Cemaat Haziran’ın üzerine yatabilir mi? – Ferda Koç

Devlet içinde hangi çetenin diğerinden daha güçlü olduğunu seyretmemiz gerekmiyor. Halk “Tam Temizlik, Tam Eşitlik, Tam Özgürlük, Tam Kardeşlik” talebiyle sokakları, meydanları yeniden zapt ettiğinde Haziran’ın omuzuna basarak iktidar hayali kuranlar kuyruklarını toplayarak kenara çekileceklerdir

Ayrıntıları konuşarak zaman ve yer tüketmeyelim. ABD AKP’nin hesabını kesti ve AKP’ye sille tokat girişti. Ama operasyonun yalnızca AKP’yi hedeflediğini düşünen yanılır.

AKP iktidarını eritmeye yönelik çok yönlü bir çalışmanın yürütüldüğü açık. Ama diğer yandan AKP’nin boğazındaki elini bir yıldır yavaş yavaş sıkan ABD için yeni iktidar alternatifi de hazırlanıyor.

Bir yılı aşkın bir süredir böylesi bir “misyona” aday olmak üzere CHP’yi merkez sağa doğru açmaya yönelik çalışmaların yürütüldüğü biliniyor. CHP, AKP’nin dışlayıcı iktidarında kendine yer bulamayan sağ siyasi kadrolara kendisiyle birlikte iktidar olma kanalı açarak genişlemek istiyor. CHP’nin Gülen temasını da içeren ABD turları, bu genişlemenin icazetini almayı hedefliyordu. CHP ile Cemaat ve merkez sağ kadrolar arasındaki yakınlaşma, Sarıgül ve Mansur Yavaş isimlerini öne çıkararak ilerletiliyor.

AKP’nin kuruluşu ve iktidara getirilişi Türkiye tarihinin en büyük siyaset mühendisliği başarısı olmuştu. İktidardan indirilişi de bir başka siyaset mühendisliği girişimiyle gerçekleştirilmek isteniyor.

Ancak bugünkü iktidar imalatı, bir önceki iktidar imalatından bir noktada farklılık taşıyor. Ecevit hükümetinin dağıtılması, kitleler nezdinde, 2001 kriziyle yaşanan ekonomik felaketle meşrulaştırılmıştı. AKP hükümetinin “ufalanması” girişimi ise meşruiyetini AKP’nin politik yenilgilerinden alıyor. AKP’nin iktidar meşruiyetini kitleler nezdinde tüketen iki büyük politik yenilginin (Suriye hezimetinin ve Haziran İsyanı’nın) yaratıcıları ezilen halklar olmuştu. ABD ve yerli egemen sınıflar yeni iktidar alternatiflerini Kürt ve Türk halklarının direnişlerinin neden olduğu bir meşruiyet krizinden yararlanarak şekillendiriyorlar.

Ama ezilenler, emekçiler AKP iktidarını yıkacak ve yerini alacak yeni iktidar alternatifinin şekillendirilmesinde devre dışındalar. Yargı ve kolluk güçleri marifetiyle yürütülen operasyonların, devasa iktidar olanaklarının ve güdümlü basın organlarının, yerli ve yabancı istihbarat raporlarının kullanıldığı, ağır topların konuştuğu bu çatışmaya ezilenlerin ve emekçilerin nüfuz edebilmesi olanaklı değil elbette.

Halk elbette bu sürece nüfuz edemez. Çünkü bu süreç ABD ve oligarşiye iktidar seçeneği oluşturmayı hedefliyor. Halkın böyle bir oluşumda ne işi var?

Ama “hesaba dahil olmak” ayrı bir şey, sürece müdahil olmak ayrı!

Olay nedir? Cemaat CIA’den aldığı malzeme ve kontrgerilla cihazındaki mevzileri vasıtasıyla AKP hükümetine karşı saldırıya geçmiştir. Çatışma halindeki güçler, Rojava’daki kontra savaşının, Roboski Katliamı’nın, KCK operasyonlarının ortak sorumluluğunu taşıyan güçlerdir. Çatışma halindeki güçler, Haziran İsyanı’nın kanla bastırılmasının ortak sorumluluğunu taşıyan güçlerdir. Çatışma halindeki güçler neoliberal yıkım hamlelerinin, dilencileştirme ve güdümleme politikalarının ortak failleridir.

Bu nedenle bugün Cemaat eliyle ortaya saçılan pislik, AKP iktidarının yarattığı zulmün, yolsuzluğun, yoksulluğun, yozlaşmanın yalnızca bir kısmından ibarettir. AKP’ye yönelik operasyonlar da, AKP’nin cemaate yönelik operasyonları da bugün sokağa dökülen pisliğin arkasındaki gerçek temeli tartışma konusu haline getirmeyecek, kendisini bir “çeteler savaşı” ile sınırlamaya çalışacaktır.

Bu noktada iki olgunun altını çizmek gerekiyor:

Türkiye halkı Haziran’dan bu yana “tetikte”. Haziran İsyanı’nın ilk devresi kapanmış olabilir ama “isyanın hayaleti” hala parklarda, üniversite kampüslerinde, yoksul mahallelerde, statlarda dolaşıyor.

İkinci olarak, Cemaat-AKP çatışması iktidarın baskı aygıtı üzerindeki hakimiyetini zedeliyor. Haziran İsyanı’nın AKP iktidarının çürümesine karşı başını kaldırdığı bir durumda, iktidarın Haziran’da olduğu gibi vahşi bir güçle bastırma hareketine girişmesi için yeterli gücü ve enerjisi bulunmuyor.

Dolayısıyla halkın, Haziran İsyanı’nda şekillenen demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmacı taleplerle sokakları doldurarak bu sürece müdahale edebilmesi mümkündür.

Devlet içinde hangi çetenin diğerinden daha güçlü olduğunu seyretmemiz gerekmiyor.

Halk “Tam Temizlik, Tam Eşitlik, Tam Özgürlük, Tam Kardeşlik” talebiyle sokakları, meydanları yeniden zapt ettiğinde Haziran’ın omuzuna basarak iktidar hayali kuranlar kuyruklarını toplayarak kenara çekileceklerdir.

Sendika.Org'u destekle

Okurlarından başka destekçisi yoktur