AMLO ve Meksika’da kadın cinayetleri – Lorena Rios Trevino

Andres Manuel Lopez Obrador (AMLO), yolsuzluğu bitirmek ve eşitsizliğe karşı savaşmak platformu üzerinde Meksika’da başkanlık seçimlerini kazandı. Ancak, seçildiğinden beri, Meksika’daki kadınlara karşı azgın şiddeti sonlandırmaya yeterli önceliği vermedi

AMLO ve Meksika’da kadın cinayetleri – Lorena Rios Trevino

Başkan Andres Manuel Lopez Obrador 2018’de, Meksika’yı dönüştürme vaadinde bulunarak onlarca yıl süren tek parti yönetiminden sonra iktidara geldi. Meksika’yı demokratikleştirme ve ülkede son on yıllar boyunca egemen olan yıkıcı neoliberal politikaları sonlandıracağına söz verdi.

Her on kişiden yedisinin yoksulluk içinde yaşadığı bir ülkede bu önemsenmeyecek bir söz değildi. Başkan’ın, haklarından mahrum edilmiş olanları merkeze koyan vizyonu, Meksikalı kadınların düzenli olarak uğradığı şiddete büyük ölçüde gözlerini kapattı. Meksikalılar her gün şiddet sonucu meydana gelen ölüm ve kaybedilme haberlerinin bombardınanına uğruyorlar. 25 yaşındaki Ingrid Escamilla’nın Şubat ayında Mexico City’de bıçaklanıp parçalarına ayrılarak öldürülmesi, derisi yüzülmüş vücudunun yerel bir gazetenin birinci sayfasında çıkması ve sosyal medyada dolaştırılmasını takiben halk şoke oldu. Escamilla’nın resminin sızdırılması ve sonra “Aşk tanrısının kabahatiydi” başlığı altında yayımlanması kızgınlığı daha da körükledi.

Feministler, Lopez Obrador’un her sabah basın konferansı yaptığı Ulusal Saray’ın önünde protesto gösterisi yaptılar; sloganlar attılar, sprey boya ile sloganlarını yazdılar, 500 yıllık sarayın ön kapısını ateşe vererek Escamilla ve her gün öldürülen kadınlar için adalet talep ettiler. Escamilla’nın öldürülmesinden bir hafta sonra, yedi yaşındaki bir kızın okulunun önünden kaçırılıp cinsel saldırıya maruz bırakıldıktan sonra bir plastik torba içindeki cesedi bulundu. Protestocular, cinayetlerden “talihsizlik” diye bahseden ve görevli memurların soruşturmayı yürüttüklerini söyleyen Başkan’dan pozisyonunu açıkça belirtmesini istediler.

10 Şubat’ta, Lopez Obrador Meksika Başsavcısı’nı, başında bulunduğu dairenin bir yolsuzluk soruşturmasında ele geçirdiği iki milyon pesoyu temsilen, kartondan yapılmış kocaman bir çeki sunması için günlük basın toplantısına davet etti. Ama gazeteciler başsavcıya kadın cinayetinin ne olduğunun tanımını değiştiren yasa tasarısı üzerine sorular sordular. Feministlerden gelen tepkiler üzerine tasarı kısa zamanda dağıldı, çünkü tasarı kadın cinayetini de facto bir şekilde ceza yasası kapsamından çıkarıp tahrik sonucunda meydana gelen saldırı tanımına sokuyordu. Bunun, Meksika’nın kadın hakları için ve Birleşmiş Milletler’in Kadına Karşı Ayrımcılığın Sonlandırılması Komitesi’ne verdiği taahhütten geri bir adım atmak olacağını iddia ettiler.

Durumdan hoşlanmadığı açıkça belli olan Lopez Obrador gazetecilere sorularına son vermelerini emretti. “Kadın cinayetlerinin tek konu olmasını istemiyorum” dedi ve “her şeyin üzerindeki en önemli mesele”nin yolsuzluğa ve beyaz yakalı suçlara karşı mücadele olduğunu söyledi. Ama son beş yılda Meksika’da kadın cinayetleri yüzde 137 arttı; 2018’de Meksika’da her gün on kadın öldürüldü. Kadın cinayetlerinin sadece yüzde 3,2’sinin çözülmesinin sebebi olan cezasızlığı sona erdirecek tedbirleri ayrıntılandıracağına, Lopez Obrador protestoların sağcı muhalefetin organize ettiği bir saldırı olduğunu iddia etti.

Alaycı bir şekilde, “Muhafazakârların feministlere dönüşmüş olması ve bizim şimdi maço olmamız çok tuhaf” dedi. “Eğer [muhafazakârların] bizimle bir problem varsa, feminist kılığına girmemeliler, bu ahlaka aykırı.” Başkan, sıklıkla, kendisini eleştirenlerle uzun yıllar boyunca kendisine karşı çıkan muhafazakâr siyasi elitlere mensup olanları yan yana koyuyor. Aynı şekilde, muhafazakârların kendisine saldırmak için feminist davaya sızdıklarını iddia etti. Tepkisine her taraftan eleştiri gelince, muhalif siyasi partileri ve ideolojik olarak onlara yakın olan medya organlarını ikiyüzlü olmakla suçladı.

Sabah brifinglerinden birinde, “Biz kadınların tarafındayız, ‘maço’ değiliz. Biz solcu bir hareketten geliyoruz”,  “‘Maçoluk’ nerede biliyor musunuz? ‘Maçolar’ kimlerdir? Muhafazakârlar” dedi.

Tepki olarak, 8 Mart’ta 80 bin kadın, kadınlara şiddetin sona ermesi talebiyle, “Me cuidan mis harmanas, no la policia” (Bana kız kardeşlerim bakıyor, polis değil) ve şimdi meşhur olan Şilili nakaratı, “El Estado opresor es un macho violador” (Baskıcı devlet maço bir tecavüzcüdür) hep bir ağızdan bağırarak sokağa çıktı.

Violeta Vazquez, Colegio de Mexico’da görevli bir dil bilimci. Lopez Obrador’un “Cuarta Transformacion”, “Dördüncü Dönüşüm” adıyla bilinen siyasal projesinin sözünü sakınmayan bir sempatizanı. Ona göre, “Obradorizm içinde farklı hareketler var.” Yetmişlerin ortalarında siyasal kariyerine başladığından beri AMLO demokrasi ve sosyal adaleti savundu. Kendisini kuvvetle, yerli kökenli liberal başkan Benito Juarez ve 1934-1940 arası hüküm süren, Meksika petrolünü millileştiren ve mülksüz köylülere toprak dağıtan solcu başkan Lazaro Cardenas ile özdeşleştiriyor.

Lopez Obrador 2006’da başkanlığa ilk defa sol eğilimli Demokratik Devrim Partisi adına aday oldu ve yaygınlıkla kabul edildiği şekliyle bu çalınmış seçimde kaybetti. Akabinde, onbinlerce taraftarını mobilize etti ve Mexico City’nin kalbini kırk sekiz gün boyunca, ana caddeleri kapatarak ve şehri büyük zararlara uğratarak, işgal etti.

2012’de tekrar aday oldu ve Meksika’nın yolsuzluğuyla ünlü eski rejiminin bir sembolü olan, ülkeyi aralıksız yetmiş bir yıl boyunca yöneten Kurumsal Devrimci Partili Enrique Pena Nieto’ya kaybetti. AMLO, “ulusal yenilenme hareketi” olarak başlayan, 2014’te resmen parti olan, kendi partisi MORENA’yı kurdu.

2018 seçimlerinde üçüncü defa ve MORENA’yı arkasına alarak aday oldu; MORENA siyasal eğilimleri, yaş, cinsiyet ve sosyal sınıfları kesen geniş bir koalisyondan meydana geliyordu. Pek çok Meksikalının statükoya karşı hissettiği hayal kırıklığı -azgın yolsuzluk skandalları, büyüyen eşitsizlik, uyuşturucu savaşlarıyla bağlantılı 60 binden fazla kaybolma- zaferi için sahneyi hazırladı.

AMLO, 1 Aralık 2018’de yüzde 53 oyla başkan oldu. Başkan’ın popülaritesi hala çok yüksek, ama ekonomideki yavaşlık, cinsiyet temelli şiddet de dahil olmak üzere yaygın şiddet olayları yüzünden, kamuoyu araştırmalarına göre onay oranları son yılda düştü. 2018’e göre artan cinayet sayısı 2019’da 34 bin 608’e yükseldi; Mart 2020 başkanlığı altında en çok cinayetin işlendiği ay oldu.

Şiddet, Başkan’ı en çok “endişelendiren ve meşgul eden” problem. Bu nedenle, güvenlik kabinesiyle her gün toplanıyor ve sabah yaptığı basın toplantılarını cinayet verileri ve güvenlik stratejisi üzerine periyodik raporlar vermek için kullanıyor. Lopez Obrador yollsuzlukla mücadele ettiğini veya yoksullar için sosyal programlar yürüttüğünü göstermek istediği zaman, basın konferanslarında petrol hırsızlığı, bankaların komisyon oranları veya örnek altyapı projelerinin inşası üzerine haftalık güncellemeler veriyor.

Vazquez, Başkan’ın, kamuoyunu kadın cinayetleri hakkında bilgilendirmek ve cezasızlık olmadığını, soruşturmaların yapıldığını ve suçluların cezalandırılacağını belirtmek için benzer bir strateji uygulamasını istiyor. Başkan’ın feminist protestolara verdiği kişisel cevap onu hayal kırıklığına uğratmış. Politik söylem ve eylem arasındaki kopukluk hakkında “Eğer konudan kaçınırsa kötü olur; eğer muhatap alırsa, daha kötü olur. Eğer kendisine feminist derse, bu da kötü” diyor ve ekliyor: “Eğer kendine hümanist derse, daha da kötü olur. Şu anda kimseyi rahatlatabilecek bir şey yok.”

Sağır değil, ama inatçı

AMLO’nun ajandası, daha önceki yönetimlere bağlı elitlerde öfkeli muhalefete yol açtı, medyada çamur atma kampanyasını ve popülaritesini durdurmak için politik manevraları kışkırttı. Sonuç olarak, eleştiricilerini savmak için her fırsatı kullanıyor. Sabahları yapılan basın konferanslarını eleştiricilerine cevap vermek için kullanıyor ve onları “hasımları”, “muhafazakârlar” ve “neoliberaller” olarak yaftalıyor. Bu basın toplantıları iki buçuk saate kadar çıkabiliyor ve soruları da içerebiliyor, fakat daha çok, AMLO, kendi deyişiyle “cevap verme hakkı”nı kullanıyor.

Başkan, büyük şirketlerin çıkarlarını ve medyayı rakiplerine karşı mobilize eden bir sistemde, bütün politik kariyeri boyunca statükoya karşı çıktı. Geçmiş yönetimler Meksika’nın basın baronlarıyla ittifaklar yaratmak için reklamlara büyük paralar harcadılar. Bu işbirliği yönetimler için kazan-kazan durumuydu, basın ceplerindeydi, medya devleri de bu durumdan milyonlar kazanıyorlardı.

Lopez Obrador, hükümetin reklam bütçesini keserek ve dijital medyayı geleneksel medyaya karşı kullanarak bu döngüyü bitirdi, hükümetten elde ettikleri geliri kaybeden geleneksel medyanın kızgın olduğunu söylüyor. Bazı medya şirketlerini suçlarken diğerleriyle yakın ilişkilerini devam ettiriyor. Sabah toplantıları bu iki kamp arasında bölünüyor, geleneksel medyaya karşı “blogcular”, gazeteciler tarafından kendi platformları olanlara hor görerek verilen isim bu. Sabah toplantıları bazan iki grup arasındaki boks maçına dönüşüyor, sorular kısmında Başkan’ın bağımsız platformları tercih ettiği biliniyor.

AMLO günlük basın toplantıları yoluyla kendisini kamunun denetimine tabi tutuyor. Şimdiye kadar, görevinin ilk yılında karşılaştığı her engelle yüzleşmek için mücadeleci bir tavıra bel bağladı: Koronavirüs pandemisi, kartel şiddeti, yavaşlamış bir ekonomi, artan cinayetler, Meksika’nın ABD’yle ilişkisi ve göçmenlerin ABD sınırına ulaşmadan durdurulması için yapılan anlaşma. Pek çok defa, büyük ulusal gazetelerin köşe yazarlarının, muhalefet partilerinin ve muhafazakârların hepsinin kendisinin başarısızlığa uğramasını istediklerini söyledi. Problem şu ki, feminist taleplere cevap verirken tonunu değiştirmiyor.

Başkan’ın kadınlar üzerindeki daha muhafazakâr olan görüşleri korona virüs epidemisine verdiği yanıta biber serpti. Bir süre önce, kadınların bakım konusunda erkeklerden daha donanımlı olduklarını söyleyerek, onlara ailenin “hemşiresi” dedi. Bu regresif, geleneksel nosyonlar, konuşmalarında olan, Başkan’ın Hıristiyan değerlerine bağlı olabilir. AMLO’nun evanjelistler arasında geniş bir destek tabanı var; kürtaj konusunda da açık bir tutum almadı mesela ve partisi tarafından desteklenen kürtajı yasallaştırma konusunda konuşmaktan da kaçınmayı seçti.

AMLO’nun kişisel görüşleri gerçek politikanın önüne geçmediği sürece, Vazquez mesaj hakkında pek endişelenmiyor. “Her ne kadar ‘Dördüncü Dönüşüm’ AMLO’nun markalarından biriyse de, ondan daha geniştir. Daha geniş bir dönüşüme işaret ediyor ve bazılarımız onu daha derin yapmak istiyorlar,” feminist bir perspektif konuşmasını yerli hakları, yaşlılar için onurlu bir emeklilik, yoksul gençler için eğitime erişim ve diğer sosyal adalet konuları kadar domine etmiyor olsa da.

Hükümetin merkezileşmesine rağmen, Lopez Obrador’un her federal kurumdaki eylem ve politikaları yönlendiren “dönüşümü” ile kabinesindeki bütün kadınlar Başkan gibi düşünmüyor. Aslında, Lopez Obrador ilk kabinesini, Meksika tarihinde bir ilk, eşit sayıdaki kadın ve erkeklerden seçti, dolayısıyla kadınlar en üst federal kurumların yarısının başındalar.

Dulce Colin, Mexico City yerel idaresinde feminist bir kamu görevlisi ve Democracia Deliberada’nın, bir sivil toplum grubu, üyesi. “Feministler daima sistemdeki çatlakları arıyorlar,” dedi. “Bu hareketi desteklemeye devam etmemin nedeni aslında bu çatlak, bir grup kadın Başkan’ın eylemlerine karşı, [onları] geri itmek için örgütleniyorlar.”

5 Mart’ta, 8 Mart kadınlar yürüyüşünden günler önce, kabinedeki kadınlar yürüyüşü ve talepleri desteklemek için toplandılar. Geçtiğimiz aylarda, Mexico City’deki feminist protestolar katılımcı sayısı ve yoğunluk bakımından büyüdü ve medya ve nüfusun geniş kesimleri tarafından mahkûm edildiler. 17 yaşındaki bir kadının devriye arabası içindeki polis memurları tarafından tecavüze uğramasının tetiklediği 16 Ağustos’ta Mexico City’deki protestoda göstericiler, popüler olan Paseo de la Reforma bulvarındaki “Bağımsızlık Meleği” de dahil olmak üzere şehirdeki pek çok tarihsel anıta zarar verdiler. Feminist protestocuların cezalandırılması talebi sosyal medyada yayıldı.

Ama AMLO’yu savunmak gerekirse, hem yerel hükümetler hem federal hükümet protesto hakkını üstün tuttu ve zor kullanmaktan uzak durdu. Mexico City Belediye Başkanı Claudia Sheinbaum görevinden izin alarak feminist protestolara katıldı, AMLO’nun kabinesindeki üst düzey kadın görevliler de protestolara katıldılar. İçişleri Bakanı Olga Sanchez Cordero 5 Mart’ta basının karşısına çıkıp, kadınların Dördüncü Dönüşüm’ün önceliği olduğunu söyledi. Yüksek düzeydeki sekiz kadın kamu görevlisini etrafına alarak, “Hükümetin kadınların taleplerini dinlediğini ve endişelerine kulak verdiğini kadınların bilmesini istiyoruz,” dedi.

Colin, ayrıca, Lopez Obrador’un feminizm hakkındaki görüşlerinin konunun dışında olduğu görüşünde, her ne kadar protestoları ele alış biçimine katılmasa da. “Kadınların karşı karşıya kaldığı spesifik şiddeti önemsizleştiriyor,” diyor.

AMLO sabah basın toplantılarından birinde, “Tabii ki, sağ bu işin içinde [feministlere karşı harekete geçilmesi],” dedi. “Aynen, protestolarda, kani oldukları için ve özgürce katılan kadınlar olduğu gibi, fırsatçılar da var.”

Fakat sosyal medyadaki ve sokaklardaki feminist protestocuların bir siyasal parti ile bağlantıları yok. Brujas del Mar gibi, 9 Mart’ta ülke çapında “kadınlar olmaksızın bir gün” grevinin çağrısını yapan sivil toplum kollektiflerinin üyeleri onlar. Meksika’nın tarihinde ilk defa, kamu ve özel sektördeki yüzbinlerce kadın -federal ve yerel hükümetlerdeki memur kadınlar, bankalar, süper market zincirleri, okullar ve kamu toplu ulaşımında çalışan kadınlar- kadınlara karşı şiddeti protesto etmek için evde kaldılar.

Başkan’ın muhafazakâr politikacıların ve büyük şirket medyasının durmak bilmeyen muhalefetine maruz kalması Meksikalı feministleri küçümsemesi için bir gerek olamaz. Colin, “Feministler ne muhafazakârlardır ne de sağ tarafından finanse edilmektedirler,” dedi.

Colin de dâhil olmak üzere, Democracia Deliberada’ya mensup kadınlar bir manifesto yayımladılar ve hükümeti elindeki bütün devlet imkânlarını ve bütün iradesini kullanarak kadınları korumaya çağırdılar. Colin, “Her şeyin kaybedildiğini düşünmüyorum,” dedi. “Bugünden yarına feminist olacağını zannetmiyorum, fakat o sosyal hareketlerin içinden çıkmış birisi ve sosyal hareketlerin onu dinlemeye zorlayacaklarını düşünüyorum.”

Bütün gözler koronavirüs pandemisine dönmeden önce, şubat ayı ve erken mart ayı boyunca kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet haberleri domine etti. Mevcut kriz feministlerin taleplerinin yerini almış gibi gözükse de, pek çok kişi hala kullanabilecekleri araçlarla mücadelelerine devam ediyorlar. Kadına yönelik devam eden şiddeti duyurmak için #NoTeLavesLasManos (sorumluluğa atfen #ElleriniziYıkamayın) gibi etiketler kullanıldı. Gruplar, ev içi şiddet hakkında konuşmak için, pandemi koşullarında sosyal medyada viral olan #StayAtHome (#EvdeKal) etiketini kullanmaya başladılar. Evde kal çağrısı yüzünden evde kalmaya zorlanan kadınlar kötü muamele gördükleri erkeklerle daha çok zaman geçirmeye zorlanınca kadına şiddet olayları arttı, bu artış hakkındaki görüşü sorulan Lopez Obrador, hükümetin eylemlerine ilişkin olarak, “vicdanının rahat” olduğunu söyledi.

Feministler pandemi sırasında meydana gelen kadın cinayetlerini ifşa etmeye ve adalet istemeye devam ediyorlar. Kampüslerin kapalı olmasına rağmen, militan öğrenciler Meksika’nın en önemli devlet üniversitesi UNAM’ın Felsefe ve Edebiyat Fakültesi’nde ve bağlantılı olduğu liselerde, yaygın cinsel taciz, saldırı ve hatta öğrenci kaybedilmeleri ve ölümleri karşısında yetkili otoritelerin hareketsizliği nedeniyle beş aylık bir işgali sürdürdüler.

Lopez Obrador’un açıklamalarına rağmen, taraftarları hükümetin feminist bir ajanda yürütebileceğinden hala umutlular.

Vazquez, “Hayal kırıklığına içinde de olsa harekete devam etmeliyiz. Şimdi gemiyi terk etmek sağın dönüşüne kapıyı açmaktır,” dedi. “Bu riski almak istemiyorum.”

[Jacobin’de yayımlanan İngilizce orijinalinden Sevil Kurdoğlu tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur