Halkevleri’nden deprem raporu: “Yapılaşmaya uygun olmayan alanların imara açılması depremin merkez üssünü Bayraklı’ya taşıdı”

İzmir Halkevleri, Ege Denizi’nde meydana gelen 6,9’luk depremin sonrasındaki bir haftalık gözlemlerini raporlaştırdı. Raporda Ege Denizi açıklarında gerçekleşen depremin merkez üssünün, uygun olmayan arazilerin imara açılması ve denetimsizlik ile Bayraklı ilçesine taşındığına dikkat çekildi

Halkevleri’nden deprem raporu: “Yapılaşmaya uygun olmayan alanların imara açılması depremin merkez üssünü Bayraklı’ya taşıdı”

Ege Denizi açıklarında meydana gelen depremden en çok İzmir’in Bayraklı ilçesi etkilendi. Bayraklı’da 17 bina yıkılırken, 115 yurttaş ise hayatını kaybetti, 1000’den fazla kişi ise yaralandı.

Depremden etkilenen yurttaşlar ile dayanışmak ve acil ihtiyaçları gidermek için enkaz alanına giden İzmir Halkevleri, buradaki 1 haftalık gözlemlerini raporlaştırdı.

“İzmir’in Manhattan’ı, Bayraklı”

Raporda, Bayraklı’nın 90’lı yılların başlarında tarım arazisi ve güncel alüvyon toprak ile kaplı olduğunun, Jeoloji Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin tüm uyarılarına rağmen yüksek katlı binalara izin verildiğinin altı çizilirken, “Yapılaşmaya uygun olmayan alanların imara açılması depremin merkez üssünü Bayraklı’ya taşımıştır” yorumunda bulunuldu.

“Esas sorumlular denetlemeyenlerdir”

Depremde yıkılan Yılmaz Erbek ve Rıza Bey apartmanlarının altında yer alan market ve cafelerin, kolonlarını keserek alan açtığı iddiasının savcılık tarafından doğrulandığına dikkat çekilerek, “Deprem sonucu hasar gören, yıkılan binaların tek sorumlusu olarak müteahhitler gösterildi. Ancak asıl sorumlu; kamusal denetim görevini yerine getirmeyen, bunun yanı sıra imar affı çıkartarak ruhsatsız yapıları ‘güvenli yapı’ sayan ve halkı müteahhitlerin insafına bırakmayacak bir kent ve konut politikası geliştirmeyen iktidardır” denildi.

Yaşanılabilir, güvenli kentler istiyoruz

“Üzerimize çöken binalar değil kapitalizmdir!” denilen raporda, yaşanabilir ve güvenli kentlerin oluşturulması için çözümün kent hakkını önceleyen, halkın yönetime doğrudan katıldığı yeni bir kent ve yeni bir yerel yönetim anlayışı olduğunun altı çizildi.

Raporun son kısmında ise şu taleplere yer verildi:

  • Tüketim, rant ve kar odaklı kent politikaları derhal terk edilmelidir.
  • Yaşam hakkını önceleyen, insan, doğa ve tüm canlıları odağına alan bir kent planı için “Yerel yönetimler ve Emek meslek örgütleriyle” birlikte kent koordinasyonu kurulmalıdır.
  • Kent genelinde yapımı süren gökdelen ve AVM inşaatları durdurulmalıdır.
  • Mahalle/ilçe nüfuslarına uygun toplanma alanları oluşturulmalıdır.
  • İzmir genelinde apartman girişlerindeki BİM ve benzeri tüm dükkanlar denetlenmelidir.
RAPORUN TAMAMI İÇİN TIKLAYINIZ

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur