Kültür Sanat Sen’den Topkapı Sarayı sorusu: “Arkeolojik sit alanında kepçe ile izinsiz ve kontrolsüz yapılan çalışmaların hesabı sorulacak mı?”

Kültür Sanat Sen, Topkapı Sarayı'nın Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınarak Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlanmasının ardından yaşanan ağaç katliamına, personelin maruz kaldığı mobinge, tarihi eserlere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Sendikanın açıklama metninde bir dizi soru da yer aldı

Kültür Sanat Sen’den Topkapı Sarayı sorusu: “Arkeolojik sit alanında kepçe ile izinsiz ve kontrolsüz yapılan çalışmaların hesabı sorulacak mı?”

Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen) Topkapı Sarayı’nın Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan alınarak Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı’na bağlanmasının ardından yaşanan ağaç katliamına, personelin maruz kaldığı mobinge, tarihi eserlere ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Sendikanın açıklama metninde bir dizi soru da yer aldı.

Cumhurbaşkanlığı kararı ile Topkapı Sarayı arazisinde bulunan Kültür Bakanlığı’na bağlı diğer kurumların binaları da Başkanlık zimmetine bağlandı. Sendikanın açıklama metninde kampüste bulunan binalara dair şu bilgiler yer aldı:

Bu bölgede eser depo binaları, askeri okul ve depo binaları da yer almaktadır. Bunun yanı sıra, Aya İrini Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzelerinin eser deposu olarak kullandığı Darphane Binaları da Başkanlığa devredilmiştir. Topkapı Sarayının tüm konservasyon ve restorasyon işlerini bilimsel yöntemler ile koordineli olarak yürüten tecrübeli personele sahip İstanbul Rölöve Anıtlar Müdürlüğü ile İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı Müdürlüğünün bulunduğu binanın da Başkanlığa geçtiği bilinmektedir. Kültür Bakanlığına bağlı personelin kendi kurumlarından çıkarılarak farklı bölgeye taşınması geçen yıldan buyana gündemde olup halen uygun bir bina bulunamamıştır.

İstanbul Rölöve Anıtlar Müdürlüğü ile İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü personelinin de Topkapı Sarayı Müzesi yöneticileri tarafından psikolojik taciz ve mobbinge maruz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, “Son olarak sözlü talimatla personelin 16.11.2020 tarihinden itibaren kurumlarına alınmayacağı bildirilmiştir” ifadeleri yer aldı.

İş barışı ve huzurlu çalışma ortamı bozuldu

“Eylül 2019 tarihinde Topkapı Sarayı Müzesinin, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Daire Başkanlığına bağlanması ile İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı Müdürlüğünde iş barışını ve huzurlu çalışma ortamını etkileyen birçok olay gündeme gelmiştir” denilen açıklamada şöyle denildi:

Öncelikle Topkapı Sarayı içerisinde yürütülen konservasyon çalışmalarından el çektirilmiş olup, Topkapı Sarayı avlusunda farklı bir kurumun varlığının istenmediği sözlü olarak defalarca personeli rahatsız edici şekilde söylenmiştir. Sözlü beyanların yetmediği yerde eylemleri ile bu fikirlerini bir yılı aşkın bir süredir tüm müdürlük çalışanlarına hissettirmişlerdir. Otopark olarak kullanılan arkeolojik sit alanının iş makineleri ile talan edilmesi, müdürlük bahçesi içerisinde yer alan dinlenme alanlarının kurum müdüriyetinin haberi olmadan sökülüp kaldırılması, bu süreç zarfında güvenlik görevlisinin tutanak tutmasını engelleyerek ‘Sana hesap mı vereceğim sen kim oluyorsun?’ Üslubu ile aşağılayıcı bir tavır sergilenmesi, personelin araçla girişlerine öncelikle araçta 2 kişiye dahi izin verilmemesi (eşlerin bile kuruma beraber girmesi engellenmiştir) daha sonrasında araçlar dahi içeri alınmayarak ve pandemi sürecinde çalışanların sağlığı hiçe sayılarak toplu taşımayı kullanmaya zorlanmasıyla birlikte, kurumun internet kablolarının koparılması ve devletinin zarara uğratılması gibi durumlarda yaşanmıştır.

Tarihi eserlerin akıbeti ne olacak?

Kültür Sanat Sen’in açıklamada yer alan soruları ise şöyle:

  1. Peki bu süreç böyle devam ederken, restorasyon ve konservasyon için İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı Müdürlüğü hizmet binası içerisinde bulunan ve restorasyon çalışmaları devam eden kültür mirasımız olan tarihi eserlerin akıbeti ne olacaktır. Binanın elektriği ve suyunun kesileceği sözlü olarak söylenmiş olup içerideki eserlerin nem ve sıcaklık dengesi ve güvenliği nasıl sağlanacaktır?
  2. Tüm konservasyon çalışmalarında kullanılan restorasyon cihazları ve ileri teknik analiz cihazlarının akıbeti ne olacaktır?
  3. Yüz kişiye yakın uzman personelin çalışma alanları bu olaydan sonra nasıl ve neye göre belirlenecektir? 1 yıldır laboratuvara uygun bir bina devlet tarafından neden bulunamamış ve bu konuda neden Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hassasiyet gösterilmemiştir?
  4. Bu laboratuvar binası için Bakanlık tarafından ne kadar bütçe ayrılmıştır?
  5. Ve en önemlisi Müdürlüklerin hizmet verebilmesi, bünyesinde bulundurduğu eserlerin korunabilmesi, güvenliğinin sağlanması nasıl mümkün olacaktır. Bina içindeki Tarihi eserlere ve önemli cihazlar olan demirbaşlara herhangi bir şey olması halinde bunun sorumlusu kimler olacaktır?
  6. Bünyesinden birçok tarihi eseri bulunduran ve bilimsel yöntemler ile çalışmalarını sürdüren bu laboratuvarın akıbeti ne olacaktır. 35 yıldır verilen hizmetler hiçe sayılarak taşınacak yeni bir yerleri olmamasına rağmen bulundukları hizmet binasını terk etmeye mi zorlanacaklardır? Bölgede Bakanlığa bağlı Kültür Varlıklarının Korunmasında çalışma yürüten personel neden en çok ihtiyaç duyulduğu bölgeden uzaklaştırılmaktadır?
  7. Topkapı Sarayının arka bahçesinde yer alan askeri binaların yıkılarak yok edilmesi gibi 2012’de büyük bütçe ile revize edilen Laboratuvar binası ve Rölöve Anıtlar Binasıda yıkılarak yok mu edilecektir.
  8. Arkeolojik sit alanında kepçe ile izinsiz ve kontrolsüz yapılan çalışmaların hesabı Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Daire Başkanlığına sorulacak mıdır?

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur