Kadın hareketinin ‘türban’ sorunu: Özgürlük mü, gerici baskı mı?

AKP eliyle gerici uygulamalar 11 yaşındaki kız çocuklarının başlarının kapatılması noktasına gelirken muhalefete hakim genel sessizliği bozan tek çıkış Halkevci Kadınların eylemleri oldu. Bu genel sessizlikte kadın hareketinin türbana ilişkin yaklaşımının belirleyici olduğunu düşünerek kadın hareketinin öznelerine sorduk: “Türban özgürlük mü, gerici baskı mı?” 

turban-2

AKP iktidarı üniversiteler ve kamu kurumlarından sonra ortaokullarda da türbanı serbest bırakan düzenlemeyi hayata geçirdi. Erdoğan’ın “Velev ki siyasi simge” dediği türban, 12 yıldır adım adım toplumsal gericiliği inşa etmeye çalışan AKP açısından başlı başına bir iktidar simgesine de dönüşmüş durumda. Bu iktidarın yaslandığı temel ayaklardan biri ise kadınların yaşamı ve bedeni üzerinde kurulan erkek egemen tahakküm, bu tahakkümün dinsel öğe/söylem ve kurallarla tahkim edilmesi. Ancak bugüne kadar AKP iktidarına meşruiyet kazandırmada çok temel rol oynayan liberal eğilimlerin etkisi, bugün türbanın iktidar tarafından bir “özgürlük” meselesi olarak sunulmasını da destekliyor. Bu desteğin maliyeti ise AKP’nin gerici saldırılarına karşı güçlü bir barikat kurulamaması.Türban üniversitede serbest bırakıldığında ‘kadının tercihi’ diyerek kararı doğrudan destekleyen kadın örgütleri ve Meclis’e türbanlı vekil girdiğinde bunu kadın özgürlük mücadelesinin kazanımı olarak sunabilen dönemin BDP’li kadın vekilleri  sürecin önemli örneklerindendi.

Kadın hareketi, kürtaj yasağı gibi AKP iktidarının kadın bedeni üzerindeki denetimi gerici politikalarla güçlendirmesine yönelik hamlelerine karşı etkin bir sokak muhalefeti örgütlerken konu türbana geldiğinde bu etkin tutum yerini genel bir sessizliğe bıraktı. Bugün AKP eliyle gerici uygulamalar 11 yaşındaki kız çocuklarının okullara başlarının kapatılarak gitmesi noktasına gelirken Halkevci Kadınların yaptığı eylemler dışında bu saldırıya karşı neredeyse herhangi bir eylem haberi görememizde türbana  yaklaşımın payının büyük olduğunu düşündük. Sendika.Org olarak kadın mücadelesinin çeşitli özneleri ile türbana dair yaklaşımlarını ve kadın özgürlüğü ile bu sorunu nasıl ilişkilendirdiklerini konuştuk.

Halkevci Kadınlar’dan Hande Yanar, Üniversiteli Kadın Kolektifi’den (ÜKK) Ezgi Taş, İstanbul Feminist Kolektif’ten (İFK) Cemre Baytok, Sosyalist Feminist Kolektif’ten (SFK) Sakine Günel, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan Gülsüm Kav, Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Ebru Yiğit, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Eşbaşkanı Bilge Seçkin Çetinkaya, Halkın Türkiye Komünist Partisi’nden (HTKP) Hanife Şahan, türbanın ortaokullarda da serbest bırakılması üzerinden türbana yaklaşımlarını, bu konuyu kadın özgürlük mücadelesi ile nasıl ilişkilendirdiklerini aktardı.

Daraltılmış bir özgürlük değil, toplumsal bir özgürlük olmalıdır – Sosyalist Kadın Meclisleri

‘Türbana karşı mücadele etmek kadınlara özgürlüğün kapılarını açmaktır’ – Ezgi Taş (Üniversiteli Kadın Kolektifi)

‘Kadınlar sistemin çatlaklarından soluk alacakları özgürleşme deneyimlerini yükseltecek’ – Sakine Günel (SFK)

’12 yaşındaki çocuğun dinsel tercihlerinden söz edilemez’ – Hanife Şahan (HTKP)

‘Siyasal bir simge olarak türban kadınların eşitlik iddiasının reddidir’ – Hande Yanar (Halkevci Kadınlar)

‘Onun paketinde sadece başörtüsüne özgürlük, geri kalan herşeye yasak var’ – Gülsüm Kav (Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu)

‘Bir kadının zorla türban takması ile zorla çıkarmasını istemek arasında fark yoktur’ – Ebru Yiğit (Eğitim Sen Genel Merkez Kadın Sekreteri)

 ‘Üniversitelerde türbanla, ortaokulda türban aynı kefede değerlendirilemez’ – Cemre Baytok (İFK)

‘Türban çocuklar için bir özgürlük alanı değildir’ – Bilge Seçkin Çetinkaya (ÖDP)

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur