Can Kartoğlu’dan evde kalamayan bütün Hasanlara, Ayşelere… İşçi sınıfına…

14 hikâyeden oluşan “Her Yer Seri Direniş – Ereğli İşçi Hikâyeleri”nin önemli bir yanı da geniş bir sözlü tarih çalışmasına, dönemin tanıklarıyla yapılmış kayıtlara dayanmış olması. Böylece her bir hikâye, aynı zamanda anılardaki -anlatılmamış- tarihi de yazıya döküyor

Can Kartoğlu’dan evde kalamayan bütün Hasanlara, Ayşelere… İşçi sınıfına…

Yakın tarihe ve emek tarihine ışık tutan bir kitap daha raflarda yerini aldı. Can Kartoğlu’nun “Her Yer Seri Direniş – Ereğli İşçi Hikâyeleri” adlı kitabı Ayrıntı Yayınları’nın Yakın Tarih dizisinden çıktı.

Kitabın sunuş metnini kaleme alan emek tarihi yazarı Can ŞafakCan’ın hikâyeleri ‘bir zamanlar Ereğli’yi anlatıyor. ‘60’lar ve ‘70’lerin Ereğli’sindeki, Can Kartoğlu’nun hikâyelerine de konu olan yaşanmışlıklar, Türkiye’de işçinin ve sendikanın dünyasına bir pencere aralar adeta. Kitapta, bütün bu yıllar boyunca yolları Ereğli’den geçen -çok tanıdık- insanlarla karşılaşıyoruz. Bu yıllar boyunca, Amerikan Morrison’u ‘müstesna’ bir şirket olarak ilan eden halkçı Ecevit kâh Çalışma Bakanı, kâh Başbakandır. Ereğli’den, ‘Morrison Süleyman’ unvanını da kuşanarak siyaset sahnesinde yerini alan Süleyman Demirel, Başbakan olmadan önce Morrison’un Türkiye Temsilcisi olarak, işçinin, sendikanın karşısındadır” diyor.

Ereğli İşçi Hikâyeleri, Ereğli’nin, işçilerinin portreleri üzerinden ülkenin tablosunu resmediyor. Her tekil hikâyeyi bir işçinin gözünden anlatan Kartoğlu, işçilerin gözünden bakmanın hakikatin gözüyle görmek olduğunu kanıtlıyor. Yakın tarihimize ayna tutan bu belge-hikâyeler, henüz dünümüze ne denli uzak olduğumuzu fark etmemizi sağlıyor ve bize bilinmeyen tarihi edebiyatla keşfetme imkânı sunuyor. Can Kartoğlu’nun hakikat gibi yalın, doğal, katışıksız, dokunaklı dilinin insancıllığı, dile getirdiği kahramanlarının insancıllığını ustalıkla yansıtırken insanın var oluş mücadelesinin özünde “işçi mücadelesi”nin saklı olduğunu kendiliğinden açıklıyor. Can Kartoğlu, belli bir kavramla, sıfatla anılan insanları genelgeçer yargılarla değil biricik hakikatleriyle anlatmayı seçiyor. Ereğli İşçileri’ni isim isim, can can, hayat hayat anlatıyor.

14 hikâyeden oluşan “Her Yer Seri Direniş – Ereğli İşçi Hikâyeleri”nin önemli bir yanı da geniş bir sözlü tarih çalışmasına, dönemin tanıklarıyla yapılmış kayıtlara dayanmış olması. Böylece her bir hikâye, aynı zamanda anılardaki -anlatılmamış- tarihi de yazıya döküyor. Hikâyeler şu isimlerle karşımıza çıkıyor: Eller Yukarı! Bu Bir Soygundur, Morrison Krallığı’nda Bir Fukara Tahir: Tahir Öztürk, Ha Kardeşlerim Ha Wenirimochi: John Thalmayer, Her Yer Yalınayak İsmet Her Yer Seri Direniş: İsmet Demir, Beyaz Yakalı Mavi Adam: Özer Er, Aslan Yürekli Serçe: Hikmet Kuşhan, Yüzü Kara Beyaz Gemi, Yıldızların En Yanardöneri: Fikri Yıldız, Fabrikaya Ayak Basan İşçi: Ali Kara, Satılık Grev, Ne Dün Dündür Ne de Bugün Bugün: Uğur Cankoçak, Bir Parmak Bal: Konserler Sünnet Düğünleri, Benim Öfkem Çocuklar Gibi Şen: Necmettin Giritlioğlu, Yaban Balı: Can Şafak.

Yazarın “Mutlu Sonla Bitsin Diye Hikâyeler” başlıklı önsözü de bir hikâye niteliğinde. Kitabını, Kasım 2019’da Can Şafak’ın “Necmettin – Bir Devrimcinin Hatırası” kitabının imza gününde tanıştığı, Ocak 2020’de kitap ve yapı işçileri ile ilgili röportaj yaptığı, 3 Nisan 2020’de 3 pozitif vaka görülmesine rağmen kapatılmayan Galataport şantiyesinde 7 Nisan’da kalp krizi geçiren, kalp krizini atlatsa da gösterdiği COVID-19 belirtileriyle tedavi gördüğü hastanenin yoğun bakımından çıkamayarak 6 gün sonra “bulaşıcı hastalık” nedeniyle ölen devrimci yapı işçisi Hasan Oğuz’a adayan Can Kartoğlu, önsözünü şöyle bitiriyor:

“2017 yılı boyunca yazdığım bu kitabı en çok Hasan okusun isterdim. Üstte ‘Beton Delme-Beton Kesme Kırma ve Kimyasal Ankraj’, ortada adı; Hasan Oğuz, altında telefon numarası yazılı, yanda kullandığı aygıtların fotoğrafları olan kırmızı zeminli kartvizitini kitap ayracı yapsın, sonra neler hissettiğini bana anlatsın, eleştirsin, sonra o da hikâyeler anlatsın ve sonunda yine ellerini aça aça desin lafını isterdim: ‘Aslında sabaha daha çok var, ama karanlık illa ki geçecek!’

“Ereğli İşçi Hikâyeleri’ni Hasan Oğuz’a adıyorum. Bir yandan betonu delerken bir yandan yaşanabilir bir dünyayı inşa eden, bütün yemişler dallarında, beklenen günler, güzel günler ellerindeyken yaşamı pahasına çalıştırılan devrimci Hasan’a… Ölümüyle değil yaşamıyla anacağımız Hasan’ın yaşamı bıraktığı tohumun içinde. Bu kitap evde kalamayan bütün Hasanların, bütün Ayşelerin olsun. Mutlu bir hayat filizlensin, kavganın ufuklarından ve mutlu sonla bitebilsin hikâyeler…”

*

“Her Yer Seri Direniş – Ereğli İşçi Hikâyeleri”ne kitapçılardan ya da internetten sahip olabilirsiniz.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur