Eğitim Sen kadın emekçilere yoksulluğa, güvencesizliğe ve şiddete dair görüşlerini sordu

Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği, 25 Kasım Kadın Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü kapsamında kadın bilim ve eğitim emekçilerine yoksulluğa, güvencesizliğe ve şiddete karşı görüşlerini sordu

Eğitim Sen Merkez Kadın Sekreterliği, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü kapsamında kadın bilim ve eğitim emekçilerine yoksulluğa, güvencesizliğe ve şiddete dair görüşlerini sordu. Kadın emekçilerin verdiği yanıtlar üzerinden hazırlanan raporda yer alan veriler ise şöyle:

  • Kadın bilim ve eğitim emekçilerinin yüzde 82,4’ü kamu personel rejimi değişikliğine ve performans sistemine olumsuz bakıyor.

  • Kamu personel rejimi değişikliğine ve performans sistemine olumsuz baktığını ifade edenlerin yüzde 43 bu değişimi kesinlikle karşı olduğunu; yüzde 34,10’u değişikliğin “kayırmacılığa, liyakatsizliğe ve objektif olmayan idareci tutumuna yol açacağı” gerekçesiyle karşı olduğunu; 22,65’i ise performans sisteminin iş güvencesini ortadan kaldıracağı, “esnek, sözleşmeli ve ücretli öğretmenliğe sebep olacağı” gerekçesiyle karşı olduğunu belirtti.

  • Kadın bilim ve eğitim emekçilerinin yüzde 69’u kendisini çalışırken güvende hissetmiyor.

  • Hayır yanıtını verenlerin yüzde 19’u BİMER ve CİMER üzerinden şikayet ve ihbar durumunda işlem başlatılması; yüzde 19’u çalıştığı kurumdaki olumsuz uygulamaları; yüzde 18’i güvenli çalışma koşullarının olmaması; yüzde 12’si veli-öğrenci saldırısına maruz kaldığı; yüzde 12’si her türlü tehlikeye açık ve esnek çalışma; yüzde 8’i sendikal faaliyet nedeniyle açığa alınma ya da sürgün; yüzde 12’si ise liyatakın olmayışı, kanunların sürekli değişmesi ve takip edilememesi, hak kısıtlamaları, itibarsızlaştırma, çalışma ahlakından ve bilimsellikten uzaklaşma, iş barışını engelleyen anlayışlar nedeniyle kendilerini güvende hissetmediklerini belirtiyor.

  • Kadın bilim ve eğitim emekçilerinin yüzde 67’si görev tanımı dışında olan işleri yapmak durumunda kalıyor.
  • Görev tanımı dışında olan işler yapmak zorunda olduklarını belirtenlerin yüzde 44’ü hafta sonu öğretmenler kurul ve veli toplantılarının, yüzde 25 hizmet içi eğitimlerin, 31 kişi derse hazırlık, e-okul işlemleri, seminer şube öğretmenler kurulu, zümre, kapsayıcı eğitim, gezi, Fatih projesi, BEP toplantılarının, okul gezilerinin ve ortak sınavların mesai saati dışında yapıldığını ifade etti.
  • Temizlik işçileri ve anaokulunda çalışan taşeron kadınlar net bir iş tanımları olmadığını, ihtiyaç duyulan her işe koşulduklarını söyledi. Tam gün okullarda 12 saat mesai yaptıklarını ifade ettiler. Özellikle temizlik görevlisi olarak çalışan kadınların mesai saatlerindeki farklılık dikkat çekici ve çalışılan kuruma göre farklılıklar gösteriyor.
  • Çalışırken mesleği ile ilgili olmayan ve kişisel alana giren konularda ayrımcılık yaşadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 43. Evet diyenlerin yüzde 77’si idare tarafından baskı, kontrol, mobbinge maruz kaldığını belirtirken yüzde 23’ü ise velilerden dolayı olduğunu belirtti.

  • Kadın çalışma yaşantısında karşılaştıkları sorunlar ise şunlar: Haksızlık, iyi niyetin suistimal edilmesi, torpil, kayırma, stresli iş ortamı, geleceğini güvende hissetmeme, yıpranma, kadınların erkek hegemonyası ile başa çıkmak zorunda kalması, gençlerin gelecek kaygısı, okullara kaynak aktarılmaması, idarecilerin siyasi davranması, öğretmene şiddet, mobbinge maruz bırakılma, işini kaybetme korkusu, öğretmen inisiyatifinin değersiz görülmesi, özlük haklarının iyileştirilmemesi, kadrosuzların kadroya alınmaması, veli-okul işbirliğinin yetersizliği,  motivasyon eksikliği, kreş sorunu, kutuplaştırma.
  • “İşyerinde karşılaştığınız en önemli sorun nedir” diye sorulan kadınların yüzde 32,4’ü cinsiyet ayrımcılığı cevabını verdi. Yüzde 17,6’sı iş yerinde kendilerine yönelik olumsuz tutum ve davranışları, yüzde 5,9’u angarya iş, çalışma saati, iş tanımı gereği ayrımcılığa maruz kalmayı birincil sorun olarak tanımladı.
  • Kadınlara iş dışındaki sorumluluklarını sorduğumuzda kadınların;  yüzde 64 tüm sorumluluğun (ev, çocuk, eş, yaşlı bakımı) kendisinde olduğunu, yüzde 2’si çocuk, yüzde  24’ü yaşlı bakımı, yüzde 10’u ev işlerine ilişkin sorumlulukları olduğunu söyledi.
  • Kadın bilim ve eğitim emekçilerinin yüzde 92’si aldıkları maaşın yeterli olmadığını belirtti.

Raporun sonunda ise şu ifadelere yer verildi:

Eğitim ve bilim emekçisi kadınlar olarak, her türlü şiddetin son bulduğu, tacizin, tecavüzün, istismarın, kadın cinayetlerinin, savaşın, yoksulluğun olmadığı; eşit, özgür, laik ve demokratik bir ülkede barış ve huzur içinde yaşamak için kadına yönelik şiddete karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sen de gel, güç kat “elele kadın dayanışmasıyla şiddetsiz bir dünyaya” birlikte yürüyelim.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur