Kapitalizmin ayna evresi: Yapay zekâ ve nicelleşmiş işçi – Phoebe Moore

Yapay Zekâ (YZ) işyerlerine girdikçe, insanın çalışmasını değerlendirmeye ve insan öznelliğini betimlemeye yönelik ölçütlere kafa yormamız gerekiyor

Kapitalizmin ayna evresi: Yapay zekâ ve nicelleşmiş işçi – Phoebe Moore

İdare tabloları, açıkça faaliyetlerin merkezi olarak yürütüldüğü mekânlardır. Fakat, 1960’lar ve 1970’lerdeki Star Trek’in hayali Atılgan uzay gemisinin idare odaları (ve Şili’nin radikal başkanı Salvador Allende altındaki Cybersyn Projesi’nin[1] fiili merkezi) insanlar tarafından idare edilen görece ilkel teknolojilerdi.

Bugün, bu odalarda tasavvur ettiğimiz insanların (gümüş evaze elbiseler giyen kabarık saçlı kadınlar ve mavi tulum içerisindeki erkekler galaktik emperyalizmin manevralarını gerçekleştirmek için düğmelere basıyorlardı) yaptığı işlerin çoğu bilgisayarlar tarafından yapılıyor. Peki meşhur galaksilere bakan pencereler sadece bir robot kadrosu gösterirse ve idare panellerinin yanıp sönen ışıkları sadece yansıyan birer parlama olursa ne olacak?

Sanayi 2.0-4.0 adlı dönemlerde, günümüzün işyeri idare odalarında, robotik süreç otomasyonu, yarı-otomasyonu, makine öğrenmesi ve algoritmik yönetim sistemleri aracılığıyla makinelerin ve makineleşmiş yeterliklerin şiddetli bir saldırısı söz konusu. Dijitalleşmiş işyeri tasarımları ve gözetim yöntemleri, süreç ve işçi verisinin nicelleşmesinin şirketin rekabeti açısından gerekli görüldüğü yeni teknolojilerde artış yöneliminde.

İnsan analitiği

Hesaplama karmaşıklığının yeni bir zirvesine ulaşmaya yönelik işyeri süreçlerinin olası teknolojisi yapay zekâ araçları ve uygulamaları içerisinde bir artışta. YZ, karar alma süreçlerinin makine öğrenmesi (MÖ) aracılığıyla yarı otomasyonuna olanak sağlar. MÖ, özellikle, insan kaynağını esas alan “insan analitiği” (İA) durumunda uygulama alanı buluyor. İA ile birlikte işçi adayları ve işçiler (Genel Veri Koruma Yönetmeliği’ne (GDPR) göre “veri özneleri”) hakkındaki tahminler ve talimatlar şimdi artık veri kümelerine uygulanan nicelleştirme yöntemlerine dayalı olarak yapılabilir.

Basitçe söyleyecek olursak, İA kullanarak makinelerden hakikatleri, veya başka insanlar hakkındaki öznel imgeleri, hesaplama aracılığıyla aktarmasını istiyoruz. Bir zamanlar makinenin insanı yansıtmasını beklerken, şimdi öyle görülüyor ki kendimizin ve başkalarının yansımaları için makineleşmiş bir aynaya bakıyor gibiyiz. Kapitalizmin bu (psikanalist Jacques Lacan’dan ödünç aldığımız ifadeyle) “ayna evresinin” bütün sonuçları henüz ortaya çıkmamış olsa da aşırı derecede önemlidir.

Lacan’a göre, ayna evresi, çocuğun kendisiyle, geri kalan çevresi arasındaki ayrımı fark ettiği andır. Bugün kapitalizm içerisinde “akıllı işçiler” olarak tanımladığım şeyin ayna evresi, bir makineleşmiş özne içerisine acımasızca kapsandığı şeklindeki varsayıma, bizi insan yapan katı iskeleti koruyarak ve söylendiğine göre otomatik egemenliğe bir direniş sergileyerek, bir karşı çıkma anı olmalıdır. YZ’nin evrensel hale geleceğine ilişkin büyüyen beklentileri düşündüğümüzde, işçiler hakkında karar alma gittikçe daha fazla nicelleştirme ve otomasyona dayandığı için, otomasyon ve gözetim açısından işyerleri ve işçiler için içerdiği en olumsuz sonuçlarından kaçınmak amacıyla düşünümselliği[2] kullanmak ve insan özerkliğini korumak gitgide daha önemlidir.

Makine öğrenmesi

İnsan analitiği, YZ destekli işyeri araçlarının belki de en çok bilinen biçimidir. Genel anlamda İA, yöneticilerin, işçiler hakkında toplanan veri kümeleri boyunca desenleri saptayabildiği ve karşılaştırabildiği bir sürece dayanan birtakım insan kaynakları (İK) faaliyetleridir.

İA’nın YZ bileşeni, makine öğrenmesi aracılığıyla karar almak için algoritmaların nasıl kurulduğunda yatmaktadır. Büyük veri, algoritmalar ve makine öğrenmesi dijitalleşmiş işe alım açısından oldukça merkezidir. Böylece yetenekli insanların fark edilmesi, mülakatlar, liderlik tahmini, bireysel işçi performansı, işçilerin sağlık örüntüleri ve diğer işletme yönetimi hususları dijital olarak desteklenebilir.

Gerçekten de makineler, nicelleştirme aracılığıyla işçilerin öznelliğinin aynası haline geldi. Yetenek ve işe uygunluk açısından adaylar hakkında tahminler yapılıyor ve işe alındıkları anda, işteki çabalarından, ilişki kesme ihtimallerine kadar birçok başka şey de değerlendirilebiliyor.

Bir Deloitte raporu uluslararası şirketlerin %71’inin İA’yı, yönetime “ihtiyaç durumunda iş süreçlerinin gerçek zamanlı analizini” yapma olanağı sağladığı “… [ve] işletmeye ilişkin husus ve eyleme geçirilebilir kavrayışların derin bir anlayışına olanak verdiği” için değerli bulduklarını ve bir öncelik olarak gördüklerini bildirdiklerini söylüyor. Diğer İK ilişkili raporlarda, İA’nın gösterebileceği “insan riskleri” ve “insan sorunları” ortaya çıkarıyor, kapitalizmin ayna evresi kavramını iyice belirginleştiriyor: bizler (insanlar), makinenin yansımasında kimiz?

Artan stres

Süreç ve uygulamaya gerekli özen gösterilmeden verinin değerlendirme ve performans yönetimi için kullanılması durumunda İA’nın işçilerin stresini arttırması olasıdır, mikro yönetim[3] şikayetlerine ve gözetleniyor hissine yol açabilir. Eğer işçiler verilerinin yetenek tespiti veya olası işten çıkarmalar için incelendiğini bilirse, performanslarını arttırmak için baskı hissedebilir ve fazla çalışmaya başlayabilirler, bu da önemli tehlikeler içermektedir. Bir başka tehlike de yükümlülük olarak ortaya çıkıyor, şirketlerin kestirim kapasitelerine yönelik iddiaları doğrulukları açısından sorgulanabilir veya personel bölümleri ayrımcılık nedeniyle sorumlu tutulabilir.

Aslında, eğer İA’daki algoritmaya dayalı karar vermede insan müdahalesi ve etik düşünceler söz konusu olmazsa, bu İK aracı işçileri yüksek yapısal, fiziksel ve psikolojik tehlikelere ve strese maruz bırakabilir. İşçiler, işverenleri tarafından tutulan ve kullanılan veriye erişimleri olmadığında, kararların adil, doğru ve dürüstçe alındığından nasıl emin olabilirler? Bu durum bir dereceye kadar Avrupa Birliği GDPR kapsamında ele alınmalıdır, ancak bu kesinlikle bir fait accompli[4] değildir.

İA uygulamaları özellikle işyerinin tekrar yapılandırılması, iş değiştirme, iş tanımı değişiklikleri vb. sonuçlara yol açıyorsa endişe vericidir. Her halükârda, insan hakkında tahminler yapmak ve analizler sunmak amacıyla makine öğrenmesi kullanımı, kapitalizm altında öncelik verilmiş, ancak çağdaş toplumda bireylerin kim olduğunu veya olmak istediğini yansıtıp yansıtmadığı hiçbir şekilde bilinmeyen, belirli türde zekâlara (verimlilik, güvenilirlik, rekabet ve diğer veri güdümlü tahakkümler) dayanmaktadır.

Araştırma gerekli

Birçok yüksek düzeyde hükûmet ve kuruluş raporu YZ’nin (bir zamanlar “bilimsel yönetim” de benzer şekilde takdim edilmişti) üretkenliği geliştireceğini, ekonomik büyümeyi artıracağını ve herkes için refaha yol açacağını öngörüyor. Bununla birlikte, bilimsel yönetimde de olduğu gibi, üst düzey tartışmalar öngörülen refahla, sonuçta büyümeyi besleyen günlük (ve gecelik) insan çalışmasının gerçekleriyle doğrudan bağlantısını kuramıyor gibi gözüküyor. Bu sırada, çeşitli YZ destekli araç ve uygulama fabrikalarda, ofislerde ve “gig”[5] çalışmada üretkenliği arttırma amacıyla tanıtılıyor.

Otomasyon üzerine birçok araştırma var ama yarı otomasyonun bir biçimi olan YZ’nin işyerindeki insan faaliyetlerinin yerine geçme kapasitesini nasıl biçimlendirdiğine ilişkin yok. Gözetim üzerine de geniş bir araştırma var ama YZ’nin işyerindeki gözetim gelişmelerini nasıl da kolaylaştırdığına ilişkin yeterli bir dikkatli inceleme yok.

Bu konular hakkındaki bilimsel ve hükûmet araştırmaları YZ’yi, salt kolaylaştırıcı değişmez yöntemler ve otonom yazılım biçimleri olarak sunmaktan ziyade, bu süreçlerin nasıl oluştuğunu ve hangi varsayımlara dayandığına ilişkin toplumsal yansımayı anlamaya yönelik mecazi aynayı kullanıma sokarak ciddiye almalıdır. İklim, sağlık, moda, sigorta ve adalet sistemleri araştırmalarında önemli ilerlemeler olsa da, YZ’nin, nicelleştirme aracılığıyla işçileri ve uygunlukları değerlendirmedeki kullanımları üzerine araştırmalar biraz geriden geliyor. İA’nın uygulandığı durumlardaki ayrımcılık ve yanlılık hikâyeleri, YZ’nin ve işçilerin nicel analizlerinin hataları üzerine bir düşünme olmadan, hâlihazırda haberlerde manşet oluyor. Bu durum sürecek ve hatta daha da kötüleşecek gibi duruyor.

Dijital demokrasi

Son zamanlardaki veri birikimindeki artış ve işyeri kararları için algoritmalara güven, makineleşmiş bir sistem aracılığıyla fiziksel idarecinin ortadan kaldırılması olasılığına yol açtı. Eğer işçiler, hangi araçların ve süreçlerin uygulanacağına karar verme aracılığıyla işyeri idare odalarını devralacak olsalardı, işte dijital demokrasi tasavvur edilebilirdi.

Ancak YZ’nin demokratik olmayan bir şekilde kullanımı kolayca ortaya çıkabilir ve otomasyon aracılığıyla, işyeri karar alma sürecinde ve görevlerinde insan özerkliğinin tümüyle ortadan kaldırılmasına yol açabilir. Şu anki COVID-19 krizi çevrimiçi çalışmada bir artışa yol açtı, nicelleşmiş hükümlere ve makineleşmiş yönetime artan bir sürüklenme imkânı verdi.

YZ’nin, işyerlerinde insan-makine ilişkileri açısından ne anlama geleceğine ve çoğu durumda zaten ne anlama geldiğine ilişkin bütün resmi görmek için bu alanlarda daha fazla araştırmaya ihtiyaç var. Bugün makinelerden beklediğimiz zekâ türleri tam olarak nelerdir ve bunlar gerçekten de insan zekâsını yansıtmakta mıdır? Seçtiğimiz zekâ kategorilerini neden seçiyoruz ve veri toplama ve işleme faaliyetleri, insan deneyiminin duygulanımsal yönüyle nasıl ilgilidir?

Belki de en önemlisi, teknoloji ilerledikçe ve YZ kendi özerkliğini arttırmayı sürdürdükçe, üretimdeki rolümüzü sorgulamaya başladığımızda ve makinenin rolünü düşündüğümüzde işçileri kuşatan tehlikeler nelerdir? Daha geniş olarak insanlık için soru da şu: kapitalizmin ayna evresine ulaştıkça kim olduğumuzu düşünüyoruz, hangi noktada makineleşmiş bir özneden ayrı olduğumuzun farkına varmalı ve özerkliğimizi korumalıyız?

İşyerlerimize yoğun bir şekilde robotik ve yönetim araçları aracılığıyla bizden daha yüksek bir zekâya sahip görünen makineler kurdukça şunu sormalıyız: kimin yansımasına (veya hangi yansımaya) bakıyoruz şimdi?

Dipnotlar:

[1] Şili’de 1971-1973 yıllarında Salvador Allende döneminde, ulusal ekonominin yönetimine yardımcı olma amacıyla dağıtık bir karar destek sistemi oluşturmayı amaçlayan proje (ç.n.).

[2] reflexivity: bütün insanların kendilerinin ve başkalarının eylemlerinin sonuçlarını düşünmeleri ve elde ettikleri yeni bilgilere göre tepki vermeleri (ç.n.).

[3] Aşırı derecede, bütün ayrıntıları da yönetmeye çalışan, her şeyi denetime almak isteyen yönetim biçimi (ç.n.).

[4] Olmuş bitmiş bir şey (ç.n.).

[5] Başlangıçta müzik/eğlence sektöründe kısa süreli sahne alma gibi işler için kullanılırken, günümüzde bütün sektörlerdeki geçici ve kısa süreli (serbest) işler için kullanılan bir terim (ç.n.).

[socialeurope.eu’daki İngilizce orijinalinden Tahir Emre Kalaycı tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur