Mustafa Balbay’ın suçu neydi? – İnönü Alpat

Bazılarınızı elbette tenzih ederiz, kimilerinizin değişmesini samimi buluruz, lakin gerçeği de söylemekten geri kalmayız. Büyük günahların ortağısınız

Siz aşağıda imzası olanlar, sorum size. Mustafa Balbay’ın suçu neydi? Soner Yalçın, gazeteci değil miydi? Adamların alınları çatladı yıllarca dertlerini anlatmak için. Onların alınları çatladı, siz gerdan kıvırarak TV ekranlarında, onları suçlu ilan ettiniz.

Siz aşağıda imzası olanlar, cemaat medyasına düzenlenen operasyondan sonra iktidar sözcülerinin, yandaş kalemlerin “gazetecilikle ne alakaları var” şeklindeki açıklamalarını ilk sizin ağzınızdan duymuştuk yıllar önce.

Size göre Ergenekon, Oda TV ve benzeri davalarda yargılananlar, ceza alanlar gazeteci değildi, TV ekranlarında gözlerimizin içine baka baka söylediniz bu sözleri. Utanmadan sıkılmadan Merdan Yanardağ’ı mahkûm ettiniz.

Siz aşağıda imzası olanlar, AKP hükümeti şimdi sizin tespit ettiğiniz “tehlikeli yola” Cemaat operasyonuyla mı girdi? O zaman kulaklarınızı kapattınız bu sözlere, hatta sözü olanları “darbecilikle” itham etmekten geri durmadınız. AKP yeni yeni tehlikeli olmaya başladı, öyle mi?

Siz aşağıda imzası olanlar, sahte belgeler, hukuksuz dinlemeler, skandallar, hak ihlallerinden geçilmiyorken ortalık, görmezden geldiniz bütün yaşananları.

Türkan Saylan’ın evi basıldığında aranızdan ses veren olmuş muydu, siz aşağıda imzası olanlar, canınız yandı mı hiç, size soruyorum.

Türkiye sağıyla kol kola girenleriniz oldu, demokrasi yürüyüşleri yaptınız omuz omuza. 12 Eylül darbesinden nemalanan Türkiye sağı darbe karşıtıydı sizin için, Hopalı devrimciler, yani Metin Lokumcu’nun arkadaşları darbeci. Yuh olsun size.

Adını “darbeciye” çıkardığınız devrimciler, 12 Eylül’de işkenceden geçirilirken, biliyoruz kimileriniz 12 Eylülcüleri ayakta alkışlıyordu. Bütün bunların farkında olmadığımızı sanıyorsanız, aldanırsınız.

Yapmak istediğiniz kafa ve kavram kargaşası yaratarak geçmişinizi unutturmaya çalışmak. Osmanlıca-Türkçe lügatte sizin bu köylü kurnazlığınızı anlamaya yarayacak tılsımlı sözcükler bulunuyor. Bilmenize rağmen, “tarih” ile “târih” sözcüklerini bir ve aynıymış gibi kabul ediyor, “işe yaramadığından dolayı bir yana atılmış şey” olarak tarif edilen “tarih”i, târih gibi algılatmaya çalışıyor, günahlarınızı unutturmaya çalışıyorsunuz.

Aman sizin tırnağınıza bir zarar gelmesin. Çok lazımsınız bu ülkeye. Kendinizi çok beğeniyorsunuz, her halinizden anlaşılıyor. “Demokrasi denen bu meretten en iyi biz çakarız” hallerinizden bıktık bıkmasına ama Cemaat operasyonundan sonra AKP’yi savunmak Abdülkadir Selvi’ye kaldığından beri, sizin AKP için taşıdığınız önemi daha net görmeye başladığımızı belirtmek isteriz.

Meşrulaştırdınız AKP’yi, elini güçlendirdiniz, önlerinde eğilmekle kalmadınız, TV ekranlarından, gazete köşelerinden kurduğunuz ideolojik-politik tahkimatla AKP değirmenine su taşıdınız.

Yesinler sizin demokratlığınızı, ne aydın olmanın ilkeli tavrı ne de demokrat olmanın evrensel kabulleri sizin semtinize uğramamış hiç. Amerikancılığı, liberalizmi savunmak dışında hiçbir ilkeniz yok sizin. Kerameti anlaşılır az zaman sonra, böyle kör gözün parmağına değişen söyleminizin.

Kaç kez duyduk sizlerin ağzından “Alevilerin celladına âşık” olduğunu? Büyük acılar çeken, büyük kıyımlara uğrayan, Sivas’ı, Malatya’yı, Maraş’ı, Çorum’u, Madımak’ı, Gazi’yi, Gezi’yi yaşayan, 12 Eylül faşizmini iliklerinde hisseden, neredeyse her sokağa, her eve bir acının düştüğü Alevi mahallerinden çıkan oylara bakıp Alevilere demediğinizi bırakmadınız. Ne yani, Alevilerin CHP’ye oy vermesinden daha büyük bir günah değil midir, sizlerin AKP’nin yedeğine girmeniz.

Bazılarınızı elbette tenzih ederiz, kimilerinizin değişmesini samimi buluruz, lakin gerçeği de söylemekten geri kalmayız. Devrimciler büyük acıların, siz ise büyük günahların ortağısınız.

Yetenekli olduğunuzu kabul etmek lazım, Sezar’ın hakkı Sezar’a. Türkiye sağından, ırkçı-gerici güruhtan, Alevileri üzen yalanların taşıyıcılarından, “affedesiniz Ermeni” diyenlerden, Madımak katliamcılarının avukatlığına soyunanlardan, Maraş katliamını “binicisini beğenmeyen asil kısrağın şahlanışı” olarak değerlendirenlerden, çeteleri protesto etmek için lambalarını yakıp söndürenler için “mum söndü oynuyor” diyenlerden, “Alevi öldürenlerin cennete gideceğini” söyleyenlerden, Komünizmle Mücadele Dernekleri, Milli Türk Talebe Birlikleri, Yeniden Milli Mücadele Hareketi, Aydınlar Ocağı gibi Türkiye sağının simge kurumlarının tedrisatından geçenlerden demokrasi kahramanı yarattınız ya, aşk olsun hepinize.

Yakın tarihimizdeki katliamları, Türkiye sağının ideolojik-kültürel-politik özelliklerinden soyutlayıp bilinmez bir güce ihale ederek, bugünkü sağ kadroları töhmetten kurtardınız ya, size ne kadar teşekkür etseler azdır. Eğer bugün, AKP kadrolarının söylemi ve iktidarın uygulamalarından rahatsızsanız, biliniz ki bunun büyük sorumluluğu sizdedir.

Açıklamanızda demişsiniz ki, “Aşağıda isimleri zikredilen biz imzacılar, kamuoyunu Türkiye’de demokrasiden sapma yönündeki kaygı verici bir sürece dikkat kesilmeye çağırıyoruz.”

Rica ediyoruz, çağırmayın artık, artık bir şey zikretmeyin, artık çıkın hayatımızdan. Sizin işaret buyurduğunuz yerde sahte demokrasi söylemi, çifte standart, Amerikancılık ve liberalizmden başka bir şey yok çünkü.

Not: “AKP hükümetine demokrasi ve hukuka dönüş çağrısı” yapanların listesi aşağıdaki gibidir. Bazı imzacıları tenzih ediyorum ama yukarıdaki yazının muhatabı çok sayıda isim listede yer alıyor. Deklarasyona imza atanlar alfabetik sıraya göre şöyle: Ahmet Altan, Ahmet İnsel, Ahmet İsvan, Ahmet Turan Alkan, Ali Bulaç, Altan Tan, Asaf Savaş Akat, Aslı Tunç, Ataol Behramoğlu, Aydın Engin, Ayhan Aktar, Baskın Oran, Bülent Keneş, Bülent Korucu, Cafer Solgun, Cengiz Aktar, Cengiz Çandar, Ceren Sözeri, Ceyda Karan, Cihangir İslam, Cüneyt Ülsever, Daron Acemoğlu, Dengir Mir Mehmet Fırat, Doğan Akın, Doğan Satmış, Doğu Ergil, Ergun Babahan, Erkan Saka, Erkam Tufan Aytav, Ertuğrul Günay, Ferhat Kentel, Gençay Gürsoy, Hadi Uluengin, Hasan Cemal, Hayko Bağdat, Herkül Milas, Hilmi Yavuz, İbrahim Betil, İştar Gözaydın, Kazım Güleçyüz, Koray Çalışkan, Kürşat Bumin, Levent Köker, Maya Arakon, Mehmet Altan, Mehmet Betil, Mehveş Evin, Melis Behlil, Murat Aksoy, Murat Belge, Mustafa Erdoğan, Mustafa Yeşil, Müge Göcek, Mümtaz’er Türköne, Namık Çınar, Nazlı Ilıcak, Neşe Düzel, Nil Mutluer, Nilüfer Göle, Niyazi Öktem, Nuray Mert, Orhan Kemal Cengiz, Osman Kavala, Oya Baydar, Ömer Laçiner, Ömer Madra, Pelin Batu, Reha Çamuroğlu, Sait Çetinoğlu, Samim Akgönül, Selahattin Özel, Seyfettin Gürsel, Suat Kınıklıoğlu, Şahin Alpay, Tahir Özyurtseven, Taner Akçam, Tayfun Atay, Tuğba Tekerek, Ufuk Uras, Ümit Kardaş, Yasemin Çongar, Yasemin İnceoğlu, Yavuz Baydar, Yavuz Oğhan, Yüksel Taşkın.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur