Karaman Ermenek'te 18 işçinin hayatını kaybettiği maden katliamının davası Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor

Karaman Ermenek'te 18 işçinin hayatını kaybettiği maden katliamının davası Ermenek Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülüyor. Dün 166 sayfalık iddianamenin okunmasının ardından bugün sanıkların ifadesinin alınmasına başlandı
Karaman Ermenek'te madeni su basması sonucu 18 işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan iş katliamı davasının birinci duruşmasının ikinci oturumu başladı. Dün başlayan duruşmada 166 sayfalık iddianame okunmuştu. Bugün (16 Haziran) başlayan ikinci oturumda sanık ifadeleri alınmaya başlandı. İlk olarak sanıklardan Ermenek Cenne Linyit Kömür şirketinin sahibi Abdullah Özbey'in savunması alındı. ÇHD Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz, Özbey'in savunmasına başlamasından önce başında söz alarak "Sanıklar arasında menfaat çatışması olması gerekçesiyle ayrı vekille temsil edilmeleri gerekiyor" diyerek sanıkların her birine ayrı vekil atanmasını istedi.
Mahkeme başkanının sorusu üzerine Özbey'in savunmasının başında aylık gelirinin 100 bin lira olduğunu söylemesi dikkat çekti.
Özbey'in konuştuğu sırada aileler tepki gösterdi. Bir madenci eşi bebeğini göstererek "Bakın katiller bu çocuğu babasız bıraktınız" diye tepki gösterdi.
Özbey "Biz maden sahasını 1999 yılında Saffet Uyar'ın şirketine devrettik. Benim sorumluluğum yoktur" diyerek suçlamaları kabul etmediğini belirtti. Özbey kazada daha önce su baskınları olduğunu kabul ederek "Ama benim haberim yok. Kazadan sonra öğrendim" dedi. Özbey mahkeme başkanının sorusu üzerine denetim yükümlülüklerinin olduğunu kabul ederek "Ama bize, görevlendirdiğimiz kişiler haber vermezse bir sıkıntı olduğunu nereden bilelim" dedi.
Ermenek Maden Faciası davasının blok duruşmaların ikinci gününde sanık ifadelerine geçildi. İfade veren ilk sanıksa, facianın gerçekleştiği kömür sahasının işletme ruhsatı sahibi şirket Ermenek Cenne Linyit Kömür İşletmesi şirketi müdürü Abdullah Özbey’di. Özbey, Ermenek Cenne firmasının sahada ruhsat sahibi olduğunu vurguladı ve yeraltında kömür çıkartılmasıyla ilgili hiçbir faaliye karışmadıklarının altını çizdi: “30 yıldır maden faaliyetimiz bulunmamaktadır, madeni rödovansçılar çıkarır. Yıllık ve aylık üretimden kira alınır ve rödovansçı firmaların devlete ödemeleri takip edilir.
Savcılıktaki ifadesini değiştirdi
Özbey daha önce savcılıkta maden ile ilgili çakıştırılmış harita hazırlattığını beyan etsede mahkemede bu durumun tam tersi şekilde ifade verdi. Mahkemede haritandan, 18 işçinin ölümünden sonra haberi olduğunu söyleyen Özbey maden hakkında bilgisi olmadığını ve sadece şirket sahibi olduğunu beyan etti. Savcılık aşamasında verdiği ifade de madeni iyi bildiğini ifade eden Özbey mahkemede neredeyse ifadesinin tamamını değiştirmiş oldu.
Mahkeme başkanının soruları karşısında Özbey "Ben yeraltına girmedim, bilmiyorum" şeklinde cevaplar verdi. Mahkeme başkanının sondaj makinasının alındığına dair Özbey'in şirketinin düzenlemiş olduğu sahte faturaya cevabı da "Ben yeraltına inmedim bilmiyorum" oldu.
Özbey'in ifadesinin ardından Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar'ın ifadesi alınmaya başlandı. Saffet Uyar başağlığı dileyince madenci yakınları sert tepki gösterdi. Uyar kendisinin çalışanları tarafından yanlış yönlendirildiğini iddia ederek "Beni mühendisler ve şefler yanlış yönlendirdi. Ben her gün madeni arar sorardım dedi. Uyar skandal bir ifadeye de imza attı sondaj makinesi ile ilgili soruya "sondaj makinası alımına uğraşıyorduk ancak uygun bir makina bulamadık" yanıtını verdi. Uyar sondaj alımı için toplantı yaptıklarını ve aletin Cenne şirketi tarafından alınmasına karar verdiklerini iddia etti. Uyar şunları söyledi: Ben rödovans ödemelerini yapamayınca Maden çıkarma işini Cenne şirketi üstlendi. Yavuz Özsoy birçok konuda bana bilgi verirdi ancak müfettişlerden bilgi saklama ve matkapla sondaj yaptığının bilgisini vermedi.
Çakıştırılmış haritadan haberi olmayan Uyar'a diğer maden ocaklarına bu kadar bilinçli nasıl yaklaşıldığı sorulması üzerine "Ben bilmiyorum. Benden saklanmış olabilir" dedi. Harita ile ilgili Abudllah Özbey'i suçlayan Uyar "Ben harita istedim ancak Abdullah Özbey bunu bize vermedi" dedi. Uyar bunun üzerine haritasız çalışmaya devam ettiklerini belirtti. Uyar ifadesinde parası olmasına rağmen sondaj aletini almakta kararsız kaldığını madeni kapatmayı düşündüğünü söyledi.
Öğle arasının ardından da sanık ifadeleri alınmaya devam etti. Sanık Mehmet Zeybek sanıklardan Abdullah Özbey'in ifadelerini yalanladı. Rödovansçı Şerafettin Zeybek çakıştırılmış haritalar ile ilgili soruları yanıtlayarak "Bu haritaların hepsi Cenne ve Migem de mevcuttur" dedi.
Defterlerde kazadan sonra oynama yaptığı ortaya çıkan Teknik Nezaretçi Ali Kurt ifadesinde kazanın nasıl olduğunu anlayamadığını belirtti.Şirket sahibi Saffet Uyar'ın ifadesini yalanlayan Kurt "Saffet uyar madenle ilgili bilgi sahibiydi. Buraya 4.5 milyon TL yatırım yaptı" dedi. Ali Kurt maden sahiplerinin maden hakkında ayrıntılı bilgisinin olduğunu anlattı. Kurt uzun uzun haritasız bir şekilde su dolu madene 5 m mesafe ile yaklaşarak iş yapmanın imkansız olduğunu anlatıyor.
Ali Kurt verdiği ifade de teknik nezaret defterlerine sonradan ekleme yaptığını da kabul etti. Ancak Kurt ekleme işini kazadan önce yaptığını ve amacının eksik raporları tamamlamak olduğunu iddia etti. Tartışma konusu olan sondaj makinası ile ilgili de Kurt, "Sondaj makinası önceden bulunsaydı bu kaza olmazdı" dedi. Mahkeme başkanının üretimi durdurmayla ilgili sorularına Kurt "Sondaj makinasının olmaması üretimi durdurmak için 'yeterli' gerekçe değil" diyerek cevap verdi.
[box type="info" bg="#FFFF33" head="Kim kaç yılla yargılanıyor?" headbg="#FFFFCC"]
Ermenek'teki faciayla ilgili davada halen tutuklu olan sanıklar Has Şekerler Madencilik Şirketi sahibi Saffet Uyar, Ermenek Cenne Linyit Kömürü İşletmesi Müdürü ve hissedarı Abdullah Özbey ve aynı şirketin teknik nezaretçisi Ali Kurt, 3 ay tutuklu kaldıktan sonra adli kontrol kararıyla serbest kalan Ermenek Cenne Linyit Madencilik Şirketi İşletme Müdürü Mehmet Zeybek ve Has Şekerler Madencilik Şirketi'nin daimi nezaretçisi maden mühendisi Yavuz Özsoy'un da bulunduğu 14 sanık 'bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma’ suçundan 20- 25 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyor.
Teknik nezaretçi Ali Kurt, “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” ve “özel belgede sahtecilik”, ocakta çalışan Naci Özsoy, “özel belgede sahtecilik”, puantörlük yapan Mustafa Ayan, “bildirim yükümlülüğünün ihlalinden” hakim karşısına çıkıyor. Uyar, Özbey ve Kurt tutuklu yargılanıyor.
Bilirkişi raporunda, çalışma yapılan kısımla eski imalat arasında güvenli mesafe bırakılmadığı için eski üretim alanından gelen tazyikli suyun ölümlere neden olduğu ifade edildi. Raporda, kazaya sebep olan su baskınının “kesinlikle doğal afet olmadığı” görüşüne yer verildi.
[/box]
Sendika.Org, BirGün