Cumartesi Anneleri 817. haftada Hayrettin Eren’in akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle 817. hafta açıklamasını da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınla yaptı. Bu hafta, 40 yıl önce bugün İstanbul’da gözaltına alınıp kaybedilen Hayrettin Eren’i unutmadıklarını dile getiren Cumartesi Anneleri, “19 Ağustos 2019’da aramızdan ayrılan Elmas annemizin bıraktığı yerden, Hayrettin Eren için adalet istiyoruz” dedi

817 haftadır fail meçhul cinayete uğrayan yakınlarının faillerini ve kaybedilenlerin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle bu haftaki açıklamayı da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması nedeniyle eylemlerini 82 haftadır İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştiriyordu. Koronavirüs salgınına rağmen eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, son 36 haftadır sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları canlı yayınlarla adalet taleplerine devam etti.

817. haftada kayıp yakınları, 21 Kasım 1980’de İstanbul Saraçhane’de gözaltına alınan ve bir daha kendisinden haber alınamayan Hayrettin Eren’in akıbetini sordu.

Cemile Eren: “Bunları yapanların vicdanı rahat mı?”

Bu haftaki açıklamada Eren Ailesi adına Cemile Eren, Faruk Eren ve İkbal Eren Yarıcı konuştu.

Hayrettin Eren’in ablası Cemile Eren, geride bıraktıkları 40 yılı, “daha dün gibi” diye tanımladı ve sözlerinin devamında “Hayrettin Eren güzel bir dünya kurmak istedi. Yeni nesillere güzel bir gelecek istedi. Bunu ‘suç’ saydılar, yok ettiler. Bunlar bir suç değildi. Anneleri, babaları acılar içinde bıraktılar. Babam son nefesine kadar ‘Oğlum Hayrettin’ dedi, annemin son nefesine kadar Hayrettin ağzından düşmedi” dedi.

Kayıp yakınlarının, Galatasaray Meydanı’nda yaptıkları bir saatlik eylemin dahi devlet tarafından çok görüldüğüne dikkat çeken Yarayıcı, “Bunları yapanların vicdanı rahat mı?” diye sordu.

Faruk Eren: “Adalet sağlanana kadar susmayacağız”

Faruk Eren ise abisi Hayrettin Eren’in 1970’li yıllarda sosyalist hareket içinde yer alan bir genç olduğunu hatırlatarak “Dev-Genç’liydi, Devrimci Sol bir militandı. Kısa yaşamı, Türkiye’nin ve dünyanın daha yaşanır bir yer olması için verdiği mücadeleyle geçti. Kendini bu mücadeleye adadı” dedi.

O, gözaltında kaybedilen yüzlerce insandan birisi” diyen Faruk Eren, sözlerinin devamunda şunları kaydetti:

Hakikat ve adalet arayışımızı İHD ve Cumartesi Anneleri’yle birlikte sürdürüyoruz. Artık aramızda olmayan annem ve babamın tek talebi, çocuklarının, sevgili Hayri’mizin mezarına ulaşmak ve adaletti. Bu mücadeleyi devam ettiriyoruz.

Bu mücadelenin sadece ellerinde kaybettiklerinin fotoğraflarıyla Galatasaray Meydanı’nda oturan Cumartesi Anneleri’nin değil, tüm Türkiye’nin sorunu olduğunun altını çizen Faruk Eren, “Cumartesi Anneleri’nin hakikat ve adalet arayışı dikkate alınmadığı, görmezden gelindiği için ülke biraz da bu durumda. Artık ülkenin her yerinden, her kesimden adalet çığlığı yükseliyor. Eğer bu sese kulak verilseydi, sanırım bu kadar adaletsizlik yaşanmazdı. Adalet sağlanana kadar susmayacağız ve birlikte kazanacağız. Bir gün mutlaka” dedi.

İkbal Eren: “Terörist değiliz, kaybettiklerinizin yakınlarıyız”

Hayrettin Eren’in kardeşi İkbal Eren ise devlet yetkililerine seslendi ve “Biz terörist değiliz, devletin kolluk güçleri tarafından gözaltına alınıp bir daha kendilerinden haber alamadığımız insanların yakınlarıyız, Cumartesi Anneleriyiz” dedi.

Kayıp yakınlarının birbirine yaslanarak, birbirlerinden aldıkları güçle adalet mücadelesini yürüttüklerini belirten İkbal Eren, dönemin başbakanı Tayyip Erdoğan’ın Cumartesi Anneleri’ne, “Sorunlarınızı çözeceğim” diye verdiği sözü hatırlattı ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Bu annelerden biri de benim annem, Elmas Eren. Bugün tam 40 yıl oldu annemin oğlu Hayrettin Eren gözaltına alınalı. Ondan haber alamadığımız tam 40 yıl. Ona ne yaptığınızı, ne zaman yaptığınızı, nereye koyduğunuzu bir kardeş olarak öğrenmeye hakkım var. Devlette devamlılık esastır. Bu nedenle annelerimize verdiğiniz sözü tutun, 40 yıl önce gözaltına aldığınız Hayrettin Eren’e ne yaptığınızı açıklayın. Failleri cezasızlık zırhıyla korumaktan vazgeçip, yargılamaların önünü açın, tam da yargı reformundan söz ederken. 118 haftadır kayıplarımızla buluşma mekânı ve bu ülkenin vicdanı Galatasaray’dan polisleri çekin. Bilinmesini isterim ki ne Hayrettin Eren ve tüm kayıplarımız için ne adalet mücadelesinden vazgeçeriz ne de onların unutulmasına izin veririz. Asla unutmayacağız, unutturmayacağız.

Av. Keskin: “Zorla kaybetme suçunun zamanaşımı olmaz”

Eren Ailesi’nin avukatı Eren Keskin de yürüttükleri hukuk mücadelesi hakkında bilgi verdi.

Hayrettin Eren’in “34 F 6789” plakalı aracıyla birlikte gözaltına alındığını, ancak resmi güçlerin hiçbir bilgi vermediğini söyleyen Av. Keskin, “Ailesi kendilerine ait arabayı siyasi şubenin bahçesinde gördüler. Bunun dışında Hayrettin Eren’le birlikte gözaltına alınan Ahmet Öztürk, 3 numaralı Sıkıyönetim Mahkemesi’ne yazdığı dilekçelerle Hayrettin Eren’le aynı operasyonda gözaltına alındıklarını söyledi ama bugüne kadar devlet yargısı kabul etmedi” dedi.

Hayrettin Eren dosyasıyla ilgili bugüne kadar yapılan tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirten Av. Keskin, “Türkiye Cumhuriyeti devleti, zorla kaybetme olaylarında cinayet suçunun zamanaşımını uygulamaya devam ediyor. BM’nin zorla kaybetmelere karşı sözleşmesini imzalamadığı için maalesef ki bu tür dosyalar zamanaşımıyla sınırlı. Oysa bize göre bu tür suçlarda zamanaşımı olmaz” ifadelerini kullandı.

Cezasızlığa son verin, adaleti sağlayın

817 haftanın basın açıklamasını Hayrettin Eren’in yeğeni Işık Su Eren okudu.

Işık Su Eren, “Çiçeklerle donatacağı bir mezar” hayali gerçekleşmeden yaşamını yitiren Elmas Eren’in “Oğlumu istiyorum, adalet istiyorum” diyen çığlığını, çocukları ve torunları ile birlikte yükselttiklerini söyledi.

Bugün Hayrettin Eren’in gözaltında kaybedilişinin 40. yılı olduğunu hatırlatan Eren, sözlerinin devamında yetkililere seslendi:

‘Demokrasi-adalet reformu’ diyerek toplumu ve bizleri oylamaktan vazgeçin. Önce adalet arayışını suç sayan zihniyetinizi değiştirin. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerinizi yerine getirin. Cezasızlığa son vererek, adaleti sağlayacak bütünlüklü politikaları hayata geçirin. Toplumun ve bizim adalet talebimizi duyun ve adliyelerin kapılarını artık adalete açın. Hayrettin Eren’in akıbetini açığa çıkarma ve sorumluların cezalandırılmasını sağlama görevinizi yerine getirin. Hayrettin Eren ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, 118 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız olan Galatasaray Meydanından vazgeçmeyeceğiz.

Ne olmuştu?

26 yaşındaki Hayrettin Eren, İstanbul’da yaşıyordu. 12 Eylül darbe koşullarında hakkında arama kararı vardı. 21 Kasım 1980 tarihinde otomobili ile İstanbul Saraçhane’ye gitti. Burada buluştuğu arkadaşı ile birlikte gözaltına alındı. Eren, arkadaşı ve otomobili önce Karagümrük Karakolu’na, oradan da Gayrettepe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü.

Hayrettin Eren, Gayrettepe Siyasi Şube’nin bodrum katında ağır işkence altındayken, kapıda bekleyen annesine “Gözaltında böyle biri yok” denildi. Emniyetin bahçesinde duran otomobili gösterip, “Oğlumun arabası burada kendisi nasıl yok?” diye ısrar eden Elmas Eren tartaklanarak dışarı atıldı. Bundan sonra Hayrettin Eren’in arabası da kaybedildi.

Hayrettin Eren’i gözaltına alınırken, karakolda tutulurken ve siyasi şubede işkencedeyken gören çok sayıda tanık vardı. Ancak buna rağmen gözaltına alındığı inkâr edildi. Sıkıyönetim Savcılığı’na yapılan suç duyuruları sonuçsuz bırakıldı.

Aradan geçen 40 yılda hukuk işletilmedi. Hayrettin Eren’in akıbeti gizlendi, onu kaybedenler cezasız bırakıldı. Dosyayı canlandırmak için girişimlerde bulunmayı sürdüren Eren Ailesi üç kuşaktır Hayrettin Eren’i ve adaleti arıyor.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur