Sosyalizm mücadelesine adanmış koca bir ömür ya da “eleştirel bilanço”nun komünist bayraktarı

Kosing yoldaş, inat ve inançla gerici akıntıya karşı reel sosyalizmin kazanımlarını savunma mücadelesi verdi. Eleştirel baktı geçmişe ama kolaycılığa kaçıp reel sosyalizm deneyimine küfretmeyi değil onu sorgulayarak sahiplenmeyi tercih etti

Sosyalizm mücadelesine adanmış koca bir ömür ya da “eleştirel bilanço”nun komünist bayraktarı

Reel sosyalizmin her şeye rağmen kapitalizme karşı görkemli bir alternatif olan dünyasının aniden çöküşü onun yeminli düşmanlarını bile şaşırtmış olsa da kapitalizm daha Sovyet bloğu şekillenir şekillenmez her türlü yalan ve iftirayla, ahlaksız bir psikolojik savaş stratejisini pervasızca uygulayarak reel sosyalizmin yıkımında büyük payın sahibi oldu.

Her anlamda bir Ortaçağa doğru savruldu insanlık. Dönekleşmeyen, kalemini kapitalizme satmayan ve inadına gerici-piyasacı akıntıya karşı ısrarla kürek çekip sosyalizmi insanlığın biricik pusulası ve nihai hedefi sayan Hans Heinz Holz ve Domenico Losurdo gibi sayılı komünist aydınlardan biriydi Alfred Kosing. Ve geçtiğimiz günlerde Alanya’da hayatını kaybetti.

Alfred Kosing o çöküş döneminin karamsarlığından hemen kendini kurtardı ve entelektüel sosyalist öfkesini kuşanarak eleştirel bir bilanço çıkarmak için gerçekten de gecesini gündüzüne katarak hem bazı eserlerinin genişletilmiş yeniden basımlarını yayımladı hem de yepyeni kitaplar yazdı. 1989’da yaşanan o büyük felaketin boyutları o dönemde kapitalist medya tekellerinin yaydığı yalan haberlerin ve iftiraların etkisiyle neredeyse örtbas edilebildi. İnsanlık sanki sonsuz bir barış çağının başlayacağı yanılsamasıyla beslendi.

Halbuki kültürel alanda yaşanan yıkım ve vahşetin tek bir örneği bile kapitalizmin işlediği insanlık suçunun boyutları hakkında fikir vermeye yeterlidir.

Doğu Alman yayınevlerine ait milyonlarca kitap kapitalistler tarafından gizlice kalorifer kazanlarında ya yakılmış ya da tuvalet kağıdına dönüştürülmek üzere geri dönüşüm işleminden geçirilmiştir. Bu da yetmezmiş gibi alenen çöpe atılarak Nazilerden bile daha fazla kitapkırımı yapma fırsatını kaçırmamıştır Batı Alman Ren Kapitalizmi. Bu inanılmaz rezalet bile medya tekellerinin gündem saptırma, yapay gündemler icat etme ve insanı daimi bir yalan bombardımanına tutma sistematiği sayesinde kolaylıkla unutturulabilmiştir.

Kosing yoldaş, inat ve inançla bu gerici akıntıya karşı reel sosyalizmin kazanımlarını savunma mücadelesi verdi. Eleştirel baktı geçmişe ama kolaycılığa kaçıp reel sosyalizm deneyimine küfretmeyi değil onu sorgulayarak sahiplenmeyi tercih etti. Örneğin kendisiyle görüşmelerimizde “stalinizm” kavramının kapitalizmin Soğuk Savaş dönemindeki Sovyetler Birliği’ne psikolojik savaşın bir parçası olduğu yönündeki tespitimi paylaştığını ama Stalin döneminde yapılan ciddi hataların da tarihsel materyalist bir yöntemle incelenmesinin hayati bir önemi haiz olduğunu vurguladı.

Kendisiyle görüşürken bir yandan da Stalin konusuna kendimin de Sovyet deneyimini sahiplenme ve koruma kaygısıyla daha ziyade duygusal bir açıdan yaklaştığımı fark ettim. Ama her konunun olduğu gibi Stalin döneminin de bilimsel sosyalist bir açıdan serinkanlı bir değerlendirilmesinin yapılması gereği ortadadır. Bu konuda Sayın Alfred Kosing, tarihsel materyalist yöntemle konuya yılların deneyimiyle bilimsel bir kaygı ve hassasiyetle yaklaşmaya özen göstermiştir. Stalin hakkındaki eleştirel vurgulamalarında bile en ufak bir anti-stalinist veya anti-komünist bir ima ve savrulmanın izi yoktur, emin olabilirsiniz. Onun eleştirel bilançosundan çıkan sonucu Georg Lukacs’ın anlamlı bir sözü ile özetlemek mümkündür:

En kötü sosyalizm bile en iyi kapitalizmden daha iyidir.

Kosing yoldaşın en büyük hayali eserlerinin Türkçede tekrar yayımlandığını görebilmekti. Sosyalizm inancından ve ısrarından asla taviz vermeyen işçi sınıfının filozofu olan yoldaşımızın, bu üretken komünist aydının vasiyetini gerçekleştirebilmek ümidiyle anısı önünde saygıyla eğiliyorum.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur