Cumartesi Anneleri 786. haftada gözaltında kaybedilen çocukların akıbetini sordu

Cumartesi Anneleri, koronavirüs salgını nedeniyle 786. hafta açıklamasını da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdikleri canlı yayınla yaptı. Bu hafta, “23 Nisan Çocuk Bayramı” dolayısıyla gözaltında kaybedilen 25 çocuğun akıbetini soruldu

786 haftadır fail meçhul cinayete uğrayan yakınlarının faillerini ve kaybedilenlerin akıbetini soran Cumartesi Anneleri, koronavirüs (COVID-19) salgını nedeniyle bu haftaki açıklamayı da sosyal medya hesapları üzerinden gerçekleştirdi.

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’nın yasaklanması nedeniyle eylemlerini son 82 haftadır İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi önünde gerçekleştiriyordu. Koronavirüs salgınına rağmen eylemlerini sürdüren Cumartesi Anneleri, son dört haftadır sosyal medya hesapları üzerinden yaptıkları canlı yayınlarla adalet taleplerine devam etti.

Bu haftaki açıklamada, “23 Nisan Çocuk Bayramı” dolayısıyla gözaltında kaybedilen 25 çocuğun akıbetini soruldu.

1995’te Mardin Dargeçit’te kaybedilen 12 yaşındaki Davut Altunkaynak’ın kardeşi Ramazan Altunkaynak “Çocuk Bayramı’nın kutlandığı tek ülkeyiz. Ama maalesef gözaltında kaybedilen onlarca çocuğu göz önünde bulundurduğumuzda bir anlamı kalmıyor bu bayramın” dedi.

Cumartesi Anneleri adına açıklamayı ise 6 Aralık 1993’te Urfa’nın Siverek ilçesine bağlı Bağlar Mahallesi’nde gözaltında alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hüseyin Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya okudu.

Salgın nedeniyle, kaybedilenlerin akıbetini kapandıkları evlerinde sormaya devam ettiklerini dile getiren Taşkaya, bu evleri “hakikat ve adalet taleplerinin mekânı” haline getirdiklerini ifade etti.

“Risk altındaki insanlar arasında ayrım yapılamaz”

Siyasi mahpusların kapsam dışı bırakıldığı yasalaşan infaz düzenlemesine dikkat çeken Taşkaya, “Ölümcül hastalıkla mücadelede devletin insanlar arasında ayrımcı uygulamalara başvurması kabul edilemez” dedi.

Kayıp yakınları ve hak savunucuları olarak bu mücadelenin insan hakları merkezli, eşitlikçi, adil ve şeffaf bir biçimde yürütülmesini talep ettiklerini belirten Taşkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

Unutulmasın ki devletler yurttaşlarını hiçbir ayrım gözetmeden sağlık ve esenlik içinde yaşatmak için vardır. Bulaşıcı hastalık bakımından aynı risk altındaki insanlar arasında ayrım yapamazlar. Bir kez daha devleti yönetenlere sesleniyoruz; yurttaşlar olarak salgının ölümcül etkilerinden korunmaya hakkımız var. Bu korumayı ayrımsız sağlamak sizin görevinizdir.”

“Her çocuğun şiddete karşı korunmaya hakkı var”

23 Nisan Çocuk Bayramı dolayısıyla gözaltında kaybedilen çocuklar gerçeğini bir kez daha hatırlatan Taşkaya, “Çünkü umudun, iyiliğin ve dayanışmanın düşmanı olan kayıtsızlığı aşmak, hatırlamakla mümkündür” dedi.

Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Koruma Kanunu ile çocukların yaşam hakkının korunmasını güvence altına aldığını vurgulayan Taşkaya, “Çocukların korunması, haklarının ve esenliklerinin güvence altına alınması devletlerin görevidir. Her çocuğun şiddete karşı korunmaya hakkı vardır. Ancak bu topraklarda onlarca çocuğun yaşam hakkı, devlet şiddetinin vardığı son nokta olan gözaltında kaybetme yöntemiyle ellerinden alındı” ifadelerini kullandı.

Gözaltında kaybedilen 25 çocuk  

Taşkaya, 25 çocuğun nasıl gözaltına alındıkları ve nasıl kaybedildiklerinin tanık ifadelerinde, savcılık iddianamelerinde, mahkeme tutanaklarında, AİHM kararlarında ve TBMM Raporu’nda yer almasına rağmen iç hukukta cezasız bırakıldığını hatırlatarak şunları kaydetti:

Dersim Mirik Mezrası’nda ailesiyle birlikte kaybedilen 3 yaşındaki Dilek Serin, Mardin Dargeçit’te kaybedilen 12 yaşındaki Davut Altunkaynak, 13 yaşındaki Seyhan Doğan, Şırnak Uludere’de kaybedilen 12 yaşındaki İlyas Diril, Hakkari Yüksekova’da kaybedilen 13 yaşındaki Münir Sarıtaş, Diyarbakır Lice’de kaybedilen 14 yaşındaki Metin Budak, 15 yaşındaki Servet İpek, 15 yaşındaki Çayan Çiçek ve kaybedilen 25 çocuğun gözaltına alındıkları reddedildi.

“Adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz”

Kaybedilen bu çocukların akıbetlerinin karanlıkta bırakıldığı ve faillerinin cezasızlıkla korunduğunun altını çizen Taşkaya,“Biz hakikat adına, adalet adına, vicdan adına bu soruları sormaya devam edeceğiz. Gözaltında kaybedilen çocukları hatırlamaktan ve hatırlatmaktan, onlar için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur