Petrol-İş kaybetti – Can Şafak

Hava-İş’ten sonra, Petrol-İş’in de “düşürülmesi” siyaseten Türk-İş içinde AKP’nin gücünün artması ve pekişmesi; Türk-İş içinde solun silinmesi anlamına gelmektedir

Petrol-İş genel kurulu Pazar günü sonuçlandı. Yönetim değişti ve AKP’li Ali Ufuk Yaşar’ın listesi Mustafa Öztaşkın’ın listesi karşısında açık ara kazandı.

Bunun bir “bayrak yarışı” olmayıp, sendikayı temelde/esasta bir değişime götüren yolu işaret ettiği çok açık. Oluşan yönetimde ılımlı unsurların da yer alması, bu gidişi değiştirmeyecektir.

Petrol-İş Türkiye’de sendika hareketinin tarihi içinde önemli bir sendika. Eski bir sendika. Gelenekleri olan bir sendika. Sınıf mücadelesinin içinde ve yanında olmuş, barışın yanında olmuş, sağduyulu bir çizgi izlemiş ve Türkiye’de sadece sendika hareketi içinde değil ama siyaset alanında, kamuoyu önünde de dikkate alınır bir sendika olmuştur. 12 Eylül’e beş kala, Ecevit’in işçileri tribünlerden sahaya inmeye çağıran tarihi konuşması Petrol-İş kürsüsünden yapılmıştır. Petrol-İş tarihi içinde önemli grevlere imza atmış, özelleştirmeye karşı çok etkili bir karşı kampanya yürütmüş, bu alanda işçi sınıfı ve ülke adına çok önemli başarılara imza atmıştır. Petrol-İş, hazırladığı yıllıklarla, araştırma-inceleme raporları ve yayınlarıyla akademik alana da katkı sunmayı başarmış sendikalardan biridir. Petrol-İş’in, işçi ve sendika hareketi tarihinde değerli ve önemli bir yeri olmuştur.

Hava-İş’ten sonra, Sendikal Güç Birliği Platformu’nun (SGBP) etkili bir sendikası olan Petrol-İş’in de “düşürülmesi” siyaseten Türk-İş içinde AKP’nin gücünün artması ve pekişmesi; Türk-İş içinde solun silinmesi anlamına gelmektedir. Görünen odur ki, Hava-İş gibi Petrol-İş de artık AKP politikalarına -utangaç ya da değil- omuz veren bir sendika haline gelecektir. Bunun Türk-İş içindeki güçler dengesi bakımından da sonuçları olacaktır elbette. Türk-İş, AKP politikalarıyla Türk Metal politikaları arasında bir denge arayacaktır. Ve bu dengeler açısından Petrol-İş’in Türk-İş içindeki yeri, oturduğu taban kaymıştır. Nitekim daha ilk andan, seçimi kazanan ekibin adaylarının genel kurula hitaben yaptıkları konuşmalarında Türk-İş içerisinde muhalif sendikaların oluşturduğu SGBP’yi hedef tahtasına koyduklarını görüyoruz. Bu sonuçla birlikte zaten fiilen etkisini yitirmiş bir karşı duruş olan SGBP, bitmiştir.

Sendikanın iç işleyişi ve tabanıyla ilişkileri çerçevesinde ise bu sonuçlar, Petrol-İş’in -eksikleriyle de olsa- uzun bir geçmişe uzanan sendika içi demokrasi geleneği üzerinde de olumsuz etkilerini mutlaka hissettirecektir.

Kazanan işçiler olmamıştır.


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur