Mizahın dayanılmaz gücü – İsmail Kılınç

Mizahı yaratan ve çizen insanları katletmek mizahın gücüne daha da güç katıyor. Bir çizgi insanları ne kadar tedirgin ediyor ve korkutuyor. Karikatürün altına yazısız diye yazıldığında onca sözcüklere gerek yoktur. Mizahın dayanılmaz gücü buradadır.

Mizah tabulara, peşin yargılara, dogmalara karşı savaşır. Uzun söylev peşinde değildir, çizgiyle anlatır. Bir çizgiyle anlatmanın arkasında büyük yaratıcılık, büyük bir düşünce vardır. Çizgilerine özgürlük içinde ve özgürlük için yaratırlar.

Katillerin, cihatçıların ortaya çıkmasının, beyinlerinin yıkanıp yetiştirilmesinin, intihar bombacısı olabilmesinin, insanları kesebilmesinin, kadınlara tecavüz etmesinin, çocukları kaçırıp köle gibi kullanmasının ve bu türden insanları bulup, yetiştiren cihatçı grupların ortaya çıkmasındaki nedenler konusunda yazılar yazılmaktadır. Hegemonik, emperyalist güçlerin kendi çıkarları doğrultusunda böl-yönet taktiğiyle, gerekirse demokrasiyi ayaklar altına alarak ve demokrasiyi sadece kendi çıkarları ve şirketleri için kullanarak dünyanın, kendileri için hassas ve ekonomik yönden kârlı olan bölgelerinde bu tür grupları yarattıklarını ve sonrada bu grupların kurbanları olduklarını biliyoruz. Cihatçı her grubunda İslam’ı kendi açısından yorumladığını, kendi aralarında bile anlaşamadıklarını biliyoruz. Kendilerini kullandıkları egemen güçlere ve temsilcilerine karşı savaş vereceklerine kendi vatandaşlarını kâfir diyerek öldürebilmektedirler. Acaba kullanıldıklarının farkında mıdırlar yoksa kullanıldıklarını bilerek egemen güçlere hizmet mi etmektedirler? Farkında iseler ya da böyle bir hizmeti yerine getiriyorlarsa neden masum vatandaşları katletmektedirler? Korku, infial yaratmak, toplumu bölmek amaçlarıdır ama yine bu şekilde emperyalist güçlere hizmet etmektedirler, onların cellatlığını yapmaktadırlar. Bunlar dogmaların içinde kaldıklarından düşünce sınırları belirlidir, özgürlük yerine itaat, sadakat vardır. Gelecek karanlıktır çünkü uzağı göremezler.

Bir çizer, bir karikatürist çizgisiyle neyi aşmıştır, kime hakaret etmiştir? Dinleri de çizer eleştirir, ideolojileri de, insanın içindeki kötülükleri çizgisiyle dışa vurur; hem eğlendirir, hem güldürür, hem de düşündürür. Hakaret etmez, hakaret edenleri de çizgisiyle yola getirir.

Mizahçı, çizer, karikatürist bize düşünerek gülmeyi öğretmektedir. Her çizgi bizim için düşüncenin bir adımıdır. Bizi hep ileriye, geleceğe umuda taşır ve varlığımızı sorgulamamızı sağlar.

Çizer, mizahçı silah tüccarı değildir, çok uluslu şirketin kullandığı bir araç değildir, uyuşturucu kaçakçılığı yapmaz. Kadınları öldürmez, çocukları taciz etmez. Kimsenin kulu kölesi olmaz. Yolsuzluk, hırsızlık yapmaz. Aksine tüm bunları çizgisiyle, mizahıyla kitlelere anlatmaya çalışır, halkı aydınlatmaya çalışır. Hep özgürlük ister; çizme ve ifade özgürlüğü. Eleştirir, gerekirse suçlar, sınırları aşar. Ama onun tek özgürlük aracı kalemidir, çizgisidir, mizahıdır. Alay eder, dalga geçer, sinirlendirir, ama düşündürür. Bu sadece dünyayı ve insanları anlatan küçük bir karenin içindeki çizgiler ve birkaç sözdür. Neden öldürülmüşlerdir, neden hep kurşunun ucundadırlar? Neden bir çizgi mahkemelere kadar taşınır? Neden tazminat davaları açılır? Ve neden ölüme kadar gider akıbeti?  Çünkü çizgisi, mizahı çok güçlüdür, Mizahın dayanılmaz gücü karşısında durmak zordur. Bu mizah karşısında şapka çıkarılır, teşekkür edilir. Tarihte örnekleri çoktur. Çizgi, mizah ölümü göze alsa da hep kazanır, kazanacaktır.

***

Not: Charliehebdo’da öldürülenler arasında iktisatçı, gazeteci, yazar ve aynı zamanda dergide çalışan ve “Bernard Amca” denilen Bernard Maris’in anısına saygıyla bu yazıyı kaleme aldım. Bernard Maris’in “Ah Marx Ah, neden beni terk ettin” adlı kitabının çevirisini bu olaydan önce yapmıştım. Yakında Epos yayınlarından çıkacaktır.

 

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur