Silikon Vadisi’nin emeği ayaklanıyor – S. E. Smith

“Silikon Vadisi” cümle içinde geçtiğinde bile birçok insanın içinin ısındığı bir zamanda yaşıyoruz. Giyilebilir teknolojiler, “akıllı” bilgisayarlar, birbirleriyle yarışan mobil cihazlar, sosyal ağlar… küçük bir azınlık için milyon dolarlar demekken sahnenin geri kalanında olan montaj hattı işçileri, programcılar, çağrı merkezi çalışanları ve daha nicesi için sömürünün ve tahakkümün hem bilindik yüzü hem de üstüne gönüllü kullanıcı emeği, esnek çalışma saatleri, zaman-mekân bağımlılığını aşabilen sömürü pratikleri anlamlarına geliyor. Haliyle “dünyada bir şey değişmiyor” diyemiyoruz. Kapitalizm, Christian Fuchs’un dillendirdiği gibi bir uluslararası dijital işbölümü ile birlikte sermaye birikimini yeni araçlar ve yeni yöntemlerle geliştiriyor.[1]

Ham maddesi Kongo’da çıkan madenler olan bu teknolojiler, Çin’de montaj hattına giriyor, yazılımın temel mimarisi Silikon Vadisi’nde ortaya çıkıyor, Hindistan’da kodlanıyor. Bu sırada Facebook ve Twitter gibi ticari sosyal ağlar dört bir yandaki kullanıcılarının verilerini hedefli reklamcılık için kullanıyor, bu ağların hisse senetleri borsalarda yarışıyor.

Teknolojilerin “baş döndürücü” gelişim hızlarına tanıklık eden bu zamanlar bir yandan da ayaklanmalar, grevler ve alternatif platformlara da ev sahipliği yapıyor. Dünyada 2008 sonrası başlayan ayaklanma dalgası teknolojileri kendi ihtiyaçlarına göre kullanıyor, devlet gözetimi türlü yollarla aşılıyor ve ticari olmayan yeni platformlar beliriveriyor.

Tüm bunlar olurken Silikon Vadisi de bu alt-üst oluşlardan bağımsız kalamıyor ve bin bir zorluğa rağmen yeni örgütlenmelere, sendikal mücadelelere ve bir araya gelişlere ev sahipliği yapıyor. Az sonra okuyacağınız metinde de bu mücadelelere dair bir kesit, bir umut öyküsü görebilmek mümkün. Silikon Vadisi’nde İnternet’te veya televizyonlarda masaj salonları, rahat çalışma ofisleri, oyun alanları olarak gösterilen çalışma mekânlarının aksine kimi zaman 1800’lerin İngilteresi’ni aratmayan koşullarda çalışan işçiler “artık yeter” diyorlar ve tarihin böylesi akışına çomak sokuyorlar. Tabii böyle bir karşı duruşu kendi yaşadığımız coğrafyaya taşımak da bizlerin önünde bir görev olarak belirmeye devam ediyor.

Diyar Saraçoğlu

[1] Dijital emek, “enformasyon toplumu”, bilişim alanındaki yeni sömürü pratikleri ve karşısındaki örgütlenme olanaklarını tartıştığımız Janus’un Çehresi dizisinde bu konularda kitaplar yayınlamaya çalışıyoruz. Kısa süre önce yayınladığımız Dijital Emek ve Karl Marx (Notabene, 2015) da bu konuyu mercek altına alan kitaplardan biri.

* * *

Sendikalar teknolojinin düşük ücretli işgücü içerisinde hızla yayılıyor

Gabriel Cárdenas, 27 yaşında, Google’ın aynı gün ve gece çevrimiçi alışveriş ve teslimat hizmeti olan Google Express’in depolarında, kamyonları yükleme ve boşaltma işinde çalışıyor. Kimi zamanlar bunaltıcı derecede sıcak olan Kaliforniya Palo Alto’daki depo, Google’ın Mountain View’deki, radyan soğutma sistemine sahip, güzelce belirlenmiş kampüsünden oldukça farklı.

Ancak Cárdenas Google için çalışmıyor. Google ve diğer teknoloji firmaları için sözleşmeli işçi sağlayan bir istihdam şirketi olan Adecco için çalışıyor. Kendisi, Silikon Vadisi’ni çalışır tutan temizlik görevlisi, otobüs şoförleri, yemek hizmeti işçileri, güvenlik görevlileri ve diğer düşük ücretli işçilerden oluşan bereketli bir destek işgücünün parçası. Her ne kadar her gün kodcular, geliştiriciler ve diğer orta düzey personelin yanı sıra işe gidiyor olsalar da, teknolojik seçkinlerin ünlü yüksek maaşlarından ve ödeneklerinden mahrumlar. Ücret farkı, beceri grubu veya niteliklerden çok daha fazla miktarda. Teknoloji firmaları, dış istihdam firmalarına yaslanarak, taşeron işçilere, doğrudan istihdam edilenlerle aynı yardımlara (sağlık hizmetleri ve ücretli izin gibi) erişim hakkı vermek zorunda olmadıkları için, tasarruf etmiş oluyorlar. İstihdam büroları da şirketlere düşük teklifler sunuyor ve bedeli sınırlı, veya hiç olmayan ödeneklerle işçilerin ödemelerine yol açıyorlar.

İstihdam şirketlerinin çalışanları, ünlü teknoloji merkezleri için daha yüksek emek standartlarının yeni çağının öncüsünün ne olabileceğini ortaya koymak üzere isyan etmeye başlıyorlar. Bu işçiler örgütleniyor, sendika üyeliği ve toplu sözleşme yetkisi için oy kullanıyor ve halk desteğini arttırma umuduyla çalışma koşullarını, hizmetlerini sundukları şirketlerin isimlerini de söyleyerek, alenen teşhir ediyorlar. “Adecco” ortalama bir tüketici için bir şey ifade etmiyor olabilir, ama “Google” kesinlikle bir şey ifade ediyor ve çoğu Google müşterisi de kurumsal sorumluluk konusunu önemsiyor. Eğer işçiler başarılı olursa, New York ve Chicago gibi daha yeni teknoloji merkezlerinde muazzam bir etki yaratabilirler.

Bolluğun vadisi, ama azınlık için

Silikon Vadisi, önceden meyve ağaçları olan 1854 mil kare [çn. yaklaşık olarak 4802 km kare] boyunca uzanmakta ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki oldukça yüksek değere sahip arazinin (ve şirketlerin) bazılarını içermektedir. Apple 1 trilyon dolar, Google 383 milyar dolar, Facebook 250 milyar dolar değerindedir. Bu gibi firmalardaki teknoloji profesyonelleri, 2014 tarihli Dice.com teknoloji kariyer sitesinin anketine göre yıllık ortalama olarak 112.610 dolarlık bir ücrete sahipler.

Destek işçileri, bu oldukça yüksek kârlı pastadan kazanmaları gereken dilimi istiyorlar. Cárdenas iş arkadaşlarını örgütleme fikrine, ön lisans derecesini almaya çalıştığı Evergreen Valley Koleji’ndeki 2014 güzündeki sosyoloji dersi esnasında ulaşmış. Eğitmen Frank Espinoza, patronlarla işçi karşılaşmalarını tanımlarken, Cárdenas’a “Bunun gibi Golyat’lara karşı koyduğun zaman, oldukça fazla sayıda Davut’a ihtiyacın var” demiş. İşçilerin sayıca çoklukla birlikte inanılmaz güçlendikleri mesajı, Cárdenas üzerinde derin bir etki bırakmış. Google Express’teki arkadaşı Adecco işçileriyle sendikaya gereksinim duyup duymadıkları hakkında konuşmaya başlamış. Depoda pek çok emek sorunu mevcutmuş: istihdamda iki yıllık sınır; çatlak zemin ve hasarlı elektrik sistemleri gibi tehlikeli çalışma koşulları; boğucu sıcak; 13$-14$ gibi düşük saatlik ücretler.

Adecco işgücündeki mırıldanmalara pasifleştirme (Cárdenas havalandırmanın iyileştirildiğini söylüyor) ve sendika engelleme bileşimiyle karşılık verdi. Teamsters [çn. Taşıma İşçileri Sendikası] başkan yardımcısı Rome Aloise, In These Times’a şirketin ünlü sendika karşıtı hukuk firması Jackson Lewis’ı işe karıştırdığını ve “işçileri korkutmak ve yıldırmak için her yola başvurduğunu” söyledi. Cárdenas ve Aloise, avukatların katlarda dolaşarak ve yöneticilerin işçileri kenara çekerek veya uzun “zoraki dinleyicili” toplantılar yaparak sendikalaşmanın tuzaklarını vaaz ettiklerini söylediler. Ne gariptir ki, aynı Adecco ayrıca Cárdenas’ı, emek örgütlenmesi esnasında iş arkadaşlarına karşı zorbalık yaptığı iddiasıyla -kendisi bu iddiayı reddediyor- bir buçuk gün boyunca görevden aldı. (Aloise, In These Times’a Teamsters’ın Cárdenas ve misilleme amacıyla işten atıldıklarına inanan iki işçinin nezdinde NLRB [çn. National Labor Relations Board – Ulusal İşçi-İşveren İlişkileri Kurulu] şikayeti dolduracağını söyledi.)

İşçilerin emek sorunları ve sendika karşıtlığı hakkındaki iddiaları sorduğumuzda, Adecco sözcüsü şunları söyledi: “Bu seçim süreci boyunca çok sayıda yanlış iddia ileri sürülmüştür; yasal süreci devam eden konular hakkında yorum yapmamız mümkün değil, ancak seçim süreci etrafında NLRB’ye itirazlar sunuldu. … NLRB’nin soruşturmaları ve yaklaşan duruşma açısından tamamen işbirliği içerisinde olacağız.” Kendisi ayrıca şirketin “iş arkadaşlarımızca özgürce seçilen herhangi bir yönü desteklediğini” ancak “iş arkadaşlarının bir sendikayı aracı kullanmak yerine işverenleri olarak doğrudan bizimle muhatap olmaları daha iyi olacaktır” şeklinde ekledi.

Anlaşılan işçiler bu düşünceyi paylaşmıyorlar. Adecco çalışanları 21 Ağustos’ta Teamsters’a katılma yönünde oy kullandılar, sonunda teknolojinin yaptığını bulması şeklinde değerlendirilebilecek bir başka kilometre taşı, emek örgütlenmesinin Silikon Vadisi boyunca hızlıca yayılmasındaki bir uğrak.

İlk kıpırtılar, değerli sivil hakları örgütleyicisi Jesse Jackson [çn. ABD’li politikacı, insan hakları aktivisti, ve papaz] ansızın Vadi’deki ırksal ve sınıfsal eşitsizliklere odaklanan, yarıiletken üreticisi Broadcom ofislerindeki güvenlik görevlileri için daha iyi çalışma koşulları amaçlayan bir kampanya başlattığı zaman, Mayıs 2014’te başladı. Eylül 2014’te, güvenlik görevlileri “Apple, Apple, iyi değilsin, işçilerine olması gerektiği gibi davran” sloganlarıyla bir Apple dükkanı içerisinde toplandılar. Kasım 2014’te Unite Here [çn. Amerika ve Kanada’da otel, yemek hizmetleri, çamaşırhane ve kumarhane sanayilerinde çalışan işçilerin sendikası] protestocuları, Intel’in Santa Clara ofislerinde firmayı, bir yemek şirketi tarafından istihdam edilen yemek hizmeti işçilerine haksız davranışlar için sorumlu tutmak üzere toplandılar. Aralık 2014 protestosunda Jackson, güvenlik görevlisi ve yemek hizmetleri işçilerinden (bunların çoğunluğu diğer taşeron işçilerin çoğunluğu gibi renkli insanlardı) oluşan bir kalabalığı yöneterek “Apple vergilerden kaçar, bedeli biz öderiz” sloganlarının atıldığı Apple’ın Bay Area kampüsündeki bir toplanmaya öncülük etti.

Teamsters 2015’te dört sendika zaferi gördü: Google Express’teki depo işçileri, Genetech’teki atık bertaraf işçileri ve Apple, Genentech, Yahoo, eBay, Zynga, Evernote ve Amtrak’a toplu olarak hizmet eden iki ulaştırma şirketindeki işçiler. Bunlar, Silikon Vadisi’ndeki gelişmekte olan sınıf savaşının utanç verici simgelerinin sürücüleri: San Francisco ve Silikon Vadisi’nin çevresinden seçkin özel otobüsler. (Geçtiğimiz yıllarda, teknoloji personeline özel olan otobüsler, şehir otobüs duraklarını kullanmaları üzerinden hatırı sayılır bir tartışmaya yol açtılar.) Aloise’e göre, yeni sözleşmeler 200’den fazla sürücüyü kapsamakta ve yaklaşık olarak [yıllık] 60.000$’lık ücretleri ve düşük maliyetli sağlık sigortasını güvence altına almakta.

Teamsters ve Unite Here sendikalarına ek olarak, Hizmet Çalışanları Uluslararası Sendikası (SEIU) [çn. Amerika, Porto Riko ve Kanada’da sağlık hizmetleri, kamu hizmetleri ve özel hizmetler sektörlerindeki işçileri örgütlemeye çalışan bir sendika] da South Bay AFL-CIO [çn. Amerika’daki 56 ulusal ve uluslararası sendikayı barındıran en büyük ulusal sendika konfederasyonu] Emek Konseyinin de yardımıyla işçileri örgütlemeye başladı. SEIU kampanyaları, Silikon Vadisi’nin en büyük iki güvenlik istihdamı şirketi olan Universal Protection Service ve Security Industry Specialists’te sürüyor.

Norman Meeks, SEIU ile birlikte iş arkadaşlarını örgütlemek için çalışan Universal Protection Service güvenlik elemanlarından. Güvenlik elemanları, pahalı bir sağlık sigorta planı satın alma dışında hiç bir ek yardım olmadan saatlik 10$-12$ arası kazanıyorlar, diyor. Silikon Vadisi’ni çalışır halde tutan diğer işçiler gibi, güvenlik elemanları da ülkenin üçüncü en pahalı yerleşiminde bu asgariye yakın ücretleri kazanıyorlar.

İki vadinin hikâyesi

Körfez Bölgesi’ndeki barınma maliyetleri hızla yükseliyor; örneğin San Jose’deki kiralar, yalnızca 2014 yılında %12 artmış. Körfez Bölgesi’nin, Richmond ve Walnut Creek gibi en uzak ve bir zamanlar fiyatı uygun bölgeleri çoğu işçi sınıfı mensubu için çok pahalı hale geliyor. Bölgesel gelişme planı olan Körfez Bölgesi Planı, Silikon Vadisi temizlik görevlilerinin yıllık ortalama 25.000 dolar kazandığını ve bunun yarısından fazlasını barınma ve ulaşım için harcadığını ortaya koyuyor. Aloise, sendikalaşma ve daha iyi ücretler için müzakereler yapmanın, bazı işçiler için Silikon Vadisi’nde yaşayabilme ve çalıştıkları topluluklarda yaşamlarını kurabilmelerini sağlayabileceğini söylüyor.

Silikon Vadisi’ndeki gelir uçurumu ayrıca ırksal hatlar boyunca daha da keskinleşiyor. Bu da Jesse Jackson’ın oradaki emek örgütlenmesinde yer almasının nedenlerinden biri. Topluluk-emek koalisyonu Working Partnerships USA’dan Derecka Mehrens bu durumu “mesleki ayrımcılık” [çn. occupational segregation] olarak tanımlıyor. Siyah ve Latin işçiler programcılar ve yüksek ücretli teknoloji personeli içerisinde oldukça az temsil edilirken, madalyonun diğer tarafında, yani bu insanları işe götüren, arkalarından temizlik yapan, savurgan kafelerde onları doyuran ve onları güvende tutan kısımda oldukça yüksek temsil ediliyorlar. Beyaz ve Asyalı işçiler Silikon Vadisi’nin bakım işçileri arasında %21’ine tekabül ederken, 2014 yılında şirketin yayınladığı istatistiklere göre (çoğu teknoloji firması çeşitlilik verisini paylaşmaktan imtina ettiği için bu sanayinin bütünü için önemli bir gösterge) Google personelinin %91’ine tekabül ediyorlar.

Teknoloji sanayisi kendisini yetenekli kodcuları çekmesi gerektiği şeklinde savunuyor. Aralarından seçebilecekleri çok sayıda iş dolayısıyla, programcılar şirketler tarafından, Google’ın kurum içi masaj terapistleri gibi ünlü ekleri de içeren, en iyi paketlerce cezbediliyorlar.

Ama açıkça programlama emek gücü, özellikle çok sayıdaki teknoloji eğitim programlarına ve H-1B [çn. uzmanlık gerektiren alanlarda yabancı işçileri istihdam etmeye yönelik göçmenlik için olmayan vize] vizeleriyle gelen (çoğu bolca kod üretirken düşüş ücret alan ve sıkışık şirket mekanında tutulan) yabancı işçilerin yardımıyla, büyümeye başlıyor. Hali hazırda, yazılım mühendisleri yeni kodun büyük bir kısmını yazarken, geniş bir programcı havuzu da montaj hattı işçileri gibi davranıyorlar, daha önceden mevcut hazır kodları bir araya getiriyorlar. Yazılım geliştirmenin bazı sektörlerinde ücretler, taşmış emek piyasası ve deneyimli meslektaşlarına göre daha ucuza mal olan daha genç ve taze işçileri işe almanın bir sonucu olarak düşmeye başlıyor. Silikon Vadisi’nin adı çıkmış programcıları, bir başka ifadeyle, kendileri için sendika kampanyası konusuna bakıp bakmamaları gerektiği konusunu değerlendirmek isteyebilir.

Gerçek çalışanlar, lütfen karşı koyun

Tehlike işaretini gören kamuoyunda iyi tanınan kimi teknoloji şirketleri, istihdam büroları aracılığıyla işe aldıkları işçiler için standartları iyileştirmenin adımlarını atıyorlar. Mayıs’ta, belki de Fight for 15 [çn. 15$ saatlik ücret için mücadele eden bir oluşum] hareketinin ateşini gören Facebook, kendisi için “azımsanmayacak miktarda iş yapan” yüklenici ve sağlayıcılara asgari 15$ saatlik ücret ve çeşitli ödenekleri şart koşacağını duyurdu. Diğer şirketler, Google’ın Ekim 2014’te güvenlik hizmetlerini ve Apple’ın da Mart 2015 güvenlik görevlilerine yaptığı gibi, önceden taşeron olan çalışanları kurum içi hale getiriyorlar.

Working Partnerships USA’dan Derecka Mehrens teknoloji firmalarının daha iyi çalışma koşullarını gönüllü olarak teşvik etmesine bel bağlamanın akıllıca olmadığını söylüyor. Destek işçilerinin kurum içi hale gelmesiyle birlikte, teknoloji firmalarının istihdam firmalarıyla müzakere edilen sendika sözleşmelerine uyma zorunluluğu kalmıyor ve bu teknoloji firmalarının sendikalaşması da hiç gözükmeyecek kadar enderdir.

İş avukatı Moshe Marvit ayrıca Facebook gibi gönüllü girişimlerin bir gözetim düzeneği içermediğine dikkat çekiyor. Doğrusu, Facebook planını gerçekleştirip gerçekleştirmediğine ilişkin ayrıntıları henüz vermedi. Sendikalar daha fazla güvence sağlıyor; işçiler bir sözleşmeye ve ihlalleri ve sıkıntıları bildirmek üzere bir sisteme sahip oluyorlar.

Ağustos sonu bir NLRB hükmü, teknoloji firmaları ister beğensin ister beğenmesin, bunun gibi gözetim düzenekleri ortaya çıkarabilir. NLRB Browning-Ferris’te, iki şirketin “müşterek işveren” oluşturup oluşturmadığına yönelik standardını açıklığa kavuşturdu. Önceden, istihdam firmaları ve müşterileri yalnızca eğer müşteriler işçiler üzerinde, örneğin geçmiş araştırması veya saat belirlenmesi gibi belli düzeyde bir denetim uyguluyorsa müşterek işveren olarak kabul ediliyordu. Şimdi, NLRB, eğer müşteri kuramsal olarak denetim uygulayabilecek durumdaysa, bu denetimi uygulamasa bile, müşterek işveren olarak değerlendirilir diyor.

Marvit bu hükmün Silikon Vadisi’nde muazzam bir etkisi olacağına inanıyor. Şimdi şirketler ücretleri ve çalışma koşullarını görmezlikten gelemeyecek ve taşeron işçiler sendikalaşırsa, istihdam büroları ve onları kullanan firmalar görüşme masasına birlikte gelmek zorunda kalacaklar.

Sendika kampanyaları hızla çoğaldıkça, Silikon Vadisi’nin depoları, dinlenme odaları ve temizlik bölmeleri daha büyük bir şeyin yeşerme alanı olabilecektir. Silikon Vadisi, ekonominin gelişen sektörlerinden birinin standart belirleyicisidir. Bölge 21. yüzyılda kârların nasıl paylaşıldığına ilişkin bir emsal davadır. Oldukça kârlı bu sanayi, zenginliğini, yıldız vizyonerlerden temizlik görevlilerine başarısını mümkün kılan çoğunlukla paylaşacak mı yoksa kârların azınlığın elinde yoğunlaşmasına devam mı edecek?

S. E. Smith, The Guardian, Bitch Magazine, AlterNet, Jezebel, Salon, the Sundance Channel blog, Longshot Magazine, Global Comment, Think Progress, xoJane, Truthout, Time, Nerve, VICE, The Week ve Reproductive Health Reality Check için yazılar yazmış, toplumsal konular üzerine bir deneme yazarı, gazeteci ve aktivist. Takip için: @sesmithwrites.

7 Eylül 2015

[In These Times’taki İngilizcesinden Tahir Emre Kalaycı tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur