Cumartesi Anneleri 787. haftada gözaltında kaybedilen Ermeni aydınların akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle 787. hafta açıklamasını da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınla yaptı. Bu hafta, 24 Nisan 1915’in yıldönümü dolayısıyla İstanbul’da gözaltına alınan Ermeni aydınların akıbeti soruldu ve soykırımla yüzleşilmesi istendi

787 haftadır fail meçhul cinayete uğrayan yakınlarının faillerini ve kaybedilenlerin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle bu haftaki açıklamayı da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması nedeniyle eylemlerini son 82 haftadır İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştiriyordu. Koronavirüs salgınına rağmen eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, son dört haftadır sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları canlı yayınlarla adalet taleplerine devam etti.

Bu haftaki açıklamada, 24 Nisan 1915’in yıldönümü İstanbul’da gözaltına alınan Ermeni aydınların akıbeti soruldu ve soykırımla yüzleşilmesi istendi.

Tosun: “24 Nisan, soykırımın başlangıç tarihidir”

Kayıp yakınları adına konuşan, gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Jiyan Tosun, 24 Nisan 1915 tarihinde İttihat ve Terakki hükümetinin İçişleri Bakanı Talat Bey’in emriyle İstanbul’daki Ermeni aydınların gözaltına alındığını ve ertesi gün Haydarpaşa Garı’ndan ölüm yolculuğuna çıkarıldıklarını hatırlattı.

24 Nisan, Ermeni aydınların gözaltına alınıp kaybedilmesiyle başlayan, 1 milyondan fazla Ermeni’nin öldürülmesine, geride kalanların ise telafisi mümkün olmayan çok büyük acılar yaşadığı Ermeni Soykırımı’nın başlangıç tarihidir” diyen Tosun, Ermeni aydınlarını gözaltında kaybeden faillerin 80 yıl sonra kendi babasını da aynı şekilde kaybettirdiğini belirterek sorumlu ve fail olarak devleti işaret etti.

Estukyan: “Gözaltında kaybedilmenin başlangıcı”

Gözaltına kaybedilen Ermeni aydınları torunları adına ise gazeteci Pakrat Estukyan konuştu.

Estukyan, 24 Nisan 1915 tarihinin aynı zamanda bir insanlık suçu olan gözaltında kaybedilmenin başlangıç noktası olduğunu belirterek “Failleri çok belli, faili meçhuller olarak tarihe geçtiler. Resmi tarih tutanaklarında bile hiçbir zaman yer edinmediler. Bu fiilin cezasızlığı bugüne kadar bir gelenek oluşmasına, cezasızlığın bir politikaya dönüşmesine yol açtı. Ülkemiz hala bu kaosu yaşamakta. Öğrenilmiş, içselleştirilmiş korku; devlet terörünün ne boyutta varabileceğinin miladı ve başlangıcıdır. Bu güne kadar yapılan suçlarla yüzleşilmedi. Yüzleşilmemesinin sonuçlarını günümüzde insanlık dışı faaliyetlerle görüyoruz” ifadelerini kullandı.

“Hakikate sahip çıkıyoruz”

Bu haftaki açıklamayı ise İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon Üyesi Zeynep Yıldız okudu.

787’nci haftasına ulaşan eylemlerinde hakikati bilme hakkına sahip çıkarak, 105 yıl önce evlerinden gözaltına alınıp bir daha geri dönemeyen İstanbullu Ermeni aydınlarını andıklarını belirten Yıldız, sözlerinin devamından 24 Nisan 1915 gecesi Talat Bey’in emriyle İstanbul Emniyeti tarafından operasyon başlatıldığını, operasyonu İstanbul Emniyet Müdürü Bedri Bey’in yönettiğini kaydetti.

Yıldız operasyon kapsamında gece yarısı insanların evlerinden götürüldüğünü, İstanbul’un çeşitli semtlerinden milletvekili, yazar, şair, avukat, doktor, gazeteci, eczacı, müzikolog, yayıncı, siyasetçi Ermenilerin gözaltına alındığını belirtti.

158 kişi gözaltına alındı

Gözaltına alınanların önce semt karakollarına oradan da Sultanahmet’teki Merkez Cezaevi’ne nakledildiğini ifade eden Yıldız, şöyle devan etti:

25 Nisan 1915 tarihinde Cezaevi Müdürü İbrahim Bey nezaretinde ve güvenlik güçleri eşliğinde özel bir trenle yola çıkarıldılar. Neden tutuklandıklarına ve nereye götürüldüklerine dair kendilerine bilgi verilmedi.  Operasyon öncesinde tutuklanacak olan Ermeni aydınların gözetim altında tutulmaları için Ayaş ve Çankırı olmak üzere iki merkez seçilmişti. Tutuklular önce tren sonra at arabalarıyla Ayaş ve Çankırı’ya sevk edildiler. Daha sonraki günlerde İstanbul’da devam eden tutuklamalarla Çankırı’ya getirilenlerin sayısı 158 kişiye, Ayaş’a getirilenlerin sayısı 92 kişiye çıktı.

“Adalet ve hakikat mücadelemizde yaşayacaklar”

Gözaltına alınan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan Ermeni aydınlardan hükümetin sorumlu olduğunu vurgulayan Yıldız, sözlerinin devamında “Bu insanlardan 174’ü bir mezar taşları bile olmadan yok edildiler. Resmi kayıtlarda ise ya firar ettikleri ya da serbest bırakıldıkları yazıldı.  Bu hakikatle yüzleşmemizi engelleyen inkâr politikaları, aydın kırımının, tek tipleştirmenin, devlet eliyle yurttaşları kaybetmenin devamını sağladı. 24 Nisan vesilesi ile 105 yıl önce gözaltına alınarak kaybedilen aydınlarımız toplu gözaltında kaybetmenin başıdır, başlangıcıdır. Tüm kayıplarımız gibi onları da adalet ve hakikat mücadelemizde yaşatacağız” ifadelerini kullandı.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur