‘Chucky’ bir korku filmiyse eğer, bu beş çocuk mahşerin ta kendisi – Süleyman Karan (Gazete Duvar)

Beş çocuk, beş farklı milletten, ellerindeki tabancaları, diz çöktürülmüş, kelepçelenmiş beş Kürt savaşçının kafasına doğrultmuş. IŞİD çocuktan cellat yaratmış, ben her şeye kadirim adlı kanlı bir prodüksiyonla, herkese kafa tutuyor! Bir tanesi ‘savaş yeni başladı ve şiddet artacak’ diyor. Ve dört arkadaşıyla birlikte kurşunları boşaltıyor.

Medyaya yansıyan o videoyu gördünüz mü bilmem ama keşke kimse böyle bir şey görmeseydi. Suriye’deki vekalet savaşının geldiği noktayı ve köktendinci terörün, terörü kullanan diğer silahlı gruplardan nasıl ayrıştığını göstermesi açısından bu video, tam bir acı ders niteliğinde… Ellerine tabanca verilmiş 10 ila 13 yaşları arasındaki beş çocuk cellat, Kürt savaşçılarını infaz ediyor. Çocukların üzerinde kamuflaj desenli üniformalar var, ancak bu bir ilk değil, bunu yani çocuk askerleri Sierra Leone’da, Liberya’da, Kongo’da, Nijerya’da ve Güneydoğu Asya’da pek çok kez gördük, yani mesele çocuk asker meselesi değil. Çocuk cellatlar bir ilk… Bu iğrençliği, bir IŞİD denen küresel terör örgütünde görebilirsiniz, bir de diğer el Kaide artığı Boko Haram, el Şebab gibi katil sürülerinde…

Çocuktan cellat yaptılar

Yine bu utanç verici videoda göreceğiniz bir şey daha var, IŞİD’in küresel bir terör örgütünün bir kanıtı olarak… Bu aynı zamanda Suriye’de süren vekalet savaşının nasıl diğer ülkeler tarafından sahnelendiğinin de bir göstergesi… Önce bu beş ‘küçük’ celladın isimlerini verelim, zaten ne demek istediğimi anlayacaksınız: Ebu el Bara el Tunisi, Ebu İshak el Masri, Ebu Abdullah el Britani, Ebu Fuad el Kürdi, Yusuf el Uzbeki… Her çocuk başka bir ulustan, sırasıyla; Tunuslu, Mısırlı, İngiliz, Kürt ve Özbek… Yani uluslararası terör örgütünün çektiği bir ‘Chucky’ filmiyle karşı karşıyayız, elinde ustura yerine tabanca var, büyük olasılıkla ikinci videoda keskin birer bıçak olacak.

Yine biliyoruz ki, IŞİD el Kaide artıkları, Iraklı Sünni aşiretler, Irak BAAS’ının doğuştan katil generalleri ve albaylarıyla, bunları bir araya getiren ve her türlü desteği veren ABD, İsrail ve Britanya gizli servislerinin büyük payıyla kurulmuş, post-modern bir terör organizasyonu…

Stüdyodan vahşet yayını

En ayırt edici özelliklerinden biri de, halkla ilişkiler çalışmaları… Eyleme geçtiği günden bu yana, IŞİD bazıları tümüyle mizansen, bazıları stüdyo tekniklerinin kullanıldığı pek çok infaz ve katliam görüntüsünü paylaşmayı bir iletişim stratejisi olarak benimsemiş bulunuyor. Birkaç amacı var; öncelikle tabii ki savaştığı herkese korku salmak… Bir diğeri, dünyada ne kadar seksopat, psikopot, şizofren, sosyopat, sadist ve her türlü ezik varsa, onlara yönelik olarak tüm bu potansiyele bir insan kaynakları ilanı gibi bu fotoğraf ve videoları paylaşmak. Tabii bu arada ayrıca esir ettiği kadınlara ve çocuklara tecavüz ettiğini de alenen duyurmaktan geri kalmıyor. Bu da pek çok ruh hastası için bir bonus!

Dinden beslenen illüzyon

Adı üstünde post-modern bir terör yapılanması dedik ya, bu eklektik yapının bir diğer ve belki de en önemli argümanı, dinsel ideoloji… Her ne kadar diğer dinsel referansla faaliyet gösteren her türlü parti, örgüt ve terörist, “Bu gerçek İslam değil” deyip dursun, bu böyle… Zira tekfirci selefiliğin en ucunda yer alan bu örgütün, ideolojik argümanlarını oluşturan her şey, göreli olarak Kur’an’a gönderme yapıyor.

Son bir özelliği daha var IŞİD’in… Her ne yaparsa, toplumsal bilinçaltına oynamayı çok iyi biliyor. Ve büyük olasılıkla, kendisi bir gün yok edilebilse bile pek çok terör örgütüne örnek olacak. Bu da ‘şok et, felç et, hayran et’ diye özetleyebileceğimiz bir mesaj. İşte bu çocuk cellatlar da böyle bir halkla ilişkiler projesi… “Biz 10 yaşındaki çocuklardan katiller yaratmaya kadiriz” diyor katiller sürüsü… Bunu nasıl yaptıklarını biraz önce anlattım aslında… 50 yaşındaki bir insanın bile beynini yıkayacak ideolojik silahlarıyla, 10 yaşındaki çocukları mı katile çeviremeyecekler? Çeviriyorlar!..

Yok öyle topu emperyaliste atmak!

Kim ne derse desin, özellikle de şu ‘takiyyeci’ münevverler, IŞİD ve sadece IŞİD de değil onun gölgesinde kalan diğer tekfirci selefi terör örgütlerinin en önemli ideolojik silahı din, ideolojik demek kesmez aslında, illüzyon silahı… İşte bu sebeple bu insanlık utancı örgütten ne denli emperyalist güçler, üst akıl ya da ne haltsa sorumluysa, bu dini bunların elinde bir silah haline getiren İslam dünyası da o denli sorumludur.

Nasıl mı, işte tam şöyle: Bir zamanlar bir ‘kafir’in çocuğu olan (büyük olasılıkla bu çocuk celladın babası bir şekilde sonra IŞİD’ci olmuş bir İngiliz ya da Britanya’ya göçmüş bir müslüman) Ebu Abdullah el Britani, bir cinayet makinesi haline getirilmiş. Bir diğeri ise hiç öyle korku ya da uyuşturucu etkisiyle değil, bizzat kötü bir masalla beyni yıkandığı için elleri bağlı, diz çökmüş babası ya da amcası yaşında birini gözünü kırpmadan infaz eden Ebu el Bara el Tunisi… Bu Tunuslu ‘şey’ tetiği çekmeden haykıra haykıra, ölümü bekleyenlere savaşın daha yeni başladığını ve çok daha fazla şiddet olacağını müjdeliyor! Böyle olacak çünkü bunlar hala çocuk, eğer ya kurtalırılıp rehabilite edilmezlerse (ki çok zor) ya da yok olmazlarsa, evet böyle olacak!

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur