ve Lucarelli, F. (2014, Ocak 29) Mapping the ‘Bloody Week’: The Last Days of the Paris Commune in a Cartographic Narrative. Dijital Görsel. Alıntıdır. https://thefunambulist.net/history/history-chronological-cartography-of-the-1871-paris-commune

[14] Place de la Concorde’u sağlam bir karargâha dönüştürmek için aktif biçimde çalışıyoruz. Yüksek ve sağlam barikatlar tarafından engellenecek Quai Cours-de-la-reine, Rue Royale ve Rue de Rivoli’deki ana sokakların girişlerine hâlihazırda derin siperler kazmaya başladık. Diğer çalışmalar Şanzelize çevresinde yapılacaktır. (13 Nisan 1871, Paris Libre gazetesi)

[15] Kaynak bilinmiyor.

[16] (2016, Mayıs 18) Dans le métro parisien, la station République rebaptisée La Commune. Dijital Görsel. Alıntıdır. Web Sitesi. http://www.nouvelobs.com/en-direct/a-chaud/22878-paris-nuitdebout-loitravail-metro-parisien-station-r.html

[17] Kaynak bilinmiyor.

[18]  Rousset, M. ve Rousset, M. (2021,Şubat 7). La Commune de Paris rejoue les grandes expériences révolutionnaires de 1789, 1793 et 1848. Dijital Görsel. Alıntıdır. Web Sitesi. https://www.marianne.net/agora/entretiens-et-debats/la-commune-de-paris-rejoue-les-grandes-experiences-revolutionnaires-de-1789-1793-et-1848

[19] Charles Tilly’nin kullandığı anlamıyla “repertuvar”. Konuyla ilgili okunabilir: https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/34439/YavuzYILDIRIMtez.pdf?sequence=1


Kaynakça

Gökçe, H. (2017). Paris’in Kentsel Dönüşümü, Haussmann Uygulamaları Michel Carmona Kitap tanıtımı. Haussmann’ın Paris’i İhya mı? İmha mı?. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi. www.dergipark.org.tr.

Olgun, H. (2010),  Ütopya’dan Distopya’ya: “Modern Şehircilik” ve Kritiği, Sayı 1, Mayıs 2010, ss. 96-111, İdealkent dergisi. www.dergipark.org.tr.

Bermann, M. (2013). Katı Olan Her Şey Buharlaşıyor, çev. Ümit Altuğ & Bülent Peker, İletişim Yayınları. İstanbul.

Lefevbre, H. (2014). Mekânın Üretimi. çev. Işık Ergüden, Sel Yayıncılık. İstanbul.

Yıldırım, Y. (2012). Yeni Toplumsal Hareketlerin Siyasal Olanı Belirlemedeki Rolü: Avrupa Sosyal Forumu ve Hareketlerin Avrupasını Kurmak. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Ankara.

Yrd. Doç. Dr. Özbek, M. (?). Walter Benjamin Okumak-III. Ankara Üniversitesi SBF Dergisi.

Papayanis, N. (2004). Planning Paris before Haussmann-The Johns Hopkins University Press

Mariabruna Fabrizi, M. ve Lucarelli F. (2014). Mapping the ‘Bloody Week’: The Last Days of the Paris Commune in a Cartographic Narrative.  https://thefunambulist.net/history/history-chronological-cartography-of-the-1871-paris-commune ve http://socks-studio.com/2014/01/29/mapping-the-bloody-week-the-last-days-of-the-paris-commune-in-a-cartographic-narrative/

Skop Bülten. (2014). Haussmann’dan Önce Paris.  https://www.e-skop.com/skopbulten/haussmanndan-once-paris/1786

Paris Libre (12 Nisan-24 Mayıs 1871). çev. Diyar Saraçoğlu. Web Sitesi. https://sendika.org/

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur