Özel güvenlik sektörü büyüyor kamusal alanlardaki özgürlük küçülüyor

akdeniz-guvenlikÇiğdem Toker bugünkü köşesinde her yıl büyüyen özel güvenlik sektörünün genişlemesiyle kısıtlanan kamusal alanların artmasını yazdı

Çiğdem Toker Cumhuriyet gazetesine 28 Eylül’de yazdığı yazıda Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın öldürülmesiyle gündeme gelen özel güvenlik tartışmalarını hatırlatarak bu sektörün AKP dönemindeki büyümesine dikkat çekmiş. Kiraz’ın öldürülmesinin ardından Erdoğan’ın özel güvenlik sisteminin tamamen kaldırılması yönündeki açıklamalarının ikiyüzlülüğünü ortaya çıkaran Toker, havalimanından adliyesine, mezarlıktan içme suyuna kadar sayısız kamusal alanın güvenliğini verdiği Akdeniz Güvenlik şirketinin Fortune dergisinin Türkiye 500 listesine girdiğine dikkat çekmiş.

Özel güvenlik harcamalarının 3’te 1’i Akdeniz’e

Akdeniz Güvenlik Fortune 500 türkiye listesine 2014 yılında sağladığı 309 milyon 108 bin TL ciro ile 461. sıradan girmiş. Bu ciro devletin 2014 yılında özel güvenlik sektörüne yaptığı harcamanın 3’te 1’ine denk geliyor. Ayrıca Erdoğan özel güvenliğin tamamen ortadan kalkmasını savunsa da Maliye verilerine göre, 2011’de 375, 2012’de 534.5, 2013’te ise 701.3 milyon TL olan özel güvenlik harcamaları, 2014 yılına gelindiğinde 846 milyon TL’ye ulaşıyor.

Çiğdem Toker’in ‘Özel Güvenlik’in iki yüzü başlıklı yazısı:

Çağlayan Adliyesi’nde savcı Mehmet Selim Kiraz’ın bir terör eyleminde rehin alınarak şehit edilmesinin üzerinden altı ay geçti.
Anımsarsınız. Güvenlik ihmali üzerine başlayan tartışmalarda, hedef tahtasına özel güvenlik şirketleri oturmuştu.
Başbakan Davutoğlu özel güvenlik alanında, çalışanların hakları mağdur edilmeden “atılması gereken adımların atılacağını” söylerken, CumhurbaşkanıErdoğan, daha ileri giderek “özel güvenlik sisteminin tamamen kaldırılması gerektiğini” açıklamış ve “Özel güvenlik teşkilatlarının hangi amaçla kimler tarafından, nasıl kuruldukları hepsi soru işaretidir” demişti.
Oysa başta Akdeniz Güvenlik olmak üzere, özel güvenlik şirketleri AKP iktidarı döneminde kamunun yaptığı alımlarla büyümüştü.
Ucuz istihdam deposu olarak kullanılan özel güvenlik alanı, iktidar ile şirketler açısından bir “kazan-kazan” projesinden başka bir şey değildi.
Bu tespiti o dönem rakamsal verileriyle bu köşede işledik.
Zaten olayın sıcaklığı geçince de pek çok iddialı söz gibi bu da unutuldu gitti.
Dahası, “özel güvenlik” kavramı, 7 Haziran sonrasında “yeni OHAL” diyebileceğimiz bir içerikle anlam kaymasına uğratıldı.

***

Ancak bu durum, Kurban Bayramı tatili nedeniyle gözden kaçtığını düşündüğümüz önemli bir haberin altını çizmeye engel değil.
Devletin, havalimanlarından mezarlıklarına; adliyesinden içme suyuna kadar sayısız kamusal alanının güvenliğini milyarlarca TL’lik ihaleler alarak sağlayan Akdeniz Güvenlik, o kadar büyüdü,
o kadar büyüdü ki, “Fortune 500 Türkiye 2015” listesine girdi.
Amerika’nın en eski iş dergilerinden biri olan Fortune, 60 yıldır “Fortune 500” başlığıyla, değişik kategorilerde dünyanın en büyük şirketlerini açıklamasıyla ünlü.
Halka açık bir şirket olan Akdeniz Güvenlik “Fortune 500” listesine girdiğini geçen hafta Borsa İstanbul’a bildirmiş. Kategori, “finansal kurumlar ve holding şirketleri dışındaki şirketleri” kapsıyor.

***

Kendi beyanlarına göre Akdeniz Güvenlik, 2014 yılında sağladığı 309 milyon 108 bin TL ciro ile 461. sırada yer almış.
Şirket, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı bildirimde, 12 bin 24 kişilik istihdamıyla ülke ekonomisine katkısının büyüyerek sürmesinden söz ediyor.
Akdeniz Güvenlik’in “Fortune 500” listesine girmesini sağlayan 2014 yılının, bütçeden özel güvenlik alımlarına yapılan harcamanın zirve yaptığı yıl olduğunu belirtelim.
Maliye verilerine göre, 2011’de 375, 2012’de 534.5, 2013’te ise 701.3 milyon TL olan özel güvenlik harcamaları, 2014 yılına gelindiğinde 846 milyon TL’ye ulaşıyor.
(Devletin geçen yıl özel güvenlik ihaleleri için yaptığı harcamanın yaklaşık üçte biri, Akdeniz Güvenlik’in 2014 yılı cirosuna karşılık geliyor.)
Bütçedeki bu harcama seyri bize, Akdeniz Güvenlik’in “Fortune 500” listesine neden daha önceki yıllarda değil de 2014 yılındaki cirosu sebebiyle girdiği konusunda yeterince fikir veriyor.
Sonuç olarak, Türkiye’de özel güvenlik alanının “büyüdüğü” bir gerçek. Ne ki, birbirine tamamen karşıt anlamlar içeren ikili bir büyüme bu.
Devlet kitabının bütçe faslı, bir girişim özgürlüğü olarak “özel güvenliğin” büyüdüğünü, valilik faslı ise on binlerce insanın yaşadığı şehirlerde temel hak ve özgürlüklerin kısıtlandığı alanları anlatıyor artık. Seçim size kalmış.

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur