İnsan hakları örgütlerinden AİHM’e Roboski çağrısı: İnsan odaklı yaklaşmalı

AİHM’in Roboski Katliamı için verdiği kararı, “Türkiye’nin cezasızlık politikasını onaylamış oldu” sözleriyle yorumlayan insan hakları örgütleri, “AİHM’i verdiği açık çekin yarattığı tahribata son vermek için insan odaklı yaklaşıma dönmeye davet ediyoruz” çağrısı yaptı

Diyarbakır Barosu, Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği (İHD), Mülkiye İnsan Hakları Merkezi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 34 kişinin öldürüldüğü Roboski Katliamı başvurusu için verdiği karara ilişkin açıklama yaptı.

Diyarbakır Barosu Adli Yardım Binası’nda yapılan açıklamaya, Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, TİHV Diyarbakır Temsilcisi Barış Yavuz’un yanı sıra çok sayıda avukat katıldı.

“AİHM cezasızlık politikasını onaylamış oldu”

Kurumlar adına ortak açıklamayı yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen, AİHM’in Roboski Katliamı için yapılan başvurunun iptal edilmesine tepki göstererek şunları söyledi:

AİHM, bu kararıyla sadece son zamanlarda sıklıkla yaptığı üzere etkililiği son derece tartışmalı olan Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tüm kusurlarını örtmekle kalmadı, Türkiye’nin Roboski davasında somutlaşmış cezasızlık politikasını da onaylamış oldu. Çoğu çocuk 34 kişinin can verdiği bu vakaya ilişkin hiçbir sorumluluğunu yerine getirmeyen hükümete de benzer vakalar için yeşil ışık yakmış oldu. Oysa aynı AİHM, 1990’larda Türkiye’nin Güneydoğusu’nda gerçekleşen birçok karanlık insan hakları ihlalini aydınlatarak, başta Kürt halkı olmak üzere tüm toplum için bir umut kaynağı olmuş, hakikatin karanlığa gömülmesine müsaade etmemişti.

“Avukat mazereti ilk ret kararıdır”

İç hukuk yollarının tüketilmesi gerekliliği kuralının belli bir esneklik ve aşırı formalizmden uzak bir şekilde uygulanması gerektiğini vurgulayan Özmen, şöyle devam etti:

1990’lı yıllarda hiçbir sınır tanımaksızın, hiçbir usule uymaksızın gerçekleştirilen ağır insan hakları ihlalleri, 2010’lu yıllarda çeşitli usul kurallarının içerisinde ambalajlanmış şekilde karşımıza çıkmaktadır. Şekil farklı; ama sonuç aynıdır. İnsanlar katledilmekte ve fakat failler cezasız kalmaktadır.

Türkiye’de 2018 yılında yaşanan ağır insan hakları ihlalleri tablosunun en önemli sorumlularından birinin de Anayasa Mahkemesi olduğuna işaret eden Özmen, “Gerçekten de Roboski kararı, bir başvurunun bölüm seviyesinde, eksik belgelerin tamamlanmasına ilişkin avukatın sunduğu mazeretin kabul edilmemesi nedeniyle ret kararı verilen ilk ve tek karardır” ifadelerini kullandı.

AİHM’e çağrı

Özmen, “İç hukuk yollarının tüketilmesinde aşırı formalizmden uzak durulması gerekliliğini vurgulaması gereken AİHM, tam tersini yapmakta, Anayasa Mahkemesi’ne her konuda verdiği açık çekle Türkiye’de giderek derinleşen insan hakları ve hukuk devleti krizinin ana ortağı haline gelmektedir” diyerek, insan hakları örgütleri olarak AİHM kararını kınadıklarını belirtti.

Özmen, son olarak AİHM’e şu çağrıyı yaptı:

AİHM’i Türkiye hükümetine ve Anayasa Mahkemesi’ne verdiği açık çekin yarattığı tahribata son vermek için Türkiye davalarında 1990’lı yıllarda benimsediği insan odaklı yaklaşıma dönmeye davet ediyoruz! Ve uyarıyoruz: Cezasızlığı hoş gören bir insan hakları mahkemesi insanların umudu olamaz! İnsanların umudu olamayan bir uluslararası mahkeme, kendi sonunu da kaçınılmaz kılar.

Ankara

Diyarbakır ile eş zamanlı olarak Ankara’da da Hak İnisiyatifi, İnsan Hakları Derneği (İHD), Mülkiye İnsan Hakları Merkezi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı  (TİHV) ortak basın toplantısı İHD genel merkez binasında düzenledi.

Açıklama yapan İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, AİHM’in 1990’larda gerçekleşen birçok karanlık insan hakları ihlalinin aydınlatılmasına vesile olduğunu hatırlatarak, şunları belirtti:

İç hukuk yollarının tüketilmesi gerekliliği kuralının belli bir esneklik ve aşırı formalizmden uzak bir şekilde uygulanması gerekir. 1990’lı yıllarda hiçbir sınır tanımaksızın, hiçbir usule uymaksızın gerçekleştirilen ağır insan hakları ihlalleri 2010’lu yıllarda çeşitli usul kurallarının içerisinde ambalajlanmış şekilde karşımıza çıkmaktadır.

“Derinleşen insan hakkı ihlallerinin ortağı haline gelmiştir”

2018 yılında Türkiye’yi uluslararası insan hakları standartlarına saygılı bir hukuk devleti olarak gören hiçbir uluslararası tarafsız gözlemci olmadığını vurgulayan Türkdoğan, şu ifadeleri kullandı:

Bu korkunç tablonun en önemli müsebbiplerinden biri de Roboski kararını reddeden AYM’dir. Gerçekten de Roboski kararı bir başvurunun bölüm seviyesinde, eksik belgelerin tamamlanmasına ilişkin avukatın sunduğu mazeretin kabul edilmemesi nedeniyle ret kararı verilen ilk ve tek karardır. Tam da bu nedenlerle iç hukuk yollarının tüketilmesinde aşırı formalizmden uzak durulması gerekliliğini vurgulaması gereken AİHM, tam tersini yapmakta, AYM’ye her konuda verdiği açık çekle Türkiye’de giderek derinleşen insan hakları ve hukuk devleti krizinin ana ortağı haline gelmektedir.

Türkdoğan, AİHM’in verdiği Roboski kararını her yerde teşhir edeceklerini ve uluslararası kamuoyunda da girişimlerine devam edeceklerini kaydetti.

“Roboski’nin üzerini böyle kapatamazsınız”

Türkiye İnsan Hakları Vakfı üyesi Metin Bakkalcı da, “Roboski’de bu ülkenin yurttaşı olan 34 kişi bu ülkenin savaş uçaklarıyla kendi sınırlarında vurularak, katledildi. Ortada bir gerçek var. AİHM verdiği bu kararla gerçeği kapatamaz. İnsan aklıyla dalga geçilen kararlara AİHM’de bir yenisini ortaya koydu” diyerek tepki gösterdi.

Dünyada ve Türkiye’de insan haklarının artık bir çürümüşlüğe doğru gittiğinin altını çizen Bakkalcı, “O gerçekler mutlaka bulundukları topraklarda fışkıracak. Üzerini böyle kapatamazsınız” dedi.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur