TTB: “Aşının hastalık bulaşına etkisi yavaş gelişecek, hedef kapsayıcılık oranlarına erişmek birkaç yıl alabilecektir”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) COVID-19 İzleme Kurulu, Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının resmi olarak açıklanmasından bu yana geçen 10 aylık süreci kapsayan değerlendirmesini, 11 Ocak 2021 tarihinde çevrimiçi düzenlenen bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurdu. Toplantıda aşının toplumsal dayanışmanın bir biçimi olduğu vurgulandı

TTB: “Aşının hastalık bulaşına etkisi yavaş gelişecek, hedef kapsayıcılık oranlarına erişmek birkaç yıl alabilecektir”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) COVID-19 İzleme Kurulu, Türkiye’de ilk COVID-19 vakasının resmi olarak açıklanmasından bu yana geçen 10 aylık süreci kapsayan değerlendirmesini, 11 Ocak 2021 tarihinde çevrimiçi düzenlenen bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurdu.

TTB’nin Youtube ve Periscope kanallarından canlı yayımlanan basın toplantısına TTB Merkez Konsey, COVID-19 İzleme Kurulu ve Aşı Çalışma Grubu üyeleri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, “COVID-19’un bir neoliberalizm pandemisi olduğunu unutmamak gerekiyor. Hem emeğimizi hem de doğayı sınırsızca sömüren ve araçsallaştıran neoliberalizm, bugün bu virüs, yarın bir başka bir virüs ile yaşamlarımıza müdahale edecek” sözleriyle sunuma başladı.

“Birinci basamak, pandemi süreciyle ilk karşılaşan ve son çıkan olmalıdır”

Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzaktan eğitime erişim bilgilerini paylaşmadığını, oysa Elektrik Mühendisleri Odası’nın “Çocukların sadece %48,5’inin evinde sabit internet var” tespiti yaptığını aktaran Korur Fincancı, çocukların bedensel ve zihinsel gelişiminde yaşanan sorunları sıraladı. Kadınların sağlık hizmetine erişiminde de sorunlar yaşadığından ve kadına yönelik şiddetin katlanarak arttığından bahseden Korur Fincancı, “ateşin düştüğü yer” olarak tanımlanabilecek acillerde zaten bir afet durumu yaşanırken, pandemi ile birlikte hem hasta ilişkili hem hastane-hekim ilişkili nedenlerle sorunlar yaşandığını belirtti.

Sağlık Bakanlığı verilerinde COVID-19’a bağlı ölümlerde artış olduğunu fakat yanı sıra bir bu kadar da fazladan ölüm gerçekleştiğini kaydeden Korur Fincancı, son olarak birinci basamak sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti:

Birinci basamak, pandemi süreciyle ilk karşılaşan ve son çıkan olmalıdır. Birinci basamağın halk sağlığı ile ve entegrasyonuyla yürümesine ilişkin pek çok çalışmanın ve önerilerin olduğunu biliyoruz. Ama ne yazık ki birinci basamağı yok sayan ve tedavi edici sağlık hizmetlerini önceleyen bir yaklaşım tam da neoliberal ekonominin bir boyutu.

TTB Aşı Çalışma Grubu’ndan Prof. Dr. Muzaffer Eskiocak ise bağışıklama üzerine bir sunum yaptı. Dünyada bağışıklamanın olumlu örneklerinden ve Türkiye’de bağışıklama hizmetindeki olumsuzluklardan bahsederek sunuşuna başlayan Eskiocak, COVID-19’da toplum bağışıklığı için %100 etkili bir aşıda en az %60-72 oranında, %80 etkili bir aşıda ise en az %75-90 oranında bir bağışıklamanın şart olduğunu ifade etti.

“Aşının hastalık bulaşına etkisi yavaş gelişecek”

Aşılamada etik ve bilimsel temellere dayanan, güvenlik-etkililik-kalite standardına uyan, erişimde eşitliğe ve hakkaniyete özen gösterilen ve de şeffaflığa uyulan bir yöntemin gerekliliğine dikkat çeken Eskiocak, “Aşının hastalık bulaşına etkisi yavaş gelişecek, hedef kapsayıcılık oranlarına erişmek birkaç yıl alabilecektir” diye ekledi. Türkiye’de hedef gruplar, aşılama planı ve hizmetin yürütülmesi, aşı sonrası istenmeyen yan etkilerin yönetiminden de söz eden Eskiocak, sunumunun son bölümünde ise farklı alanlara dönük önerilerini sıraladı:

Pandemi yönetimine: Bağışıklama Danışma Kurulu’nun sürece katılması, yerel danışma kurullarının oluşturulması, aşı sağlamada güven inşası, aşılamada hedef grup temsilcilerinin bilgilendirilmesi, planlamanın epidemiyolojik arka planının açıklaması, planlamada paydaşlardan katkı alınması, tedarikte aksama olmayacağına dair güven inşası, acil kullanım onayı sürecinde şeffaflık-topluma açık bilgi sağlanması, acil kullanım onayı sürecinde uzmanlık derneklerinin katılımının sağlanması, Bağışıklama Danışma Kurulu’nun önceliklendirme sürecinde yer alması, önceliklendirmenin yöntemi ve kanıtlarının kamuoyu ile paylaşılması.

Sağlık çalışanlarına: Enfeksiyondan korunma önlemlerinin eksiksiz uygulanması, yeni aşılar hakkında bilgilendirme ve savunuculuk yapılması, aşı sonrası istenmeyen etki sürveyansının yürütülmesi, bağışıklama hizmetinin düzenli kaydının tutulması.

Halka: Aşılanılması, maske-mesafe-hijyen kurallarına uyumun sürdürülmesi, aşı ve halk sağlığı önlemlerine sahip çıkılması, dayanışmanın güçlendirilmesi.

Medyaya: Güvenilir kaynakların kullanılması ve belirtilmesi, net bir dil kullanılması ve terimlerin açıklanması, sayıların raporlanması, yan etkilerin ortaya çıkarılması, uygun görseller kullanılması, aşının faydalarının hatırlatılması.

Sunumların ardından basın toplantısına katılan hekimler kısa katkılarda bulundu.

“Yapılması mümkün en kötü aşı, en iyi koronavirüs hastalığından daha iyidir”

TTB COVID-19 İzleme Kurulu’ndan Prof. Dr. Özlem Kurt Azap dünyada şu ana kadar kullanılan aşıların güvenli göründüğünü, Türkiye’deki tek aşının etkinliğine ilişkin verilerin ise bilimsel yöntemlerle paylaşılmasında eksikliklerin olduğunu dile getirdi.

TTB Aşı Çalışma Grubu’ndan Prof. Dr. Alpay Azap pandemi sürecinde uzun dönem güvenlik verilerini bekleme olanağının bulunmadığını, bilimsel olarak yapılması gerekenin mevcut veriler ışığında ciddi bir yan etki olmadığı görüldüğü takdirde aşıların yaygınlaştırılması olduğunu ifade etti ve “Yapılması mümkün en kötü aşı, en iyi koronavirüs hastalığından daha iyidir. O yüzden kesinlikle bu aşıları olmak gerekir” dedi.

TTB Aile Hekimliği Kolu’ndan Dr. Emrah Kırımlı, birinci basamaktaki sağlık çalışanlarına aşı konusunda yeterli bilgi aktarılmamasının olumsuz etkilerinden söz etti. Kırımlı, sağlık çalışanlarının bilmediği bir konuda bilgi vermeye zorlandığını ve aile sağlığı merkezlerinde aşılama için yeterli olanaklar yaratılmadığını aktardı.

TTB COVID-19 İzleme Kurulu’ndan Uzm. Dr. Nasır Nesanır, 2019’a kıyasla fazladan ölüm sayılarındaki artışı verilerle aktarırken, Sağlık Bakanlığı’nın fazladan ölümlerle ilgili bilgileri sağlık çalışanları ile paylaşması gerektiğini vurguladı. Nesanır, Türkiye’deki sığınmacıların aşılanmasına dair de bir belirsizlik olduğunu da sözlerine ekledi.

TTB Merkez Konseyi üyesi Prof. Dr. İbrahim Akkurt, enfekte olan ve yaşamını yitiren sağlık çalışanları sayısındaki yüksekliğe dikkat çekerken “COVID-19 meslek hastalığı kabul edildi” gibi söylemlerin hiçbir gerçekliği bulunmadığının ve hiçbir somut adım atılmadığının altını çizdi.

TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Çiğdem Arslan, acil sağlık hizmetlerinin tüm olanaklarını COVID-19 hastalarına seferber ettiğini, COVID-19 dışı hastalara verilen hizmetlerin aksadığını, acillerin düzenlenmesine yönelik bir çalışmanın halen hayata geçirilmediğini söyledi.

Basın toplantısı soru-yanıt bölümü ile son buldu.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur