Durup dururken nereden çıktı TÜSİAD’ın bu tarım aşkı?

TÜSİAD’ın 5 Mart’ta açıkladığı rapor, TOBB toplantısında Bakan Pakdemirli’nin gıda alanında sermayeyi destekleyeceklerini açıklaması Semerat Holding tartışmalarını tekrar hatırlattı. Büyüğüyle küçüğüyle sermaye örgütleri gıda alanıyla daha yakından ilgilenmeye başlıyor ve hükümeti emirlerine amade buluyor

Durup dururken nereden çıktı TÜSİAD’ın bu tarım aşkı?

TÜSİAD’ın 5 Mart’ta açıklanan “Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi” başlıklı raporunda belirlenen hedeflerin, Tarım ve Orman Şurası’nın 21 Kasım 2019’da açıklanan sonuç bildirgesindeki hedeflerle benzerlik göstermesi dikkat çekiciydi. Akla tarımın Semerat Holding’e benzer bir yapılanmaya devredileceğine dair tartışmaları getiriyordu.

Ardından 8 Mart’ta düzenlenen TOBB Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı’nın Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla gerçekleştiğini öğrendik. Toplantıya dair haberlerin detayları dikkat çekiciydi.

Tarımın, tükettiğimiz gıdaların günlük siyasete alet edilmemesini gerektiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, buğday ve saman tartışmalarını “trajikomik” olarak nitelendiriyordu. Türkiye’nin işlenmiş gıdada çok önemli potansiyeli olduğunu vurgulayan Pakdemirli, “Her türlü işlenmiş gıdanın yapılması, üretilmesi ve pazarlanması konusunda iş adamlarımızın dün olduğu gibi bugün de yarın da emrine amadeyiz” diyordu.

Büyüğüyle küçüğüyle sermaye örgütleri gıda alanıyla daha yakından ilgilenmeye başlıyor ve hükümeti yanlarında buluyor.

Gelin biraz yakından bakalım.

Adeta Bakanlık gibi

TÜSİAD’ın söz konusu raporu açıkladığı 5 Mart tarihli toplantısının açılış konuşmaları TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Tekfen Holding Kurucu Onursal Başkanı, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Nihat Gökyiğit ve TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan tarafından yapıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2023’e yönelik olarak dile getirdiği 150 milyar dolarlık üretim ve 40 milyar dolarlık ihracat boyutuna erişebilme yolunda Türkiye için, ülke politikalarında stratejik olarak konumlandırılmış ve önceliklendirilmiş bir tarım ve gıda sektörü olması gerektiği hedefi sahiplenildi. TÜSİAD, Bakanlığı da aşarak, Bakanlığın eksikliklerinin tümünü sıralayarak, adeta kendisini Bakanlığın yerine koyarak kapsamlı bir program açıkladı.

Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi Çalışması Koordinatörü Prof. Dr. Gökhan Özertan, “Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi” raporunu sundu. Toplantıda “Tarım ve Gıda 2020” konulu bir de panel düzenlendi.

Kaslowski: “Tarımı gençlerin, girişimcilerin ilgi alanına çekmeliyiz”

“TÜSİAD Başkanı olarak yaptığım ilk konuşmamda, Anadolu topraklarının tarım için tarihsel önemine ve değerine dikkati çekmiştim. TÜSİAD olarak, son 5 yılda üçüncü kez bu alanda rapor hazırladık. Tarım ve gıda sektörümüzün karşı karşıya kaldığı yapısal sorunları çok iyi biliyoruz. Bu çerçevede, Tarım ve Orman Şurası’nın çıktılarını çok kıymetli buluyoruz. Üretici örgütlenmelerinin zayıflığını, üreticilerin katma değerden aldıkları payın düşük olmasını, iyileştirilmesi gereken alanların ilk sıralarında görüyoruz.

Kaslowski’nin bu açıklamalarından Bakanlığın Tarımda Milli Birlik Projesi adı altında yaptığı hazırlıklara paralel olarak TÜSİAD bünyesinde de çalışma yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu amaç için Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Özertan koordinatör olarak görev almıştır.

Ayrıca, Tarım Kredi Kooperatifleri yapısında yakın zamanda yapılan köklü değişiklikler Semerat Holding iddialarını yeniden gündeme getirmektedir.

Bakanlıkla söz birliği

TÜSİAD raporunda şu ifadeler dikkat çekmektedir:

“TÜSİAD gıda, içecek ve tarım sektörünü gerek ülke ekonomisine gerekse istihdama katkısı dolayısıyla iktisadi ve sosyal açıdan son derece kritik önemde görmektedir. Bu anlayışla, TÜSİAD ülke politikalarında stratejik olarak konumlandırılmış ve önceliklendirilmiş bir tarım ve gıda sektörü yaratılması vizyonuyla çalışmalarını sürdürmektedir.” (Aynı ifade, Bakanlığın açıkladığı Tarım ve Orman Şurası’nın sonuç bildirgesinde de bulunmaktadır.)

“Çalışmada tarım ve gıda sektöründe yaşanan yapısal sorunlara ekonomik, kurumsal, hukuki, çevresel ve kültürel çözüm niteliğinde öneriler sunulmaktadır. Bu öneriler, değer zinciri boyunca üreticiden tüketiciye kadar tüm paydaşlara yönelik, entegre, bütüncül, kapsayıcı ve kalıcı politikalar oluşturma bakış açısıyla hazırlanmıştır.”

“Sürdürülebilir Büyüme Bağlamında Tarım ve Gıda Sektörünün Analizi çalışması, tarım ve gıda sektörü için kritik önemde görülen ve yapısal nitelikte sorunlar barındıran beş ana başlıkta ele alınmıştır. Bunlar:

  • Piyasa Yapısı, Aracılık Faaliyetleri ve Tarımsal Örgütlenme
  • Katma Değerin Artırılması, İnovasyon ve Dijital Tarım
  • Lojistik ve Gıda Zincirinde İyileştirmeler
  • İklim Değişikliği Etkisinde Tarımsal Arzın Sürdürülebilirliği ve
  • Tarımsal Destek ve Teşviklerdir.”

Kooperatif derken?

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan ise “Kooperatifler biçiminde örgütlenmemiz gerekiyor” diyor.
Özilhan’ın şöyle konuşuyor:

“Tarım hem bugünün hem de geleceğin sektörü. Gelecek nesillerimiz için tarım sektörünü geleceğe taşımak ile yükümlüyüz. Tarım, dünya genelinde açlığın ve yoksulluğun sonlandırılması, gıda israfının azaltılması, çölleşme ve kuraklıkla mücadele, biyoçeşitliliğin korunması gibi karşı karşıya olduğumuz pek çok küresel sorunun ortak bir noktası olarak da stratejik öneme sahip. 2030’da dünya nüfusunun 8,5 milyara, Türkiye nüfusunun da 90 milyona yaklaşacağı öngörülüyor. Geleceğin nüfusunu beslemek için bugüne oranla daha az çiftçi, yaklaşık yüzde 50 daha fazla tarımsal üretim yapmak zorunda kalacak. Dünyaya yetecek kadar gıdanın sağlanabilmesi için tüm tarım ve gıda sisteminin bir bütün olarak ele alınması gerekiyor. Günümüzde ölçek ekonomisinin geçerli olmadığı hiçbir üretim faaliyeti yok. Arazilerin parçalı yapısı, tarımda verimliliğin önünde çok ciddi bir engel oluşturuyor. Küçük tarım arazileri ve küçük çiftçilikle, ölçek ekonomisinden yararlanmamız, çiftçilerimizi havza ve ürün bazında kooperatifler biçiminde örgütlememiz gerekiyor. Kooperatifler sayesinde küçük üreticiler, traktör, sulama, gübre, pazarlama, satış, eğitim gibi birçok alanda güçlerini birleştirirse, tarım ve hayvancılığımız bugünden çok farklı bir noktaya gelir. Çok iyi çalışan kooperatiflerimiz var. Bu modeli geliştirmemiz ve tüm ülkeye yaymamız gerekiyor. Tarıma, sanayileşme kadar önem vermek, yatırım yapmak durumundayız. Doğru modeller üzerinde çalışmalar yapılır ve doğru teşvik modelleri kurgulanırsa, tarım sektörü ülkemizin geleceğinde çok önemli bir rol oynayacaktır.”

Bu açıklama ile daha önce Semerat Holding olarak açıklanan çalışmada belirlenen kooperatif örgütlenmesiyle benzerlik arz etmektedir. Bu kooperatifleşme bildiğimiz üreticinin, küçük çiftçinin örgütlenmesi değil, üretici kooperatiflerine kredi sağlamak için kurulan Tarım Satış ve Kredi Kooperatiflerinin devlet güdümüne alınarak Semerat Holding’le aynı bünyeye alınarak yok edilmesiyle sonuçlanacaktır.

Konuşmanın içinde geçen şu ifade özellikle dikkat çekici: “Günümüzde ölçek ekonomisinin geçerli olmadığı hiçbir üretim faaliyeti yok. Arazilerin parçalı yapısı, tarımda verimliliğin önünde çok ciddi bir engel oluşturuyor. Küçük tarım arazileri ve küçük çiftçilikle, ölçek ekonomisinden yararlanmamız, çiftçilerimizi havza ve ürün bazında kooperatifler biçiminde örgütlememiz gerekiyor.”

Bu açıklamalar doğrultusunda atılacak adımlar ekilmeyen alanların, havzaların birleştirilerek büyük sermayeye sunulması ve çiftçilerin de sözleşmeli tarımla kendi topraklarında işçi olarak çalışmaları sonucunu getirecektir.

Özetle, AKP/Saray iktidarının değişik isimler altında tarımdan ve gıdadan çekilerek, diğer kamusal yükümlülerin tasfiyesinde olduğu gibi, bu alanı da büyük sermaye gruplarına bırakmaya yönelik çalışmalar yaptığı anlaşılmaktadır. Yoksa TÜSİAD durup dururken tarım aşkına kapılmaz!

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur