Devletin ve toplumun paramiliterleşmesi – Ayhan Işık (Bianet)

Devlet destekli paramiliter grupların kurulma amaçları genelde savaş yürütülen gruba karşı kullanılmaları değildir. Onların asıl hedefi, silahlı muhalif grupları destekleyen ya da öyle olduğu varsayılan sivillerdir

Devletin ve toplumun paramiliterleşmesi – Ayhan Işık (Bianet)

Paramilitarizm, son dönemlerde Türkiye’de çokça bahsedilen bir konu oldu. Hem 2015 sonrası Halk Özel Harekat, bekçilik sistemi, SADAT’ın çeşitli illerde sivillere silahlı eğitimler verdiğine dair iddialar, Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün selefi grupların silahlandığına dair iddiaları vb. iç gelişmeler hem de Rojava, Libya ve Karabağ’daki çatışmalara gönderilen İslamcı ve milliyetçi silahlı çeteler, yine Fransa’da yasaklanan ülkücü gruplar vb. durumlar, paramilitarizm tartışmasını hep gündemde tuttu.

2015 sonrası devlette ve toplumdaki bu dönüşümü analiz edebilmek için verilen tarihsel örnekler ise 1990’ların paramiliter gruplarıydı (JİTEM, Korucular, Özel Tim vb.). Fakat bu tartışmalarda iki konu genelde göz ardı ediliyor. Birincisi kavramsal olarak paramilitarizmin ne olduğu, ikincisi de Türkiye’de paramilitarizmin kaynaklarının ve tarihsel arka planının nasıl tanımlanabileceği konusundaki belirsizlikler. Dolayısıyla bu yazı, özellikle 2015 sonrası devletin dönüşümünün daha iyi anlaşılabilmesi için bu iki konuda iki bölüm halinde kısa bir tartışma yürütmeyi amaçlıyor.

Paramilitarizm nedir?

Paramiliter terimi etimolojik olarak iki kelimeden oluşan bir ifadedir. “Para” ön eki, birlikte kullanıldığı kelimeye “yanında”, “yakınında”, “ötesinde”, “dışında”, “beraberinde” gibi anlamlar katar.[1] Militer ise silahlı askeri birlikler için kullanılan bir ifadedir. Paramiliter terimi ağırlıklı olarak devletlerin resmi güvenlik güçlerinin dışında oluşturulmuş devlet yanlısı silahlı birlikler için kullanılır.

Kriterleri

Literatürde paramiliter grupları tanımlayan ve onları resmi silahlı birliklerden ayıran bazı kriterler şöyle sıralanabilir: Yarı resmi veya gayri resmi devlet yanlısı silahlı gruplar olmaları; güvenlik bürokrasisinin hiyerarşik yapılanmasına oranla daha esnek ve farklı bir organizasyonel yapıya sahip olmaları; eylemlerinden ötürü devlet kurumları tarafından reddedilebilir esnek bir ilişkiye sahip olmaları; askeri ve/veya siyasi stratejilerin parçası olmaları, genel olarak iç-savaş benzeri çatışmalarda kullanılmaları ve son olarak gerçekleştirdikleri eylemlerden dolayı kişisel ekonomik çıkar sağlamaları.

Paramiliter grupları betimlemek için sıklıkla referans verilen bu özellikler aynı zamanda paramilitarizm kapsamında değerlendirilen grupların oldukça geniş bir repertuar içinde ele alınabileceğine işaret eder. Dolaysıyla paramiliter gruplara dönük bir tanımlama; ölüm timlerinden devleti korumayı kendine misyon edinmiş kalabalık güruhlara, organize suç örgütlerinden aşırı-milliyetçi yapılanmalara kadar farklı kategorideki birçok silahlı grubu kapsar.[2]

1930’lardan beri

Devletlerin güvenlik birimleri dışında paramiliter özelliklere sahip grupların kökenleri erken modern dönemlere kadar uzatılabilse de (korsanlar, eşkıyalar vb.), paramiliter teriminin sistematik kullanımı ilk olarak 1930’larda faşist ülkelerdeki siyasi partilerin kurduğu silahlı grupları tanımlamak için kullanıldı. Ardından, sömürge sonrası çatışmalarda ağırlıklı olarak devlet yanlısı silahlı gruplar için kullanılan bir terim oldu.[3] Bununla beraber devlet yanlısı sağcı milis gruplar için de sıklıkla kullanılageldi. II. Dünya Savaşı sonrası konvansiyonel savaşların azalması ile birlikte “proxy war” denilen “vekalet savaşları” ya da taşeron gruplar eliyle yürütülen çatışmalar, savaşların yeni formunu belirledi. Bu durum özellikle Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile daha da belirginleşti.

Literatürde bu tür yeni karakterdeki çatışmalar, “hibrid savaş”, “dejenere ya da kirli savaş”, “yeni savaş”, “küçük savaş”, “düşük yoğunluklu çatışma” benzeri birçok farklı isimle ile tanımlanıyor.[4] Böylesi çatışmaların temel özelliği, ağırlıklı olarak iç savaşları işaret etmesi ve bu çatışmalarda paramiliter grupların çok yoğun biçimde kullanılmasıdır. Paramilitarizm üzerine yapılan niceliksel bir araştırmada, 1981-2007 yılları arasında 88 ülkedeki iç çatışmalarda 332 farklı paramiliter grubun varlığından bahsediliyor.[5]

Hedefleri siviller

Yeni çatışma formunun ana aktörlerinden birinin paramiliter gruplar olduğunu gösteren bu bilgiler, neredeyse dünyanın her bölgesinde görülüyor. Demokratik olduğunu iddia eden İngiltere’den demokrasi ile baştan beri kavgalı olan Türkiye’ye kadar birçok farklı ülke, özellikle iç çatışmalarda paramiliter gruplar kuruyor, onları destekliyor veya var olan devlet-dışı silahlı gruplarla işbirliği yapıyor. Dolayısıyla modern devletin en belirgin özelliği olan şiddet kullanma tekeline sahip olmak, tartışmalı bir duruma geliyor.

Burada önemli bir noktaya vurgu yapmak gerekiyor: Devlet destekli paramiliter grupların kurulma amaçları genelde savaş yürütülen gruba karşı kullanılmaları değildir. Zira paramiliter gruplar, silahlı muhalif gruplarla oldukça az karşılaşıp çatışmaya girerler. Onların asıl hedefi, silahlı muhalif grupları destekleyen ya da öyle olduğu varsayılan sivillerdir. Muhalif grubun ya da bir gerilla örgütünün kitlesi ile bağının koparılması paramiliter grupların asıl amacıdır. Dolayısıyla paramilitarizmin, ağırlıklı olarak askeri olmaktan çok siyasi stratejilerin bir parçası olduğu söylenebilir.

Türkiye’deki durum

Türkiye örneğinde bu grupları nasıl tanımlamak gerekiyor? Türkiye’de paramilitarizm denildiğinde ağırlıklı olarak 1990’larda kullanılan gruplar, JİTEM, Özel Harekat Timleri, Korucular ve belli bir dönemle sınırlı da olsa Hizbullah akla geliyor. Fakat 2015-16 yıllarındaki kent çatışmalarında-yıkımlarında JÖH, PÖH, Esedullah gibi farklı paramiliter yapıların oluşturulduğu göze çarpıyor. Türk devlet elitlerinin çeşitli dönemlerde bu gruplara başvurmasının sebebi nedir? Türkiye bağlamında paramiliter grupların kurulma nedenleri nelerdir? Bu grupları kuran ve kullanan birçok devletin gerekçeleri farklı olsa da iki neden hemen her ülkede öne çıkıyor.

Bunlardan ilki, Türkiye örneğinde devletin bekası olarak ortaya çıkan ulusal güvenlik iddiasıdır. Diğeri ise paramiliter grupların özellikle savaş suçları kapsamında değerlendirilebilecek eylemleri söz konusu olduğunda, devletlerin bu gruplarla olan ilişkilerini ya da grupların varlığını reddetmeleridir. Türkiye örneğinde özelikle 1984’te başlayan çatışmaların ardından oluşturulan paramiliter gruplar için bir üçüncü neden daha sayılabilir: Türk devletinin askeri kurumlarının Kuzey Kürdistan’da düzensiz savaş kapasitesinin yetersizliği ve devletin bir bütün olarak zayıflığı.

Bir asırlık siyaset

Dolayısıyla devletler açısından, bu gruplar resmi güvenlik güçlerine göre daha az masraflı ve eylemlerinin sonuçları nedeniyle herhangi bir hukuki sorunla karşılaşıldığında rahatlıkla reddedilebilir bir forma sahiptir. Türkiye örneğinde ise bir siyasal kriz yaşadığında veya kriz çıkarılması istenildiğinde, bir ‘iç tehditle’ karşılaştığında veya devletin gövdesini oluşturan Sünni Türk ideolojik çeperinin dışında kalan diğer gruplara mesaj verilmesi istediğinde paramiliter grupların ortaya çıktığı gözlemleniyor. Özellikle bu grupların katliamlar ve pogromlarda rol aldığı, ardından sönümlendiği ve bunun neredeyse bir asırdan fazladır süregelen bir siyaset olarak uygulandığı söylenebilir.

Dipnotlar:

[1] Uğur Ümit Üngör, Paramilitarism: Mass Violence in the Shadow of the State (Oxford, New York: Oxford University Press, 2020).

[2] Alex Alvarez, “Militias and Genocide,” War Crimes, Genocide, & Crimes Against Humanity 2 (2006): 1–33; Bruce B. Campbell, “Death Squads: Definition, Problems and Historical Context,” in Death Squads in Global Perspective: Murder with Deniability, ed. Arthur D. Brenner and Bruce B. Campbell (Palgrave Macmillan, 2002), 1–26; David Kowalewski, “Counterinsurgent Vigilantism and Public Response: A Philippine Case Study,” Sociological Perspectives 34, no. 2 (1991): 127–44; Sabine C. Carey and Neil J. Mitchell, “Progovernment Militias,” Annual Review of Political Science 20, no. 1 (2017): 127–47.

[3] Robert Gerwarth and John Horne, “Vectors of Violence: Paramilitarism in Europe after the Great War, 1917–1923,” The Journal of Modern History 83, no. 3 (2011): 489–512, https://doi.org/10.1086/660364.

[4] Mary Kaldor, New and Old Wars (Stanford University Press, 2007).

[5] Sabine C Carey, Neil J Mitchell, and Will Lowe, “States, the Security Sector, and the Monopoly of Violence: A New Database on Pro-Government Militias,” Journal of Peace Research 50, no. 2 (2013): 249–58.

Kaynak: Bianet

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur