21. yüzyıl ve sosyalizm

Barbarlığa ve yok oluşa sürüklenme ihtimali hiç da az olmayan bir dünyada sosyalizmin kapsamı, temelleri ve ona mecburiyet 20. yüzyılla kıyaslanmayacak oranda güçlenmiştir; söz konusu olan sosyalizmin "mecburen geleceğine iman etmek" değil, barbarlığa ve yıkıma sürüklenmemek için ona olan mecburiyettir

21. yüzyıl ve sosyalizm

20. yüzyılın eksenini sosyalist kamp ile kapitalist emperyalizm arasındaki gerilim belirledi; E. Hobsbawn, “Kısa 20. Yüzyıl” adlı çalışmasında zengin tarihsel malzemeyi irdeleyerek gösterir bunu.

20. yüzyıl, aynı zaman diliminde yaptığı atılımlara rağmen kapitalizmin çürüme yüzyılıydı. Bu nedenle yüzyıl boyunca küresel ölçekteki tüm gerilimler, kapitalizmin en köklü eleştirisi olan komünizm etrafında toplanmaya başladı ve geçen yüzyıla kapitalizm ile sosyalizm arasındaki mücadele damgasını vurdu. Lenin’in “Emperyalizm, çürüyen kapitalizm” tespiti bu temel çelişkiyi, olanca açıklığıyla görünür hale gelmeden önce, 1915 gibi erken bir tarihte yakalar. Bu nedenle II. Enternasyonalci (sosyalist) teoride neredeyse işe yaramaz kategorisinde değerlendirilen köylülük, yanı sıra yedek olmak dışında rol biçilmeyen ulusal ve demokratik bir dizi dinamik, tam da kapitalizmin çürüme çağının karakteristiği olarak sosyalizmin çekim alanına girdiler ve sosyalist devrimleri desteklediler. Bir bakıma kapitalizmden sosyalizme geçiş çağının küresel ölçekteki tezahürüydü bu yeni olgu. Aynı olgunun iki farklı ifadesi olarak; demokratik kapsamdaki bir dizi dinamik sosyalist hareketi/sosyalizmi beslerken; çağın karakteristiğine uygun olarak, demokratik sınıf ve kategorilerin de sosyalizmin etkisi altına girebileceği ve girdiği görüldü. Yani Avrupa’ya (ve proletaryaya) hapsedilen devrim imkânı, Lenin kavşağından geçerek tüm dünyaya yayıldı; Mao, Che, Castro ekolleri açılan yeni kapıdan yürüyerek ve kendi özgün katkılarıyla geldiler. Avrupa merkezci, kupkuru proleterci damar ise tüm dünyada kısırlaştı.

“Peki neden hepsi birden yenildiler” sorusunun yeri burası değildir; yenilmiş olmaları (Küba hariç) başarılı devrimler yaptıkları ve o devrimlerden öğrenilmesi gerektiği gerçeğini karartmaz. 21.yüzyılda kapitalizm, 20. yüzyılla kıyaslanamayacak oranda derinden nüfuz etti dünyaya; ve kıyaslanamayacak oranda, yeryüzünde canlı yaşamın sürmesini tehlikeye atacak kadar çürüdü. Proletaryanın bileşiminde önemli değişiklikler oldu. Büyük fabrikalar dağıtıldı, üretim parçalandı ve dünyanın her yerine yayıldı. İletişim ve ulaşım teknolojileri moda tabirle dünyayı “küresel köy” haline getirdi. Hizmet, bilişim, iletişim sektörleri azmanlaştı. Eski orta sınıfların, beyaz yakalıların önemli bir kısmı proletaryanın saflarına katıldı. İnformel sektörler, kronik işsizler, kentlerin çeperinde biriken öfkeli kalabalıklar büyüdü. Eğitimdeki sınıfsal uçurumun derinleşmesiyle on milyonlarca işsiz, öfkeli üniversite mezunu var artık dünyada. Tüm dünyada çözülen eski köylülük, kapitalist tarımın dişlileri arasında banka borcu, gümrüksüz ithal ürünler, tohum ve gıda tekelleri, tarım alanlarının enerji, maden ve inşaat şirketleri tarafından yağmalanması vb. sonucunda asgarisinden reel kapitalist rasyonalite ile çatışan ve pekâlâ sosyalizmin etkisi altına girebilecek büyük bir kitle ve devrimci enerji açığa çıkardı. İklim krizi yüz milyonlarca insanı mücadeleye sürükleyebilir ve sürüklüyor. Kadın hareketi sınırlar aşarak tüm dünyada yankılanıyor. Son on yıldır dünya halkları neoliberal yıkıma karşı defalarca ayağa kalktı. Şimdilik sonuçsuz ama salt potansiyeliyle dahi kapitalizmin kâbusu olmaya aday büyük isyanlar bıraktı ardında, yenileri de gelecek. Savaşlar ve göçlerin yarattığı krizler de yeni mücadeleleri mayalıyor.

Listeyi uzatmaya gerek yok: Barbarlığa ve yok oluşa sürüklenme ihtimali hiç da az olmayan bir dünyada sosyalizmin kapsamı, temelleri ve ona mecburiyet 20. yüzyılla kıyaslanmayacak oranda güçlenmiştir; söz konusu olan sosyalizmin “mecburen geleceğine iman etmek” değil, barbarlığa ve yıkıma sürüklenmemek için ona olan mecburiyettir. Çürüyen kapitalizmin kuşattığı dünyanın her yerinde, en geri bölgelerden en ileri olanlarına dek her yerde komünistlerin tek bir şiarı olabilir bugün: 21. yüzyılın ufku sosyalizm ve komünizmdir. Her ülke kendi özgün yolundan bu berrak hedefe yürüyerek yıkım çemberini yarabilir. Dünya komünist ve devrimci hareketi içine düştüğü açmazdan çıkıp, öncelikle tüm bu birikimi kucaklayacak bir teorik-politik ufuk, derinlik ve iddiayı kuşanmak zorunda. Bu yönde alınan yol devrim ve sosyalizm potansiyellerinin kaderini; isyan dinamikleriye bütünleşebildiği oranda da dünyanın gidişatını derinden etkileyecektir, ya da…

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur