Maden faciasıyla ilgili emek ve meslek örgütlerinden açıklamalar

Soma’da Soma Kömürleri adlı şirkete ait kömür ocağında yaşanan faciaya yönelik emek ve meslek örgütleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi partiler açıklamalarda bulundu

Dev Maden Sen Yönetim Kurulu adına yayımlanan açıklamada ‘Soma’da meydana gelen iş cinayeti devletin özelleştirme ve taşeron sisteminin ürünüdür’ denildi. Açıklamada sendikanın 2013 yılında yayımladığı iş kazaları raporuna da yer verilirken, yaşanan iş cinayetine ilişkin gerekli denetimlerin yapılmaması kazaya davetiye çıkardığı söylendi.

Açıklamanın ara başlıkları ise şöyle;

Linyit ocağında trafonun patlaması nedeniyle elektrikler kesildiği için asansörün çalışması da durmuştur. Galerinin binlerce metre derinliğinde 500’den fazla işçinin galeride kurtarılmayı beklemektedir.

Yıllarca kamu eliyle üretimin yapıldığı bu sahalar özel sektöre devredildikten sonra iş kazalarında patlama yaşanmıştır. Bu özelleştirme ve acımasız taşeron sisteminin devletin politikası haline gelmesinin bir ürünüdür. İşçi Sağlığı İş Güvenliği önlemlerinin bir maliyet unsuru olarak görülmesi ve aşırı üretim zorlaması sonucudur.

Çok sık iş kazalarının yaşandığı ve kazaların adeta seri iş cinayetlerine dönüştüğü, 12 bin  maden işçisinin çalıştığı Soma’da bu tür iş kazalarından kurtarılan işçilerin tedavisine dönük devlet tarafından yapılmış özel bir sağlık birimi bulunmamaktadır. Yanık Ünitesi de bulunmayanlar arasında yeralmaktadır.

Linyit ocaklarında enerji ihtiyacını karşılayan trafoların günün teknolojisine uygun hale getirilmemesi, periyodik bakımlarının yapılmaması bu tür kazalara davetiye çıkarmaktadır.

İlgililere birkez daha sesleniyoruz; ölümleri seyretmeye doymadınız mı? Gerekli önlemlerin alınması için ocaklara daha kaç kurban verilecek? Maden ocaklarına dönük gerçek denetimler  ne zaman başlayacak? Madenciliğin yoğun olduğu bölgelerde olası iş kazaları ve bu kazalardan mağdur olanların tedavilerine yanıt verecek sağlık birimleri ne zaman oluşturulacak?

Soma’da yaşamını yitiren arkadaşlarımızın aile ve arkadaşlarının acılarını paylaşıyor ve kendilerine başsağlığı diliyoruz. Galeride mahsur kalan ve kurtarılarak hastaneye kaldırılan yaralı arkadaşlarımıza acil şifalar dileğimizi iletiyoruz.”

Enerji Sen MYK’sı adına yayımlanan açıklama da ise tüm itirazlarına rağmen çıkartılan İSG Yasası’nı uygula(ya)mayan Çalışma Bakanlığı, pro-aktif yaklaşım adı altında cehennem koşullarındaki işyerlerine dahi yasada öngörülen cezaları hayata geçirmiyor diyerek sorumlulardan birinin de bakanlık olduğunu ifade etti.

Açıklama da öne çıkan başlıklar ise şöyle;

Sermayenin Kar Hırsı Manisa-Soma’da Can Almaya Devam Ediyor !

Manisa’nın Soma İlçesi’nde özelleştirilen bir maden ocağında meydana gelen yangın sonunda en az 15 işçi kardeşimizin hayatını kaybettiğini, yüzlerce işçi kardeşimizin ise madende mahsur kaldığını üzülerek öğrendik.

Özelleştirmenin faturasını her zaman olduğu gibi bugün de en önce işçiler ödemektedir. Sicili iş cinayetleri ile kirli, elinde maden işçisinin kanı olan Soma Maden İşletmeleri AŞ. Adlı şirket bugün bir kez daha maden işçilerini kitlesel olarak öldürmeye teşebbüs etmiş, onlarca işçi arkadaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Katil Sermaye Suç Ortağı Devlet

Hayatını kaybeden ve hayatına kast edilen işçi kardeşlerimizin katili gözünü kar hırsı bürümüş sermayedir. Ancak sermaye bu cinayetleri suç ortaklarıyla beraber işlemiştir.

Bu işçi katliamın suç ortakları, kendi çıkardıkları kanunlarda yazanları bile uygulamaktan aciz olanlardır.

Bu işçi katliamın suç ortakları, daha önce madenlerde yaşanan iş cinayetlerine “güzel öldüler” diyerek destek verenlerdir.

Bu işçi katliamın suç ortakları, madenlerdeki iş cinayetlerinde “Bu mesleğin fıtratında ölüm vardır” diyerek göz yumanlardır.

Bu işçi katliamın suç ortakları, üyelerini katleden sermaye için “bu firma bu konuda çok duyarlı bir firmaydı.” diyebilen işbirlikçi sendikacılardır.

İnsanca yaşam, güvenceli çalışma mücadelemiz aynı zamanda bu işçi katillerinden ve suç ortaklarından hesap sorma mücadelesidir.

Madende Mahsur Kalanlar Kurtarılmalıdır

Kaza sonucu madende mahsur kalan işçiler bir an önce kurtarılmalıdır. Bu iş cinayetlerinin sorumluları derhal yargı önüne çıkarılmalı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı derhal istifa etmelidir.

Manisa-Soma’da hayatını kaybedenleri saygıyla anıyor, ailelerine ve çalışma arkadaşlarına baş sağlığı diliyoruz. Göçük altında bırakılan maden işçilerinin de bir an önce sağ salim aramıza katılmalarını istiyoruz.”

Dev Turizm İş İstanbul Bölge Temsilciliği yaptığı açıklamada, AKP’nin emek alanında ki işçi düşmanı politikalarının emekçilerin hayatına mal olduğunu söyledi.

Açıklama ise şöyle;

Kader değil iş cinayeti! Hesabını soracağız!
Bugün Manisa Soma’da bir maden ocağında katliam yaşandı. Yüzlerce işçi kardeşimiz hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. Siyasi iktidarın ise olayın vahameti karşısında sus pus kesilmesi ve yaşananları kader diyerek geçiştirme çabası karşısında yekvücut olacağız.
Yaşananlar kader değil iş cinayetidir. Ülkemiz tarihinin en büyük ve kitlesel katliamlarından birisi yaşanmıştır. Sermayenin daha fazla kar hırsı için emeğimizi, alınterimizi çalması bir yana şimdi de canımıza kast etmiştir. Siyasal iktidar, AKP’de politikaları ve açıklamaları ile buna hizmet etmekte ve suç ortağı olmaktadır. Bütün bu yaşananların takipçisi olacağız ve er ya da geç hesabını soracağız!”

ESP yaptığı yazılı açıklamada cinayetinin AKP iktidarının azgın sömürü ve denetimsizliği sonucu gerçekleştiği ifade ederken, geçmişte maden göçüklerinde hayatını kaybeden işçiler için “güzel öldüler” diyen AKP iktidarı işçi kanına doymuyor dedi. Açıklama da ‘İşçi ölümlerinden sorumlu olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı başta olmak üzere Hükümet istifa etmelidir.’ dedi.

Açıklama ise şöyle

Katil AKP cinayete doymuyor

AKP iktidarının azgın sömürü ve denetimsizliği sonucu iş cinayetleri artarak devam ediyor. İşçiler, her gün ölümle yüzyüze bulundukları Maden ocaklarında yine iş cinayetine kurban gidiyorlar. Soma’da meydana gelen patlamada şu anda 20 işçinin hayatını kaybettiği, yüzlerce işçinin göçük altında kaldığı haberleri geliyor.

Bugün itibariyle Mehmet İstif adlı gezi direnişçisinin polisin, İstif’in ağzının içine sıktığı gaz nedeniyle kansere yakalanarak yaşamını yitirdiği haberinin üzerinden dakikalar geçmeden Soma’daki maden patlaması geldi. Maden ocağında 600 işçinin çalıştığını ve şu anda göçük altında 300 civarında işçinin bulunduğunun belirtildiği bu cinayette AKP iktidarının tam sorumluluğu vardır. Geçmişte maden göçüklerinde hayatını kaybeden işçiler için “güzel öldüler” diyen AKP iktidarı işçi kanına doymuyor. Ölümleri bir kader olarak gösterip, işçi sınıfına ölümü hak gören kapitalist sömürü çarkının siyasi koruyucusu AKP iktidarı, bugün de işçilerin ölümlerine göz yumuyor.

Soma’da meydana gelen katliamın tek sorumlusu iktidarı döneminde 10 bin 850 işçinin ölümünden de sorumlu olan AKP iktidarıdır. Patronlara sınırsız sömürü ve koruma alanı açan iktidar, işçi sınıfının tüm haklarını elinden alarak yaşamlarına da göz dikmiştir.

İşçi kardeşlerimizin kanı üzerinden servet edinen asalaklar haklarımıza hesap verecekler.

AKP iktidarı da bu hesaptan kaçamayacaktır.

İş cinayetlerine ve sömürü düzenine dur demek için işçi sınıfı ve emekçiler, halklarımız Gezi isyanının izinden genel grev genel direnişe!”

 

Politeknik yaptığı açıklama da ‘AKP emek düşmanı politikalarıyla Soma’daki maden faciasının sorumlusudur!’ dedi.

Politeknik’in yaptığı açıklama ise şöyle;

Konuyla ilgili teknik bilgiler trafo patlamasının madende yangına yol açtığı ve oluşan göçükle işçilerin mahsur kaldığı yönünde. Teknik ayrıntılar emek ve meslek örgütlerinin maden ocağındaki keşifleriyle netleşecek ama ortada büyük bir netlik var: AKP emeklerimizi çalıyor, çalışma yaşamını güvencesizleştiriyor, işçi sağlığı ve iş güvenliğini yok sayıyor, iş çinayetlerine yol açıyor.

Bu katliam rödovans ihalesiyle özelleştirilmiş bir maden ocağında gerçekleşti. Manisa’nın Soma ilçesinde, Soma Holding’e bağlı Eynez mevkiindeki Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’de meydana geldi.

Maden ocaklarının özelleştirilmesi ocaklardaki çalışma yaşamının sermaye lehine düzenlenmesinin adımlarından biri. Özelleştirmelerle artan güvencesizlik, taşeron çalışmayla derinleştiriliyor. Taşeronlaştırma iş cinayetlerine yol açıyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği yok sayılarak çalışma süreçleri devam ediyor. İş güvenliği ile ilgili çıkarılan yasa ve yönetmelikler sorumluluğu patronlardan alıyor, maden ocakları denetlenmiyor ya da denetimler şirketlerin karını baz alarak sonuçlandırılıyor.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan maden ocağının son olarak geçtiğimiz mart ayında denetlendiği, mevzuata aykırı bir durum olmadığı açıklaması geldi. Baş sorumlulardan biri olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik sorumluluğu üzerinden atmaya çalışsa da biliyoruz, çalışma yaşamındaki kazalar kader değil katliamdır! İş kazaları önlenebilir! İş kazaları durdurulabilir!

Denetimleri ve muayenesi yapılan trafolar patlamaz! Madenlerde, patlayıcı ortamlarda kullanılması gereken malzemeler kullanılınca ve yangından korunma yöntemleri uygulanınca kablolar yanmaz!

Henüz madende mahsur kalan işçi sayısı bile belli değilken sorumlular bellidir. Daha 15 gün öncesinde Soma’daki maden ocaklarında meydana gelen iş kazalarına ilişkin araştırma önergesinin görüşülmesini reddeden AKP’li milletvekilleri suçludur. AKP hükümeti emek düşmanı politikalarıyla iş cinayetlerinin sorumlusudur. Konuyla ilgili bakanlar ve hükümet derhal istifa etmelidir. Soma Holding’e bağlı maden ocağının denetim sonuçları derhal açıklanmalı, Soma Holding’in patronları hesap vermelidir!

Emeğimizin ve canımızın yok sayılmadığı, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin çalışma yaşamının ana bileşeni olduğu güvenceli bir çalışma yaşamını, katledilen, iş cinayetlerinde yaşamını yitiren tüm işçileri unutmadan, unutturmadan kuracağız.”

Öğrenci Kolektifleri internet sitesin de yaptığı  açıklamasında ‘Onlar, medyasıyla, akademisyeni ile yaşanan katliamı doğallaştırmaya çalışadursun bizler, patronlar daha fazla para kazanacak diye işçilerin hayatlarını kaybetmesine sessiz kalmayacağız.’ diyerek, üniversitelileri okullarında ölen işçileri anmaya ve illerde yapılacak eylemlere katılmaya çağırdı.

Açıklamadan bazı bölümler şöyle;

Kaza, kader, alın yazısı değil cinayet!
Yanlarına kar kalmayacak

Bir kez daha görüyoruz. Soma’da yaşanan patlamanın öncesinde ve sonrasında ortaya çıkanlar, facianın asıl nedeninin AKP’nin özelleştirme ve taşeronlaştırma politikaları olduğunu gözler önüne seriyor.
Orhan Kural istifa etsin!
Yaşananların hemen ardından, daha önce yaşanan tüm kazalarda olduğu gibi AKP’lilerin ve yandaşlarının verdiği tepkiler, tüyler ürpertici. İTÜ’de profesör olan Orhan Kural “Bu ölüm biçimi tatlı bir ölümdür” diyerek daha önce “Ölüm madencinin kaderinde var” diyen Tayyip Erdoğan’a bir “akademisyen” olarak sahip çıktı. Üniversite adına ilk açıklamayı yapan Orhan Kural, istifa etmelidir. Yoksa, ölen her bir işçinin nefesi için peşinde olacağız!
Onlar, medyasıyla, akademisyeni ile yaşanan katliamı doğallaştırmaya çalışadursun bizler, patronlar daha fazla para kazanacak diye işçilerin hayatlarını kaybetmesine sessiz kalmayacağız.

Katliamın sorumluları hesap verene kadar okullarımızda ve kent meydanlarında, “Kader değil, cinayet!” diyeceğiz. Öğrenci Kolektifleri olarak, tüm üniversitelilere çağrımızdır:
-Yarın birçok il merkezinde, yaşananlarla ilgili basın açıklamaları yapılacak. Ankara’da saat 18.00’de Olgunlar Caddesi Madenci Anıtı önünde, İstanbul’da saat 19.00’da Taksim Tünel’de buluşalım.

-Üniversitelerimizde ölen işçileri unutturmamak için, siyah kurdeleler ve karanfil ve kömürlerle anma köşeleri oluşturalım.

-Bulunduğumuz her okul, her sınıf ve her amfide; yaşananların kaza değil cinayet olduğunu anlatan eylem ve etkinlikler gerçekleştirelim.”

 

Sendika.Org

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur