Erdoğan yolsuzlukların üstünü Suriye’deki ‘dedesinin mezarı’ ile örtmek istiyor – Hamide Yiğit

Türkiye medyası 22 Mart’ta “El Kaide bağlantılı Irak İslam Şam Devleti’nin (IŞİD), Halep kenti sınırları içerisinde bulunan Süleyman Şah Türbesi’ndeki Türk bayrağının indirilmesi için Türkiye’ye 3 gün süre verdiği” haberlerini peş peşe vermeye başladı. IŞİD, bu tehdidi 22 Mart’ta yapmadı. Yüzleri kapalı 3 IŞİD üyesinin bu tehditlerinin yer aldığı videonun Youtube’a yüklendiği tarih 20 Mart ve Süleyman Şah Türbesi’ndeki Türk bayraklarını indirmesi için Türkiye’ye verdiği 3 günlük süre, bugün itibariyle bitti. Ancak IŞİD cephesinde şu ana kadar herhangi bir hareketlilik olmadı. 

Türk bayrağıyla ilgili bu tehditlerin arkasından iddia edilen saldırı gelmedi ama yaklaşık iki hafta önce Recep Tayyip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu, Türbe’ye yönelik herhangi bir tehdit gelmesi durumunda askeri müdahalede bulunulacağı açıklamalarını yapmıştı. Keza TSK, bölgedeki Türk askerlerine karşılık emri verildiğini açıkladı. O günden bugüne gelişmeleri Arap basınından takip ediyoruz.

Akhbarak haber sitesinin analistlerin yorumlarına dayanarak haberleştirdiği “Erdoğan’ın Türbe Savaşı” için Arap basınında yer alan yorumlar, “Erdoğan, yolsuzluk skandalları üzerindeki dikkatleri başka yöne çekiyor” şeklindedir.

Geçen haftalarda Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, IŞİD’i askeri karşılık vermekle tehdit ettiğini aktaran site, Türkiye’nin egemenliğinde olan tarihi mezarın IŞİD tarafından kuşatılmasına karşılık savaş tehditleri yapıldığına dikkat çekiyor.

Haberin detayı şöyle: Krizin içinde boğulan Recep Tayyip Erdoğan’ın tek çaresi, “askeri maceracılık”tır. Bu, kendisi, oğlu, bakanları ve çocukları ile ilgili art arda patlayan yolsuzluk skandallarından dolayı ülkede medya ve muhalefetin ablukasından kurtuluş olarak başvurduğu bir fırsattır.

Abdullah Gül ve Erdoğan’ın her Suriye ziyaretine ısrarla eşlik eden Davutoğlu’nun kendi arkadaşları ve Suriyeli yetkililerin önünde iftiharla “dedemin mezarını ziyaret edeceğim” dediğinin altını çizen gazete, Bakan’ın şimdi bu durumu savaşmak için bir fırsat olarak gördüğünü yazdı.

Davutoğlu’nun basına verdiği demeçte “Suriye rejim güçleri ya da militanlar tarafından, herhangi bir saldırı olursa, anında sert bir şekilde karşılığı verilir” dediğini aktaran gazete, “Türkiye kendi topraklarını savunmak için her türlü önlemi alacaktır” sözlerinin açık bir savaş tehdidi olduğunu yazdı. Bu tehditlerin arkasından, konuşlandırdığı kendi askerlerini alarm durumuna geçirip, saldırı emrini zaten verdiğini yazan gazete, TSK’nın “ÖSO ile IŞİD arasındaki çatışmaların türbeye taşması halinde müdahalede bulunacaklarını” açıklamasını da bu “fırsat kollama” halinin kanıtı olarak gösterdi.

Gazeteye göre AFP’ye demeç veren ve adının açıklanmasını istemeyen bir Türk yetkili; “Bu tehlike Suriye krizinin başından itibaren vardı ve biz her türlü senaryoya her zaman hazırlıklıyız. Davayı bütün yönleriyle takip ediyoruz, ilgili taraflarla koordineli çalışmaktayız” dedi.

Tehlikeli bir senaryonun hayata geçirilmeye çalışıldığına dikkat çeken gazetede “TSK’nın çatışmaya hazır sadece 25 Türk askerini bulundurması ve saldırı karşısında karşılık verme emrinin verilmesi dikkat çekicidir. Türbe, Türkiye sınırından 25 km mesafededir ve etrafında binlerce silahlı IŞİD militanı vardır” diye yazıyor. Gazeteye bilgi veren bir “aktivist”, IŞİD’in, Kürt gruplarla günlerce süren şiddetli çatışmalardan sonra ilk defa Kara Kozak Köprüsü ve çevresini binlerce silahlı militanla ele geçirdiğini söylüyor. Süleyman Şah Türbesi’nin etrafını saran ve tehdit eden binlerce militana karşılık, “vur” emri verilen sadece 25 Türk askerinin bulundurulması ve bunlar üzerinden Davutoğlu’nun savaş tehditleri dikkat çekici.

Gazeteye göre siyasi yorumcular, Erdoğan’ın “dedesinin türbesini” savunmak amacıyla askeri müdahalede bulunma cesaretini göstermesinin pek mümkün olmadığını söylüyorlar.

O, sadece yolsuzluk skandalları yüzünden dikkatleri başka yöne çekmek ve rahat bir nefes alabilmek için gündemi değiştirme derdindendir. İçerdeki krizden kaçarak, dışarıya sığınmaya çalışıyor. Sokaktaki güçleri, bir süre milli duygu etrafında bir gündem yaratarak, yabacı askeri çatışmalar teması etrafında birleştirme niyeti taşıyor. Hakkındaki yolsuzluk dosyalarından, geçici de olsa bir süreliğine uzaklaşmak istiyor. (bkz.)

Erdoğan’ın Suriye’ye savaş açmak için “dört kırmızı çizgisi”

Welatemin.net, Arap basınında (arap.net) yer alan bilgiler ışığında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Suriye’ye saldırmak için dört kırmızı çizgisi olduğunu yazdı. Bu dört kırmızı çizgi şöyle:

Eğer herhangi bir Türk vatandaşına saldırı olursa,

Eğer Süleyman Şah Türbesine herhangi bir taraftan saldırı gerçekleşirse,

Eğer Suriye’nin komşularına dönük herhangi bir ciddi girişimimi olursa ve

Eğer Suriye’nin kuzeyinde durum PKK lehine değişirse, Suriye savaşı var demektir. http://welatemin.net/index.php?option=com_content&view=article&id=710:-q-q-q-q-&catid=4:2012-08-04-10-49-43&Itemid=2

Süleyman Şah mezarını, IŞİD’e karşı Kürtler koruyor

Asia Ajansın bildirdiğine göre, IŞİD ile ÖSO arasında şiddetlenen çatışmaların ardından, Kürt güçleri, Kobani ve Sarrin kasabasında bu savaşa dahil oldular.

Çatışmalar günlerce devam etti ve Sarrin çevresinden Kara Kozak Köprüsü ve Süleyman Şah Türbesi’ne kadar yayıldı. Bu gelişmelerin ardından Kürtlerden bir açıklama geldi. “Suriye halkının devrimi ve özgürlük için safları sıklaştırma” hevesiyle harekete geçen “Demokratik Birlik Partisi”, partiden bir heyetin Kobani Hükümeti adına Ankara ziyaretini gerçekleştirdiğini açıkladı. Ziyaret sırasında Almanya ve İngiltere büyükelçileriyle de toplantılar yaptılar. Sonrasında, daha Kara Kozak Köprüsünde IŞİD ve ÖSO arasında çatışmalar devam ederken, destek için “İslami Cephe” militanları gönderildi. Kürtler de,  “Bütün muhalefeti kucaklayan bir hassasiyetleTil Abyad ve Rakka’daki müttefiklerine ve Halep kırsalında bulunan “kardeşlerine” yardım çağrısında bulundu.

“Kürtler, Türkiye lehine ilk kez bu şekilde öne atladılar” yorumunu yapan Ajans, Kürtlerin herhangi bir açıklama ya da sinyal vermeden Türkiye’nin yararına savaşa girdiklerini ve  IŞİD’in saldırılarına karşı Süleyman Şah’ın mezarını korumaya aldıklarını yazdı.

Ajansın haberine göre İslami Cephe militanları, Kürtlerin bu savunma görevini üstlendiklerini doğruladılar ve hatta Kürtlerin Türbe ve köprü çevresini savunma konusundaki anlaşılmaz ısrarları olduğunun aktardılar. (bkz.)


Sendika.Org, yayın hayatına başladığından bu yana işçi sınıfı hareketinin, solun ve genel olarak toplumsal muhalefetin gündemine ilişkin, farklı politik perspektiflerden düşünsel katkılara açık bir tartışma platformu olagelmiştir. Sitemizde yayımlanan yazılar yayın kurulunun politik perspektifiyle uyumluluk göstermeyebilir. Amacımız, mücadelenin gereksinim duyduğu bilimsel ve politik bilginin üretimini zenginleştirecek tüm katkılara, yayın ilkelerimiz çerçevesinde, olabildiğince yer verebilmektir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur