Trabzonspor’da yaşananlara farklı bir açıdan bakmak

“Spora siyaseti sokmayalım” diyenlerin, sporu ve özellikle futbolu nasıl ele geçirdikleri ve yönettikleri bir kez daha yaşanarak öğrenilmiş oldu. Biz yaşanan malum olaya salt spor ve futbolun geleceği ve gelişimi açısından farklı bir bakış açısı getirmek istiyoruz

Trabzonspor’da yaşananlara farklı bir açıdan bakmak

Kulüp başkanları takım ve oyun ile ilgili bazı değerlendirmeler yapabilirler. Önemli olan teknik işlere müdahale edip etmiyor oluşlarıdır.

Kulüp başkanları ile teknik adamlar arasında herhangi bir güç, popülerlik veya camia aidiyeti üzerinden bir çekişme ve rekabet kabul edilebilir değildir.

Örneğin Fatih Terim ve Galatasaray başkanları arasındaki yaşanmış olan gerilimler böylesi bir durumun en iyi yansımalarındandır. Bunun Galatasaray’a verdiği zararları ilgili herkes bilir. Çünkü kurumsal işleyiş ve yapılar, bu tür ikilik ve klikleri kaldırmamaktadır.

Trabzonspor gelişen bu son olay böylesi bir fotoğrafı yansıtmaktadır. Eğer Türkiye’deki futbol ve spor insanları bu olayı Ahmet Ağaoğlu-Ünal Karaman tartışması üzerinden değerlendirirlerse sağlıklı bir sonuç ortaya çıkmayacağı kesindir.

Yaşananlara ilişkin değerlendirmelerin kurumsal ve evrensel boyutlardaki işleyiş açısından bakmakta büyük yarar vardır. Trabzon’da yaşananların daha farklı boyutları da olabilir elbette. Örneğin bir takımın teknik direktörünün görevden ayrılmasına, ne sebeple olursa olsun bir emniyet müdürünün müdahil olması, içişleri bakanının keza aynı şekilde müdahil olması, yine bir iktidar milletvekilinin “Kimse elini taşın altına koymazken gövdesini taşın altına koyan, Trabzonspor’un geleceğini kurtaran Başkanımız Ahmet Ağaoğlu ve yönetiminin amasız fakatsız yanındayız, arkasındayız. Hiç kimse Trabzonspor’un üzerinde olamaz” diye demeç vermesi, başka bir partinin il başkanının “Öyle anlaşılıyor ki Ünal hocanın gidişi siyasi bir operasyondur. Bu operasyonu yapanlar siyasetin kirlenen yüzleri ile içerdeki işbirlikçileridir. Yaşanan ayrılık kendilerinin ortak kararının bir neticesidir. Onun gençlere verdiği önem sayesine efsane Trabzonspor’u hatırlatacak bir kimlik yaratmaya çalışırken, yapılan bu operasyon sadece Ünal hocaya değil esasında Trabzonspor’a yapılmıştır” şeklinde açıklamalar yapması oldukça manidar görünmektedir. Dahası yazılan ve çizilenler arasında Ünal Karaman’ı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın abisi Serhat Albayrak’ın kovdurduğu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Ünal Karaman’ı desteklediği gibi ifadeler siyasetin spora ve futbola ne kadar nüfus ettiğinin somut göstergeleri olsa gerektir. “Spora siyaseti sokmayalım” diyenlerin, sporu ve özellikle futbolu nasıl ele geçirdikleri ve yönettikleri bir kez daha yaşanarak öğrenilmiş oldu.

Biz yaşanan malum olaya salt spor ve futbolun geleceği ve gelişimi açısından farklı bir bakış açısı getirmek istiyoruz. Biliyorsunuz genelde teknik adamlar başarısız olduklarında gönderilirler. Burada ise Avrupa Ligi maçları dışında ve oyun kalitesi anlamında henüz büyük bir başarısızlık söz konusu olmadan böylesi bir karar alınmış olması bir ilktir. Bu eğer kulübün ve takımın geleceği açısından verilmişse, bunu iyi anlamak ve farklı değerlendirmek gerekir diye düşünüyoruz. Özetle bu “iyi bir şey” de olabilir. Durumu bu bağlamda okumaya çalışmak, belki iyimserlik ve naiflik olabilir. Ama bu ülkenin spor düzeni işleyişinin değişmesi anlamında bu tür ifadeler belki bir katkı sağlar umudu taşıyoruz.

Teknik adamlar ile yolların ayrılması illa ki takımların düşme potasına olduğunda gerçekleşmesi gerekmiyor… Bunlar (eğer gerekçe buna benzer bir şeyse) Türkiye için yeni şeyler. Yeter ki bu ayrılık, kişilik ve ego savaşının bir sonucu olmuş olmasın. Yeter ki böylesi bir karar stratejik nedenler ve gerekçeler ile verilmiş olsun. Bu tür bir tavır bir yönüyle kazanımdır ve hatta örnek dahi teşkil edebilir.

Bu yazının Ünal Karaman veya Ahmet Ağaoğlu taraftarlığı üzerinden algılanmaması gerekir. Çünkü bu yazı söz konusu olayın kahramanları olan Ağaoğlu ve Karaman eleştirisi veya övgüsü değildir. Onlar da bu futbol düzeninin mutlu mesut insanlarından ikisidir çünkü.

Bu yazı, illa ki algılanacaksa, spor ve futbol işleyişinde bazı değişimlerin olması gerektiği ve alışılmışın dışında bazı tutum ve tavırların olması gerektiğine ilişkin bir temennisinden başka bir şey değildir.

Ama bu yazı sporda ve futbolda altyapı meselesi ve durumu ile ilişkisi kurulabilecek bir yazı olarak algılanabilir. Şöyle ki, sanıldığının aksine altyapıları üstyapılar belirler. Üstyapılar ise altyapılar sayesinde hayatiyetlerini sürdürürler. Yani üstyapılar kendi hayatiyetlerini bir anlamda yine kendileri belirlerler. Üstyapılarınız neyse altyapılarınız odur. Altyapılarınızın durumu neyse yaşam kaliteniz ve sürdürülebilir yaşamınız da odur.

Son olarak taraftar kitlesi açısından şunu ifade ederek bitirelim; Ünal Karaman için gösterilen hassasiyeti ve reaksiyonu, gelecekte bir gün başka konular ve başka sorunlar için de gösterebildiğimiz an, gerçekten gelişmeye başlamış olduğumuzu gördüğümüz an olacaktır.


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur